Saat 01:41. Çocuk odasına geri dönmüştü. Kibriti söndürdüğünden beri içeride bir uğultu vardı… Sanki birileri susmamaya yemin etmişti. “Ateşi yakmadın.” “Zayıfsın.” “Ama daha iyi bir görevimiz var.” Çocuk başını iki yana salladı. “İstemiyorum.” Ama cevap gecikmeden geldi. “O zaman seni cezalandırırız.” “Uyutmayız. Gözlerini kapatmana izin vermeyiz.” “Ya da seni rüyanda boğarız.” Çocuk nefes almakta zorlandı. Kalbi hızlandı. Yüzü karardı sanki. Ama asıl korku, bir sonraki cümlede geldi: “Şimdi annene git.” “Yanına yaklaş. Onun kokusunu hisset.” “Bir oyun bu. Sadece bir oyun.” “HAYIR!” diye bağırdı içinden. Dizlerinin üstüne çöktü. Ellerini başına koydu. “Yapmayacağım.” Ama sesler durmadı. “O seni doğurdu. Sana dokundu.” “Sadece sevgi gösterisi bu.” “Normal insanlar da böyle yapar.” Çocuk ağlıyordu artık. Sakince, sessizce. Bu istek onun değildi. İğreniyordu. Kendi zihninden tiksiniyordu. Ama bu düşünceler onun değildi. “Sen sadece itaat ediyorsun.” “Biz buyuz.” Yatağının kenarına sinip battaniyesini başına çekti. Kendi bedeninden kaçmaya çalışır gibi. Sanki içinden çıkıp uzaklara gitmek istiyordu. Sesler yine başladı. “O zaten seni fark etmiyor.” “Bir kere dokunsan ne değişir?” “SUSUN!” diye bağırdı bu sefer. Yastığı yüzüne bastırdı. Kendi sesini bastırmak ister gibi. Derin bir sessizlik oldu o anlık. Ama bu sadece fırtına öncesi sükunetti.
Bölüm 12
Xll - Kan Bağı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.