Yüzükler takıldıktan sonra büyüklerin ellerini öpüp tekrar mutfağa kaçmıştım.Parmağıma takılan alyansa daır derin düşünceler denizinde boğuluyordum.Kolumda hissettiğim elle yerimden sıçradım.Offf ablacığım, 'ani hareket yapmayın' diyorum siz beni nerenizle dinliyorsunuz.
"Abla sana sesleniyorum sağır mısın?"
Aral malının koluna bir tane patlattım.
"Ben seni daha ne kadar uyaracağım salak.Ani hareket yapma bir daha.Yemin ederim ümüğünü sıkarım."
"Çirkef.İyiki kakaladık seni Mardinlilere yoksa evde kalırdın."ters bir bakış atmakla yetindim.Şu an onunla hiç uğraşamazdım.Neden geldiğini sorar gibi bir bakış attım.
"Doğu eniştem babamdan izin istedi.Seninle konuşmak istiyormuş.Seni dışarıda bekliyor.Çardağın orada."
Ne?İşte şimdi ayvayı yedim.Gerim gerim gerilirken nasıl onunla konuşacaktım ki?Babamdan izin isterken aklı neredeydi?Taktın yüzüğünü git işte.Benimle konuşup ne yapacaktı sanki?Herşey olsun ama biz hiç iletişime geçmeyelim istiyordum.Ama anlaşılan bu işler öyle yürümüyordu.Gerilmekten nefes almayı bile unnutturacak düşünceler arasında boğulurken Aral'ın sesi ile kendime geldim.
"Abla sana diyorum hadi."
Bir bahane bulup gitmese miydim?
"Git işi varmış.Ablam gelemeyecekmiş de."
Kaşlarını çatıp bu saçma sözlerimi desteklemediğini belli ederek konuşmaya başladı.
"Abla saçmalama.Sen sözlendin bu adamla.Ayrıca tepsiye konulan liracıklardan sonra bana bahşedilen bu görevi laiki ile yerine getirmem münasiptir.Zira büyük bir iyilik yapan Doğu paşa-"gerisini dinlemek istemedim.Bazen böyle eski dönem dizi-filmlerini izlerken beynini eski türkçeden kelimeler ile doldurmak, onun hobisi olmuştu artık.Ama ona yakışmadığı bir gerçekti.Bunun sebebide Vanlı bir vatandaş olmasıydı.Şivesi kayıyor kürtçe genlerini istemesede belli ederek cânım güzellikteki türkçeyi mahf ediyordu.
"Sus, başlama yine,hiç çekemeyeceğim seni.Ay Allah'ım birde konuşamıyorda.İzleme sen bir daha dizi filan.Beynim baltalanıyor senin yüzünden."
Söylediğim sözleri hiç ciddiye almamış,türkçe bile ondan ümidini kesmişken o kendinden ümit kesmemişti."Sen ne anlarsın?Sanatkara saygını kaybetmişsin sen.Git biraz kendini geliştirde gel,hadi canım."Konu dağıldı diye sevinirken normalde kuşa taksak ters uçacak zekadaki kardeşimin uyanıklılığı tutmuştu.İnattı,vazgeçmedi."Konuyu dağıtma. Adam dışarda seni beklerken kök saldı sen anca otur."Olmamıştı,gitmekten başka çarem yoktu.
Offf nereden çıkmıştı şimdi?Bayılma numaradı yapsam döner miydi bu olay buradan?Camdan atlasam.Saçmalama Roni zemin kattayız.Ben kendi kendime dahiyane fikirlerimle boğuşurken ayaklarım hiç istemesemde beni evden çıkarıp küçük ve yavaş adımlarla çardağa yöneltti.Yaklaştıkçe yüzü netleşiyor,aslında ne kadar yakışıklı bir çehreye sahip olduğu gün yüzüne çıkarak umudumu yitirmemi engelliyordu.Yakışıklı olması bir avantajdı,değil mi?Sonuçta dişleri dökülmüş kel ve sıskada olabilirdi.Biz bu adamla birlikte aynı yastığa baş koyacaktık.Gönlümü hoş etmeyecekse bile en azından gözlerimi hoş edecekti.Bunada şükürdü.
Ben çardağa girince oturduğu yerden kalktı.Yanına gidinceye kadar gözleri ile bedenimi bir avcı gibi süzmeye devam etti.Pek hoşlanmazdım insanların bakışından.Ama Doğu'nun bakışları beni rahatsız etmemişti.Hatta bir yerde onunda beni beğendiğini ele veriyordu gözleri,bu beğeninin tek taraflı olmaması ister istemez beni memnun etmişti.Yüzünde istemenin başlarındaki o hoş tebessümü vardı.Ne diyeceğim diye kendimi içten içe yerken Doğu,sağolsun beni bu dertten kurtardı."Rahatsız etmedim umarım.Etraf kalabalık olunca pek konuşamadık."
