1 yıl sonralp
Odamın balkonunda oturmuş, kitap okuyordum. Hafif rüzgar esintisi yüzüme çarpıyordu. 25 Haziran, benim doğum günümdü. Doğum günlerini umursamazdım, genelde evde keyfime bakardım. bu sene nasıl olacak bilmiyordum.
Saat'e baktım 18.00'di şaşkınlıkla kitabıma baktım. Dört saat'tir kitap okuyordum! Gerçekten kitap okurken, zaman su gibi akıyordu. Kitabı masaya bırakıp, telefonumu elime aldım. Kimseden mesaj yoktu. Hepsinin doğum gününü erkenden kutlardım, ama onlar benimkini unutmuş gibilerdi.
Kalkıp, odama girdim kitabımı masaya koyup, mutfağa indim. Annem evde yoktu, nereye gitmişti? Bana haber bile vermemişti. Kapının zili çaldı. Annem gelmiş olabilir miydi?
Kapıyı açtığımda, karşımda anne'mi değil, Ege'yi gördüm.
"Neden burdasın?" Diye sordum işaret diliyle.
"Yeni eğlence bulduk." Dedi Ege. işaret diliyle konuşuyordu, eksik hissetmeyeyim diye.
"Ne eğlencesi?" Dedim. Yüzümden mutsuzluğum okunuyordu, ama Ege anlamadı bile.
"Korku evine gidiyoruz." Dedi. Şaşkınlıkla gözlerimi açtım.
"Ne cidden mi?" Dedim. Ege kafasını salladı.
"Arabada bekliyorum." Dedi, ve gitti. Odama geçip, dolabımı açtım.
Uzun beyaz şort giydim, üstünede yeşil tişört giydim. Çantamıda alıp çıktım. Ege dediği gibi arabada bekliyordu. Gülümseyerek arabaya bindim, kemerimi taktım.
"Gidelim." Dedim. Oda kafasını salladı.
Korku evinin bulunduğu yere gidiceğimizi sanıyordum fakat birlikte vakit geçirdiğimiz eve gelmiştik. Şaşkınlıkla ona doğru baktım.
"Beste'yi alacağız." Dedi.
"Sen in, bekliyorum ben." Dedim. İşaret diliyle.
"Olmaz, seninde inmen gerekiyor." Dedi. Kızgınlıkla ona doğru baktım.
"Ben ne yapıcam gelip?" Dedim. "Beste'yi mi giydireceğim?"
Şaşkınlıkla kaşları havalandı. Kapısını örtüp, benim kapımı açtı.
"Kalk geliyorsun." Dedi. Israr etmeden indim, hiç inat edecek havada değildim.
Beraber, eve doğru yürüdük. Fark ettim ki evin ışıkları yanmıyordu. Neden yanmıyordu? Ege kapıyı açtı. İlk içeri o girdi, arkasından ben girdim.
Birden birşey patladı, ışıklar açıldı.
Şaşkınlıkla kalabalığa baktım, ama herkes Onur'a bakıyordu.
"Onur, Allah aşkına bir kendine sahip çık!" Diye bağırdı Deniz.
"İyi ki doğdun Nil!" Diye bağırdı Beste. Gülümseyerek onlara baktım. Bir anda hepsi aynı şekilde bağırmaya başladı.
Deniz gelip bana sarıldı, geri çekilip gözlerimin içine baktı.
"İyi ki varsın." Dedi. Gülümseyerek ona baktım.
"Sende iyi ki varsın." Dedim,işaret diliyle.
Hepsi tek tek bana sarıldı. Üniversiteden de bir kaç kişi vardı. Benim, ve onların ailesi vardı. Herkes hediyelerini verdi.
"Gençleri bırakalım eğlensinler." Dedi. Denizin babası. Gülümseyerek onlara baktım. Hepsine tek tek teşekkür ettim.
Ailelerimiz gitti, hepimiz baş başa kaldık. Gelenler, müzik eşliğinde dans ediyordu. Biz ise bir kenara oturmuş, konuşuyorduk.
"Unuttunuz sanmıştım." Dedim. Hepsi güldü.
"Hiç unuturmuyuz?" Dedi Beste.
"Kızım sen fark etme diye, neler çektim bir bilsen." Dedi Onur. Gülümseyerek ona baktım.
"Teşekkürler." Dedim.
"Ulan bir balon şişirdin, onuda yarısını patlattın." Dedi Ege. Hepimiz ona güldük.
"Dans edelim." Dedi Beste. Olduğu yerde oynuyordu. Hepimiz dans edenlerin yanına gittik. Deniz kolumu tutup.
"Şimdi seninle konuşmazsam, bir daha asla konuşamam." dedi. Anlamayarak ona baktım. Elimden tutup dışarı çıkardı.
"Ne oldu?" Diye sordum. Sadece bana bakıyor, konuşmuyordu. Bir dizinin üzerine çöktü. Şaşkınlıkla ona baktım.
"Benimle." Dedi. Boğazını temizledi, dikkatlice bana baktı. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Tahmin ettiğim soruyu sorarsa ne diyecektim?
