İrem, okula gitti. Annesinin sözüne rağmen Emre'yle konuşup durumu anlattı.
Emre, ağlamamak için zor duruyordu. İrem'e sıkı bir şekilde sarıldı. Sonuçta o, tek arkadaşıydı.
İşte, her şey o an başladı. İrem, farklı duygular içerisindeydi. Sanki Emre ona çok yakın biri gibi gelmeye başlamıştı. İrem, o an ilk hoşlantısını yaşadı.
Daha sonrasında, yıllarca hep gizlice mektuplaştılar. 13 yaşındaydılar. Şiir, yazı, dedikodu... Her şeyi konuşmuşlardı. Aralarında bir sevgi bağı vardı.
Ve, işte.. Yeni bir mektup geldi:
-Sevgili İrem, bu şiiri babamdan yardım alarak yazdım.
Ne ellerin etkiler beni,
Ne gözlerinin benekleri,
Ne farkeder ki,
Vücudunun neresi.
Ben zaten o bakışlarından etkileniyorum,
Şunu bil istiyorum;
Ben senden çok hoşlanıyorum!
-Emre ve Babası
İrem: (vaaaay!? Babası resmen bir şair.)
-Ertesi gün-
Emre:
-"İrem, dün yazdığım mektubu okudun dimi? S-sen de benden hoşlanıyorsunn... Evet!???! "
İrem:
-"Ne hoşlanması, o sadece bir şiirdi. Değil mi? "
derken.. İrem'in annesi İrem'e unuttuğu kalem liğini vermek için sınıfa LÖNGÜRT! diye girdi, demişkeeen İrem'in Emre'yle konuştuğunu gördü. İrem'e tokat attı ve sınıftan çıktı.
irem ağlıyordu, Emre buz getirdi.
-"Bazen çok sıkıcı oluyorlar, değil mi? "
-"Evet, kesinlikle evet" *Sırıtma*
irem , eve gidince şiiri tekrar okudu. Anlamıştı...
Ertesi gün
İrem ve Emre teneffüste dışarı çıktılar. İkisi de biliyordu, ikisi de aynı duyguları taşıyordu. İkisi de aşıktı..
-bölüm sonu-