Hepimiz kalkmış, iş bölümü yapmıştık. Beste, Onur ve ben evi topladık, Deniz ve Ege'de mutfağı toplayıp, bize kahvaltı hazırlamıştı. Kahvaltı ederken dünü konuşuyorduk.
"Kimin aklına geldi o şaka?" Diye sordu Ege. Hepimiz gülmeye başladık.
"Ruhum, yerinden çıkacak sandım." Dedi Deniz.
"Onur'un aklına geldi." Dedi Beste. İkiside sinirle Onur'a baktılar. Ege, Onur'un kafasına zeytin fırlattı.
"Ulan Onur, ben bunu intikamını almaz mıyım?"dedi Ege. Hepimiz gülerek Ege'ye baktık.
"Bugün lunaparka gidelim mi?" Diye sordu Deniz.
"Bu da tüm parasını tüketmek için yer arıyor." Dedi Onur. "Eğer paran ağırlık yapıyorsa bana verebilirsin tatlım."
"Bana da verebilirsin" dedim. Beste dediğimi çevirdi. Hepsi gülmeye başladı.
Kahvaltıdan sonra ,Deniz beni eve bıraktı. Lunapark'a gitme planı daha yapılmadı. Bu akşam düşünüp karar verecektik.
Eve geldiğimizde, annem elinde poşetlerle binanın kapısında duruyor, bize doğru bakıyordu. Deniz'e doğru baktım.
"Gidip annenle tanışalım." Dedi Deniz. Eve doğru yürüdüm arkamdan geldi.
Annemin karşısına geçti;
"Merhaba efendim, ben Deniz." Dedi elini anneme uzattı. Annemde onun elini sıkıp;
"Bende selen, Nil'in annesiyim" dedi. Gülerek annemin koluna girdim.
"Gel oğlum, bir çayımızı iç." Dedi annem. Deniz gülümseyerek;
"Teşekkürler, bir dahaki sefere inşallah" dedi Deniz. "Şimdi gitmem gerekiyor babam beni bekliyor olmalı." Dedi.
"İyi o zaman başka zaman inşallah. Kardeşinide alıp gelirsin." Dedi annem. Deniz kafasını sallayıp arabaya doğru gitti. Bizde eve girdik.
Poşetleri mutfağa bıraktık. Annem gülümseyerek bana bakıyordu, montumu çıkarıp masanın üzerine koydum.
"Yakışıklı çocukmuş." Dedi annem.
"Evet" dedim işaret diliyle. Boşluğuma gelmişti.
"Ne?" Dedi annem.
"Ne." Dedim. Kendimi düzeltip;"Allah sahibine bağışlasın anne." Dedim. Mutfaktan çıktım. Annem arkamdan sırıtıyordu.
"Değil mi? Allah sahibine bağışlasın kızım!" Diye bağırdı annem arkamdan.
Odama geçip kıyafetlerimi değiştirdim. Ve telefonu şarja taktım, kendimi yatağa bıraktım. Çok eğlenmiştim. Rüya gibiydi mükemmeldi. Mutluluğumu anlatmaya kelimeler bulamıyordum.
Aklıma Deniz geldi yine. Ona birşeyler hissediyor olabilir miydim? Yada bilmiyorum işte, onu görünce kalbim hızlı atıyor ve bedenimi sıcak basıyor. Gülüşünü görünce daha mutlu oluyorum, çünkü çok güzel gülüyordu.
Saçları kıvırcıkdı, onun saçlarını karıştırmak istiyordum. Kokusu çok güzeldi, komik biliyorum ama şeftali gibi kokuyordu. Gamzeleri onu daha çekici gösteriyordu. Herşeyiyle çok güzeldi.
"Noldu kız? Çok mu eğlendin?" O kadar dalmışım ki, annemin geldiğini bile duymamışım. Yatakta oturdum, oda karşıma oturdu.
"Hemde çok eğlendim" dedim işaret diliyle. "Yeni kişilerle tanıştım. Onur diye biri vardı çok komik ve eğlenceliydi. Beni hep güldürdü. Sonra Ege'yle tanıştım. Oda eğlenceliydi, ağabe'yimmiş gibi davrandı." Ben heyecanla anlatıyordum, annem ise saçlarımı seviyordu.
