İçeriğe geç

YANLIŞ PAS (TEXTING)

Bölüm 2 · 10 dk okuma

YANLIŞ PAS (TEXTING)

Bölüm 2

AÇAN ÇİÇEKLER

Etrafımda tonca insan, dolmuş tribünler ve kulak tırmalayan tezahüratlar. Spor salonun spot ışını tam üzerime vururyor ve beni dahada ön plana çıkarıyordu .Şakaklarımdan başlayan ve boynuma inen soğuk ter içimi titretti .
Üzerimde olan forma terden sırmsıklaktı aynı bedenim gibi .

Yavaşça Elimde olan topa baktım sonrada Takım arkadaşlarıma .bana gergin ve endişeli bir şekilde bakıyorlardı. Kalbim dahada hızla atmaya başlayınca ne yapmam gerektiğini anladım.

Kazanmak.

Kalbim göğüs kafesimi kıracak kadar hızlı atıyordu. Nerden geldiğni anlamadığım düdük sesi çalınca.
Bedenim benden bağımsız bir şekilde , Tuttuğum topu parkelerin üzerine vurup koşmaya başladı top zemine çarptığı ve elime yükseldiği her an yüreğimde onunla birlikte hareket ediyordu.

Potaya yaklaştığımda. Hafifçe zıpladım ayaklarım yerden kesilince topu sert bir şekilde potaya attım. Çılgın tezahüratlar, dahada artarken takım arkadaşlarım hızla bana doğru geldi.

Başarmanın hazıyla gülümsedim. Niyetim arkadaşlarıma bakmaktı. Ama gözlerim sahanın girişinde beni izleyen bir süliyete takıldı.

Onca ışığın arasında yüzünü görmemek mümkün değildi. Ama ben siyah bir süliyeten başka bir şey göremiyordum ve onun gözleri elle seçilmiş gibi benim üzerimdeydi. Insanların beni izlemesinden hiç hoşlanmazdım, lakin onun göremediğim bakışları neden sizce içimi kıpırdatmıştı.

Belki babamdır diye düşündüm ama babamı değil süliyeti , kap karanlık bir odaya koysanız koca göbeği ile tanırdım.

Meraklı bir insan değildim ama o an onun yüzünü görmek istedim, sadece görmek. kalabalıktan sıyrılıp süliete doğru yürüdüm.

Yaklaştıkça geniş omuzlar ve yüzü gözükmesede keskin hatlarını gördüm. Tam yaklaşmış yüzünü görecekken,

"Sen kalkacakmısın yoksa benmi kaldırayım" diye yankılanan bir ses duydum. Gözlerim etrafta gezindi. Bu ses dahada yaklaşırken süliet kayboldu. Ve ben kapranlık bir alanda tek başıma kaldım, Ta ki gözlerimi açana kadar.

Bu sefer üzerimde spot ışığı yerine annemin benim için özenle seçtiği şekili şukulu avizeyi gördüm.

Kafamı biraz daha sağa çevirdiğimde annemin kızgın bakışlarını görmek kaçınılmazdı.

Annem elinde tahta kaşıkla duruyor ve uyanmam için beni tehdit ediyordu. Hafifçe gözlerimi açtığımı görünce son bir kez tehdit edip gitti.

Her zamanki gibi güne mükemmel bir şekilde başlıyordum, ve güneş yerine annemin tahta kaşığı beni selamlıyordu,

Böylede elit bir aileydik işte.

Oylaya poflaya yatağından çıktım, çünkü başımda dehşet bir ağrı vardı. Yatakta hayatı sorgulamam için bağdaş kurup oturdum, ve dolabımın aynasından kendime baktım.


Bakmaz olaydım.
3. Dünya savaşından çıkmış gibiydim. Belime kadar uzanan saçlarım yarınlar yokmuş çasına kabarmış, gözlerim ise şişmiş ve kızarmış bir şekildeydi.

Sabahları melek gibi kalkan kızların yanında tır şöförü gibi duruyordum. Yanlış anlaşılmasın kendimi çok beğenirim, güzelde bir kızım

ama sabahları uyanınca mallesef godzillaya benziyordum.

