Bir tıkırtı ile uyandım. Garipti ama bir ses duyduğuma emindim.(hem de gecenin bu saatinde) Terlediğimi hissettim. Saçlarım terden dolayı yüzüme yapıştı. Aslında korkmamıştım. Niye böyle olmuştu? Niye korkaklar gibi terlemiştim? Sesin kaynağını öğrenmek için yatağımdan kalktım. Herhalde saraya biri giremez diye düşündüm. Sessiz adımlarla hançerimi, kılıcımı ve yatmadan önce hazırladığım çantamı aldım. Kapıya doğru yürürken kalbim daralıyordu, tarif edemediğim bir sancı gibi. Hançerimi kınından çıkarıp ilerlemeye devam ettim. Adımlarım biraz hızlı ama temkinliydi. Koridora çıktığımda sesler kesilmişti. Saraya birinin girip girmediğinden emin olmak için dolaşmaya başladım. Önce alt kattaki büyük salona indim. İçimdeki daralma giderek artıyordu. Bu yüzden hançerimi çizmeme saklayıp kılıcımı aldım. Salonun kapısını açtığımda ortamın loş ışığı ve eski kitap kokusu beni bir nebze rahatlatmıştı. Çocukluğumdan beri bu oda herkesten kaçtığım kendimle baş başa kalabildiğim tek yerdi. Hızla etrafı kontrol etmeye başladım. Önce sağ taraftaki raflara doğru ilerledim. Herhangi garip bir şey yoktu. İlerlemeye devam ettim. Şöminenin karşısında ters bir şekilde duran sandalye ilişti gözüme. Ben olsam bu sandalyenin arkasına saklanırdım. Sandalyeye doğru ilerlerken daralma hissi tekrar geldi. Ama ilerlemeye devam ettim. Sandalyeyi kendime çevirdiğimde hiçbir şey yoktu. Oysa orada biri olduğuna o kadar emindim ki… Bunları düşünürken mutfaktan bir ses geldi. Koşmaya başladım. “Bu sefer seni buldum.” dedim içimden. Mutfağın kapısını açtım. Burnuma aşçının pişirdiği çöreklerin kokusu geldi. Çok güzel kokuyorlardı. İki tane alıp çantama attım ve etrafı kontrol etmeye başladım. Önce masanın altına baktım. Bütün masanın etrafını dolandım ama hiç kimse yoktu. Zaten burası çok kolay bir saklanma alanıydı. Ben katil olsam ben de buraya saklanmazdım. Tam burada kimse olmadığına inanmıştım. Kapıdan çıkacakken aklıma mahzen geldi. Hemen elime bir mum alıp mahzenin kapısına gittim. Kapı kolu baya tozluydu ama yapacak bir şey yok deyip kapıyı açtım. İçerisi aşırı fazla kömür kokuyordu, nemliydi ve çok karanlıktı. Elimde ki mumun ışığı çok fazla olmasa da en azından ayağımın önünü görebiliyordum. İlerlemeye devam ettim. Merdivenler çoktu ama sonunda bitmişlerdi. Ortamın loş ışığına gözlerim biraz daha alıştı. Etrafımı çok olmasa da görebiliyordum… Burada da hiçbir şey yoktu.
Bölüm 2
2.Bölüm: Tıkırtı
Bölüm sonu
1 yorum
Ben katil olsam buraya saklanırdım demişim. 🤣 Saray'a girenin katil olduğu ne belli, 😅😂
