Gözlerimi kapatarak yavaşça eskimiş tahta kapının kilidini çevirdim.Nefesimi vererek gözlerimi açtım.Çıplak ayaklarım her adımda daha çok üşüyor üşüdükçe ayaklarımı hissedemiyordum.İçerden gelen yoğun kokuyla midem bulanıyor başıma ağrılar giriyordu.
İçeri girdiğimde yerde tozlanmış tahta parkeler, köşede yırtılıp pamukları etrafa dağılmış minik bir yastık ve hemen yanında duran eski bir ceket vardı.Beyaz ceketin çoğu yeri yırtılmış boyun ve kol taraflarında kan lekeleri vardı.
Gözlerim odanın ortasına doğru kaydı. Gördüklerime çocuk aklımla ne kadar anlam verebilirdim bilemiyorum ama tavandan aşağı doğru sallanan uzun ve kalın bir ip vardı.İpin ucuna birisi asılmıştı kızıla çalan saçları açık pencereden gelen rüzgarla uçuşuyor ve vücudu yavaşça benim olduğum tarafa doğru dönüyordu.Tamamen bana döndüğünde ona doğru bir adım attım sonra bir adım daha koşarak ona sarıldığımda gözlerimden yaşlar ne zaman gelmişti ne zamandır nefes alamıyordum bilmiyorum.Başımı kaldırdığımda buzu andıran sopsoğuk bedeni ,dövülmekten morarmış kolları,uykusuzluktan kolları ile aynı renkte gözaltları,ve bembeyaz bedeni ile karşımdaki kadına bakıyordum.
“Anne”
Uykumdan ve rüyamdan nefes nefese ve kan ter içinde kalktım.Aynı kabusu yıllarca görmüş olmama rağmen hep aynı tepkilerle uyanıyordum.Oflayarak soluma doğru dönüp telefondan saate baktım.Herzamanki gibi gecenin bir yarısında uyanmıştım.Yorganı elimle itip yatakta doğruldum ve kedili peluş ev içi terliklerimi aradım.Terlikleri giyip kapıyı açtım ve mutfağa doğru yürüdüm.Yan dairemden gelen kahkaha ve gitar sesleri başımdaki ağrının yükselmesine yardım ediyordu.Mutfağa geldiğimde ışığı açtım gözlerim lavabonun içinde ve yanında duran bulaşıklara kaydığında başımı tavana kaldırdım ve derin bir nefes aldım.Amerikan mutfağın kenarlarından dolaştım ve buzdolabını açtım , soğuk su şişesini aldım ve yanda duran tabureye oturup suyu içmeye başladım.
İçimde farklı bir his vardı.Dün gece eve geç ve yorgun gelmiştim ,fakat bu his ne yorgunluktan ne de uykusuzluktan kaynaklıydı.Sanki içimde büyük bir şeyin beni beklediğini hissediyordum.
Bu hissi tanıyordum, hayatımda iki defa bu şekilde hissetmiştim .
İlkinde bu hissi yaşadıktan bir kaç hafta sonra annemi yatak odasında tepeden bir iple asılmış halde buldum ve bu benim en büyük travmam oldu ve kabuslarıma yerleşti zaten o günden beri hiçbir zaman rüya göremiyordum sadece iki kabus rüyalarımı süslüyordu.
İkincisi ise aynı zamanda ikinci kabusumdu.Annemin öldüğü gün babamda ortalıktan kaybolmuştu.Bir hafta sonra babam eve gelmiş ve annemi kendisinin öldürdüğünü söylemişti.Sehpanın üzerine bir silah koyup ya sen beni öldüreceksin ya da ben seni öldüreceğim tarafını seç demişti.Bende o zamanki aklımla babam ölürse annem geri gelir diye düşündüm ve silahı alıp babamı vurmuştum.
Yıllar sonra aynı hissi tekrar yaşıyordum.Fakat bu sefer kaybedicek ne annem vardı ne de babam belki de son olarak ben yok olup gidecektim bu dünyadan.
Şişeyi doldurup dolaba koydum ve buzdolabın karpuzlu soda aldım ve oturma odasına ilerledim koltuğa oturup televizyonu açtım.En sevdiğim dizinin son bölümünü açmıştım ki kapım çaldı.Gecenin bu yarısında kim gelip kapımı çalarki.Tamam kabul ediyorum bu saatte Muhteşem Yüzyıl izleyecek kadar delirmiş olabilirim ama kapı çalacak kadar deliren kim var bilemiyorum. Kapının önüne gelip kilidi çevirdim ve kapıyı yavaşça açtım.