Hayatı sorgulama faltsını bir kenara bırakıp tam ayaklanacaken, tabiri caiz ise aynaya mal mal sırıtarak bakmaya başladım nedenmi;

Çünkü ben artık resmi ve sponsorlu bir şekilde basketbolcuydum. Ayağa kalkıp heycandan takla atmak istedim ama mutfaktan bu seferde babamın sesini duyunca bu planı sonraya bıraktım.

Gözüm yandığı için ovuşturarak odamdan çıkıp, lavaboya ilerledim. Uzun bir koridorumuz olmadığı için . Hemen lavobaya girmiştim işlerimi halletim elimi yüzümü yıkadım ve dişlerimi fırçalayınca, birbirine giren saçlarımı yukarıdan dağınık bir topuz yapıp çıktım.

Topuzum çok güzel olmuştu ve ben dışarı çıkmak için bu topuzu yapmaya çalıştığımda olmayacaktı ve ben bunu bile bile yapmaya çalışıp sınır krizine girecektim. Hayat felsefem buydu sanırım.

Mutfağa geldiğimde herkez masada kurulmuş beni bekliyordu. Sesizce oturup yemeğimi yemeye başladım.

Ben hariç herkes bana neşeli bir şekilde bakıyordu.

Yanımda oturan sayın kardeşim " Ablaaaa, sen artık gerçek bir basketbolcu oldun parada kazancaksın bana istediğim herşeyi

alırmısınnnn"

Insan sabah sabah ; günaydın derdi ama benim payıma düşen para.

Kınayıcı bir şekilde derine bakıp "beni olamayan param için sevdiğini düşünüyorum derin lütfen aksini idda et"


Derin kıkırdayarak "ne alaka ablacım ben senide olacak paranıda çok seviyorum." Diyip yanağımı öptü. Öpülmeyi hiç sevmezdim ama derin öpünce mutlu oluyordum. bende gülüp, Bakışlarımı tabağına çevirdim.

Babamın bana baktığını hiddsedince ona baktım babam bu anı bekliyormuş gibi Konuşmaya başladı.

"Kızım, bu sabah erkenden fırtına spor kulübü aradı. Dün gece seni aramışlar ama sen görmemişsin.Eğer karar verdiysek, sözleşmeyi imzalamak için çağırdılar" evet dün gece mutfakta otururken odamda telefonum çalmıştı ben açmadan kapanmıştı bende farklı bir numara sanıp bir daha aramamıştım


Ama daha mühim konularımız vardı; ben bu gün sözleşme imzalamaya çağrılmıştım SÖZLEŞME IMZALAMAYA

elimi kolumu nerey koyucağımı bilemeden . Derin bir nefes verdim. Heycandan tüm idrakimi kaybetmiştim.

Nasıl yemek yediğmi anlamasamda yerimden kalkıp odama doğru ilerledim tabii bu arada tabağımı dezgahın üzerine bırakıp anneme ellerine sağlık demeyi ihmal etmemiştim.
Odama vardığımda, sabahtan beri yapmak istediğim şeyi yapıp odanın ortasında saçma sapan hareketler yapıp dans ettim.

En son aynama bakıp omuzumda olmayan saçlarımı geriye doğru savurdum, kendimi seviyordum.


Ben saçmalamaya devam ederken telefonuma ard arda mesajlar gelmeye başladı. Dans ede ede telefonun yanına geldim . Ekranda gördüğüm bildirimler ile sandalyeme oturup. Whatsappa girdim.

Mesajlar arkadaşlarım ile kurduğum gruptan geliyordu, gruba girip mesajları okudum.

KADER MAHKÛMLARI

Yaz_ baylar bayanlar merdivenden kayanlar, günaydınlar efendim💃

Pınar_ Günaydın bacımmm.

Güzin_ bana pek gün aymadı ama seni görünce tık doğdu güneşim💋

Yaz_ yaaaa şapşikkkk.

Leyla_ günaydın günaydında sabah sabah sabah size bu enerji nerden geliyor¿

Güzin_ canım ben her zaman enejiğim ne demiş üstat ; enerjinin olmadığı yerde insanlık olmaz.

Leyla_ Bu üstat kim acaba.

Güzin_ Ben tabikideee.

