Hemen pencereyi açıp dışarıya baktı Ece. Önce sağına ve soluna, sonra da aşağıdaki sınıflara baktı. Bu sırada öğretmeni onu fark etmişti ve telaşla ona seslenmişti.
"Ece! Kızım ne yapıyorsun?" Dedi endişeyle. Songül hemen arkadaşını kurtarmak için öğretmenine bugün Ece'nin kendini rahatsız hissettiğini ve sınıf sıcak olduğu için nefesinin daralmış olabileceğini söyledi.
Ece etrafına bakmaya devam ederken yanında daha deminden beri sessizce oturan Erdem, hızlıca Ece'yi geri çekti ve pencereyi kapadı. Kızı omuzlarından hafifçe itip yerine oturttu ve kendisi de yerine geçti. Ece bi an için bu duruma şaşırdı ama etkisi çok uzun sürmedi.
Sonuçta eline işe yarar bir bilgi geçmişti. Yansımasız 11. Sınıf veya 12. Sınıf değildi. Çünkü yansımanın açısı, ne en alt kattan ne de yan taraflardaki sınıflardandı. Üst kattan olduğu barizdi. Ayrıca yansımasız D, E, F veya G şubesinden olmalıydı. Çünkü bu şubeler Güneye bakarken, A, B ve C şubeleri ise Kuzeye bakıyordu. Bu her katta aynıydı. Yansımasızın da şu anda kendi sınıfında olduğunu varsayarsa, Ece'nin sadece 8 sınıfa bakması yeterli olacaktı.
Hemen defterini çıkarıp olabilecek sınıfları listeledi. Önce 9. Sınıflara bakacak, daha sonra 10. Sınıflara bakıp onu bulup buradan defolup gidecekti. Planı oldukça basitti. Belki de fazla basitti...
Zilin çalmasıyla hemen sınıfından çıktı. Koridorda aceleyle ilerlerken yanlışlıkla çarpmak isteyeceği en son kişiye çarptı.
"Önüne baksana be!" Dedi kızgınlıkla çarptığı kişi.
"Özür dilerim Yağmur! Bilerek mi yaptım!" Dedi Ece kendi omuzunu sıvazlarken. Yağmur, Tuna'nın eski sevgilisiydi. Tuna 'Anlaşamadığımız için ayrıldık' dese de Yağmura göre onları ayıran Ece ve Songül'ün Tuna'ya söylediği yalanlardı. Ayrıca Yağmur, 'Bir erkeğin iki tane yakın arkadaşı kız olur mu?' mantığında bir insan olduğu için Ece onunla muhatap olmamayı tercih ediyordu.
"Aferin! Birilerinin ilişkilerine karışmanın yanı sıra özür de dileyebiliyormuşsun!" Dedi alayla. Ece sinirle yumruklarını sıktı. Bu kız sürekli iftira atmasının yanı sıra alay da etmeye başlamıştı.
"Kaşınıyorsun Yağmur, sabrımı sınama!"
"Gel kaşı o zaman!" Dedi Yağmur gülerek.
"Vaktimi harcamama değmezsin!" Dedi ve bu sefer bilerek Yağmur'a çarparak geçti. Yağmur daha da öfkelendi. En sonunda daha fazla kendine hakim olamadı ve Ece'nin üstüne atlayıp saçını çekiştirdi.
"Deli misin nesin?! Alın şu manyağı üstümden!" Diye bağırdı Ece. Etraftaki öğrenciler hemen Yağmuru üstünden çekti. Bu sırada Ece'nin sesini duyan Tuna da onların yanına koşarak gelmişti. Yağmur bi an onun kendisine geldiğini düşünse de Tuna ona bakmadı. Ece'nin durumunu kontrol etti. İyi olduğundan emin olduktan sonra Yağmur'a dönüp konuştu.
"Arkadaşlarımdan uzak dur!" Dedi her kelimesini vurgulayarak. Sonra da Ece'nin kolundan tutup sınıfa doğru yürüdü. Ece ise bu sırada dilini çıkarıp Yağmura bakmayı ihmal etmemişti.
Sınıfa girdiklerinde Tuna, Ece'nin kolunu bıraktı.
"Özür dilerim... Benim yüzümden seni rahatsız ediyor."
"Aman boşver! Sen gelmeseydin ben bu sefer onun üstüne ben atlayıp saçlarını yolardım zaten!" Dedi gülerek.
"Bunun farkındayım... Ben de senin yapabileceklerinden korktum zaten." dedi ciddiyetle. Ece ona anlamayan gözlerle baktı. Niye herkes Ece'ye sadistmiş gibi davranıyordu?
"Yapma şöyle biri gerçek sanacak!" Dedi Songül Tuna'nın koluna vurarak. Derin bir nefes verdi. Ve konuşmaya devam etti. "Yağmurun bu boş kini ne zaman bitecek acaba?"
"Onun kininden kim korkacak! O manyak en fazla saçımı bozar zaten!" Dedi Ece kafasını ovuşturarak. Daha sonra cebinden bir toka çıkarttı ve saçını toplamaya başladı.
"Herneyse Yağmuru boşverin... Bugün sınıflar arası yüzme yarışması olduğundan son dersimiz olmayacakmış. Ve... Bizim sınıftan Erdem yarışacak! Onu desteklememiz için rehber öğretmenimiz bize bir iyilik yaptı!" Dedi mutlulukla Songül.
"Bu güzel bir haber!" Dedi Ece heyecanla. Aklındaki planda biraz değişiklik yaptı. Tenefüslerde bazı sınıflara gidip bakacak, bakmaya gidemediği sınıflara ise yarışma esnasında havuzdaki suyun yansımasıyla Yansımasızın kim olduğunu bulmaya çalışacaktı.
"Teneffüslerde gitmek yok! Bana yardım edeceksin!" Dedi Songül gülümseyerek. Ece'nin onu onaylamaktan başka çaresi yoktu. Çünkü ona yardım etmemek benliğine ters bir hareketti.
"Ama birini arıyordum ya hani?.." Dedi Ece yalvarırcasına. Belki arkadaşı ona bir iyilik yapardı?
"Ben de Erdem'den hoşlanıyorum ya hani?" Dedi gülümseyerek.
"Onun neyinden hoşlanıyorsun ya? Pek fazla konuşmuşluğunuz da yok! Tüm sınıfla şu ana kadar konuştuğu kelime sayısı bizim bi günlük konuşmamızdan azdır!"
"Abartma o kadar da değil." Dedi ve Erdem'in sırasına baktı. "Onun hangi özelliğinden etkilendiğimi ben de bilmiyorum... Ama onun yanındayken kendimi iyi hissediyorum. İçim içe sığmıyor, mutlulukla doluyor." Dedi ve Ece'nin ellerinden tuttu. "Sen de bu duyguyu tattığında ne demek istediğimi anlayacaksın!"






