İçeriğe geç

YAZ OKULU

Bölüm 1 · 4 dk okuma

YAZ OKULU

Bölüm 1

İlk Karşılaşma

Takvim haziranı çoktan gösteriyordu.

Üç aylık tatilin başladığını gösteren yaz güneşi bütün öğrencilere kendini belli ediyordu.

Elbette bu tatilde öğrencileri ikiye ayıran bir kategori vardı.

Yaz okuluna gitmeyip vaktini evde öldürenler ve yaz okuluna gidenler…

Yeşim de yaz okuluna gidenlerdendi ve evde vaktini öldürmeye meyilli değildi. Evde karantinaya girmekten iyidir diye düşünmüştü ve bugün yaz okuluna gidecekti. Çantasını önceden hazırlamış, duşa girmiş ve kahvaltısını yapıyordu. Arkadaşlarına ulaşamıyordu. Sanırım herkesten önce kalkmıştı ve oraya ilk giden o olacaktı.

Tabağında kalan son yumurta parçasına çatalını batırırken tabağının yanındaki telefonunun titreşimini fark etti.

”Sonunda bir mesaj!” diye geçirirken mesajı okuduğu gibi bıkkınlığı alarm vermişti.

”Günaydınn”

Evet, bu mesaj Minel’e aitti. Önceki hiçbir mesajı okumadan direkt günaydın diyerek girmişti gruba.

Yeşim telefonu mükemmel bir sinirle kapatarak odasına doğru adım atmaya başladı. Tam odasına girecekken yatak odasının kapısı açılmıştı. Gözünü ovalayarak odadan çıkan babasını görünce öylece donup kaldı suratı.

Babası selam verecekti ama kızının şimdiden hazır olduğunu görünce şaşkınlıktan selam verememişti.

”Kaç saattir uyanıksın Yeşim?”

”İki buçuk saattir baba…”

Babası anlam veremezken çoktan tuvaletin yolunu tutmuştu. Elbette babası için anlamsız şeylerdi bunlar. Neden birisi iki buçuk saat boyunca hazırlanırdı ki?

Çünkü babası her zaman kalktığı gibi elini yüzünü yıkayıp saçına iki tarak vurduktan sonra beş dakikada her zaman giydiği pantolonu ve gömleği tekrar giydiği için iki buçuk saatler çok anlamsız geliyordu ona. Elbette yarım saat bile sürmeyen bir sürede giyinen babanıza bunu anlatamazdınız. Anlatsanızda anlamayacaklar zaten…

Güneş kendini belli etsede hava yine esiyordu. Serin olduğu için ince ama uzun kollu bir tişört giymeye karar vermişti Yeşim. Altına ise bol ama çok kaba durmayan rahat bir pantolon seçmişti.

Odasından omzuna astığı çanta ile çıkarken babasının giyinmiş bir şekilde aynanın önünde saçına hiçbir etkisi olmayan tarağı dokundurduğunu görünce bir kez daha cinsiyetinin farkına vardı Yeşim.

Kapıyı açmış, spor ayakkabılarını giyerken babası tarağı dolaba bırakıp hemen yanına gelmişti. İkisi de ayakkabılarını giydikten sonra arabaya doğru ilerlediler.

Arabaya bindiklerinde Yeşim ölümü bekler gibi babasının ona soracağı soruları bekliyordu. Bundan kaçış yoktu. Çünkü babası daha heyecanlıydı yaz okulu için ve bu yüzden yaz okulu hakkındaki sorularını kızına dayatma vakti gelmişti.

“Ee kızım, heyecanlı mısın?”

Yeşim mükemmel sıkıcı ses tonuyla babasını yanıtlayacaktı. Bu sayede babasının bıkıp soru sormayacağım düşünüyordu.

“Eh işte, göreceğiz babacığım.”

”Neler yapmayı planlıyorsun bakayım?”

Yeşim bu sorunun geleceğini biliyordu. Kendisiyle gurur duyarken bıkkınlık tonunu bozmadan cevap verdi.

”Belki biraz tekvando ve müzik yaparım. Gerisini orada düşüneceğim.”

”İyimiş, hadi bakalım.”

Ve düello bitmişti Yeşim için. Konuşma bittiğine göre kalan yirmi dakika boyunca camdan dışarı bakarak geçirebilirdi.

