İçeriğe geç

Yazılmış kader

Bölüm 5 · 8 dk okuma

Yazılmış kader

Bölüm 5

5.bölüm:ZORUNLU EVLİLİK

Asila Akal

dört gün sonra

Abay Göktaş ile kafede oturmamızın üzerinden dört gün geçmişti,o gün Abay ile otururken başlarda çok gerilmiştim ama daha sonra hem benim hem de onun arkadaşları da gelince rahatladım. Onun dışında kafede olan zamanımız güzel geçmişti ama asıl olaylar ben eve gidince başladı

araba ile evin bahçesine girince bahçede bizim arabaların dışında on tane daha araba gördüm ama neyseki bizim bahçemiz çok büyük olduğundan arabamı park edecek yer bulmuştum,acaba yine kim gelmişti?

arabamı park edip içeri girdiğimde salonda birkaç kişi gördüm. Bir adam,bir kadın ve benden en fazla üç yaş büyük bir erkek vardı. Benim içeri girdiğimi görünce herkes bana döndü, yeni işten geldiğim için üzerimde hala üniformam vardı,saçlarımı her zamanki gibi sıkı bir topuz yapmıştım ve ayaklarımda da siyah topuklu ayakkabılar vardı, takı fazla sevmediğimden takı takmamıştım,makyaj olarak da sadece kırmızı bir ruj sürmüştüm

Annem ayağa kalkıp yanıma geldi,o yürürken ayağındaki topuklulardan belirli bir ritimde ses çıkıyordu ve bu kulağa hoş bir müzik gibi geliyordu

"Kızım nerede kaldın?"sanki kimsenin bizi duymasını istemiyormuş gibi kısık sesle konuşuyordu

"Bu sefer ki dava her zamankinden daha uzun sürdü,o yüzden geciktim."Annemin arkasında oturan yabancı insanlar bakarken formamı çıkartıyordum"Anne bu gelenler de kim?"

Annem sanki çok güzel bir şey başarmış gibi ağzı kulaklarına vardı. Sırtımdan hafif ittirip bana odama kadar eşlik etti

Odaya aldığımızda meraktan çatlamak üzereydim"Anne!artık söyleyecek misin kim olduklarını?"dedim sitemli bir sesle

Annem en sonunda konuşabildi "Kızım bu gelenler çok varlıklı bir mafya ailesi ve senin için geldiler" Annem daha da sırıttı. "Gelinlerini almaya" ne! yanlış mı duydum!?

"Anne Senin Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?" Ben saçımı başımı yolum çıldırırken Annem karşımda seviçten havalara uçuyordu

Derin nefesler alıp kendimi sakinleştirmeye Çalışıyordum ama nafile vücudum öfkeden çıldırıyordu. Annem ne hakla benim Rızam olmadan beni evlendirebilirdi ki!? bu bildiğin adaletsizlikti! "Anne bana cevap ver bana bunu sormadın bile!" sinirden Gözlerim dolmaya başlamıştı. Tuzlu gözyaşlarımdan ilk ağzıma girdiği an elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Böyle saçma bir şey için ağlamam saçmalıktan mı başka bir şey değildi!?

Annemin kaşları çatıldı "Onu Tanımıyorsun bile! neden evlenmek istemiyorsun! ve ayrıca evlenmeyeceğim çalışacağım ben dersen de kabul etmiyorum haberin olsun"

Kollarımı göğsünde birleştirip duruşumu dikleştirdim. "Nasıl tanımıyorum anne!" kaşlarım düz bir çizgi halini aldı. "Adam mafyaya mafya Üstelik adam içki kumar bağımlısı serseri bir tip asla evlenmem ben onunla!"

annem bu sefer gerçekten öfkelendi ve bana şiddetli bir tokat attı,anın şoku ile kafam yana düştü ve gözlerim yere kilitlendi hayatımda kimseden yemediğim tokadı öz Annem en şiddetli haliyle bana tattırmıştı, ama annem bana hiç vurmazdı ki, her zaman şefkatle başımı okşayan eli ilk defa bana tokat atmıştı. Anneme ne olmuştu böyle, o... çok değişmişti...