Leyla_ Şaşırmadım zaten senin gibi bir "üstat" böyle bir tavsiye verirdi.

Güzin_ kalbimi kırıyorsun amaa😔

Onur_ 3 dakika içerisinde nasıl bu kadar konuşa bilirsiniz?

Pınar_ buda bizim yeteneğimiz😎

Emirhan_ yeteneğe bak yetenek sizsinize katılsa ağızlarını açmadan elenirler

Onur kkjkjkjkk

Pınar pis hain emirhann

Onlar tekrar konuşmaya başlamadan yazmaya başladım;

Defne_ SIZE ÇOK ÖNEMLI BIR ŞEY SÖYLEMELIYIMMM

Onur_ söyle.

Onurun mesajını görünce sinirlendim hani insan bir sorardı göz devirip yazmaya başladım

Defne_- HAZIR MISINIZ

Güzin_ : ay söyle artık çatladımmm.

Defne_ BEN FIRTINA SK SEÇILDIM.

Bir kaç saniye grupta sesizlik oldu ve emirhan yazmaya başladı.

Emirhan_ OHA, ŞAKAMİ

Güzin_NEYYYYY

pınar_ olaysiiii

Leyla_ maşallah ama bunu rüyanda görme olasılığı kaç?

Defne_ valla, dün bende öğrendiğimde rüya oldugnu zannettim.

Onur_ iyi iyi güzel valla bu transferi bekleyene kadar ben çatladım

Yaz_ helal lan sana yusufi ağlatın beni.

Keyifle sırıtıp cevap yazdım;

Defne _ Beni beklemeyin gidip bir sözleşme imzalayıp gelicem😎

Cevap yazmalarını beklemeden telefonu kapatım. odam dağınık olduğu için hemen toplamalıydım yoksa annemin gazabına

uğrardım.

Yatağımı masamı toplayıp eşyalarımın tozunu alınca, Duşa girmek için dolabımın yanına geldim ve dolabımı süzdüm. Havalar ısındığı için çok geniş olmayan bel kısmı dar bir mavi tişört ve ispanyol paçalı bir kot pantolan aldım ardından duşa girmek için odamdaki banyoya girdim. Her şey çok iyi gidiyordu ama ılık su yerine soğuk suyu açınca her şey mavholdu birde şu tam yüzüme yüzüme geldiği için suyu kapatmak biraz zor oldu.

Tüm aksiliklerle birlikte duşumu alıp banyodan çıktım tişörtümü giyerken başımdaki havluyu çıkarmadığım için tişörtü giymek biraz zor oldu ama başardım. Kot pantolonumu giyip hemen aynadan kendime baktım. bence ilk görüşme için resmi bir şekilde hazırlanmıştım ama saçımı yukarıdan sıkı bir şekilde toplarsam daha resmi ve ciddi görüne bilirdim. Makyaj masamın üzerinde duran saç bakım kremlerini saçıma sürüp iyice yedirdim. Çekmecenin kapağını açıp kurutma makinasını fişe taktım, tabii bu sırada aklım hala sözleşmedeydi. Saçlarımı kurutmaya başladım, saçlarım ince telli olduğu için hemen kuruyordu.

Yaklaşık 15 dakika sonra saçlarım kurumuştu. Tarağımı alıp saçımı yukarıya doğru taradım. Ve en üstten sıkı bir şekilde topladım. Saçlarımda iyi gözüküyordü.


Ardından güneş kremi ve parfüm sıkıp odamdan çıktım . Ben bu işlerimi yaparken saat bir buçuğa ulaşmıştı. salona geldiğimde annem teyzeme konuşuyor. babamda oturmuş kitap okuyordu.

Babamın yanına gidip boynuna sarılıp tonbiş yanaklarını öptüm. Babam huysuz bir şekilde güldü . Hemen yanındaki koltuğa oturup ellerimi çenemin üzerine birleştirdim ve konuşmaya başladım.


"Eee, ne zamam gidiyoruz şu anlaşmayı imzalamaya" babam elindeki kitabı kapatı ve gözündeki gözlüğü çıkarıp.