Ben gerginlikle bir an sesim çıkmayacak sanarken vücudum sonunda bir tepki verip içimi rahatlatmıştı."Ne konuşacağız ki?"İçimde bu saçma soruya kendimce alkış tutuyordum.Ne diye heyecanlandığımda böyle garip bir kıza dönüştüğümü asla anlayamayacaktım.
"Otursana."Sorumu cevapsız bıraksada
farkına varmıştı,şaşırmıştı ama inat eder gibi belli etmemeye çalışmıştı.Sürekli ondan kaçmam onu bıktırmış olmalıydı.Sessizce ondan uzak bir yere oturuşumu ayakta iken izledi.Duymayacağımı düşünmüş olacak ki kısık sesle bir 'ya sabır'çekti.Meydan okuyormuş gibi ben ondan uzak olmaya çalışırken o tam dibimde bitip yanıma oturdu.Kalkmaya yeltendiğimde ise kolumdan tutup beni olduğum yere sabitledi.Gözlerinde peyda olan siniri görebiliyordum.
"Kaçma artık.Bir yerde illaki durmak zorunda kalacaksın."Gözlerimin içine bakarak kurduğu cümleden sonra ikimizinde doğrusunu bildiği bir yalanı ortamıza bıraktım.
"Kaçmıyorum.Sana öyle gelmiş."Yüzü yine aydınlandı.Siniri gitmişti belli ki.Yüzünde hoş bir tebessüm yer edindi.
"Öyle olsun."Üstelememesi beni şaşırtsada sorgulamak istemedim.İşime gelirdi ne de olsa.Gözleri stresten tırnak etlerimi soyan parmaklarımda gezindi.Yavaşça elinin içine elimi alıp parmaklarıma zarar vermemi engelledi.Ama zaten o dokunur dokunmaz ellerim hemen açılmış tırnak etlerimi soymayı bırakmıştı.Ellerimde olan bakışlarını oradan çekmeyerek konuşmaya başladı.
"Tektaşı takmamışsın."O söyleyinceye dek farkında değildim.Hatta tepsideyken mutfakta biraz inceleyip yerine geri koymuştum."Beğenmedin mi yoksa?"Öyle bir sesle sormuştu ki bundan korkuyor olumsuz bir cevap vermemi istemediğini fark etmeden belli ediyordu.
"Hayır çok güzel.Sadece...Yüzüğüm var zaten.Takmam gerektiğini düşüne medim.Ama 'illa tak' diyorsan-"hevesli sesi ile cümlemi yarıda kesmişti.
"Takmanı istiyorum."Emretmemişti,isteğini söylemişti sadece.Bu hareketleri bir an tatlı görünmüştü gözüme.Dağ gibi adamada 'tatlı'dedim ya kendime inanamıyorum.aklımdan geçenler gülümsememe sebep olunca onun hevesli haline karşılık verdim.
"Takarım."Birbirimizin gözlerine dalmış bir şekilde onun bir nefes yakınımda olmasını önemsemeden kusursuz varlığını inceliyordum.Yandan gözlerine evden kaynaklanan bir ışık vuruyor ela renk olan keskin bakışları benimkinden daha koyu bir yeşile boyanıyordu.Bu kadar güzel bir şeye sahip olduğunun farkında mıydı?Eminim etrafındaki insanlar ona bu mesafeden bakmak için uzun bir kuyruk oluştururdu.Seven peşinde koşan kız sayısı kesinlikle az olamazdı.O kızların yanından geçse kızlar donup kalırmış gibi olurdu.Emindim.Başkalarının ona ilgi gösteriyor olma ihtimali asabileştirmişti beni.Yüzüm düşmüş,hatta kaşlarım çatılmıştı.
Parmaklarımın üzerinde hissettiğim hafif dokunuşlar beni rahatlatmaya başlamıştı ama istediğim rahatlamak değildi.Başımı indirip parmaklarımı okşayan ellerine bakarken derin bir nefes aldığını duydum.Önemsemedim.Hızla parmaklarımı geri çekip tekrar önüme döndüm.Pek takmadı davranışımı.Sanırım bana alışmaya başlamıştı.
"Neden bu kadar çabuk olsun istedin?"
