Gelicem tabi, sonrada izin ister çıkarız. Bana müsade o zaman.
Görüşürüz Mete...
Görüşürüz Dora....
Gül Mete gittikten sonra yanına geldi Doranın.
Gül: Hayırdır aşık mı oldun mavişim?
Saçmalama halacım! Ama şanslıyım çok iyi bir adam çıktı karşıma. Çok iyi dost olucaz biz onunla hissediyorum.
Gül: Hadi hayırlısı halasının bitanesi. Hayırlısı....
______________________________________
Geceye kalmadan konak ahalisi dönmüştü. İlker elindeki yüzüğe bakıp iç çekiyordu.
Böyle olsun istememişti. Bencilliğinin kurbanı maalesef ki o değil Dora olmuştu.
Gözünden sakındığı inci tanesini ilk başta kendi, sonrasında ailece paramparça etmişlerdi.
İlker, Dora onu affetsin istiyordu. Yeniden kardeşi, can yoldaşı olsun istiyordu.
İlker: Affetmez....
Ayşe: Niye dedin öyle oğlum? Doram merhametlidir, hata yaptın deseydın seni ateşe atmazdı kardeşin.
İlker: Yok ana yok, gözlerinde gördüm ben bu gece. Nefesim ciğerimi deliyor ana. Yaptığımın telafisi yok.
Ayşe: Et tırnaktan ayrılır hiç! Zaman gerek oğlum oda anlıycak.
İzzet: Neyi anlıycak Ayşe? Tek nefeste onu değil ilkeri seçişimizi mi? Orda hiç gibi bi başına koyup gelmemizi mi? Yoksa, attığın tokatıdı mı sineye çekip affedecek?
Ayşe ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra... Gülünün goncasını kopartıp atmıştı. Affetmez miydi sahi anasını?
Gül: De hayde kalkın yatın yarın dünürler gelicek, erken kalkılıcak.
Hepsi kalkıp odalarıba gitmek için merdivene yöneldiler.
Ayşe: Ömrümde oğlumu öpmeden bu ikinci yatağa gidişim. İzzet uyumuşsa öpsem ya.
İzzet: Yüzün vardır? Buyur tokat attığın yerden öp mutlaka!
Ayşe yere çöktü eşinin lafları haklı oluşundan çok daha ağır geliyordu. İzzet ağa eşinin kolundan tutup kaldırdı onu.
Sessizce odalarının yolunu tutmuşlardı.
.
.
.
Ertesi sabah konakta bir telaş vardı. Herkes kahvaltı sofradındaydı bir tek Dora uyanamamıştı her zamanki gibi.
Ayşe bir umut oğlunun odasına çıktı. Kapıyı tıklatıp usulca açtı. Dora hala uyuyordu.
İçi giderek yaklaştı yatağın kenarına oturdu. Elinin titremesesini görmezden gelip oğlunun yüzüne çıkartı parmaklarını.
Yumuşaşık dokunuşlarla Dora mırıldanmaya başlamıştı.
Az daha uyuyum ana ya...
Ayşe uyku sersemi konuştuğunun farkındaydı ama kısa bir an kısacık anda olsa eskisi gibi olmanın tadını çıkartmak istedi.
Dora uyanmıştı kısa sürede. Ama açmadı gözlerini, açamadı. Cam kırıkları kalbine bata bata, son kez dedi son kez evlatmış gibi sevilmenin keyfini çıkarttı.
Ayşe: Gül goncam, kalk iki gündür hiç bişi yemedin hadi annecim. Sofra hazır.
Dora nemli gözlerini açtı. Nazikçe şefkatli ellerin boşa düşmesini sağladı.
Sen in, bende işimi halledip gelirim.
Ayşe bunada şükür diye geçirdi içinden. Cevap vermiş, bağırmamıştı. Sessizce çıktı odadan.
Dora banyoda işlerini halledip avludaki masaya geldi. Her zamanki yerine geçip oturdu.
Davut Ağa oğlanın gelmesi ile neşe ile konuştu.
Davut Ağa: Çok şükür torunum. Günaydın yok mudur?
Bana mı dediniz Davut Ağa!
Dedesi bozulsa da belli etmedi. Oğluna dönüp konuşmayı tercih etti.
Davut Ağa: Düğün için hazırlıkları konuşursun o Hamza denen deyusla! Beni muhatap etme.
Davut Ağa:Şükür bundan sonra yediği lokmalar boğazına dizilicek! Bende rahat bir uyku çekicem yıllar sonra.
İzzet: Baba yeter artık!
Dora birden konuya girdi, ne konuştuklarını umursamadan.
Bugün Mete ile dışarı çıkıcaz.
