Saat gece 3'tü. Benim uykum bir türlü gelmiyordu ve feci bir şekilde başım ağrıyordu. Evde baş ağrısı hapı olmadığı için hastaneye gitmeye karar verdim. Altıma pembe bir eşofman üstüme de beyaz bir crop giydim.
Hastane yazlığa biraz uzaktı. O yüzden bisikletime binip hastaneye doğru yola çıktım. 5 dakika gibi bir sürede hastanede olmuştum.
"Merhaba randevum yoktu"
"Sıkıntı yok az kişi var zaten siz 8 no'lu odaya geçin doktor hanım gelir hemen"
"Tamamdır teşekkürler"
8 no'lu odaya girdim. İçinde biri vardı.
"Şey pardon burda biri-"
Yakından bir ses geldi.
"Seren?"
Arkamı döndüğümde dudağı patlamış biri duruyordu. Bu kişi egeydi.
"Ege! Bu halin ne"
Yanındaki koltuğa gidip oturdum. Niye bu haldeydi. Gecenin bu vaktinde hemde..Ege cevap verdi. "Küçük bir kavga hemsi bu kadar" iç çektim. "Yarın ararım konuşuruz" dedim ve oturduğum sandalyeden kalktım. Ege kolumu tutup beni durdurdu. "Sen niye burdasın" dedi.
Merak etmişti. Hemde çok gözleri meraklı bakıyordu. Dudaklarını kemiriyordu sanırım bu alışkanlığıydı. "Başım ağrıyordu" dedim. "Şimdi bırakırsan gideyim" ege kolumu bıraktı ve gitmeme izin verdi.
Doktor'a parol yazdırdım. Eve gitmek yerine ege'yle karşılaştığımız iskeleye gittim. Beyaz yaz dizilerindeki bir yat vardı. Oldukça lükstü. Yat'ın üstünden bir kaydırak denize doğru iniyordu.
"Gör seren gör bak yaşıtlarının neleri var sen anca Aşk-ı Memnu izlemeye devam! Bu performansını devam ettirmemen dileğiyle"
Bir süre denizde taş sektirdikten sonra bisikletime binip eve gittim. Evimin önünde bir lale buketi vardı. Renkli laleler..
İçindeki notu okudum.
Beni yarın aramayı unutma. Sözünü tutmayan insanları sevmem
Laleleri içeri götürüp vazoya koydum. Bu çocuk cidden delirtiyordu beni.
İyi bir arkadaş adayıydı yada aşkadaş:)))








