İçeriğe geç

YAŞAM ATEŞİ (Töre)

Bölüm 5 · 2 dk okuma

YAŞAM ATEŞİ (Töre)

Bölüm 5

Açıklama

🖤🔥 YAŞAM ATEŞİ OKURLARIMA DUYURU! 🔥🖤

Canlarım, sizlere Yaşam Ateşi hakkında bir duyuru yapmak istiyorum. ❤️‍🔥

Kitabın ilk dört bölümünü Dreame’de yalnızca tanıtım amacıyla paylaştım. Ancak hikâyenin devamı artık herhangi bir okuma uygulamasında yayımlanmayacak.

Yaşam Ateşi, iki kitaptan oluşan bir hikâye. Arjin ve Afran’ın yarım kalan hikâyesini, yaşadıkları aşkı, sırları ve tüm gelişmeleri öğrenmek isteyen okurlarım, iki kitabı da PDF formatında Shopier üzerinden satın alabilir. 📚✨

Hikâyenin devamını okumak ve finaline kadar Arjin ile Afran’ın yolculuğuna eşlik etmek isteyenler, profilimdeki bağlantıdan kitaplara ulaşabilirler.

📌 Instagram: @silannauthor

📌 TikTok: @silannauthor

🛍️ Satın almak için: Profilimdeki Shopier bağlantısı

Beni destekleyen, hikâyelerimi merakla takip eden ve karakterlerime kalbinde yer açan herkese teşekkür ederim. Emek verdiğim bu hikâyeyi sizlerle buluşturmak benim için çok kıymetli. ❤️

Bazı hikâyeler bir uygulamada değil, okurun kalbinde tamamlanır…

Sevgiyle,

Şilan Bartu 🥀

***********

Gelecek bölümlerden kesit:♥️

Onların hepsi VIP araca binmişti. Bense yine Afran’la aynı arabadaydım; üstelik onunla baş başa…

Fazla uzun sürmeyen sessiz yolculuğumuz, Afran’ın tok sesiyle bölündü.

“Kırmızı olsun.”

Bunu söylerken gözlerini yoldan ayırmamış, sanki dünyanın en sıradan şeyinden bahsediyormuş gibi konuşmuştu. Ardından sustu ve yoluna bakmaya devam etti.

Ne demek istediğini anlayamadığımı belli eden bakışlarla ona döndüm. Afran, yüzünü bir anlığına bana çevirdi. Bakışları üzerimde kısacık bir süre oyalandıktan sonra yeniden yola döndü.

“Alacakların kırmızı olsun.”

Aynı şeyi tekrar etmişti. Fakat zihnimdeki düğüm çözülmek bir yana, daha da sıkılaşmıştı.

“Hangi alacaklarım?” diye sordum sonunda.

Cevabını beklerken birkaç saniyelik sessizlik aramıza yerleşti. Afran, sanki söyleyeceği şey boğazına takılmış gibi sahte bir öksürükle boğazını temizledi. Ardından başını bana çevirmeden, o kendine has kısık ve erkeksi sesiyle beni olduğum yere mıhlayan cümleyi kurdu.

“İç çamaşırlarının hepsi kırmızı olsun.”

“Ne?!”

Tepkim karşısında zerre kadar şaşırmadı. Yüzündeki ciddiyet, söylediklerinin ağırlığını daha da artırıyordu.

“Nesini anlamıyorsun kızım?” dedi, bu kez kelimelerin üzerine basa basa. “Kırmızı olsun diyorum. Hepsi kırmızı olsun.”

Bir an nefes almayı unuttum.

Yüzüne öylece bakakalmıştım. Yanlış duymuş olmayı dileyecek kadar şaşkın, duyduklarımın ardında başka bir anlam arayacak kadar afallamıştım. Ama hayır… Afran, gerçekten de iç çamaşırlarımdan söz ediyordu. Üstelik bunu söylerken yüzünde en ufak bir mahcubiyet belirtisi bile yoktu.

Bense daha kıyılan imam nikâhının ağırlığını üzerimden atamamıştım. Henüz onun karısı olma fikrine bile alışamamışken o, çoktan kendince kararlar almaya, benden beklentilerini dile getirmeye başlamıştı.

Ve ben, yanımda oturan bu adamın aklından daha nelerin geçtiğini düşünürken, yol boyunca ilk kez dışarıdaki manzarayı değil, kendi hayatımın nereye sürüklendiğini sorguluyordum.

Bölüm sonu

1 yorum