Telefonuma gelen bildirim sesi ile elime aldım telefonumu mesaj sayfasına girdiğimde Neriman abladan geldiniz fark ettim.
" Naz'cım bu akşam yemeğe bekliyorum sizi Ateş'e söyledim dışarıdaymış bilgin olsun."
Ateşin bana söylemeyeceğini bildiğinden yazıyordu anlamıyorum gerçekten nasıl böyle tatlı hanımefendi bir kadının oğlu olabilir bay huysuz. Öküz gibi resmen.
Mesajına bir kalp bıraktığımda saate bakındım.
Akşamın altısıydı ilk iş günü nasıl geçmiştir acaba ilk bir kaç gün işe gitmemişti kolundan dolayı şimdi kendini toparlayıp gitmişti yani ben olsam gece gündüz ağlardım ama bir yandanda hayatıma devam ederdim sonuçta toprağın altında değilim oda bir erkek olduğu için çabuk toparlanmıştır. Derin bir nefes aldığımda yataktan kalkıp mutfağa ilerledim.. gitmeden önce karnımı doyurayım bari orada saldırmak istemiyorum yemeklere. Meyve salatası yaparken kapının sertçe kapanma sesini duydum geldi gene benim öküz. Şu andada yatak odasına yani mağrasına giriyordu gerçi öküzler ahırda yaşar ama neyse. Kivilerimi doğrayıp tabağa boşalttığımda ayakta iken bir ayağımı dizime yasladım bazen duruşum berbattı ama böyle rahattım malesef..
Aldığı nefesi duyduğumda buraya geldiğini anladım canım benim o gelmeden nefesi kokusu yanımdaydı.. bir kaç dakika sonra ses veremeyince ona doğru döndüm..
Gözleri dehşet içinde üzerimde gezinirken derince yutkundum e çocuk olduğum için etkilenme oranı sıfırdır diye düşünüyorum..
" Annemler yemeğe çağırdı hazırlan ." Son kelimesini söylerken kahverengi hareleri ayaklarımdaki bordo ojeden saçıma kadar süzdüğünde tabağımı ve kaşığımı alıp yanına ilerledim..
" Haberim var üzerime bir ceket alır gelirim." Yanından geçerken saçlarımı ona doğru savururken mırıldanmasını duymuştum.. odama ilerlediğimde kapıyı kapatıp tabağımdaki meyveleri yedim ne giyeceğimi düşünürken. Siyah omuzları açık bluz ile pileli kısa eteğimi dolaptan çıkarıp üzerime geçirdim siyah ince külotlu çorabıda giymiştim makyaj masası onun odasında olduğundan oraya gideceğim bay huysuz sanırım akşamları makyaj yapıyordu. Odadan çıkıp onun odasının kapısını açtığımda üzerinin çıplak olmasına aldırmadan makyaj masanın yanına ilerledim.
" İnsanların özel alanları var kimse sana bunu öğretmedimi." Sesini duyduğumda gülümsedim.
" Sen insanmısın. "
"Duyamadım" ben onu dışımdanmı dedim ya ..
" Küçük olduğumdan böyle şeyleri bilmiyorum zamanla öğreneceğim.." Gözlerim çaktırmadan vücudunda dolaşırken way be dedim yani tamam geniş omuzlu olduğunu biliyordum ama İstanbul köprüsü kadar olduğunu bilmiyordum.. ve tabi omzundaki o derin yara izi içimin gittiğinin göstergesi idi gözlerimi bir kaç saniye kapattığımda sesini duymuştum.
" Miden mi bulandı." Dediğinde ona doğru döndüm Allah'tan aç değildim yoksa bu yara düşüp bayılmama sebepti..şu ana kadar hazır olması gerekiyordu ama tek kolu ile yatağın üzerindeki tişörtü giyemezdi ki o sol kolu ile hiç bir şey yapamıyor.. yanına yaklaşıp tişörtü elime aldığımda kafa yapısını genişlettim hafifçe.. kafasında geçirmeden önce gözlerine bakıp dudaklarımı araladım..
" Midem bulanmadı sadece bir öküzün yaralı olması merhamet duygumu yükseltti." Sözlerim onu kırabilirdi ama onun bana söylediği sözler kadar olamazdı..
Kolunu geçirdiğinde tişörtün alt kısmını tutup aşağı indirdim indirirkende parmaklarımı tenine deydirdim anında kasılmıştı bunu hissetmiştim. Ceketinide aldığımda giydirdim yavaşça bu kolunun daha az olmadığını gösteriyordu..
Gözlerimi onun gözlerine denkleştirdiğimde geri çekilip parfümünü elime aldım masasının yanından üzerine bir kaç fıs sıkarken huysuz sesini duymuştum.
" Sol elim var gerek yok." Parfümü elimden alıp masaya bıraktığında gözlerimi devirdim yardım etmekte suç. Bende masanın üzerindeki parfümünü aldığımda dört beş fıs sıktım.
