İçeriğe geç

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 10

Kaykay Dükkânı

‘’Ne yani aslında bir Grlolamıymış?’’ diye bağırdı tilki. ‘’Kısık sesle konuş.’’ Dedim tilkiye herkes bize bakarken. ‘’Ah, pardon kendime hakim olamadım.’’ dedi tilki kısık bir sesle. Sonra da daha yüksek bir sesle ‘’Kim o Grlola olduğunu iddia eden çocuk?’’ dedi. İnsanların bizim üzerimizdeki bakışlarını başka yere çevirmelerini istiyordu. Kimi şüpheli gözlerle kimi de rahatlamış gözlerle önüne döndü. Yine de önlemimi alarak ‘’Henüz emin değilim ama bence bu işin içinde bir iş var.’’ Dedim fısıltılı bir sesle. ‘’Bence kesinlikle var. O bunu durduk…’’ diye başlayan tilki çoktan ayağa kalkmıştı. Elini masaya vurduğunda bu sözleri bağırarak söylüyordu. Herkesin dikkatini tekrardan kendisine çektiğini görünce sakinmiş gibi davranarak geri yerine oturdu. Fısıltıyla cümlesini tamamlamayı da unutmadı ‘’… yere söylemez.’’. Sonra da insanlara sorun yok diyen tebessümle baktı. Yavaşça ayağa kalkarken gözleri benim de kalkmamı istiyordu. Ben de yavaşça ayağa kalktım. Yüzüme pek de samimi olmayan bir sırıtış kondurdum hemen çünkü insanların bizden şüphelenmelerini istemiyordum. Aslında olan olmuştu. Ama yine de tedbirden bir şey olmazı. Gözlerimle kapıya işaret ettim. ‘’E biz hadi kalkalım artık.’’ Dedim dişlerimin arasından. ‘’Bence de, hadi artık gidelim.’’ diyerek onayladı beni onayladı tilki. Yavaşça kapıya doğru ilerlemeye başladık. Cam kapı arkamızdan kapanınca ‘’Şimdi nereye gideceğiz?’’ diye sordum. ‘’Victor’un yanına.’’ Diye yanıtladı beni tereddüt etmeden. ‘’Pekala. Peki neyle gitmeyi düşünüyorsun?’’ diye sordum bu sefer. ‘’Kaykayla.’’ diye yanıtladı beni. ‘’Kaykay yabancının yanında kaldı.’’ diye hatırlattım tekrardan. ‘’Ben o kaykayı kastetmedim ki.’’ Dedi tilki çocuksu bir sesle. Şaşkın gözlerle tilkiye bakmaya başladım. Tilki küçük bir kahkaha atıp ‘’Şuradaki kaykay dükkanın görmedim deme bana sakın.’’ Dedi tilki. Rezil olmamak için ‘’Tabi ki gördüm.’’ Dedim. Tilki bana inanmaz gözlerle bakarken ‘’Tamam görmedim.’’ Diye itiraf ettim. Tilki başını iki yana sallarken ‘’Yanımda hiç para yok.’’ Dedim. Tilki ‘’Sende yok ama bende var.’’ Dedi. ‘’Hayır.’’ Dedim. ‘’Neye hayır? Sadece bir kaykay. Bir şey olmaz.’’ Dedi tilki. ‘’Bana kaykay almanı istemiyorum.’’ Dedim kısık bir sesle. Tilki beni umursamadan ‘’Hediyem.’’ Dedi. Ah, ben kızı niye hiç ikna edemiyordum?

Dükkana girdiğimizde gözüme ilk çarpan şey renklerdi. Ne kadar da renkliydi bu dükkanın içi. Açık ağzımdan bir hayret nidası çıktı. Burası inanılmazdı. Ayaklarım dükkanın içini adımlarken ellerim de rafların üstünde geziniyordu. Hiç bu kadar kaykayı bir arada görmemiştim. Tilki bana mutlu ve alaycı gözlerle bakarken benim gözlerim onu görmüyordu bile.

‘’Eee, hangi kaykayı alıyoruz? Karar verdin mi?’’ diye soran tilkinin sesi kaykayları incelemeye ara vermeme neden oldu. ‘’Biraz daha bakmak istiyorum.’’ Dedim. ‘’Zaten yarım saattir bakıyorsun. Daha neye bakacaksın?’’ diye söylendi tilki. ‘’Yarım saat olmadı.’’ Diye mızmızlandım. Tilki bana saatini göstererek ‘’Ah, evet hata yapmışım pardon! Bir saattir buradayız.’’ Dedi gözlerini devirerek. ‘’Tama, o zaman bunu alalım.’’ Dedim mor alev boyamalı ahşap kaykayı rafından alırken. ‘’Emin misin? Bu bana pek sağlam görünmedi de. Bence sen başka bir tane seç. Daha güç düğmesini bile aktifleştiremeden parçalanır bu.’’ Dedi tilki. Haklı olduğunu biliyorum ama… ‘’Hadi ama. Alalım, lütfen.’’ Dedim yüzüme tatlı bir ifade kondurarak. ‘’Bana hiç öyle bakma. Ben de ahşap bir kaykay almaya çalışmıştım. Sen de bana bunları söylemiştin. Şimdi ahşap sağlam mı oldu?’’ diye azarladı beni tilki. ‘’Tamam, tamam. Sadece seni denemiştim. Tabi ki bu kaykayı almayacağım. Sadece öğrettiğim bilgiler aklında kalmış mı diye bir baktım sadece.’’ dedim ve sıkkın bir nefes vererek kaykayı geri yerine koydum. Gözüme bu sefer demirden mavi bir kaykay çarptı. ‘’O zaman bunu alalım.’’ dedim. ‘’Demir çok ağır olur ve uçamazsın.’’ diye söylendi bu sefer de. ‘’Sana bunları söylediğim için pişman olmaya başladım.’’ Dedim inanmaz bir sesle. Tilkinin kıkırtısı dükkanı doldururken yüzüne samimi bir tebessüm yerleşti. Benim de yüzüme huzur dolu bir gülümseme yerleşirken bu kaykayı da yerine bıraktım. Sonra yeni bir kaykayı elime alıp ‘’Bak bu aradığımız tüm özellikleri taşıyor.’’ dedim. ‘’Emin misin?’’ diye tekrar sordu tilki emin olmak için. ‘’Evet.’’ demek yerine ‘’Neden bu kadar çok soru soruyorsun?’’ diye sordum. ‘’Neden mi soruyorum? Ben kaykaydan anlamam ve dostumun sağlam bir şeye binmesini istiyorum. Seni hastanede bulmak istemiyorum diye beni suçlayamazsın.’’ diye öfkeyle açıkladı tilki. Artık yüzünde o tatlı gülümsemesi yoktu. dudaklarımı büküp ‘’Sadece şaka yapmıştım.’’ dedim üzgün bir sesle. ‘’Evet sağlam.’’ dedim dudaklarımı bükmeye devam ederken. ‘’Ayrıca o gülümsemeyi geri getir yüzüne.’’ dedim çocuksu bir sesle. Aniden neşelenmemle bir an şaşırsa da bir süre sonra kıkırdamaya başladı. Ben de onunla beraber kıkırdamaya başladım. ‘’Neyse, hadi artık şu kaykayı alalım.’’ dedi. ‘’Tamam alalım.’’ dedim ve kasaya doğru yürümeye başladım.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Ana karakterin yeni bir kaykayı olması iyi oldu kovalamaca sahneleri okumak için sabırsızlanıyorum 😍