İçeriğe geç

Yansımasız

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Yansımasız

Bölüm 14

• 14 •

"Sanırım yok..." Dedi ve kafasını yan tarafa çevirip Ekin'in kollarından ayrıldı. Ama kalbi hala hızla çarpıyordu.

"Eğer uslu bir çocuk olursan... Rüyanda görebilirsin." Dedi gülerek.

"O zaman hemen gidip uyumalıyım!" Dedi ve koridorda yürümeye başladı Ece. Onu ciddiye aldığını düşünen Ekin hemen onu durdurdu.

"Hey! Ciddi değildim!" Dedi telaşla. Ece onun bu sözleriyle arkasını döndü. Yanakları kızarmaya başlamadan onun yanından ayrılması gerekiyordu. Utanınca hep yanakları kızarırdı. Ama utandığı anlar nadir olduğu için pek fazla kişi bunu bilmiyordu.

"Biliyorum... Şakasına söyledim... Zil çalacak neredeyse. Sınıfa dönmem gerek! Hoşçakal aşkısı!" Dedi alelacele ve önüne dönüp ilerlemeye devam etti. Kalbi hızlı hızlı atmaya devam ediyordu. O anın etkisinden çıkamamıştı. Ekin ona ne yapmıştı böyle? Tüm ayarları bozulmuştu sanki... Ama yine de bunu yapmasına değerdi. Ekin'e bir şey söylemeden yanından ayrılmak istememişti. Ekin'in konuşkan halini suskun haline tercih ederdi. Çünkü ne hissettiğini anlayabiliyordu. Ama... Neden Ece annesini özlediğini söylediğinde bir anda susmuştu ki? O da annesini mi özlemişti yoksa? Ya da daha kötüsü... Annesini kaybetmiş olabilir miydi?

Tüm bunları düşünürken sınıfına varmıştı bile. İçeri girdiğinde Tuna'nın sınıfa geri geldiğini fark etti. Hemen onun yanına gitti. Suna'ya ne olduğunu hemen öğrenmeliydi.

"Sonunda gelebilmişsiniz Tuna Bey!" Dedi alayla. Ece'yi görünce Tuna gülümsedi.

"Hiç gelmek istemiyordum aslında... Ama babam müdür olunca mecbur geldim..."

"Peki Suna? Ona ne oldu?" Dedi Ece konuyu istediği yere getirdi. Tuna'nın yüzündeki gülümseme bir anda gitti.

"Kendini rahatsız hissediyordu. Ben de babamı ikna edip kardeşimi eve yollamasını sağladım."

"Demek bu yüzden geciktin..." Dedi Ece anladığını belirtmek için kafasını olumlu anlamda sallayarak. Ece ister istemez Suna'nın bu durumda olmasının suçlusunu kendisi olarak görüyordu. Bir yanı günü tekrar başlatmasını ve farklı bir çözüm yolu bulmasını söylese de bunu yapamazdı. Ekin'le başka türlü nasıl kolayca görüşebileceğini bilmiyordu. Sadece arkadaşının kendisi aynadan çıkana kadar dayanmasını ummaktan başka çaresi yoktu.

"Baban katı biri olunca ikna etmesi de zor oluyor." Dedi Tuna gülmeye çalışarak.

"En azından babanı görebiliyorsun..." Dedi Ece fısıltıyla.

"Anlamadım?"

"Yok bir şey! Sadece sesli düşünüyordum..." Dedi ve ellerini iki yana salladı. Bu sırada Ece'nin sınıfa geldiğini fark eden Songül hızlıca yanlarına geldi. Ece'yi ne düşündüğüyle ilgili sorulardan kurtarmıştı.

"Ece? Bu kapüşonlu da nereden çıktı?" Dedi ve arkadaşına şüpheyle baktı.

"Şey ya... Basketbol sahasında koluma top çarptığı için üstüme meyve suyu döküldü. Ekin de beden eğitimi dersinde olduğundan bana bunu verdi." Dedi ve arkadaşlarına kanıtlamak için formasının meyve suyu dökülmüş kısmını gösterdi. Songül onun hikayesinin tamamına inanmamıştı.