" Boğdun beni yeter üzerime sindi." Sesi ile sertçe şişeyi masaya bıraktım dudaklarımı aralarken..
" Abart senin egzos kokusu parfümünden daha iyi." Tabiki yalandı çünkü onun parfümü baya iyiydi ama onun bunu bilmesine gerek yoktu.
" Midemi bulandırdı bu koku." Hayır gözlerim dolamaz bu kadar duygusal olmaktan nefret ediyorum.. derince iç çektiğimde onu arkamda bırakıp odama telefonumu almaya gittim. Beni bırakıp aşşağıya inmişti bile . Kapıyı kapatıp kitlediğimde anahtarı çantama yerleştiridim. Kibarlık olsun diye en azından birlikte evden çıkabilirdik yada ne bileyim belki ondan ilgi beklediğim için böyle düşünüyorum..ona karşı tavrım değişti zamanla ama o tavrını bir saniye bile değiştirmedi sürekli kırıp bağırmaktan anladığı şey ne bilmiyorum benim anladığım ve hissettiğim tek şey kırgınlıktı..
Çalıştırdığı arabasının ön kapısını açarken bindim jiplerden nefret ediyorum inmesi çıkması ayrı zor yani en azından benim için. Kemerimi takarken ilerlemiştik gözlerimi ona deydirdiğimde bana bakması ile kaçırdım harelerimi..
Bazen davranışları çok garipti..sanki ilk defa bir kadınla yan yana geliyordu gerçi öküz karanlıktan çıkınca ışıkta aklını kaybeder bende hayatının ışığı olduğuma göre ama bende harbi aklını yitirmiş..
Yaklaşık on beş dakikanın ardından arabayı durdurduğunda kemerimi açıp çantamla inmiştim.. yanıma gelip önden yürüdüğünde arkasından bakındım ona güçlü durmak zordu bilirim oda güçsüzlüğünü göstermiyordu işte tek bana değil hiç kimseye duvarlarını yıktırtmıyor..binaya girip asansöre bindiğimizde aynadan saçlarımı düzelttim..
Gözlerinin üzerimde olduğunu bildiğimden cool görünmeye çalıştım bu adamın nasıl o pick me Sineme aşık olduğunu anlamıyorum hayır yani bende olmayan şeyne... Derin bir nefes aldığımda asansörün açılan kapısı ile içeriye bir kaçtane adam girmişti sevgili kayınvalidem sitenin en üst katında oturuduğu için gitmek zordu bu bana girdiğim şirketi hatırlattı ahh kanayan yaram..
Onlar içeri girdiğinde bende Ateşin yanına kaymıştım.. adamların ikisi esmer biri kumraldı yalan yok kumral olanı yakışıklıydı ama Ateşim kadar değildi..
Esmer iki adam gözlerini üzerime diktiklerinde derince yutkundum.. keşke Ateş sen ne bakıyorsun y*vşak deseydi en azından beni sevip sevmediğini öğrenirdim ama nerdee.. asansörün kapısı açıldığında birlikte çıkmıştık. Ayakkabılarımı çıkardığımda Ateş zile basmıştı benim bir özelliğim ise bir evin kapısına gelir gelmez ayakkabılarımı çıkarmaktı yani kapının açılmasını beklemezdim.
Kapıyı Nermin abla açtığında güler yüzünü görmek iyi gelmişti..
"Hoş geldiniz canlarım.." dediğinde ona sarılmıştım kokusu annemin kokusuna benziyordu..
" Hoş bulduk.."
" Hoş bulduk Anne." İçeri geçtiğimizde sadece üçümüz olduğunu fark etmiştim..
" Nasılsın oğlum daha iyisin inşallah." Fazla dillendirmemeye çalışıyor ama bir anne olarak içi titriyordu bunu görebiliyordum bazen telefonda konuştuğumuz zaman Ateşin yerine özür dilerdi canım benim en çokta anneme benzediği için sanırım onu yanılgıya uğratmak istemiyorum..
" İyiyim Anne sen nasılsın."
" İyiyim karakoldan haber geldimi kim yaptı kim kıydı sana." Sert sesi ile gözlerim onu buldu bu konuda kimseye bir şey demiyordu kesinlikle bir şeyler saklıyordu.
" Yarın belli olur anne ben halledeceğim siz karışmayın." Dediğinde kapıdan gelen Elif ile susmuştu.. Elif Ateşin kız kardeşiydi tatlı bir kızdı oda Ateşin bu durumundan fazlasıyla etkilenmişti hatta ateş bir kaç gün okula gitmesini istemedi.. gülümseyerek abisine sardığında yüzü düşmüştü çaktırmamaya çalışarak abisinin yanaklarına dudaklarını bastırmıştı.. ayrıldığında yanıma gelip kollarını bedenime sarmıştı..