"Benimle çıkar mısın Nil?" Dedi. Bu soruyu beklememe rağmen, şaşkınlıkla ona baktım. Kalbim, göğüs kafesimden çıkacakmış gibi atıyordu. Diz çökmüş olan Denize, doğru bakıyordum.
Birşey diyemedim. Gülümseyerek,hızlıca kafamı salladım. Deniz ayağa kalkıp bana sımsıkı sarıldı, bende ona sarılıp, kokusunu içime çektim. Ağlıyordum, neden bilmiyorum ama ağlıyordum. Sarılmayı bırakıp bana doğru baktı, gülümsedi.
"Niye ağlıyorsun?" Diye sordu. Kafamı iki yana salladım. Neden ağladığımı bende bilmiyordum, ona yeniden sarıldım.
Alkış seslerini duydum, eve doğru baktım ve onları gördüm.
Beste, Ege ve Onur'u.
Üçüde gülümseyerek, bizi alkışlıyorlardı.
"Ben büyüttüm." Dedi Onur. "Onlar benim yavrularım."
Bize doğru gelip sarıldılar, ve tebrik ettiler.
"Mutlu olman gereken yerde, niye ağlıyorsun?" Diye sordu Ege. Bana tekrardan sarıldı. O bana hep sarıldığında, abi hissi veriyordu.
1 Hafta sonra
"Vallahi bak, çok eğleniriz." Dedi Onur. Kampa gitmek istiyordu, ama biz istemiyorduk.
"Ben ayılarla falan uğraşamam kardeşim." Dedi Beste.
"Ayı'nın en büyüğü zaten bizim evde!" Diye bağırdı Onur. Hepimiz Ege'ye doğru baktık.
"Ayı sensin!" Diye bağırdı Ege.
Gülerek onlara baktık.
Hepimiz mutfakta oturmuş kahvaltı ediyorduk. Sucuklu yumurtayı önüme koydu Deniz.
"Lan sende, hep sevgilinin önüne koyuyorsun en güzel yemekleri." Dedi Onur. Gülerek Onur'a baktım.
"Koyar tabi, senin kocan mı?" Diye sordum. Deniz gülümseyerek bana baktı. Diğerleri kusar gibi ses çıkardı.
"Lütfen aşkınızı odanıza saklayın." Dedi Beste, ve sucuklu yumurtama dadandı.
"Eee... Gidiyor muyuz?" Diye sordu Onur.
Kimseden ses çıkmadı. " Ya gidelim işte!" Diye bağırdı. En sonunda pes edip kabul ettik. Sadece iki gün deniz kenarında kalıp gelicektik.
Herkes evlere dağılıp eşyalarını hazırladı. Sabah kampa gidicektik. Daha önce gitmiştim, çok eğlenceliydi. Bu sefer arkadaşlarımla gitmek daha mutlu ediyordu.
Salı sabahı saat 09.00
Telefonun çalmasıyla uyandım, ekrana baktım Onur yazıyordu. Telefonu yüzüne kapattım. Mesaj attı.
Onur
Onur;
İNSENE AŞAĞI
SENİ BEKLİYORUZ
İKİ SAATTİR!!
Mesajına güldüm, telefonu kapatıp çantamı aldım, ve aşağı indim. Annem mutfaktaydı.
"Gidiyor musunuz?" Diye sordu kafamı evet anlamında sallayıp, ona sarıldım.
"Dikkat edin kendinize olur mu?" Dedi. Kafamı salladım. Evden çıktığımda kocaman iki tane karavanı gördüm.
"Buraya bin!" Diye bağırdı Onur. Kafasını camdan çıkarmış bana bakıyordu. Gülümseyerek onun bulunduğu arabaya bindim. Bu karavanı Deniz sürüyordu, arkada olanıda muhtemelen Ege sürüyordu.
"Evet yolculuk başlasın!" Diye bağırdı Onur.
☃️
Uzun bir yolculuğun ardından gelmiştik, ve hepimiz kurt gibi acıkmıştık. Güzel bir masa kurup, kahvaltı ettik. Bulunduğumuz yer kalabalık değildi. Özel olarak seçmiştik.
"Deniz soğuk görünüyor." Dedi Onur. Deniz ona dönerek.
"Yo her zaman ki hâl'im işte." Dedi. Hepimiz ona gülmeye başladık. Kaşlarını çatıp, bize baktı.
"Sana mı giricez?" Diye sordu Onur. Tuhaf bir şekilde ciddiydi. "Ben, senden değil Denizden bahsediyorum." Dedi Denizi göstererek. Hepimiz daha çok güldük.
"Ne bileyim? Sen öyle deyince anlamadım." Dedi Deniz.
"Sen tuzlu su musun?" Diye sordu Onur.
"Of Onur, tamam sus artık." Dedi Deniz.
"Ay çok güzel görünüyor ya." Dedi Beste, sonra gidip karavana girdi. Mayo giyip, yüzücek sandık. Bir baktık ki uyuyor, ve öğlene kadarda kalkmadı. Oturup biraz sohbet ettik.
Beste'de uyanınca üzerimizi değiştirip, Denize girdik.
