JESSİCA
Uçak gecikmişti.Jessica cam kenarında oturuyordu. Kulaklığı takılıydı ama müzik çalmıyordu. Ekranda rota açıktı.
İstanbul–Londra. Mavi çizgi ilerlemiyordu.Annesi yan koltuktaydı. Telefonla mesajlaşıyordu. Gülümsedi. Jessica fark etti ama bakmadı.
“Birazdan kalkarız,” dedi annesi.
“Tamam.”
Jessica kemerini bağladı. Parmakları titremedi. Sadece içi boştu.
AARON
Aaron uçağa en son binenlerdendi. Sırt çantasını yukarı yerleştirdi. Babası koridor tarafına geçti.
Aaron pencereyi seçti. Hep seçerdi.
“İyi misin?” diye sordu babası.
“Evet.”
Babası başka bir şey söylemedi. Telefonuna baktı. Bir mesaj yazdı, sildi. Tekrar yazdı.Aaron başını cama yasladı. Pist ışıkları uzuyordu.Londra.Bugün bu kelime çok fazla söylenmişti.
JESSİCA
Uçak havalandı.Jessica gözlerini kapattı. Basınç kulaklarını doldurdu. İçinden saydı. Çocukken de böyle yapardı. Saymak, düşünmemekten kolaydı.
Bir an, çok eski bir görüntü geldi aklına.Annesi gençti.Bir adamın sesi vardı.Yüksek değil, aceleci.
“Bunu şimdi konuşamayız.”
Jessica gözlerini açtı.Bu anı ona ait değildi gibi hissettirdi.
AARON
Aaron da gözlerini kapattı.Babası gençti.Bir odadaydı.Bir kadın ağlıyordu ama sesi kısılmıştı.
“Kimse bilmeyecek.”
Aaron irkildi. Gözlerini açtı. Uçak hâlâ yükseliyordu. Babası yanındaydı. Sessizdi.Bu da onun anısı değildi.Ama tanıdıktı.
JESSİCA
Uçak düzlüğe geçti.Jessica telefonunu açtı. Uçak modundaydı ama ekrana baktı.
Aaron’un adı duruyordu. Son mesaj:
Yarın konuşuruz.
Yarın, burada da vardı.
AARON
Aaron kemer lambasının sönmesini bekledi. Telefonunu çıkardı. Uçak moduna aldı.
Jessica’nın adını açtı. Yazmadı.Babası bir anda konuştu.
“Londra’da düzen değişecek,” dedi.
“Kabul etmemiz gereken şeyler var.”
Aaron başını çevirmedi.
“Kimin için?” diye sordu.
Babası cevap vermedi.
JESSİCA
Jessica annesine baktı.
“Orada ne kadar kalacağız?” dedi.
Annesi duraksadı.
“Bir süre.”
“Birlikte mi?”
“Evet.”
Bu cevap, Jessica’nın içini daralttı.Birlikte kelimesi, fazladan bir şey taşıyordu.
Uçak bulutların üstündeydi artık.
Aynı şehir.
Aynı saat.
İki ayrı koltukta,iki ayrı hayat,aynı yere yaklaşıyordu.
Henüz bilmiyorlardı.Ama bazı geçmişler,aynı gökyüzünü paylaşır.
...
Uçak Londra’ya indiğinde saat erkendi.Hava griydi. Jessica camdan baktı.
Yağmur yağıyor gibi değildi ama her şey ıslaktı.
“Üşüteceksin,” dedi annesi.
Jessica cevap vermedi.Havalimanı kalabalıktı. İnsanlar hızlıydı. Kimse kimseye bakmıyordu. Jessica bu hâli sevdi.
Kimsenin yüzünde anlam aranmıyordu.Valiz bandının önünde durdular.Annesi telefonu kulağına götürdü.
“Biz indik,” dedi.
"Kısa sürede oradayız.”
Jessica cümledeki bize takıldı.Telefon kapandı.
“Biri mi alacak?” diye sordu.
“Evet.”
AARON
Aaron pasaport kontrolünden geçerken babasının arkasındaydı. Memur kısa bir bakış attı.
Damga vurdu. Bu kadar kolaydı.
“Buradan,” dedi babası.
Aaron etrafa bakındı. Havalimanları birbirine benzerdi. Ama bazı şehirler, daha ilk anda üstüne çökerdi.
Londra öyleydi.Valizlerini aldılar. Çıkış kapısına yöneldiler.Babası durdu
.“Birini bekliyoruz,” dedi.
“Kimi?”
“Tanıdık.
”Aaron sormadı.
Bugün herkes herşeyi sonra anlatıyordu.
JESSİCA
Jessica çıkış kapısına doğru yürürken kalabalık bir anlığına açıldı.Birini gördü.Sırtı dönüktü.
Omuzları tanıdıktı.Kalbi hızlandı. Mantıksız bir refleksle durdu. Adam döndü.
