İçeriğe geç

Yaz Yağmuru

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Yaz Yağmuru

Bölüm 1

1

Üniversite sınavına çalışmak on sekiz yıllık hayatımda yaptığım en zor şeydi. Her gün erken kalkmak ve ders çalışmak sorun değildi. Ama gece gündüz demeden aylarca soru çözmek bir sorundu. Sosyal hayatımın yok olması bir sorundu. On kilo almak bir sorundu. Ama neyse ki bitmişti. On gün önce üniversite sınavına girmiştim. Üç gün önce de ailemin zoruyla babaannemlere gelmiştik. Şimdi ise kız kardeşimin yaz kursu olduğu için annemi, babamı ve küçük kardeşim Doğayı havalimanına getirmiştik. Birden duyduğum sesle düşüncelerinden sıyrılıp benimle konuşan anneme dikkatimi verdim.

"Babaanneni ve dedeni sakın üzme." dedi annem kollarımı sıvazlarken. "Düzgünce beslen. Yeni arkadaşlar edin. Ama kendine dikkat et. Öyle karşına çıkan herkese güvenme."

"Berfin, kızımız on sekiz yaşında. Eminim bunları düşünebilecek kadar büyüktür." dedi babam sıkılarak.

"Ama Ahmet! Bu bebeğimizle ilk uzun ayrılığımız. Onu nasıl bırakacağım?" diyerek bana sarıldı sanki beni buraya göndermek onun fikri değilmiş gibi.

"Merak etme kızım. Torunumuz bize emanet. Hem dün kuzenleri de geldi zaten. Hiç sıkılmaz." dedi babaannem.

"Oğlum siz gidin artık. Uçağı kaçırmayın. Varınca arayın mutlaka." dedi dedem.

Ailemle vedalaştım. Bir yanım onlarla ilk defa bu kadar uzun zaman ayrı kalacağı için çok üzgündü. Diğer yanım ise ilk defa onların ve ders çalışmanın baskısı olmadan sakin günler geçireceğim için inanılmaz mutluydu. İçim kıpır kıpırdı.

Eve döndüğümüzde kuzenlerim Sibel ve Cihan karşıladı beni. Sibel benimle yaşıttı. O da bu sene sınava girmişti. Cihan ise onun abisiydi. İkisi buraya babamın yoğun ısrarları üzerine erkence gelmişti.

"Hoş geldiniz!" diye bizi coşkuyla karşıladı Cihan. "Sibel çay koydu size. Siz içeri geçin. Ben atıştırmalık getiririm."

"Sağol yavrum." dedi mutlulukla babaannem.

"İyi ki geldiniz çocuklar. Siz varken evin içi cıvıl cıvıl." diye şakıdı dedem. İkisi birlikte salona geçtiler.

Odama doğru gitmek için yöneldim.

"Deniz sen gelmiyor musun?" diye sordu Cihan.

"Çok yorgunum. Odama gidip uyumak istiyorum biraz." dedim ve bir şey demesine izin vermeden odaya girdim. Hemen kendimi yatağıma attım. Sonunda biraz huzur buldum. Artık biraz uyuyabilirdim.

Ancak ben uyuyamadan kapı gürültüyle açıldı. "Noluyor ya?!" Dedim sinirle. Kafamı kapıya çevirdim. Gelenler Sibel ve Cihandı. "Kapısız evden mi çıktınız?" diyerek onlara arkamı döndüm.

"Deniz kalk çabuk." dedi Sibel. Sesi her sinirlendiğinde olduğu gibi tiz çıkmıştı.

"Geldiğimiz günden beri ölü gibi yatıyorsun." dedi Cihan kafamın altından yastığı çekip alırken. Sonra bana o yastıkla vurmaya başladı. Sibel de boş durmadı. O da yatağa çıkıp zıplamaya başladı.

"Yeter ya! Kaç yaşındasınız siz? Beni rahat bırakın."

"Olmaz. Amcam ve yengem bizi özellikle tembihledi. Seni eski haline getireceğiz." dedi Sibel sonunda zıplamayı bırakırken.

"Sen geçen sene neşeli ve enerjik bir kızdın. Ders çalışmaktan beynin mi eridi?" diye dalga geçti Cihan. "Ama abartma Deniz. Sibel de bu sene sınava girdi. Ben de geçen sene sınava girdim. Hiç senin gibi olmadık."

"Herkesin sınavı kendine..." dedim umursamazca.