"Evleneceksin işte be! daha fazla uzatmanın bir anlamı yok, kaç senedir istediğini yapıyoruz karşılığı bu mu? Küçücük bir şey istedik senden ya!"

ben ağlamamak için kendimi zor tutarken gözlerim sık sık doluyordu,gözyaşlarım taştıkça elimin tersi ile siliyordum

annemin karşısında güçlü durmalıydım çünkü bana hayatı böyle öğretmişti "eğer kendini küçük düşürürsen,herkes ezer seni,onlar seni ezmesin sen onları ez Asila!" ne zaman biri beni küçük düşürmeye çalışsa beynimde annemin cümlesi yankılanıyordu,durmaksızın beynimde yankılanan bu ses beni kalkıp mücadele etmeye zorluyordu. Evet,yine o lanet sesi duyuyordum çünkü bu sefer de annem beni eziyordu

kafamın içindeki seslere sinir olduğum için anneme doğru bir adım atım,bu ani hareketim karşısında annemin kaşları çatıldı,ve ağzı bir karış açıldı

onun konuşmasına fırsat vermeden onu susturdum

"ben çocuk değilim anne! kendi ayaklarım üzeinde durabilirim,başımın çaresine bakabilirim ve bunun için de kimseye muhtaç değilim!"yüzüm sinirden kıpkırmız olmuş bir halde anneme bakıyordum "ve senin de bana dediğin gibi anne,kendimi başkalarına ezdirmiyorum..."kapıya doğru yürüyüp kapıyı açtım,sonra durdum ve anneme döndüm "ayrıca annem olmasaydın,seni çoktan ezip geçmiştim anne..."şu ana dek söylediğim her şeyi bağırarak ve yüksek sesle söylemiştim ama son sözlerimde sesim kısık ve sakin çıkmıştı...

📖 on dakika sonra

bahçede çam ağacının dibine oturmuş,dizlerimi kendime çekip oturmuş boşluğa bakıyordum. İçimde hiçbir duygu yoktu,sadece donuk bir şekilde bahçede duran korumaları ve gezinen insanları izliyordum,daha doğrusu öylesine bakıyordum

"annemin bu tavırları neden birden değişti? oysaki o beni çok severdi..."

kafamı dizlerime sardığım kollarımın arasına gömdüm. Gözüm kapalı iken birinin yürüme seslerini işittim. Kafamı kadırıp baktığımda Lavinya'nın bana doğru geldiğini gördüm

gülümsüyordu,üzerinde siyah beyaz hizmetçi kıyafeti vardı,ayağındaki siyah babetler de kıyafetlerine feci şekilde uyuyordu,saçlarını sıkı bir topuz yaptığı için yüzü arkaya doğru gerilmişti,yüzünde gram makyaj yoktu sadece dudağına nemlendirici sürmüştü

yanıma geldiğinde yüzümü görmesi ile yüzündeki gülümseme soldu "iyi misiniz Asila hanım?"aklıma gelenler ile dolan gözzlerimi elimin tersi ile sildim. Soğuk bakışlarım istemsizce Lavinya'nın üzerinde gezindi. Baştan aşağı onu süzdükten sonra cevap verdim

"sorun yok Lavinya"neden bilmiyorum ama ilk kez böyle bir olay içime işlemişti,sanırım annemin bu zamana kadar bana yaptığı şeylerin yanında bu evlilik meselesi zoruma gitmişti ve kabullenememiştim

"peki neden üzgünsünüz?"tam yine inkar edecektim ki nefesimi sesli bir şekilde verip vazgeçtim

"aslında...kendimi biraz üzgün hissediyorum..." başını sol omzuna eğdi ve yüzüne sogulayıcı bir ifade takındı "anlatmak ister misiniz Asila hanım?"

ben tam anlatmaya başlayacaktım ki içeriden annemin sesi geldi "Lavinya!neredesin sen,gel bize birer kahve yap!?"