Davut Ağa: İzin vermiyorum, o ite yüz vermiceksin duydun mu?
Hahahaha.... Harbiden güleceğim yoktu ha! O nasıl olucak kocam olucak ya Mete Ağa!
Ha dövmezse şanslı sayarım kendimi buna da şükür! Gerçi siz onuda öbemsemediniz ya neyse!
İlker: Kim kimi dövüyor lan! Kimin haddine benim kardeşime el kaldırmak!
Aynısını anne de deseydin ta küçük Ağa! Naparsın sattınız ya beni artık tepe tepe kullanır kocam!
İzzet: Dora! Az sakın ol oğlum. Çok ağır konuşuyorsun.
Az bile diyorum İzzet Ağa. Ha bu arada Hamza babamın boğazına filan dizilmesi ne müsade etmem o lokmaları bir bir senin boğazına dizilir inşallah Davut Ağa!
Davut Ağa hiddetle yerinden kalktı elini kaldırdığında bu kez İzzet kolunu tutup engel oldu.
İzzet: O artık senin torunun olmanın dışında Kaya Aşireti'nin damadı! Onun kılına zarar getiremezsin Töre'yi bilirsin Baba!
Davut Ağa: Benim evimde, benim imkanlarımla, benim aldıklarımla bana terbiyesizlik yapamazsın!
Bak adam haklı ha! Bir saniye hallediyorum o meseleyi de bekle.
Eline telefonu aldı, dün akşam kaydettiği numarayı aradı. İkinci çalışında açıldı telefon.
Dora hoperlörlerden konuşuyor, Mete'nin durumu anlamadı için dua ediyordu.
Alo.... Mete kocacım!
Mete ilkten şok olsada Doranın birine duyurmaya çalıştığını anlamış bozmamıştı. Dorada içinden dua ediyordu anlayıp bozmaması için.
Efendim güzelim, emret!
Metecim, Davut Ağa haklı olarak bu haneden saymıyor beni. Kartım, arabam, telefonum, param her şeyim onun biliyorsun.
Davut Ağa haklıdır yavrum, sen usulünce ona ait olanları bırak önüne başının gözünün sadakası olsun.
Ben şimdi telefon, para kart gönderiyorum Basri ile. Arabanı bugün çıktığımızda alırız olur mu güzelim?
Ayyy çok teşekkür ederim. İnsanın kocasının olması ne güzelmiş. Bekliyoruz geç kalmayın.
Görüşürüz kocasının canı.
Davut Ağa: Sen... Sen onunla! Lan senin ilişkin vardı da bizden mi sakladın? Doraaaaaa!
Yoo ilk görüşte aşk diyelim. Niye umurunda olsun ki bak, sana ait hiç bir şeyim kalmıycak artık.
Sadece bir kaç gün daha katlanıcam hepinize halam sen hariç. Sonrasında hiç var olmamış olucam hayatınızda!
Sonrada arkasına bile bakmadan odasına gitti. Tam kapıyı kapatıcaktı ki sertçe açılıp kapanması kitlenmesi bir oldu.
Ne... ne oluyor abi hayırdır?
İlker kıpkırmızı gözleri ile bakıyordu Dora ya. Dora zorluklarla yutkundu.
İlker: Ağzından abi lafını duymak için delirmemiz gerekiyormuş, canın sağolsun!
Ne oldu niye geldin? Hala yüzün var?

Önünde diz çöküp ellerini avuçları içine almış ağlayan abisine baka kaldı Dora.
İlker: Demedim, diyemedim lan. Sandım ki kaçarız beceriksiz kimseye bişi olmaz sabdım Doram.
İlker: Sen benim yüzümden.... Ne desem affetmitceksin biliyorum ben. İnci tanem, canım yoldaşı çok pişmanım ven bunu bil. Hiç bir anlamı yok, hiç bişi düzeltmez ama bil.
Abi kalk! Kalk bana bunu yapma kalk yerden!
İlker: Layığım orası benim! Gebermek lazımdı. Menekşeye kıyamadım sana kıydım Dora!
Deseydin lan deseydin! Canımı verirdim senin için ben be! Berdel neymiş! Her gün cehennem olsaydı katlanırdım güle oynaya.
Sen yok saydın beni incini! Sonra bisiklet zinciri boşalır ya yokuş aşağıya.... Tümden kaybettim ben bir kaç dakikada ailemi!
Yok saydınız yok ettiniz beni! Şimdi af yok İlker Dilmen! Dora da yok artık sizin için öldü Dora Dilmen!
Şimdi Dora Kaya var!
Bölüm Sonu.....
Yeni bölümde görüşmek üzere✌