"Eğer şimdi kalkıp bizimle düzgünce konuşmazsan yemin ediyorum babaannemi çağırırım. Sen de biliyorsun ki o gelirse seni düzeltir. Artık akşama kadar evden mi atar, sabah akşam ev işi mi yaptırır orasını ben bilemem." diyerek tehdit etti beni Sibel. Babaannem çok inatçı bir kadındı. Pekala Sibelin dediği şeyleri bana yapabilirdi. Üstelik babam inatçılığını ondan aldığı için o da eylül ayının sonuna gelmeden beni alıp kendi evime götürmezdi. Babaannemle inatlaşmak bu evde geçireceğim süreyi cehenneme çevirmek demekti. O yüzden istemeyerek olsa bile kalktım ve yatağa bağdaş kurup oturdum. Hemen sonra Sibel soluma, Cihan sağıma oturdu.

"Ailen depresyona girdiğini düşünüyor. Senin için endişeleniyorlar." dedi Sibel elini omzuma koyarken.

"Biliyorum. Benim iyiliğimi düşünüyorlar. Ama depresyonda değilim. Sadece psikolojik olarak yorgunum biraz. Beni bir süre kendi halime bıraksalardı ben bir süre sonra kendime gelirdim zaten."

"Peki kuzen. Ama sonuç olarak hepimiz buradayız. O yüzden gel beraber bir şeyler yapalım. Yapmak istediğin bir şey yok mu?" dedi Cihan benimle tatlı tatlı konuşurken.

"Bir düşüneyim." dedim elimi çeneme koyarken. "Aslında benim yapmak istediklerimi yazdığım bir liste vardı..." dediğimde Sibel hemen yerinden fırladı.

"Nerede?"

"Masanın üstündeki defterde." Defteri aldı ve hemen okumaya başladı.

"Çok fazla şey var." Sağ işaret parmağını yazdığım listede gezdiriyordu. "Tam yüz tane... Bunların hepsini bu yaz yapamayız. Burada kayak yapmak, Kapadokya'da balona binmek gibi aktiviteler var. Ama bir kısmını yapabiliriz. Bir sayı belirleyelim ve yaz sonuna kadar onları yapmaya çalışalım. Mesela yirmi tane olsun. Hadi yeni listeyi yaz."

"Tamam. Tamam." dedim ve yataktan kalktım. Masanın başına geçtim. Defterden yeni bir sayfa açtım. Aklıma gelen ilk şeyleri yazdım.

"Bakalım." diyerek listeyi bitirmeme izin vermeden çekerek aldı Sibel.

"Senin yüzünden çizildi sayfa." sinirimi umursamadı.

"Ne yazmışsın?.. 1. Kilo vermek."

"Doğru bir hedef bence. Baksana Sibel. Deniz artık okyanus olmuş." diyerek şaka yaptığını sanan Cihanı cimcikleyerek susturdum.

Onu umursamadan kardeşi okumaya devam etti: "2. On tane dünya klasiği okumak. 3. İstek listemdeki bilgisayar oyunlarını oynamak. Bu kadar yazmış."

"Salak mısın sen?" diye kafama vurdu Cihan. "Biz sana sosyalleş diye liste yaptırıyoruz. Ama sen daha da eve kapanacak aktiviteler yazıyorsun."

"Bana bak Cihan! Ben Sibel değilim. Beni sinirlendirme." diyerek bacağına tekme attım.

"Deniz bir daha yazmayı dener misin? Ama bu sefer yazın birlikte yapabileceğimiz şeyler yaz." elindeki defteri tekrar önüme koydu.

Bu sefer ikisi de beni sabırla bekledi. Listeyi bitirdim ve Sibele uzattım.

"Bu sefer gerçek bir liste yazmışsın." dedi Sibel okurken.

"Yazdıkların cidden eğlenceli görünüyor. Bence bunları yaparken çok eğleneceğiz." Cihan gülüyordu.

"2. aqua parka gitmek. Bunu yarın yapabiliriz? Ne dersiniz?" dedi Sibel heyecanla ellerini çırparken.

"Bana uyar. Hemen yakınlardaki aqua parklara bakacağım internetten." dedi Cihan. "Burası nasıl?"

"İyi görünüyor." dedik ikimiz birden. O yerin adına baktım. İnternetten giriş fiyatına baktım.

"Bence yarın gitmeyelim." dedim moralim bozulurken. "Çok pahalı. Biz karşılayamayız."

"Doğru. Biz karşılayamayız." dedi elini cebine atarken. Telefonunu çıkardı. Birini arıyor gibiydi. "Alo amcacım. Binmediniz mi daha?" diyerek odadan çıktı.

"Babamı mı arıyor o?" dedim bir an anlamayarak. Sibel'in başka amcası yok ki. "Babamı arıyor. Sibel gel buraya! Çabuk kapat o telefonu!" ben babamdan harçlık isterken bile utanıyordum. Fakat utanmaz kuzenim direkt olarak babamı arayıp para isteyebiliyordu.

