İçeriğe geç

Yaşayan Ölüler

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Yaşayan Ölüler

Bölüm 2

YILDIZ'IN DÜŞÜŞÜ

Boşluğa adım attığımda dünya sessizleşti, zaman durdu. Ayaklarımın altından kayan zeminle birlikte zihnim gerçekliğini kaybetti; ciğerlerim, nefes almak istemesine rağmen havayı içine çekemedi. Rüzgarın uğuldayan sesinden başka hiçbir şey hissedemiyordum. Kalbim delicesine çarpıyor, ellerim tutunacak bir parça arıyordu. Havada, son sürat bir denizin üstüne düşerken zaman algımı yitirmiştim; her şey kaplumbağa hızında gelişiyordu sanki. Saçlarım her iki yanımdan yüzüme çarparken, ellerim yukarı doğru uzanıyordu. Hissettiğim yoğun adrenalin ve korkunun etkisiyle boğazımdan yükselen çığlık yüreğimi delip geçti. Gözyaşlarımın yarattığı ıslaklık, hızlıca düşmenin etkisiyle beni tamamen savunmasız bıraktı.Ansızın, beni yıldızlara teslim ettiren anılarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı. Kulağımda rüzgarın sesinden başka sesler de uğuldamaya başladı. Önce annemin, saçımı tararken aynadan yansıyan gülen yüzü canlandı hatıralarımda. Odanın atmosferi, onun varlığıyla değişmiş, neşeli kahkahasıyla daha da ısınmıştı. Ama sonra, kahkahası korkunç bir çığlığa dönüştü. Sıcak ve huzurlu atmosfer kaybolurken, aynadaki yansıması da babamın öfkeli yüzüne dönüşmüştü. O adamın intikam dolu bakışları zihnimdeyken bile karnımın kasılmasına neden oluyordu. Hıçkırıklarım daha da yükselirken yere çakılmamın ne kadar süreceğini düşündüm. Gözümün önünde kendimi yeniden izlerken, yaptığım şeyin farkına bir kez daha vardım. Ben sadece bedenimi değil, tüm hayallerimi, anılarımı, ruhumu—benimle ilgili her şeyi—öldürüyordum. Kendimi kendimle cezalandırıyordum. Tüm geçmişimi geleceğimle beraber alıp götürüyordum. Birden, zihnimdeki tüm silüetler silindi, sesler kesildi—bir tanesi dışında...“Gerçekten bu kadar mıydım?” diyen kendi sesim, zihnimin tüm duvarlarını yıktı geçti. Gerçekten de bu kadar mıydım?Kendime layık gördüğüm hayat ya da ölüm bu muydu? Bu kadar dayanıp neden sonunda pes etmeyi seçmiştim? Tüm yapabildiğim bu muydu—sessiz ve tek başına ölümü seçmek?Neden bu kadar güçsüzdüm?Her zaman güçsüz olmaktan nefret etmiştim. Peki ama neden şimdi böyleydim?Boğazımdan kopan çığlık artık korkudan değil, kendime duyduğum nefret, pişmanlık ve hüzün haykırışıydı. Hayır. Bu kadar olamazdı. Bu kadar kolay olmamalıydı.Kendimi, tüm kalbimle bunun bir rüya olmasını dilerken buldum.Ben bu kadar olamazdım. Bu kadar değildim.Haykırışlarım daha da şiddetlendi—ama yere yaklaştığım için değil, diğer Lavinia'lardan hiçbir farkım kalmadığı için. İnsanların hayatımı elimden almasına ses çıkaramadığım için. Tüm kalbim yaşadıklarımı inkar ederken, gözlerimde bir ışık—hayır, bu sadece bir ışık değildi...Bu, beni baştan aşağı saran; içimde yankılanan bir yeniden doğuştu.Önce yere tam anlamıyla çakıldığımı sandım ama vücudumda en ufak bir acı hissetmeyince öyle olmadığını anladım.Her şey bitmişti.Düşüş durmuştu.Rüzgarın sesi bile susmuştu.Bu, daha farklı bir şeydi—ruhuma dokunan, görkemli bir şey.Tüm vücudum beyaz ışıklarla kaplanırken, içimde bir dürtü hissettim.Işığa doğru daha da çekiliyordum.Beni yaşadığım bu kederden ve öfkeden sıyırıp alan, boşlukta süzülen bir tüy gibi hissettiren bir kuvvet vardı.İçimde bir şey yeniden şekilleniyor, vücudumun kontrolünü elimden alıyordu.Arafta kalmıştım; ne düşüyor, ne de yükseliyordum—sadece var oluyordum. Ve sonra... Bilincimi kaybettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.