Sabah…
Feraye uyanmıştı ama morali hiç yoktu.
Küçük evlerinde yine aynı rutin: gürültü, telaş, yokluk.
Nuran (anne):
“Feraye! İş görüşmen var, kalk!”
Feraye:
“Tamam anne yaa, geldim!”
Feraye hızla hazırlandı ve evden çıktı.
---
Şehir…
Lüks bir plaza…
Feraye kapıdan içeri girince ağzı açık kaldı.
Feraye (iç ses):
“Burada asansöre binmek bile ayrı zenginlik gerektiriyor herhalde…”
Sekreter ona baktı.
Sekreter:
“İsminiz?”
Feraye:
“Feraye Candan.”
Sekreter bir anda ciddileşti.
Sekreter:
“Patron sizi bekliyor.”
---
Kapı açıldı.
Büyük, camlı bir ofis…
Masanın arkasında biri oturuyordu.
Yavaşça döndü.
KAYA.
Feraye dondu.
Feraye:
“Sen?!”
Kaya sakin kaldı.
Kaya:
“Tekrar karşılaştık.”
Feraye:
“Bu şaka mı?”
Kaya:
“Değil. Burası benim şirketim.”
Feraye sinirlendi.
Feraye:
“Ben gidiyorum.”
Tam dönecekken…
Kaya:
“Dur.”
Feraye durdu.
Kaya:
“İşe ihtiyacın var.”
Feraye:
“Evet var, sana ne?”
Kaya onu süzdü.
Kaya:
“Benim de cesur bir asistana ihtiyacım var.”
Feraye:
“Ben mi? Ben daha dün yolu bulamıyordum bu şehirde.”
Kaya hafif güldü.
Feraye bunu fark etti.
Feraye (iç ses):
“Gülünce sinir bozucu şekilde yakışıklı oluyor…”
---
Bir sessizlik oldu.
Kaya:
“İşi kabul ediyor musun?”
Feraye:
“Para çoksa kabul.”
Kaya:
“Olur.”
Feraye:
“Bu kadar mı?”
Kaya:
“Bu kadar.”
---
Feraye çıkarken ayağı takıldı.
Düşecekti.
Ama Kaya tuttu.
Bir anda çok yakın oldular.
Feraye:
“Beni bırak.”
Kaya:
“Bırakıyorum.”
Ama bırakmadı.
Feraye:
“Yalan söylüyorsun!”
Kaya:
“Sen de sinirlenince komik oluyorsun.”
Feraye kızardı.
---
Tam o sırada telefon çaldı.
Kaya baktı.
Ekran: GİZEM 💋
Feraye bunu gördü.
Bir anda yüzü değişti.
Feraye (iç ses):
“Ha… sevgilisi var demek.”
İçi garip oldu.
Ama neden…
kızmış gibi değildi.
---
- BÖLÜM SONU