Aaron’du.Bir saniyeden az sürdü.Ama yeterliydi.Aaron da durdu.Göz göze geldiler.Kimse konuşmadı.
Bu bir karşılaşma değildi.Bu, yanlış bir yerde yanlış bir anda durmaktı.Aaron’un babası yanına geldi.
“Buradayız,” dedi.
Jessica’nın annesi de yaklaştı.
“Geciktik,” dedi.
İki yetişkin birbirine baktı.Bir anlık duraksama.Tanıma.Geçmiş.
“Uzun zaman oldu,” dedi adam.
Jessica nefes alamadı.
GEÇMİŞ...
Genç bir kadın.
Hamile.
Bir mutfak masası.
“Bunu kaldıramam,” dedi.
Adam ayağa kalktı.
Panikledi.
“Kimse bilmeyecek,” dedi.
“Çözeriz.”
Bir hastane koridoru.
İki bebek ağlaması.
Aynı anda.
Adam birini kucağına aldı.
Diğerine bakamadı.
GÜNÜMÜZ...
Jessica annesine baktı.Annesi Aaron’un babasına bakıyordu
“Jessica,” dedi annesi.
“Tanıştırayım.”
Aaron’un babası konuştu.
“Bu da benim oğlum.”
Sessizlik düştü.Aaron’un boğazı kurudu.
Jessica’nın elleri titredi.Kimse devam etmedi.Bazı cümleler vardır,kurulmaz.
Çünkü kurulduğu anda geri dönüşü yoktur...
...
Araba hareket ettiğinde kimse konuşmadı.Yağmur camdan aşağı kayıyordu.
Silecekler ritmik çalışıyordu. Jessica arkada oturuyordu. Annesi önde.
Aaron ve babası da.Aynı araç.Aynı yön.Yanlış bir düzen.Jessica camdan dışarı baktı.
Şehrin adı tabelalarda geçiyordu. London.Bu kelime artık bir yer değil, bir durumdu.
Annesi aynadan baktı
.“Yorulmuşsundur,” dedi.
Jessica cevap vermedi.
Aaron koltuğunda dik oturuyordu. Ellerini dizlerinin üzerine koymuştu. Babası yolu izliyordu.
Hiçbir şey olmamış gibi. Bu, en rahatsız edici hâliydi.
“Eve geldik,” dedi babası.
Eve.Anahtar çevrildi. Kapı açıldı. İçerisi düzenliydi. Fazla düzenli. Yeni bir hayatın aceleyle hazırlanmış hâli.
Jessica ayakkabılarını çıkardı. Salona girmedi. Valizini koridora bıraktı.
Odasına yöneldi. Kapıyı kapattı. Kilitlemedi.
Yatağın kenarına oturdu. Nefesi hızlandı. Ağlamadı. Daha değil.
Telefonunu eline aldı. Aaron’un adı ekranda duruyordu. Yan odadaydı ama çok uzaktı.Mesaj yazmadı.
Aaron odasına geçti. Küçük bir oda. Geçici olduğu belliydi. Valizini açmadı.
Yatağa oturdu. Duvara baktı.Yanlış, dedi içinden.Bu kadar basitti.Yanlış.Babası kapıyı tıklattı.
“Sonra konuşuruz,” dedi.
Aaron başını salladı.Konuşmak istemiyordu. Konuşulursa gerçek olurdu.Telefonunu açtı.
Jessica’ya yazdı.
“Bu olamaz.”Gönderdi.
Sonra telefonu ters çevirdi.
Mutfaktan sesler geliyordu. Yetişkin sesleri. Alçak. Kontrollü. Geçmişi bilen insanların sesi.
Jessica kapının arkasında durdu. Bir kelime yakaladı.
“Çocuklar…”
Devamını duymadı. Duymak istemedi.Odasına döndü. Yatağa uzandı. Tavana baktı.
Aaron’un gülüşü geldi aklına. Kahve fincanının kenarına bıraktığı iz. Omzuna yaslandığı an.Üç yıl, diye düşündü.Bir cümleyle silinemezdi.
Telefonu titreşti.Aaron:
“Bu gerçek değil. Olamaz.”
Jessica parmaklarını ekrana koydu. Titredi.Jessica:
“Bitirmek zorundayız.”
Mesaj gitti.
O an, içinden bir şey koptu.Sessizce.
Aaron mesajı okudu.Ekran karardı.Zorundayız, dedi içinden.
Bu kelimeyi reddetti.Ayağa kalktı. Kapıya yöneldi. Durdu.
Kapı kapalıydı.İçeriden bir ses gelmedi.Ama varlığını hissediyordu.
Bazı insanlar yanındayken bileulaşılamaz olur.
Aynı ev.Aynı gece.Aynı geçmiş.Biri gerçeği taşıyamıyordu.
Diğeri taşımaya çalışırkenkırılıyordu.
Ve ikisi de biliyordu:
Bu, bir konuşmayla çözülmeyecek...