Dondum.Kelimenin tam anlamıyla çakıldım,kaldım.Nasıl diyecektim ki'beni satan babamdan kaçıyorum,bunun tek yolu da sensin' diye?Söyleyemezdim sorusuna önüme bakarak ne cevap vereceğimi düşünürken pencereden bir çift gözün dikkatine maruz kaldığımızı fark ettim.Annemm...Bu süreçte ortadan kaybolan etrafı karıştırmakta usta,olaylar geliştiğinde ve sorunlar çıktığında görünmez olan annem.Beni bu süreçte hep yalnız başıma bırakmıştı.Ne yapacağımı bile sormuyordu.Annem değilmiş gibiydi,artık bir yabancıydım ona göre yanıma oturup iki kelam etmemişti.En çok ona kırılmıştım.Genede gittikten sonra kinci tarafım hep onu bir daha görmek istemediğimi söyleyerek beni ona karşı kışkırtıyordu.Yapacaktım.Onu annelikten red edecektim evlendikten sonra.
"Seni dinliyorum."Dürüst olacaktım sanırım.O artık benim eşim olacaktı.
"Yapamıyorum.Artık Van bana zindan görünüyor."
Gözleri düşünceli bir şekilde yüzümde gezindi."Sende 'evlilik beni kurtarır'dedin."Bende kafamı çevirip onay istediği cümlesini cevapladım.
"Evet"
Sinirlenmişti yine.Onu kullandığımı düşünüyordu galiba."Çocuk oyuncağı değil bu iş.Nasıl kendini ateşe atarken bu kadar bencil olabilirsin.Karşındaki kişiyi hiç mi düşünmedin?Senden bir çocuk bekleyecekler ama sen bencilliğin yüzünden anlık verdiğin kararlarla geleceği düşünmeden hareket ettiğin için onlara istediğini vermediğin gibi kendini mahf edeceksin.Belki ben bir evlat istiyorum.Mutlu bir aile istiyorum.Bana bunları vermeyeceksen neden beni kullanıyorsun."Her söylediği söz kulaklarımdan içeri girerek beynimde patlayan bir bombaydı.Daha ilk konuşmamızda bencilliğimi anlamış benimle tartışmaya başlamıştı.
O an normalde taş olan duygularım varlığını belli etmişti.Gözlerim dolmuş,ellerim titriyor,boğazımdaki acı yutkunmamı engellemekle kalmayıp aldığım nefesi zehir ediyordu.
Benden cevap bekleyen Doğu'ya ne diyeceğimi bolemedim bir an.Kendimi nasıl temize çıkarabilirdim ki?Fazlasıyla,can sıkıcı şekilde haklıydı.
"Seni kullanmama izin veren sensin.İstemeseydin burada olmazdın.Şimdi kullanıyorsun deme bana.Buradaki tek suçlu ben değilim!"
Haksızlık ediyordu.Etmesindi.Sonuçta o istemeseydi babamda bana baskı kurmazdı 'illa bu adam ile evleneceksin' diye.İyice sinirleri ile oynamıştım.O ne kadar haklıysa bende okadar haklıydım sonuçta.
"Peki,çocuk istiyorum ben.Hemde evlenir evlenmez.HEMEN."Kaşlarım çatıldı,meydan ojuyarak beni etkisiz hale getirneye çalışacaktı belli ki.Ama ben izin veremezdim.Sırf hırsı için birinin daha beni böyle yok sayarak ezmesine göz yumamazdım."Asla olmaz."Alaycı bir ifade gördüm yüzünde.
" Senin istemeni pek önemsemezler yalnız.Ona ne diyeceksin?"Hodri meydan.Böylece benim sırımı aşmış olduğunu anlamıştık.Gözlerim elimdeki yüzüğe kaydı."Madem benim istediklerim olmayacak seninle evlenmeninde bir anlamı yok,değil mi?Sonuçta kendim için verdiğim bir karardı."Tam yüzüğümü çıkarıp eline verecekken benden daha hızlı davranarak titreyen ellerimi hızlıca avucunda hapsetti.Dokunmama bile izin vermemişti.Yüzündeki sinir yetmiyormuş gbi çenesi gerilmiş alnındaki damar oradaki varlığını açıkça kanıtlıyordu.Kulakları kızarmış kaşları çatıkça bana dönerek keskin bakışları ile üzerimde hüküm sürüyordu.Hissettiğim duyguların daha yoğununu yaşıyordu.En azından intikam alabilmiştim.
"Sakın.Bir daha değil bu yüzüğü çıkarmak bunu aklından bile geçirmeyeceksin."