•••

Okulun önüne geldiğinde çantasının kol kısmını heyecandan sıkmaya başlamıştı. Arkasını döndüğünde babasının arabadan ona el salladığını gördü. O da el sallayarak babasına karşılık verdiğinde babası gülümseyerek önüne döndü ve arabayı sürerek uzaklaştı.

Bahçede neredeyse hiç kimse yoktu. Çok erken geldiğini düşünmüş olsada bunu sorun etmedi. Belki eğitmenler izin verirse tekvando salonunda biraz vakit geçirebilirdi.

İçeri girdiğinde sarı saçlı, siyah gözlü bir kadın gördü. Kadının yaka kartındaki nöbetçi öğretmen yazısını görünce eğitmen olduğunu fark etti. O ilk adımı atmadan eğitmen ona yöneldi.

”Hoşgeldin tatlım, sen Yeşim olmalısın!”

Eğitmen olduğu için adını bilmesine çok şaşırmamıştı. Sadece gülümseyerek karşılık vermişti.

”Gel sana odana göstereyim!” dedi Yeşim bir şey söylemeden.

Bir kat merdiven çıktıktan sonra sol koridora dönüp ikinci kapıyı açtı.

”Burası senin odan! İki arkadaşın daha gelmemiş sanırım. Erkencisin sanırım.” Yeşim kafasını evet anlamında sallayarak cevap vermişti.

”Saat daha erken. Yapmak istediğin bir şey var mı?”

Yeşim sonunda iki kelime edebileceğini fark edince hemen söze atıldı.

“Aslında burada tekvando salonu var diye biliyorum. İzniniz olursa biraz ısınmak istiyorum orada.”

Sarı saçlı kadında hızlı bir gülümseme oluştu. “Elbette kullanabilirsin!” diyerek arka cebinden bir anahtar çıkardı.

” Eksi birinci kata gidince hemen sağda olacak.” dedi ve tempolu adımlarla aşağı kata inmeye koyuldu Yeşim.

Eksi birinci kata indiğinde sağ tarafa hızlıca döndü. “Tekvando Salonu” yazısını görünce hemen anahtarı kapının kilidine soktu ve sola doğru çevirdi. Kapı açıldığında hemen kapının yanında duran şalterleri çalıştırarak odayı aydınlattı.

Salon henüz toplanmamış gibiydi. Odanın bir köşesinde dağınık bir şekilde duran materyaller vardı. Ama onlarla çalışmadan önce biraz ısınma hareketi yapacaktı.

Bacağını esnetmeye çalışırken odayı incelemeye devam ediyordu. Odada duvarların neredeyse tamamı aynalarla kaplıydı. Arkasında ve önünde aynalar vardı. Bu sayede kendisini gözlemleyebiliyordu.

Oda “L” harfi gibi iki çakışan koridor şeklindeydi. Yeşim uzun ve geniş olan koridordaydı.

Tam boynunu esnetmeye başlayacaktı ki gıcırtıya benzeyen bir ses Yeşim’i çok rahatsız etmişti. Bir süre devam eden bu ses babası yatak odasının kapısını yavaş yavaş açarken çıkan sesi hatırlatmıştı.

Bir anlığına arka kapının olup olmayacağını düşündü ama tedirgin olmaya başlamıştı. Tekvando için kullanılan materyaller hemen sol arka çaprazındaydı. Tekvando raketlerinden birini eline alıp endişeyle diğer koridora hareket etmeye başladı. Odaya girmeden önce bu koridorun ışığını açmamıştı. O yüzden ekstra bir tedirginlikle yürüyordu.

Sesin kaynağı Yeşim’i şaşırtmamıştı. Gerçekten arka kapı vardı ve açıktı. Arka kapının yanında bir şalter daha vardı. Işığı açmak için yönelirken sağ çaprazından sıcak bir nefes hissetti. Işığı açmasıyla raketi tuttuğu elin harekete geçmesi bir olmuştu.

Karşısında sarı saçlı, yeşil gözlü ve ondan biraz uzun olan bir oğlan görmeyi beklemiyordu.

Tepkisiz bir şekilde Yeşim’in ona karşı kullandığı tekvando raketini son anda tek eliyle tutmuş bir şekilde Yeşim’e bakıyordu.

”Bana bununla mı vuracaktın sen?”

…

Bölüm sonu

1 yorum