Serbest bırakıldığı an emniyet kapısından çıkan Doğa’yı Zafer karşıladı. Zafer’in yüzündeki panik ifadesi Doğa’nın gözünden kaçmadı.
"Nerede o?" diye sordu Doğa, arabaya hızla binerken.
"Doğa Hanım, Sizin eve gitmeniz lazım, Karan Bey öyle emretti—"
"Zafer! Nerede dedim?!" Doğa’nın sesi arabanın içinde yankılandı. Zafer ilk kez bu çekingen doktorun gözlerinde Karan’ınkiyle aynı çelik iradeyi gördü.
"Liman bölgesindeki depolarda... Haşmet Bey’in mekanını bastı. Oralık yangın yeri."
"Beni oraya götür."
"Götüremem! Karan Bey beni öldürür!"
"Eğer beni oraya götürmezsen, o depoya yürüyerek giderim Zafer! Karan’ın ölmesine ya da birini öldürmesine izin vermeyeceğim!"
Araba çığlık atan lastik sesleriyle limana doğru fırladı. Limana vardıklarında, gecenin karanlığını devedikenleri gibi yaran alevler karşıladı onları. Doğa araba daha tam durmadan dışarı atıldı. Barut ve yanık eti kokusu havada asılı kalmıştı.
Siren sesleri uzaktan duyulmaya başlarken, Doğa deponun alevler içindeki kapısından içeri koştu. Zafer arkasından bağırsa da onu durduramadı.