İçeriğe geç

YEKPARE

Bölüm 5 · 6 dk okuma

YEKPARE

Bölüm 5

Komşu Ziyareti

Revirdeki hasta yatağında otururken hemşire bileğimi sağa sola çeviriyordu.

“Ufak bir incinme önemli bir durum gözükmüyor.” Ben kafamı sallayarak onayladım ve inmek için hareketlendiğimde omuzuma dokunan sert ellerle engellendim.

“Biz yinede saralım bandajla ağrısı olmasın.” Hemşire mavi gözlü adamı onaylayıp malzemelerin olduğu dolaba yöneldi. Kaçamak bir bakışla yanımdaki adama baktım deniz gözleriyle kesişti topraklarım.

Mavi göz

Yapma

Olma yanımda

Alışırım hemen

Bırakamam sonra seni

Ruhum kan ağlar yokluğunda

“İstersen hastaneye de gidebiliriz.” Sözleriyle kafamı iki yana salladım. Sarmaya bile gerek yoktu aslında.

“Adınız nededir acaba?” Günlerdir merak ettiğim soruyu sormuştum sonunda.

“Metehan” Güzel dudaklarının arasından çıkan isimle gülümsedim.

Bende seni tanıyordum artık Metehan.

“Memnun oldum.”

“Ben de memnun oldum Umay.” İsmimi onun o güzel sesinden duymak sakinleşen kalbimi tekrar ayağı kaldırmıştı.

Yapma Umay

Yapma bunu bize

Tanımadığın bir adam için

Kaldırma bütün dünyamızı ayağa

Sonra mahçup olur utanırsın bu haline

Hemşirenin geri gelmesi ile yerimde kıpırdandım.

“Kolunu bana doğru uzatır mısın?” Hemşirenin sorusu ile dediğini yaptım. Elindeki bandajı bileğimi ve elimi kaplayacak şekilde sardı. İşi bittiğinde küçük bir apart takarak bandajı birbirine tutturdu.

“Önemli bir şey yok ama sen yine de çok fazla hareket ettirme, bileğini zorlayacak şeyler yapma.” Kafamı sallayarak onu onayladım.

“Teşekkür ederim, kolay gelsin.” Yerimden kalkıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda ardımdan Gökalp geldiği için kapıyı açık bırakıp devam ettim. Biraz ilerlediğimde durdum ve bana yetişmesini bekledim.

“İlgin için teşekkür ederim.” Kafasını önemli olmadığını belirtircesine iki yana salladı.

“Ne demek.” Konuşmamız bittiğinde ileri geri sallandım. Gitmek istemiyordum. Gitmesini istemiyordum.

“Bu arada hediye ettiğin kitabı okudum yarıladım nerdeyse.” Yüzündeki gülümseme büyüdü.

“Hmm öyle mi? Beğenmişsindir umarım.” Heyecanla kafamı salladım.

“Çok beğendim hiç sıkılmadım okurken.”

“O halde bitirdiğin de bir kitap daha tavsiye edeceğim sana.” Kocaman gülümsedim ve kafamı salladım.

“Olur çok sevinirim.” Boğazımı temizleyip cümleme devam ettim. “Ben eve geçeyim tekrar teşekkür ederim.”

“Rica ederim Umay.” Arkamı dönüp avm’nin çıkışına doğru ilerlemeye başladım. Yanından ayrılmamla içimi bir boşluk kaplamıştı. Kafamı iki yana salladım ve bu histen kendini uzaklaştırmaya çalıştım.

^^

Eve vardığımda iki hafta sonra olacak vizelerim için masamın başına oturmuştum. Ders çalışmak hiç ama hiç istemiyordum. Lojik çalışmak ise ölüm gibiydi.

Elimdeki notlara bakıp biraz daha hiçbir şey anlamadım. Discord grubuna girip Yağmur’a yazdım.

Umay: Yapmuuuurr

Umay: Plisss acil yardım baana

Yağmur: He söyle canim noldu

Umay: Lojik anlamıyorum

Umay: Bana lojik anlatır mısııııınnnn

Yağmur: Öğk lojik mi

Umay: 🥹🥹🥹

Yağmur: Tmm tmm sesli sohbete geç geliyorum

Ben sesli sohbete geçtiğimde benden beş dakika sonra Yağmur da sohbete gelmişti.

“Aşkıım napıyorsun.” Benim enerjik sesimle Yağmur gülmüştü.