" Sende en çok kıskandığım şey saçların." Ve abisi gibi açık sözlüydü evet saçlarım kıvırcık olduğundan bakımı zordu ama bende çok seviyorum..
Gülümsediğimde yanıma oturup saçlardan konuşmaya başlamıştık ona zorluklarını ve güzelliklerini anlattığımda garipsemişti ben hayatımda hiç düz saça sahip olmadığından nasıl bilmiyorum nasıl bu kadar sakin olduklarından haberim yok benim saçlarım sürekli birbirine karışıyor neyseki belime kadar olduğundan onları sevebiliyorum..Elifle aramızda bir yaş vardı bu çok garipti o on sekiz yaşında doktor hayalleri kuraraken ben evlenip eşimin beni sevmesini istiyorum.. aslında bende hep moda tasarım okumak isterdim ama insan hayatını mahfeden kişi ile yaşayınca olmuyormuş..
Yemekleri hazırlayıp masaya geçtiğimde Nermin ablanın sesi kulaklarımı doldurmuştu..
" Pervin'in gelini ikinciye hamileymiş Allah bağışlasın her sene bir tane getiriyor kadın darısı başımıza." Dediğinde imayı anlamıştım ama benim yapacağım hiç bir şey yok ki ben daha kadın bile değilim...
" Olabilir anne kadın otuz yaşında nazar etme." Elif'in dediği ile gülümsemeye çalıştım.. ama Ateşin sesi ile yüzüm düşmüştü..
" Her kes çocuk sahibi olmasına gerek yok zaten çocuk var evde."
" Kim o çocuk abi." Elif'in sesi ile kaşıyla onu göstermişti ama aslında bana söyledi çocuk var evde derken gözlerime attığı bakış ile tekrar gözlerim dolmuştu o kadar saçma şeylere ağlıyorum ki kendimi tanıyamıyorum..
Masada oluşan sessizlik ile saate bakındım dokuzdu. En son burada saate baktığımda Ateş uyku saatimin geldiğini söylemişti ne tesadüf ki o zamanda saat dokuzdu o yüzden telefonumu bırakıp arkama yaslandım.. dakikalar öylece geçip gitti zaman geçtikçe yorulduğumu fark ettim..
" Bu gece burda kalsanız oğlum." Pervin abla'nın sesi ile Elifte ısrar etmişti bana hava hoştu nasıl olsa elifle uyuyacaktım..
Birkaç ısraradan sonra Ateşte kabul etmişti..
Harbi çok uykum vardı saat on ikiydi çünkü..
" E geç oldu artık uyuyalım bence."
" Aynen anne benimde yarın okul var iyi geceler size." Dediğinde şaşkınlıkla ona bakındım.. birlikte uyuyacağımızı düşündüm..
" Ben size küçük odayı hazırladım yatak tek kişilik ama idare edin ." Afallarken Ateşin itiraz dolu sesini duymuştum.
" Nasıl yatalım anne Naz Elifle uyusun rahat edemeyiz."
" Ya oğlum Naz zaten senin yarın bile değil koynuna al karını iyi tövbe estağfurullah.." diyip gittiğinde gözlerim onu buldu.. o odada sadece yatak ve dolap vardı Ateşin eski odasıydı kanepe olsaydı uyurdu Ateş ama yoktu malesef..
" Hadi iyi geceler size tabakalarıda bırakın ben akşam kalkıp toplarım zaten hiç uyuyamıyorum bu aralar. "Arkasını dönüp giden Nermin teyze ile ayağa kalktım bir şey söylemeyip odaya giderken ışığı açmıştım.. nevresimi açıp içine girdiğimde iç çektim yavaşça...
Oda arkaman gelip ceketini çıkardığında yere koymuştu pantolon kemerini ve cüzdanını çıkarırken gözlerim omzuna deydi...
Sesizce ışığı kapatıp kapıyıda kapattığında heycanlanmadım değil yani kalbim hızla artıyordu sonuçta ilk kez aynı yatakta yatacaktık.. karışan nefesimi düzene sokmaya çalıştım....
" Saçlarını topla yastık niyetine kullanacağım yoksa.." dediğinde bileğimdeki toka ile toparlamaya çalıştım.. topuz yaptığımda yanıma uzanmıştı ona doğru dönük olmadığımdan heyecanımı bastırıyordum..
Ağzının içinde mırıldanmasını duyduğumda kendimi köşeye ittim sanki veremim anlamıyorum bu adamı.. dudaklarımı aralarken boğazımı temizledim..
" Rahatsızsan ben bir bahane ile salonda yatarım sorun olmaz." Dediğimde sert soluğunu duydum ardındanda sesini.
" Mecbur annem kötü olmasın diye uyuyacağız ." Üzerime attığım nevresim ile gözlerimi kapadım şu an o kadar gariptiki bedenimin yanında bedeni saçlarım arasında nefesini hissediyordum.. umarım sabaha sağ çıkardım..