Karşımda duran uzun boylu , siyah saçları dağınık,beyaz tişörtünün üzerindeki kırmızı şarap lekeleri onun bayağı sarhoş olduğunun kanıtı gibiydi,kara gözleri hınzırca üzerimde gezinirken kalın dudakları pişkince kıvrıldı başını arkadaki kapısı açık daireye doğru çevirdi.Rahatsız olduğumu belli etmek için yerimde kıpırdanıp “Buyrun” diye seslendim fakat duyduğunu sanmıyordum.
“Hey” dedim elimi kaldırıp onun yüzüne doğru sallarken “Beni duyuyormusun”
Sonunda başını çevirip bana baktığında eliyle ensesini kaşımaya başladı. “Ah! Pardon” dedi ensesindeki elini cebine atarak. ”Seni duymam-ışım … Şey ben çok yalnızımda bugün bana eşlik eder misin?” Kaşlarımı çatarak başımı sağ omzuma doğru yatırdım.Sanki az önceki sarhoş adamdan hiçbir iz yoktu.
“Niye diğerleri kaçtı mı ?”
“Anlamadım”
“Diyorumki az önce dairenden gelen sesler kaçtı mı?”Kaşlarımı çatıp masmavi gözlerle ona korku saçtığımı hissedebiliyordum.
“O-onlar arkadaşlarımdı gittiler” Artık gözlerimde nasıl bir duygu görüyorsa korkudan tir tir titremeye başlamıştı.
“O zaman arkadaşlarını geri çağır veya gir dairene koy kafanı yat.” Bir anda bağırıp söylediğim saçma şeylere gözlerini büyüttü tam bir şey söyleyecektiki kapıyı suratına çarpıp dizime devam etmek için oturmaodasına doğru ilerledim , koltuğa oturup kumandayı elime aldım cebimdeki telefon çalmaya başladığında gözlerimi devirdim.
Acaba herkes tamda bu saatte beni delirtmek için uyandımı?
Telefonu cebimden çıkarıp arayan kişiye baktım fakat telefonda gördüklerimle kaşlarımı iyice çattım.
“Bilinmeyen Numara”
Şaka mı? Hem bu kim? Niye bu saatte beni buldu? Kafamın içinde bir sürü soru varken dayanamayıp telefonu açtım.
Telefondan ilk önce birkaç cızırtı geldi. Ses o kadar pütürlüydü ki sanki kulağımı tırmalıyordu. Daha sonra ise bir sinyal sesi. “Alo”. Dedim fakat sinyal sesinden başka hiçbir şey duyulmuyordu. Hala devam eden sinyal sesi bir anda büyük ,tiz ve keskin bir sese dönüştüğünde istemsizce telefonu yere atıp avuç içlerimle kulaklarımı kapattım. Gözüm telefona kaydığında numara kapatmıştı fakat ses sanki hala kulaklarımda yankılanıyordu.
Ellerimi kulaklarımdan indirdim ve yere eğilip telefonu elime aldım. Kulaklarım hala acıyor ve etrafı boğuk duyuyordu. Telefonumun arkasına ve önüne bakıp birşey olmadığına emin olduktan sonra koltuğun köşesine koyup ayağa kalktım. Lavaboda yüzümü yıkadıktan sonra içeriye tekrar girip televizyonu kapattım. Film keyfi diye bişey bırakmamışlardı. Ara sıra gözüm kararıyor , midem bulanıyordu. Koltuğa doğru ilerlediğim sırada telefondan bildirim sesi geldi.Telefonu elime alıp açtığımda şaşkınlığım daha çok arttı.
Bilinmeyen Numara ; …
Bu her nasıl bir şakaysa korkmaya başladığımı itiraf edebilirim.Telefondan tekrar bildirim sesi geldiğinde kaşlarımı iyice çattım.
Bilinmeyen Numara ; Çysb
Neler oluyordu biri bana söylesin çünkü ben hiçbir şey anlayamıyordum. Derin bir nefes alıp kişilerime girdim. Son aramalardan bilinmeyen numaraya basıp yeni kişi oluşturdum.
Enayinin Teki
Telefonu koltuğa atıp odama doğru ilerledim. Odama geçtiğimde köşedeki yatağımın yanına doğru gitip yorganın altına girdim.
O kadar yorgundum ki vücudumda sızlamayan yer yoktu. Bunlar yetmezmiş gibi bir de başım ağrıyordu. Derin bir nefes alıp geri verdim ve gözlerimi kapattım.
*