“Hayırdır bomba gibisin?” Evet bütün güzel enerjiler üzerimdeydi. Nedeni ise az çok belliydi.

“Yaaaağ aşkıım ben her zaman bomba gibiyiim.”

“Tamam tamam hadi kameraları açalım da ders çalışalım.”

“Tamam.”

Kamerayı açtığımızda dersi çalışmaya başlamıştık. Gerçekten çok iyi anlatıyordu. Yağmur zeki bir kızdı ama ben aradan geçen bir saat on üç dakikanın üstüne bir dakika bile ekleyemeyecek kadar bunalmıştım.

“Yağmur aşkım, bugünlük bu kadarcık mı desek?”

“Diyelim Umay aşkım diyelim.” Vedalaşıp görüşmeyi kapatmıştık. Daha fazla ders çalışmayı bırakıp telefonumu elime aldım ve trendyolda bir kaç şey baktım. Bu kadar her şeye erişmek çok kötüydü, sürekli para harcıyordum!

Beğendiğim bir kaç parçayı daha sonra karar verebilmek adına listeme ekledim ve linkini arkadaş grubuna gönderdim.

Umay: Aşk tanelerim sizce güzeller mi güzellerse hangileri neden güzel değillerse hangileri neden değil detay alim pilis

Nazlı: Güzeller

Umay: Çok detaycısın knk çık sığıl

Feyza: İlk attığın pantolon güzel knk ama kumaşı yakar bence alma

Feyza: İkinci attığın kot aşırı iyi

Feyza: iki tişörtte güzel kumaşları da güzel

Feyza: Saatte güzel bence

Umay: Yaa tamaam kankam thanksss

Feyza: Ne demekkk

Sohbetten çıkıp tişörtleri ve kot pantolonu sipariş verdim.

Kapının çalması ile sandalyemden kalkıp ayaklarımı yere sürterek kapıya ilerledim. Ben gidene kadar bir kez daha çalan zille hızlıca kapıyı açtım.

“Merhaba komşu.” Elinde tepsi ile duran üst komşuya gülümsedim.

“Merhaba komşu.” Elindeki tepsiyi bana uzattı ve içindeki aşureleri bana gösterdi.

“Al bakalım.” Elimi tepsiye atıp hepsini çekmeye çalışmamla dumura uğramış ama tepsiyi bana bırakmamıştı.

“Dur dur napıyorsun? Bir tane alıcaksın.”

“Tüh ya ben çok severim aşure.” Omuzlarını silkeledi ve vermeyeceğini belirtti.

“Ya bir tane al ya da gidiyorum.” Tepsiden bir kase alırken güzel koku burnuma dolmuştu. Bu adamdan aşure yapmasını asla beklemiyordum, boş atıp tuttuğunu düşünmüştüm.

“Senden böyle marifetli işler beklemezdim komşu.”

“On elimde on marifet kızım ohoo.” Kendini överken yukarı kattan bir kapı açılma sesi gelmişti.

“Atakan yetmediyse biraz daha var vereyim dağıt.” Yukarıdan gelen kız sesi ile gülmeye başladım.

“Yalancı, yinede teşekkür ederim.” O da bana gülümseyip yukarı doğru seslendi.

“Ah Ahu ah yetti geliyorum.” Merdivenlere çıkıp aralıktan başımı kaldırdım ve Ahu’ya el salladım.

“Merhaba Ahu!” Karşında benim gibi kıvırcık saçlı ama saçının aralarında mor renkler olan beyaz tenli siyah gözlü bir kız vardı.

“Merhaba” sevecen bir şekilde bana selam verdi.

“Aşuren çok güzel kokuyor eline sağlık.”

“Teşekkür ederim, istersen gel evde daha bir sürü var çok yapmışım hem tanışırız da.”

“Ay olur hemen geliyorum.” Kendi evime girip odama koşuşturdum ve üzerime siyah crop altıma gri eşofman ve gri bol bir hırka geçirdim. Elim boş gitmemek adına annemin sabahtan hazırladığı elmalı kurabiyelerden bir tabağa koyup evin anahtarını alarak evden çıktım.

Üst kata çıkarken elimdeki tabağı telefonu ve anahtarı düşürmemek adına dikkatliydim. Sonucunda da dikkatimin karşılığını almış ve hasarsız bir şekilde kapıya varmıştım. Zili çalıp kapının açılmasını bekledim.

Saniyler içerisinde açılan kapı ile gergince gülümsedim.

“Hoşgeldin buyur.”