"Biliyor musun? Ege'nin kardeşide benim gibiymiş, ama o doğuştan işitme engelliymiş. Bu yüzden Ege işaret dilini biliyordu. Deniz ve Onurda benim için öğreneceklerine söz verdiler." Dedim. Annem gülümseyerek beni izliyordu. Onu üzmek istemediğim için, Ege'nin kardeşine ne olduğunu anlatmadım.
"Seni bu kadar mutlu görmek beni çok mutlu etti." Dedi annem. "Bu gençlerle tanışmak istiyorum. Eğer kabul ederlerse bize çağır bu gece."
Şaşkınlıkla ona baktım. Onlarla tanışmak istiyordu. Telefonu elime aldım.
"Bekle sorayım" dedim.
"Sor bakalım." Dedi annem.
Kahvaltı ederken WhatsApp grubu oluşturmuştuk.
Onur'un halkı
Merhabalar, annem sizinle tanışmak
İçin akşam yemeğine çağırıyor.
Eğer kabul ederseniz, mutlu olurmuş.
Sizinle tanışmayı çok istiyor.
Beste'm;
Ha! ben gelirim.
Selen teyze'me söyle
Üzümlü kek yapsın lütfennn.
Onur;
Lan üzümlü kek mi?
Yaz listeye bende gelirim.
Ege;
Şu çocuk yiyecekler için
Bizi satar.
Neyse bende geliyorum.
Deniz;
Saat kaçta?
Anneme döndüm "gelmek istiyorlar. Saat kaça gelsinler?" Dedim. Annem bir süre düşündü.
"Akşam sekiz gibi uygun." Dedi
Akşam sekizde gelin.
Onur;
Annenin çağırdığına
Emin misin?
Evet niye ki?
Onur;
Dövücek gibi
Söyledin. Bence gelmemizi
İstemiyor bu.
Evet istemiyorum.
Onur sen gelme
Sonra Mükremin evi falan
Basar.
"Onurum, annem" der seni
Kaçırır. Uğraşmam ben
Ege;
Haklı;)
Onur sen gelme.
Onur;
Şu ikisini kim arkadaş
Yaptı? İğrençsiniz tamam mı?
Gülümseyerek telefonu kapattım. Odaya bir baktım ki annem yok. Muhtemelen mutfağa yemek ve tatlı hazırlamaya gitti.
Bende uzanıp kitap okudum.
Saat 20.00
"Hoşgeldiniz" dedi annem. Kapıdaki çocuklara bakarak. Hepsi içeri girip kendini tanıştırdı.
"Maşallah, maşallah ne güzel gençlersiniz" dedi. "Oy güzel kızım gelmiş."
"Selen teyzem." Dedi Beste. Birbirlerine sarıldılar.
Dün yaramaz çocuklar, bugün annemin karşısında süt dökmüş kedi gibi duruyorlardı.
"Otursanıza evladım." Dedi annem üçüde aynı koltuğa oturdular.
İşaret diliyle "hoşgeldiniz." Dedim.
"hoşbulduk." Dediler.
"Allah'ım çok zekiyim ya. Bir günde işaret dilini öğrendim." Dedi Onur.
Gülerek ona baktık.
"Kızlar, bana yardım edin de sofra'yı kuralım." Dedi annem. Beste ve ben anneme yardım edip, masayı kurduk. Hepimiz oturup, sohbet etmeye başladık.
Beni işaret diliyle konuşuyor olsam bile, hiç yarım hissetmedim. Genelde insanlarla konuşurken mutsuz hissederdim, ama onlarla konuşurken daha farklıydı. ne bileyim çok mutluydum. İlk defa arkadaş grubum olmuyor, ama ilk defa dışlanmadığım arkadaş grubum oluyordu.
Yemekten sonra, annem yaptığı üzümlü keki, kurabiye'yi masaya koydu.
"Aa! ben kola almayı unuttum." Dedi annem.
