İçeriğe geç

Yasak Aşk

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Yasak Aşk

Bölüm 1

Bölüm 1 - Gözlerindeki Tehlike

Bazı insanlar hayatınıza girdiğinde kalbiniz hızlanır.

Bazılarıysa...

Kalbinizin neden hâlâ attığını sorgulatır.

Ben Kerem'i ilk gördüğümde ikincisini hissetmiştim.

Çünkü onun gözlerinde aşk yoktu.

Tehlike vardı.

Ve ben, aptal gibi, tehlikeye âşık olmuştum.

"Lal, aşağı gelsene!"

Kaan'ın sesini duyduğumda aynanın karşısında son kez saçlarımı düzelttim.

Sarışın saçlarımı omuzlarımın üzerine bıraktım. Üzerimde siyah, sade bir elbise vardı. Aynada kendime baktığımda içimden bir ses, Bugün güzel görünmelisin, dedi.

Nedenini bilmiyordum.

Belki de biliyordum.

Çünkü Kaan'ın arkadaşları gelecekti.

Ve o arkadaşlardan biri...

Kerem'di.

Elimi saçlarımın arasından geçirip derin bir nefes aldım.

"Lal, beş dakikadır seni bekliyorum!"

"Geliyorum!"

Merdivenlerden aşağı inerken kalbimin gereksiz yere hızlandığını hissediyordum.

Son basamağa geldiğimde salona baktım.

Kaan koltuğun üzerinde oturuyordu.

Yanında ise...

Kerem.

Dünya o an birkaç saniyeliğine durmuş gibi oldu.

Uzun boyu, siyah gömleği, kollarını dirseklerine kadar sıvamış olması ve yüzündeki o ifadesiz bakış...

Kerem hiçbir zaman gülümseyerek insanları karşılayan biri değildi.

Hatta çoğu zaman insanlara bakmaya bile tenezzül etmezdi.

Ama o gece...

Gözleri doğrudan benim üzerimdeydi.

Bir an olduğum yerde kaldım.

Sonra kaşlarını hafifçe kaldırdı.

"Lal."

Sesimi bulmak için birkaç saniye bekledim.

"Kerem."

Kaan ikimize bakıp gülümsedi.

"Vay be. Küçük kız kardeşim büyümüş."

Gözlerimi devirdim.

"Kaan, yirmi üç yaşındayım."

"Benim için hâlâ on üç yaşındasın."

"Çok komik."

Kerem hâlâ bana bakıyordu.

Bu kez göz göze geldik.

Ve nedense bakışlarını ilk kaçıran ben oldum.

Saçmalama Lal.

Kaan ayağa kalkıp mutfağa doğru ilerledi.

"Ben bir şeyler hazırlayayım. Siz konuşun."

Kaan'ın salondan çıkmasıyla ortam bir anda sessizleşti.

Ben koltuğun karşısındaki sandalyeye oturdum.

Kerem ise arkasına yaslandı.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra:

"Değişmişsin."

Kaşlarımı kaldırdım.

"İyi anlamda mı?"

Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

"Henüz karar vermedim."

Kalbim.

Resmen.

Göğsümün içinde takla attı.

"Sen de pek değişmemişsin."

"Nasıl yani?"

"Her zamanki kadar... soğuksun."

Gözlerindeki ifade bir anda değişti.

Sanki söylediklerim hoşuna gitmişti.

"Benim hakkımda hâlâ konuşuyor musun?"

Soruyu duyunca şaşırdım.

"Kimle?"

"Kaan'la."

Boğazımı temizledim.

"Hayır."

Yalan.

Kaan'a onun hakkında defalarca soru sormuştum.

Nerede olduğunu.

Ne yaptığını.

Neden sürekli siyah giydiğini.

Neden herkes ondan çekiniyormuş gibi davrandığını.

Ve en önemlisi...

Neden bana baktığında içimde tuhaf bir şeyler olduğunu.

Kerem öne doğru eğildi.

"Yalan söyleme."

Sesi alçaktı.

Ama tehditkâr değildi.

Daha kötüydü.

Fazlasıyla sakindi.

