Sabah uyandığımda saat 9’a geliyordu. Pazar günü kahvaltısına geç kalamazdım. Hemen gümüş döşeli yatağımdan kalkıp odamın köşesinde duran buz mavi aynamın karşısına geçtim. Gözlerim gibi eflatun renkli tarağımla kar beyaz saçlarımı taramaya başladım. Kelebek tokayla dağınık bir topuz yaptıktan sonra hızla gözlerime uyumlu hafif mor-mavi karışımı bir rengi olan ve üstünde gümüş taşları olan elbisemi giydim. Kahvaltıya yetişmek için hızla merdivenden indim. Ardından yemek salonuna girdim. Neyse ki kahvaltı daha başlamamıştı. Hemen yerime oturdum ve babamla annemi beklemeye başladım…
Dövüş eğitiminden sonra tek başıma dışarı çıkabilmek… Hayali bile çok güzeldi. Yemekten kalktıktan sonra siyah zırhımı giyip bahçeye dövüş hocamın yanına gidecektim. Bir de ne göreyim. Ah nasıl oldu bilmiyorum ama en sevdiğim zırhım parçalanmıştı. Hemen hizmetliyi odama çağırdım. Ona bunun nasıl olduğunu sordum. “Bilmiyorum efendim.” Diye cevap verdi.
Çok sinirlenmiştim ” Bu nasıl rezalet böyle!” diye bağırmaya başladım. O sırada annem ve babam sesimi duymuş olacaklar ki bir anda odama girdiler ve ne olduğunu sordular. Bende olayı anlattım. Babam tabii ki çok umursamadığı için bağırmamın çok saçma olduğunu ve bugün dışarı çıkamayacağımı söyledi. O an sanki bir kılıç kalbime saplanmış gibiydi. Bu uyuz hizmetli ve babam yüzünden bütün hayallerim suya düşmüştü…
Hocamın kılıcına davranması ile ders başladı. Ders yaklaşık bir saat sürmüştü. Çok kısaydı. Ama bana kılıcım kadar keskin soğuk havada ölüm gibi gelmişti…
Çok yorgun düştüğüm için odama çıkıp biraz dinlemek için kitap okumaya başladım. Akşam yemeğine kadar okudum. Yemeğe üstümü değiştirmeden indim. Normalde böyle inmem yasaktı. Ama kime ne? Yemek salonuna gidip yerime oturduğumda babam neden üzerimde elbisemin olmadığını sordu. Ben de “Artık canım ne isterse onu giyeceğim dedim.” Sinirlenmiş görünüyordu ama bir şey demedi. Vallahi hayret.
Ben sofradan kalkarken beni durdurup “Özür dilerim Eira ve ayrıca yarın dışarı çıkma izinin var” dedi. O an karnımda kelebekler uçuşmaya başladı. Koşarak odama çıktım. Biraz kitap okuduktan sonra yarın yanıma alacağım çantamı hazırlamaya başladım.
Çantama biraz su, biraz yiyecek, ip, gerekli malzemeler ve tabii ki en sevdiğim hançerimi koydum. Artık uyumam gerekiyordu.