"Beni boğmaya çalışanı, öldürürüm." Dedi Onur. Ege hemen, Onurun üstüne atlayıp onu boğdu. Hepimiz ona bakıp, güldük. Sudan çıkan Onur;
"Dağ ayısı!" Diye bağırdı. Beraber denizin içinde yüzüp, eğlendik. Sudan çıkıp üzerimizi değiştirdik. Üzerimde hırkayla çıkmıştım. Deniz ve Ege mangal için ateşi yakmaya çalışıyordu.
"Üşüdün mü?" Diye sordu Deniz.
"Biraz." Dedim gülümseyerek bana sarıldı, sıcacık hissettim.
"Aşkınızı sonraya saklasanız, hani açız ya, yemek yicez ya, şu ateşi yakın lan artık." Şaşkınlıkla Onur'a doğru baktık, gülmeye başladık.
Akşam yemeğinde bol bol sohbet ettik. Eskilerden, yenilerden ve gelecekten bahsettik.
"Ne zaman düğün yapıyorsunuz?" Diye sordu Onur.
Daha önce hiç konuşmamıştık. Çünkü daha erkendi ve ben pek emin değildim. Bu sorumluluğu kaldırabilirmiydim bilmiyordum. Bunu fark eden Deniz.
" Daha erken." Dedi. "Düşünmek için çok vakit var." Gülümseyerek ona doğru baktım.
Aklıma takıldı, evlenebilir miydim? Yani daha önceden düşünmedim. Aslında onu seviyorum, ve neden olmasın. Sesim yok sadece, bunda neden bu kadar endişe ediyordum? O beni kabul etmişti, yarım bir dünyamı tamamlamıştı. Neden evlenmeyeyim ki?
2 gün sonra
Günler çok çabuk geçiyordu. Deniz kenarında kamp yaparken çok eğlenmiştim. Bir sürü anı edinmiştim. Onlarla her yerde anılarım olsun istiyordum, beraber her yere gidelim, büyüyelim ve hiç ayrılmayalım.
"İyimisin?" Denizin sesiyle ona döndüm. Dalgınlığımı fark etmişti.
"İyiyim." Dedim. Yola doğru baktım. Omuzuna kafamı koydum, araba sürmesine rağmen hiç omzunu oynatmadı. Yorgunluktan dolayı, yol boyunca uyumuşum.
14 Haziran
Mezuniyet Günü
"Allah'ım, çok güzel olmuşsun!" Diye bağırdı Beste. Üzerimde dar beyaz kısa bir elbise vardı, ayağımda ise siyah sandalet şeklinde topuklu ayakkabılar vardı. Odamda olan, aynanın karşısına geçmiş kendime bakıyordum.
Beste'ye doğru döndüm oda pembe beyaz bir elbise giymişti onunkide kısaydı. Vücudunda mükemmel duruyordu.
"Asıl sen kendine bak." Dedim gülümseyerek." Mükemmel olmuşsun." Beste gülümseyerek kendi etrafında döndü.
"Biliyorum mükemmelim." Dedi. Dışarıdan arabanın düdük sesi geldi.
"Kızlar hazırsanız çıkalım. Çocuklar bekliyor." Dedi annem. Hepimiz evden çıktık.
Deniz kapıyı açıp. "Lütfen arabaya binin kraliçem" dedi. Gülerek ona doğru baktım.
o geçen sene mezun olmuştu. Şimdi ise ben mezun oluyordum. Arabaya bindim.
Törenin olacağı yere geldik. Deniz aynı şekilde beni arabadan indirdi. Elini uzattı, elini tuttum. İçerisi çok kalabalıktı. Herkes fotoğraf çekinme derdine düşmüştü.
"Ay çok heyecanlıyım." Dedi Beste. Ege onu kendine çekip sarıldı.
"Her zaman olduğu gibi mükemmelsin. Heyecan yapma" dedi. Kolumla Denizi dürtüp onları işaret ettim, dudaklarımı büzdüm. Beni kendine çekip, saçlarımdan öptü.
"Biz daha güzeliz." Dedi. "Onlara ne özeniyorsun." Gülümseyerek ona sarıldım.
Bir kaç ay önce Beste ve Ege'nin sevgili olduklarını öğrenmiştik. Deniz abi olarak çok kıskanmıştı, hatta onlara trip bile atıyordu ama zamanla alıştı.
Hepimiz yerlerimize geçtik, müdür tek tek öğrencileri çağırıyor, diplomasını veriyordu.
"Nil Gökçen" ismimi duyunca heyecandan kalbim çok hızlı atıyordu. Yavaş adımlarla gidip diplomayı aldım. Denizin yanına gittim gülümseyerek elimdeki diplomayı gösterdim. Bana tekrardan sarıldı.
"Seninl
e gurur duyuyorum." Dedi. Sonra anneme sarıldım ağlıyordu. Gözyaşlarını sildim.
"Neden ağlıyorsun?" Diye sordum.
"Ne bileyim? Duygulandım işte." Dedi. Bir kez daha sarıldım. En mutlu olduğum günlerden biriydi.