"Sorun değil Selen teyze, bir zahmet çay içsinler." Dedi Beste.
"Olur mu hiç öyle? Market hemen aşağıda Nil gidip al kızım." Dedi annem.
Kafamı sallayıp kapıya doğru ilerledim. Arkamdan Deniz geldi.
"Beraber gidelim. Tek gitme." Dedi. Ceketini giydi. Dışarı çıktık.
İkimizde konuşmuyor yürüyorduk. Bu sessizliği Deniz bozdu.
"Nil" dedi ve sustu kafamı ona çevirdim. Bir süre konuşmadı.
"Sevdiğin biri var mı?" Diye sordu. Gözlerim açıldı ona doğru baktım.
"Hayır" dedim. Ama vardı fakat kendime bile açıklama yapmamıştım. Ona ne diyebilirdim ki?
"Peki aşık olsaydın. Birine, ona söyler miydin?" Diye sordu. Biraz düşündüm. Sonra fark ettim ki, işaret dilini anlamakta biraz zorlanıyor gibiydi. Telefonumu çıkardım.
"Daha rahat konuşuruz diye çıkardım. Notlar kısmına yazacağım. Sende oku olur mu?" Yazdım, okudu. Gözlerine hüzün çöktü.
"Söz veriyorum." Dedi. "İşaret dilini kısa sürede öğreneceğim."
"Acele etme." Yazdım, okudu.
"Cevabımı alamadım." Dedi.
"Birine aşık olsaydım, ona söylemezdim." Yazdım, okudu. Yüzü düştü.
"Neden?" Diye sordu.
"Yarım birini kim kabul eder ki?" Yazdım, okudu. Ağızında birşey mırıldandı ama duyamadım. İkimizde susup yolumuza baktık.
☃️
"İstediğiniz zaman gelin çocuklar." Dedi annem. Kapının önünde vedalaştık. Gözüm Denize kaydı, hâlâ moreli bozuktu. Ne düşünüyordu?
"Deniz oğlum." Dedi annem denize bakıp. "Sen bak bakalım bana, neyin var senin?"
Deniz anneme doğru bakıp; "birşeyim yok, sadece yorgunum" dedi. "Sadece yorgunum."
O kadar içten dedi ki. "Yorgunum"değilde "acı çekiyorum" der gibiydi. Yada yine ben kafamda kuruyorum. Gözlerimi ondan kaçırdım.
"Eve gidip iyice dinlen." Dedi annem.
"O zaman biz gidelim." Dedi Onur. "Ellerinize sağlık mükemmeldi üzümlü kekiniz"
"Sen gel ben hep yaparım sana." Dedi annem.
Ve gittiler. Beste giderken el salladı bende ona doğru gülümsedim.
Mutfağı toplayıp odama çıktım. Annem salonda kahve içiyordu. Kendimi yatağa atıp, Denizin dediklerini düşündüm. Neden böyle konuşmuştu ki? Ne demek istemişti? Acaba birine aşık mı olmuştu?
Aşık olduysa o kız çok şanslıdır şimdi.
"Nil, sevdiğin biri var mı?" Diye sorarken; "Benim var ama nasıl açılacağım bilmiyorum." Gibi birşey mi demek istedi?
Yine binlerce şey kurmuştum kafamda.
Düşünerek uyuyakalmışım.
🧸
İlk derse geç kalmıştım. O kadar yorulmuştum ki alarmın sesini duymamıştım. Tüm dersler bitmişti, çalışmak için kütüphaneye gelmiştim. Müzik eşliğinde ders çalışıyordum.
Telefona gelen bildirim sesiyle dikkatim dağıldı ve telefona baktım. Onur gruba mesaj atmıştı.
Onur'un halkı
Onur;
Buraya bakın.
Birşey dicem
Çabuk söyle.
Onur;
Niye? Atlı mı kovalıyor?
Onur ya
Ders çalışıyorum.
Hadiiii!
Onur;
Disney parkına gidek.
(Adı neydi?)
Neyse disneye gidekkkkk.
Ege;
Dısney parkı
Ne ulan?