Lavinya bozulmuş bir şekilde bana baktı, "malesef, Adel hanımı duydunuz gitmem gerek" koşar adımlar ile benden uzaklaşıp içeri girdi

bir beş dakika daha orada oturup bende içeri geçtim,ben yanlarına gitmediğim için beni istemeye gelenler gitmişti,eminim çünkü gittiklerini kendi gözlerim ile gördüm

📖 birkaç saat sonra

bahçeden geldiğimdendir odamdan hiç çıkmamıştım,bir ara annem geldi ama onu kabul etmedim. Saat yediye beş vardı,akşam yemeği için mecburen aşağı inecektim çünkü acıkmıştım

pijamalrımla inemeyeceğime gire üstümü değiştirmem lazımdı,gardolabımı açtım alt olarak siyah rahat bir eşortman,üst olarak da beyaz sade bir tişört giydim. Evde olduğum için fazla süslenmeme gerek yoktu,sonuçta kimse kendi evimde beni yargılayamaz...

Abay Göktaş

saat tam yediydi ve babam ile yemek masasında akşam yemeği yiyorduk

hiç iştahım yoktuama sırf babam için birkaç lokma yemeye çalışıyordum. Babamların duruşmasına dört gün kalmıştı,sonra nihayet o oruspu kadından kurtulacaktık. Aslında mutlu olmalıydım ama neden bilmiyorum bir sebepten dolayı üzgündüm

"oğlum,neyin var senin?"babamın sesi ile daldığım düşüncelerden ayrılıp babama döndüm

"hiç,dalmışım öyle" babam bana şöyle bir baktı,ve başka bir soru daha yönetti "yemeğini ye o zaman oğlum,bak çok zayıflamışsın biraz kilo al" babam haklıydı, bu aralar rahat on kilo vermiştim. Biraz daha kilo verirsem sağlığım tehlikeye girebilirdi. Zorla da olsa tabağımdaki biftekten bir lokma aldım. Yemek yemekle uğraşırken bir yandan da Asila'yı düşünüyordum acaba şuan ne yapıyordur?

bifteğin yarısını tabakta bıraktıktan sonra oturduğum yerde dikildim "benden bu kadar baba daha fazla yiyemem,ben odama çıkacağım"

Asila Akal

sofrada oturmuş ailecek yemek yiyorduk. Masada çıt çıkmıyordu,ölüm sessizliği vardı,sadece nefes seslerimiz ve birbirine değen çatal bıçak sesleri duyuluyordu. Önceden fark etmediğim ve gözden kaçırdığım bir detay vardı ve ben bunu kafamı kaldırınca fark ettim

herkes bana bakıyordu...hepsi olmasada annemler yemek yemeği bırakmış dik dik beni izliyorlardı Ciihan ve Berk ise bana kaçamak bakışlar atıyorlardı,bıkkın bir şekilde bakışlarım ilk önce annem ve babamı buldu

"anne,baba baştan söyleyeyim eğer o evlili konusu için beni azarlayacaksanız boşuna uğraşmayın çünkü umurumda bile değil"

annemin üzerimde olan bakışları daha da sertleşti "bana bak eğer bir daha biz karşı çıkarsan..." demişti ki sözünü kestim "ne yaparsın anne,yine tokat mı atarsın?" gözlerimi kısıp uzun zun anneme baktım

annem resmen öfkeden kıpkırmızı olmuştu,ne diyeceğini bilemedi ve bütün gözler ona döndü. Babam anneme öyle bir öfke ile bakıyodu ki ben bile korkmuştum

"Adel,sen Asila'ya mı vurdun!?" annem dehşete kapıldı, birşeyler geveledi ama babam onu dinlemedi "b-ben açıklayabilirm hayatım"

"sus,bana hayatım deme!"babam işaret parmağı ile beni gösterdi "doğduğu gün bana söz vermiştin,yemin etmiştin,ona asla vurmayacaktın elin bile kalkmayacaktı,neden sözünde durmadın!"