"Senin ağzına yalan yuva yapmış Ece! Ekin'in kıyafetini almak için bilerek döktüm demiyorsun da top çarptı diyorsun... Senden korkulur ha..." Dedi gözlerini kısarak.

"Ne?" Diyebildi sadece Ece. O kadar yalana inanmışlardı ama bir kez doğruyu söyleyince inanmamışlardı. Ya arkadaşlarında ya da Ece de bir sıkıntı vardı... Konuşmaları zilin çalmasıyla bitti.

Kırk dakika boyunca hocanın ne anlattığı hakkında hiçbir fikirlerinin olmadığı sıkıcı matematik dersi sonunda bitmişti. Ece hızla eşyalarını toplarken, aslında çok yavaştı, önündeki boş sıraya birinin oturmasıyla gözlerini ona çevirdi.

"Her zaman böyle yavaş mısın?" Dedi Ekin merakla.

"Aklımdan seni çıkaramadığım için hiçbir şeye odaklanamıyorum balböceğim." Dedi gülerek Ece. Ekin eninde sonunda gıcık olacaktı. Bundan neredeyse emindi. Sadece ona bu şekilde gıcık konuşmaya devam etmeliydi.

"Ben de seni çıkarmıyorum çileğim." Dedi Ekin. Onların bu halini gören Tuna, Songüle döndü.

"Ben de sevgilim varken böyle mi gözüküyordum?" Dedi midesi bulanmış gibi yaparak. Songül olumlu anlamda kafasını salladı.

"Size yaşattıklarım için özür dilerim... Böyle göründüğümü bilsem asla yapmazdım!"

"Kıskanma! Şu an sapsın diye böyle diyorsun. Sevgilin olursa yine aynı şekilde davranacağını hepimiz biliyoruz!" Dedi Ece arkadaşının koluna vurarak. Daha sonra Ekin'e döndü.

"Ben hazırım! Hadi çıkalım!" Dedi ve Ekin'in cevap vermesini beklemeden koluna girip yürümeye başladı. Koridorda bir süre sessizce ilerledikten sonra Ece ona aklındaki şeyi söyledi.

"Daha önceki konuşmamızda... Susmanın sebebi... Anneni özlediğin için miydi? Yoksa..." Dedi ve yutkunup kaldığı yerden devam etti. "Anneni kaybettiğinden mi?"

Onun bu sorusu üzerine Ekin durdu. Ece'nin yüzüne bakmayarak konuştu.

"İkisi de değil..."

"Peki o zaman neden sustun?" Dedi Ece merakla Ekin'in yüzünü tutup yavaşça kendine çevirdi.

"Zamanı gelince söylerim..." Dedi ve buruk bir şekilde gülümsedi. Kız daha fazla soru sormak istedi ama onun yüzü sanki yanlış bir soru sorarsa ağlayacak gibiydi. Bu yüzden ikisi de susup sessizce yürümeye devam etti.

Birlikte merdivenleri hızlıca inip havuzun kapısına kadar geldiler. Kız kapıyı tam açacağı sırada çocuk ondan önce davranıp kapıyı açtı. Yüzü şimdi daha iyi gözüküyordu.

"Önce yaşlılar..." Dedi girmesi için kapıyı tutmadığı eliyle girişi işaret ederek.

"Ha ha ha! Çok komiksin!" Dedi ve içeri girdi Ece. Ardından Ekin de girdi. İçerisi önceki seferki kadar kalabalık değildi. Oturacakları yeri seçtikten sonra Ece, Ekin'in elinden tutup oraya doğru ilerledi. Ece'yi çoğu kişi tanıyordu, bu yüzden herkesin dikkati kısa sürede onların üstünde toplanmıştı. Buna Yağmur da dahildi. Yağmur'a göre Ece, Tuna'yla arasını bozan ve ayrılmalarına yol açan kişilerden biriydi. O halde Yağmur da Ece'nin ilişkisini bozabilirdi değil mi?

Bölüm sonu

6 yorum