Onur;
Tiktokta gördüm.
Dur bakim adına.
Vıaland Tema Park.
Yazıyor
Beste;
Ben biliyorum.
Güzel yer bence de gidelim
Bu akşam.
Bu akşam mı?
Deniz;
Evet, gidelim.
Eğlenceli olur.
Orası çocuklar
İçin değil mi?
Onur;
Bizde çocuğuz.
20 yaşında
Çocuğu ilk kez görüyorum.
Onur;
Lan velet yeni kural
Geldi ya.
Bilmiyor musun?
30 yaş altı çocuk
Sayılıyor.
Deniz;
Hiç giden olmadı
Değil mi?
Ege;
Evet.
Onur;
Evet.
Evet.
Beste;
Ben gittim.
Deniz;
Biliyorum zaten beraber
Gittik ya.
Neyse gidelim
Çocuklar için değil, herkesin
Binebileceği oyuncaklar
Var.
Olur. Saat kaçta?
Onur;
18.00 uygun mu?
Beste;
Uygun.
Deniz;
Uygun.
Ege;
Uygun.
Banada uygun.
Onur;
Oleyyyy!
Saat 18.00
Hepimiz gelmiştik. İçeri girip oyuncaklara baktım. İçerisi kocamandı! Bir sürü oyuncak vardı! Çok güzeldi.
"Vay canına!" Dedi Onur.
"Gerçekten çok güzel." Dedim. Beni sadece deniz gördü ve güldü. Çok güzel gülüyordu.
"Neye biniyoruz?" Diye sordu Deniz.
"Şu gorile binelim mi?" Diye sordum. Hepsi büyük gorile doğru baktı. Beni anlamaları çok güzeldi. Onlara bakıp gülümsedim. Bunu fark eden Ege bana sarıldı.
"Bugün, Nil nereyi isterse oraya gidiyor, neyi isterse ona biniyoruz." Dedi Ege. Mutlulukla el çırptım.
"Hadi o zaman, şu gorile binip, ayran gibi çalkanalım." Dedi Beste ve gorile bindik.
Oyuncaktan indikten sonra ben gülerek her yere bakıyordum. Ege ise kusuyordu.
"Sözümü geri aldım." Dedi. Elinde ki suyu kafasına dikti.
"Benim suçum yok, sen binmeden önce yemek yemişsin oda mideni bulandırdı." Dedim. Ege saçlarımı karıştırdı.
"Sırada ki oyuncak daha mantıklı olsun." Dedi Deniz.
"Burada mantık arama Deniz." Dedi Onur.
"Ne yapalım Denizcim?" Dedi Beste. "Atlı karıncaya mı binelim?"
Yerimden zıplayarak alkışladım. Hepsi bana bakıp.
"Olamaz!" Diye bağırdılar.
"Gerçekten eğlenceli. Babamla binmiştim çok güzel." Dedim.
Onur bana bakıp; "o zaman kaç yaşındaydın?" Diye sordu.
Elimde yedi yaptım. Hepsi bana güldü.
"Gidelim bakalım." Dedi Deniz.
Yaşımızdan dolayı zor bindik. Neden bilmiyorum ama bizi almadı adam. Normalde alınıyormuş. Beste öyle demişti. Bir şekilde bindik. Gülümsüyordum. Hepsi benim eğlenceme gülüyordu.
Oyuncaktan indiğimizde Onur; "başım dönüyor!" Diye bağırdı. Gülerek ona baktık.
Beste'ye dönüp "bu sefer sen seç." Dedim. Herkes korkuyla Beste'ye baktı.
"Hız trenine binelim!" Diye bağırdı Beste. Yüzünde sinsi bir gülüş oluştu, bizim ise yüzümüzde korku vardı. Korkuyla hız trenine doğru baktık. Kocamandı!
"Aaaaaa..." Onur deli gibi bağırıyordu. Ben Denizle, Ege ve Onur ikisi binmişti Beste ise tek binmişti.
"Kusucam galiba!" Diye bağırdı Ege.
"Sakın! Arkanda biz varız!" Diye bağırdı Deniz.