evde sadece babamın bağırma sesleri yankılanıyordu "bana cevap ver Adel,neden yaptın bunu,verdiğin sözü neden tutmadın neden!?" anem babamın en hassas noktasını aşmıştı ve bunu yeni idrak ediyordum açıkçası, yüzündeki mahçup olmuş ifadeden bunu herkes rahatlıkla anlayabilirdi. Babamın bu kadar sinirleneceğini bilseydim o baklayı ağzımdan hiç çıkarmazdım. Annem pişman olmuş gibi gözüküyordu ama kurşun silahtan çıktı mı pişmanlığın bir faydası olmazdı...

annemin aklıne ne geldiyse eğdiği başını kaldırıp kaşlarını çattı,beni işaret edip babamı yanıtladı "neden biliyor musun,çünkü kızın evlenmek istemiyormuş!?" tam söze girecektim ki babam benden önce davrandı "istemiyorsa istemiyor hem Asila bizim seçtiğimiz insan ile olmak zorunda değil! ömür dediğin ne ki,bırak kız istediği kişi ile evlensin!"

"sorun da bu zaten! senin kızın kimseyi sevmiyor!" annem bunları söyledikten sonra oturduğu yerde dikildi ve bana döndü,"bana bak sen de ne yaparsan yap evleneceksin,bunun bir kaçışı yok seni en kısa zamanda o nikah masasına götüreceğim" arkasını döndü,birkaç adım atıp durdu ve omuzunun üzerinden kısık gözler ile bana bakıp konuşmaya devam etti

"ki bu zorla bile olsa..."sesi adeta bir fısıltı gibi çıkmıştı,sözlerini bitirdikten sonra yanımızdan ayrıldı

sanki çok umurumdaydı ya! ben o adamla evlenmeyeceğim!evlenmeyeceğim kardeşim zorlamayın ya. Masadakilere döndüm "ben odama çıkıyorum,yarın önemli bir davam var,şimdiden hepinize iyi geceler..." ayağa kalkıp masadakilere sırtımı döndüm ve salondan çıkıp odama çıktım

odama girince kapıyı kapatıp kilitledim

bir süre annem ile karşılaşmasak iyi olurdu!

telefonumu komidinin üzerine bırakıp duşa girdim.Hemen duştan çıktım ve telefonumu alıp yorganın içine girdim. Instagram'ı açıp hikayeme bir alıntı yazdım

"düşmanların değil de en çok ailen acıtırmış canını..." paylaşa tıkladım ve biraz Instagram'da takılmaya başladım. Aradan beş dakika geçmeden ünlü Abay Göktaş'tan bildirim geldi. Dur bir dakika ne! Abay mı!?

hemen ne yazdığına baktım bir sorun mu Asila? bu adam neden beni önemsiyordu?

hayır,sorun yok... kısaca yazdığım mesajdan ne anlam çıkarttıı bilmiyorum ama sinirlenmiş gibi cevap verdi

yalan söyleme!hikayene attığın alıntıyı gördüm

birşey yok gerçekten Abay bey

bana Abay de

siz neden beni önemsiyorsunuz?

canım öyle istiyor

siz hep canınızın istediğini mi yaparsınız?

evet,neden?

hiç...

bir süre mesaj gelmedi sonra tekrar bir mesaj daha geldi Asilacım ne olduğunu söyle yoksa birazdan olacaklardan ben sorumlu değilim ne!? bu apaçık bir tehtiddi

siz beni tehtid mi ediyorsunuz!?

Asila,ne olduğunu söyler misin artık!

peki,annem beni zorla evlendirmeye çalışıyor,tamam mı!?

mesaja verdiği cevabı o kadar hızlı yazmıştı ki sanki daha ben yazarken mesajı okumuştu ne!ve sen de bunu kabul ettin öyle mi!? bu adam evlilik kelimesini duyunca neden bu kadar sinirlendi ki?

Abay bey gerçekten rahatsız olmaya başlıyorum,benden ne istiyorsunuz?

boş versene...neyse...iyi geceler

telefon ekranına bakakaldım... benim tepki göstermem gerekirken bu adam bana trip mi atıyordu!?inanılır gibi değil!

fazla uursamamaya çalıştım ve telefonu komidinin üzerine bırakıp uykuya daldım

bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.