"Yoksa ..."
Gözleri edepsiz düşüncelerini kanıtlamak istercesine üzerimde gezindi."Duymak istemezsin."
Hava fazlamı sıcaktı yoksa beni yakan bu adamın dokunuşları mıydı anlayamamıştım.Bir anda gülüp eğlenebilecekken kavgaya tutuşmuştuk Zor bir evlilik bizi bekliyor olmalıydı.Geleceğin karanlığı zihnimde yer edinirken bu adamın bakışları,beni ufacık kılıyordu."Gidiyorum ben."
"Kaç bakalım.Yakalanacaksın nasıl olsa."
"Sil o yüzündeki pis sırıtmayı."
Devam etti.Takmadı.Burada biraz daha kalsaydım hiç iyi olaylar yaşanmayacaktı.Bir anda yerimden fırladım.Amacım eve hızlı bir şekilde girmekken bir anda kolumda sarılan Doğu'nun parmaklarıyla gidemedim,uzaklaşamadım.Yüz yüze geldiğimizde uzun boyundan dolayı eğilerek kulağıma yaklaştı.Ben ne olacağını merak ederken bedenimi bir şok dalgası sarmış kalp atışlarım göğsümü dövüyordu."Nişanlına bir öpücük vermeden nereye böyle?"Ben gözlerimi belerterek karşıya bakarken bir şey söylememe bile izin vermeden dudaklarını kulağımdan başlayarak yanağıma sürtüp elmacık kemiğime kadar geldi.Kısa bir süre öyle durduktan sonra ateş gibi yakan dudakları elmacık kemiğimden öptü.Geri çekildiğinde durumundan mrmnun gibi bir görünüşe bürünmüştü.Ne diye az önce kavga ederken böyle bir hamlede bulunmuştu ki.
"Dengesiz."güldü.Arsızdı vesselam.Ayakta tutmakta zorlanan ayaklarım beni hızlı bir biçimde eve yönlendirirken onun alaycı bakışlarını üzerimde hissetsemde bakmadım ondan tarafa.
Eve girdiğimde mutfağa geçme planım varken hızlıca önüme çıkan Berfin'le sıçradım korkudan.Yüzündeki sırıtışla anlamlı bakışlar atarak bir şeyler söylememi bekliyordu.Siyah göğüs hizzasında olan saçları,kara gözleriyle abisini anımsatıyordu.Doğu'nun aksine keskin değil oval bir yüzü vardı.Fazla güzeldi.
"Yengeciğim."Anlamlı bir ses tonu vardı.
"Efendim?"ona aynı onun gibi bor ses tonu ile karşılık vermem onu güldürmüştü.Ona baktıkça bende tebessum oluşmaya başlamıştı çoktan.
"Mutfağa geçip sohbet eder miyiz?Zaten bizimkilerde kalkmak üzereler seni yakından tanımak istiyorum.Belki az önce çardakta gördüğüm şeyleride konuşuruz."Derdini şimdi daha iyi anlamıştım.Bilmemezlikten gelmek daha mantıklıydı sanırım ama kızaran yanaklar hızlanan nefes aralıkları maalesef beni ele vermişti bile."Konuşalım."
Mutfağa gçtikten sonra bir süre sohbet etmiştik Berfin'le.Tanıdığım en tatlı insanlardan biriydi.Bu sırada bize Evin'de katılmıştı.Birlikte bol gülümsemeli bir zaman geçirmiştik.Ben önümüzdeki çerez tabağından aldığım fıstığı ağzıma atarken Berfin ima ettiği olayın konusunu açtı.
"Yengeciğim çardakta abimle ne konuştuğunu anlatacak mısın artık?"Evin de bende duyduklarımızla şoka girmiştik.Bana dönerek sinirli bir hal aldı canım arkadaşım.Bu gece kurtulsakta sonrasında selamızı okutacağı gözlerinden belliydi.Ondan önce başkalarının öğrenmesi en uyuz olduğu şeydi.
"Sen onunla konuşmaya mı gittin,kaşla göz arasında?"Berfin hemen araya girerek işleri dahada yokuşa sürdü.
"Evet.Üstelik abim onu öptü."Evin çığlığı basacakken elimle çığlığına engel oldum.
"Neeee?Lan biz eşşek başı mıyız?Neden en son ben öğreniyorum?Nankör seni am-"Ağzının üstüne örttüğüm elim yüzünden sesi boğuk çıksada küfür erme aşamasına girdiği açıkça anlaşılıyordu.