Beste zevkle, diğerleri korkuyla bağırıyordu. Tren durunca hepimiz indik.
Sinirle Beste'ye baktık.
"Bir daha bu kızın istediğine binen olursa bensiz biner." Dedi Ege.
"Beste senin yüzünden ölüyorduk." Dedi Onur.
"Ama eğlendik." Dedi Beste.
"Eğlenen sensin!" Diye bağırdı hepsi. Eğer sesim olsaydı bende öyle derdim.
"En iyisi yemek yiyelim." Dedim. Ege söylediklerimi diğerlerine söyledi.
"E ne yiyeceğiz?" Diye sordu Onur.
"Hamburger yesek?" Dedim.
"Hamburger iyi fikir." Dedi Ege. Gülümseyerek ona baktım.
"Hadi gidelim o zaman." Dedi Beste.
yer bulup oturduk, Ege ve Deniz hamburger almak için uzun sıraya girdi.
"Bende yanlarına gideyim beş tepsiyi taşıyamazlar." Dedim.
"Tamam." Dedi Beste. Kalkıp yanlarına gittim.
"Mutlusundur." Dedi Deniz Ege'ye.
"Ne için?" Dedi Ege.
"Nil'i anlayabiliyorsun. Mutlusundur, anlaşabildiğin biri." Dedi Deniz. Durup arkadan onları dinledim. Biliyorum bu yaptığım kötü birşey ama elimde değildi. Dinledim.
"Ne demek istiyorsun? Açıkca konuşsana." Dedi Ege.
"Eğer seninle iyi anlaşan biri olursa, ona aşık olabileceğini söylemiştin." Dedi Deniz. " Nil'le iyi anlaşıyorsun."
"Onu kıskanıyor musun?" Dedi Ege.
Şaşkınlıkla onları dinledim. Deniz beni mi kıskanıyordu?
"Seni kıskanıyorum. Onunla konuşabiliyorsun, çünkü onu anlıyorsun." Dedi Deniz.
"Onu kardeşim gibi seviyorum merak etme" dedi Ege gülümseyerek Denizin saçlarını karıştırdı. Denizde ona doğru gülümsedi.
"Merak etme" derken neyi kastetmişti? Yoksa Deniz beni mi seviyordu? Bu imkansız beni neden sevsin? Yarım birini sevmek zordu? Kafamdan bütün düşünceleri atıp yanlarına gittim.
"Sen neden geldin?" Diye sordu Ege.
"Yardım etmek için." Dedim. Denize doğru baktım. Gözleri parlıyordu bana bakarken. Gözlerimi kaçırdım.
Tepsileri alıp, masaya doğru gittik. Beraber sohbet ettik, güldük, bir çok konu hakkında konuştuk. Sonra herkes evlere dağıldı.
"Ben Onur'la Beste'yi eve bırakayım. Sende Nil'i bırak" dedi Ege.
"Tamam." Dedi Deniz.
Hepsine el salladım. Arabalara binip yola çıktık. İkimizde susuyorduk, araba sessizdi. Birşeyden emin olmak istedim. Telefon'umu çıkartıp, notlar kısmına birşey yazdım. Denize gösterdim.
"Birini mi seviyorsun?" Yazdım, okudu. Ama birşey demedi kafasını salladı. Bir şey daha yazdım.
"Kimi?" Yazdım, okudu. Ama bir şey demedi sustu.
Kalbim hızlı atıyordu, cevabı merak ediyordum.
"Zamanı gelince öğreneceğiz." Dedi. Anlamadım ne demek istediğini.
"Ne demek istiyorsun? Sevdiğin kişiden emin değil misin?" Yazdım okudu. Uzun bir süre yine sustu. Konuşmadı.
"Bilmiyorum." Dedi. " Ne onu, nede kendimi bilmiyorum.
Eve gelmiştik. Arabayı durdurdu.
"Görüşürüz." Dedi. Gülümseyerek, el salladım.
"Biliyor musun?" Dedi. Ona doğru baktım. "Çok güzel gülüyorsun."