"Sakin ol Deniz. Amcam birlikte dışarı çıkmamız için gerektiğinde bize para göndereceğini söylemişti. Böylece hem biz birlikte vakit geçirmiş olacağız, eğleneceğiz hem de sen bu bunalımdan çıkacaksın."

"Babam mı teklif etti bunu?"

"Evet. Normalde biz bir ay sonra gelmeyi düşünüyorduk. Amcam evimize geldiğinizde babamla konuşmuş ve onu ikna etmiş. Bizi de zorla gönderdiler buraya."

"Bunu babaannemlerin yanında söyleme. Üzülürler."

"Merak etme benden sır çıkmaz."

"Size iyi haberlerim var!" neşeyle içeri girdi.

"Noldu? Babam para gönderdi mi?"

"Evet. Hatta biletleri aldım bile! Yarın gidiyoruz."

"Çocuklar! Gelin yardım edin bana. Yemek yapalım." Babaannemin sesiyle Sibel ve Cihan hızlıca mutfağa gittiler. Bende valizimi açtım. Valizimi annem hazırlamıştı. O yüzden içine mayo koyup koymadığını bilmiyordum. Annem beni şaşırtmamıştı. İki tane mayo koymuştu. Üstelik kilo aldığım için eski mayolarımın olmayacağını bildiğinden bana yeni mayo almış. Gülümsedim. Annem istemesem bile sürekli benim iyiliğimi düşünüyordu. En sevdiğim renklerde ve modellerde almıştı.

O sırada kapıdan sinirli bir şekilde babaannem girdi. "Deniz çabuk kalk. Gidip iki ekmek al gel. İtiraz istemiyorum." dedi elime para tutuştururken. Kadın bana kafayı takmıştı. İllaki beni evden kovacaktı. Neyse ki marketin nerede olduğunu biliyordum. Yürüyerek on dakika mesafedeydi. Hızlıca gittim. İki ekmek aldım. Dönüş yolunda yağmur bastırdı. Yaz yağmuru olduğu için şaşırmadık. Aniden geliyordu ve sağanak yağıyordu. Sonra da çabucak kayboluyordu. Eve gidince üstümü değiştirsem iyi olacaktı. Tüm kıyafetlerim ıslanmıştı.

Hızlı adımlarla yürüyordum. Ama yağmur hala bitmemişti. Daha yolum vardı. Bu durumdan hiç memnun değildim. Yağmur yağmaya devam ettikçe vücudum üşümekten titremeye başladı.

"Afedersin." dedi tanımadğım bir ses. Arkamı döndüm.

"Buyrun?" Elinde şemsiye tutan bir adam bana bakıyordu.

"Siz Turgut amcanın misafirisiniz değil mi?" Yüzüme dikkatle baktı. "Evet, evet. Öylesiniz."

"Torunuyum kendisinin. Siz dedemi nereden tanıyorsunuz?"

"Kendisi dedemin hem arkadaşı hem de komşusu. Oradan tanıyorum." derken elindeki şemsiyeyi kafama tuttu. "Sırılsıklam olmuşsunuz." Şemsiyeyi elime tutuşturdu. "Benden daha çok sizin ihtiyacınız var gibi duruyor."

"Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor. Siz hala ıslanmamışsınız. Sizde kalsın."

"Yarın Turgut amcaya uğrar alırım. Siz beni merak etmeyin." dedikten sonra arkasını dönüp hızlıca benden uzaklaştı. İki metre kadar gittikten sonra tekrar bana doğru döndü. "Yarın görüşürüz!" dedi elini sallayarak. Bu hareketiyle yüzümde büyük ve sıcak bir gülümseme belirdi. O da bir an durdu. İkimiz yağmurun altında birbirimize birkaç saniye bakakaldık.

"Görüşürüz!" dedim ben de el sallayarak. Arkamı dönüp eve doğru yürümeye başladım. Tanımadığım bir yabancının bu tatlı hareketinin ben bu kadar üşürken neden içimi ısıttığını bilmeden...

Bölüm sonu

5 yorum

  • Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Sizi Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak için kurulan yepyeni discord sunucumuza davet ediyoruz. Sunucumuzda siz yazarlara, yorum, oy ve eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebileceğiniz, gerekirse kitap yazarken yardım istediğiniz konularda size el uzatacak olan kişiler bulabileceğiniz bir ortam, okurlara da sevdikleri yazarlarla bir yerde muhabbet imkanı ve etkinlikler, oyunlarla dolu saygılı, eğlenceli bir ortam vadediyoruz! Siz de aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...