"Ne?"

"Bana yalan söyleme, Lal."

Adımı söyleyişinde bile bir şey vardı.

Sanki adım onun ağzından çıktığında başka bir anlam kazanıyordu.

Tam cevap verecekken Kaan geri geldi.

"Ne konuşuyorsunuz?"

Kerem arkasına yaslandı.

"Hiç."

Kaan şüpheyle ikimize baktı.

Sonra bana döndü.

"Sen odana çık."

"Niye?"

"Kerem'le konuşmam gereken bir şey var."

Kerem'in yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.

"Burada konuşabiliriz."

Kaan başını iki yana salladı.

"Yok. Sen gel."

İkisi koridora doğru yürüdü.

Ben ise yerimden kalkmadım.

Çünkü içimde anlam veremediğim bir merak vardı.

Ve sonra...

Koridordan Kerem'in sesi geldi.

"Onu bu işlerden uzak tut."

Kaşlarım çatıldı.

Kimi?

Beni mi?

Kaan'ın sesi daha alçak çıktı.

"Zaten tutuyorum."

"Umarım."

Bir sessizlik.

Sonra Kaan:

"Kerem, o benim kardeşim."

Kerem cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

"Ben de zaten bu yüzden söylüyorum."

Kalbim sıkıştı.

Ne işlerinden bahsediyorlardı?

Neden benim adım geçiyordu?

Ve neden Kerem'in sesinde ilk kez...

Korku vardı?

O gece herkes gittikten sonra odama çıktım.

Yatağımın üzerine oturup telefonumu elime aldım.

Ekrana baktım.

Yeni bir mesaj.

Bilinmeyen Numara:

Uyumadın.

Kaşlarımı çattım.

Lal:

Kimsiniz?

Mesaj birkaç saniye sonra geldi.

Beni tanıyorsun.

Kalbim hızlandı.

Ben:

Kerem?

Cevap hemen geldi.

Akıllısın.

İstemeden gülümsedim.

Lal:

Numaramı nereden buldun?

Uzun bir süre cevap gelmedi.

Sonra:

Bunu sorman gereken son şey.

Kaşlarımı çattım.

Lal:

Ne sormalıyım?

Üç nokta belirdi.

Kayboldu.

Tekrar belirdi.

Sonra mesaj geldi.

Benden uzak durman gerektiğini.

Gülümsemem yüzümden silindi.

Lal:

Neden?

Bu kez cevap daha uzun sürdü.

Dakikalar geçti.

Sonunda telefonum titredi.

Çünkü sen Kaan'ın kardeşisin.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Başka bir mesaj geldi.

Ve ben onun en yakın arkadaşıyım.

Bir mesaj daha.

Bu yüzden sana yaklaşmamam gerekiyor.

Telefonu elimde sıkıca tuttum.

Son mesaj geldiğinde ise nefesim kesildi.

Ama sorun şu, Lal...

Ben zaten çoktan yaklaşmaya başladım.

Telefon elimden kayacak gibi oldu.

Tam o sırada aşağıdan bir araba sesi geldi.

Perdeyi araladım.

Sokağın karşısında siyah bir araba duruyordu.

Ve arabanın yanında...

Kerem vardı.

Başını kaldırmış, doğrudan benim pencereme bakıyordu.

Aramızda iki kat ve onlarca metre vardı.

Ama gözleri sanki yanı başımdaymış gibi üzerimdeydi.

Telefonum bir kez daha titredi.

Kerem:

Perdeden çekil.

Şaşkınlıkla ekrana baktım.

Sonra tekrar aşağı baktım.

Kerem hâlâ bana bakıyordu.

Bir mesaj daha geldi.

Beni böyle izlersen, Lal...

İkimizin de başına bela olacaksın.

Dudaklarımı araladım.

Ve hayatımda ilk kez...

Birinin beni uyarmasından korkmak yerine, daha fazla yaklaşmasını istedim.

Çünkü o gece bir şeyi anlamıştım.

Kerem'den uzak durmam gerekiyordu.

Ama kalbim...

Çoktan onun tarafını seçmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.