“Hoşbuldum.” Eve girdim ve etrafı inceledim holün duvarları beyazdı ve yerde beyaz yünlü bir halı vardı. Turuncu renginin ağırlıkta olduğu tablolar vardı duvarlarında aynı zamanda beyaz bir portmanto duruyordu.

“Çekinme, geçsene içeriye.” Eliyle salonu kapısını gösteriyordu aynı zamanla. Elimdeki tabağı ona uzattım ve ilerledim.

“Elmalı turta çok severim. Amcam da çok sever. Teşekkür ederiz.” Şaşkınca ona döndüm.

“Atakan amcan mı?” Soruyu sorarken şaşkınlıktan gözlerim büyümüştü. Ahu bu halime sesli bir şekilde gülmüş ve açıkla yapmıştı.

“Ay yok o benim kuzenim. Amcam normalde İstanbulda yaşamıyor bizi ziyarete geldi sadece, bu akşam da bizde kalacak.”

Salona geçtiğimde kafamla onu onayladım. Salonda hol gibi beyaz ve turuncu renklerin hakim olduğu sıcak bir odaydı. Büyük sarı ışık yayan bir lambader odaya sıcaklık ve samimiyet katıyordu. Aynı zamanda hemen köşede güzel bir kitaplık vardı.

Atakan koltuğa oturmuş elinde oyun kolu ile televizyona dikkat kesilmişti.

“Hoşgeldin komşu.” Bakışlarını bana çevirmeden konuşmuştu.

“Hoş buldum komşu.” Ahu mutfaktan elimde aşure ile gelip orta sehpaya koymuştu ve sehpayı da bize doğru çekmişti.

“Adın neydi bu arada Atakan komşu komşu diyip duruyor.”

“Umay adım.”

“Ne güzel okuyor musun?”

“Evet bilgisayar mühendisliği, sen?”

“Ben mimarlık bitirdim burayada iş için geldim.”

“Yaa evinden belli ama aşırı zevklisin.” Bir taraftan aşure yiyordum bir taraftan da konuşuyordum. Ahu tatlı bir kıza benziyordu.

“Nerden taşındınız bu arada?”

“Ankara. Orda doğduk büyüdük ama Atakanın tayini buraya çıktı bende burda iş bulunca beraber eve çıkalım dedik.”

“Atakan ne iş yapıyor ki?” Sorduğum soruyla Atakan bize döndü.

“Dedikodumu yapmayın kızlar.” Dalga geçtiği her halinden belliydi.

“Atakan polis.”

“Ne güzel.” Gözlerim odada gezinirken kitaplık tekrar ilgimi çekmişti.

“Kitaplığın ne kadar güzel. Sever misin kitapları?” Ahu derin bir nefes çekti.

“Aslında pek sevmezdim ama bir amcamız var görmen lazım bu kadar kuralcı ve baskıcı bir adam olamaz. Çocukken bize zorla kitap okuturdu. Şimdi de alışkanlık okumadığım zaman kendimi kötü hissediyorum.”

“İyi yapmış güzel bir alışkanlık kazandırmış.” Sözlerimin ardından Atakan söze atlamıştı.

“Ahu kendi adına konuşsun bende alışkanlık olmadı zaten okuyormuş gibi yapardım çocukkende.”

“Salaksın çünkü Atakan, sanki amcam anlamıyordu bir de eşşek gibi koşturuyordu seni ceza olarak.” Sözleriyle şaşırmıştım ne kadar değişik bir amacaları vardı.

“Ne kadar zor bir amcanız varmış.”

“Ya sorma Umay tutturmuştu bırakmıyordu yakamızı şimdi de ben onu bırakamıyorum orası ayrı.”

“Neden bırakamıyorsun ki?”

“Metehan amcama insan alışınca bırakamıyor. İnsana kendini güvende hissettiriyor. Bir problem varsa ve amcam ordaysa bu problem çözülür bundan emin oluyoruz.” Atakanın açıklamasıyla afallanmıştım.

Metehan? Dünya üzerinde kaç tane Metehan vardı?

Sen misin mavi?

Bu gece bu eve gelecek olan sen misin?

🍓

Bölümü nasıl buldunuz?

Yorumlarda fikirlerinizi belirtmeyi unutmayın

Bölüm sonu kalbine dokunarak bölümü beğenebilirsiniz

Çoook öpüldünüz

-sev

🍓

Bölüm sonu

2 yorum

  • Ayyyy bu ne güzel bir bölümmmmmm Dünya üzerinde Metehanlar çoğalsın 🩶