"Ben senin hazırlanmanı bekliyordum, koçunlada konuştum zaten. Bu gün içerisinde bu işi haletmemizi kessinlikle tenbihledi"

Tamam anlamında kafamı salladım " o zaman ben hazırım çıkalım" Babam anında ayağa kalkıp.

"Tamam gül kızım, ben hemen saçımı tarayıp geliyorum" dedi ve hemen odasın gitti. babamın saçları yaşına göre asla dökülmemiş aksine giderek uzamıştı, lakin benim bu yaşta saçlarım dökülüyordu.

Babamı beklerken kapının oraya gidip ayakablarımı giymeye başladım . Hâlâ teyzeme konuşan annem "kızım gidiyor musunuz " dedi. Sesimi duyması için biraz yükseltip "evet" dedim.

Anında yanıma geldi telefonunu gözüme sokarcasına gösterip "bak sevim teyzen senle konuşucak".dedi ardından telefonu elime verip konuşmamı bekledi. Teyzeme bakıp;

"Teyzoşummm nasılsın" dedim.

"Iyim kuzum iyimde, annen demese resmi basketbolcu olacağını bilmicez haa" mahçup bir şekilde başımı eğidim.

Edep diyincede ben yaniii

"Kusura bakma teyzem"

" bu seferlik affedicem, haydi kuzum ben seni tutmayayım geldiğin gibi beni aramazsan bozuşuruz iyi şanslarr" annem telefonu

elimden alınca babamda gelmişti.

Sadece saçını tarayacağını söylemişti ama kıyafetlerinide değiştirmişti. Arabasının anahtarını alıp;

"Hadi çıkalım" dedi

"Tamamm" . Babam ayakabısını giyerken annem ile teyzem bininci "Maşallahını" söyledi.

Allah razı olsun artık 2-3 yıl boyunca nazar olmam.

Babam ayakablarını giydikten sonra aşağıya inmeye başladı, bende peşinden gittim.

Arabanın önüne geldiğimizde. Babam benden önce davranıp kapıyı açtı, babama bakıp gülümsedim ve yerime oturdum. Babamda arabaya oturunca, yerine iyice kurulup arabayı çalıştırdı.

Yol boyu sesiz kaldık, babam çok konuşan bir insan değildi bende konuşursam heycandan saçmalayacağımı bildiğim için kafamı cama yasladım.

Düne kadar basketbol sahalarında hayalerim için kimse yokken çalışıyordum. Kaç defa sakatladım zarar gördüm ama pes etmedim. Bu hayata bir kere geliyordum, dilediğim gibi yaşamalıydım. Yaşıtlarım bana artık bırakmamı ve hayatımı yaşamam gerektiğini söylüyordu. onlar gibi her gün video izleyip "hayatımı yaşıyorum" demek istemiyordum.

Başarmalı ve vatanıma , milletime en önemliside kendime hayırlı birisi olmalıydım.

Sonuçta ben ne olursam o tavrı görürdüm. Demek istediģim o ki ben bu meslek için çok çabaladım ve sonunda başardım. Şimdi ise bunun mutluluğunu yaşıyor ve içim içime sığmıyordu.

Dakikalar sonra, tesisin önüne gelmiştik. Babam freni çektiği an beklemeden kapıyı açtım.

Daha önce bir çok kez buraya maç izlemeye gelmiştim.

Buraya oyuncu olarak geleceğimi bilmeden.

Hayatın bize ne vereceğini bilemezdik. Bizim planlarımız başka iken hayat asla ummadığmız şeyleri gözler önüne sererdi. Insan bazen doruk noktasına gelebiliyordu, ama bizim soldu dediğimiz çiçekler birden açıyordu. Bu yüzden asla pes etme belki sende benim gibi en büyük hayalerine ulaşırsın.


FIRTINA SK tabelasını görünce kalbim haddinden daha fazla bir şekilde atmaya başladı.

Kafamı çevirip babama baktım oda gözlerinde gizleyemediği duygusalık ve gururla tabelaya bakıyordu.

Oda bana bakınca elimi sımsıkı tuttu . Gözünden bir yaş düşünce hemen silip gülümsemeye başladı.

Bu ana sadece buruk bir gülümseme ile bakıyordum. Titrek bir nefes aldım ardından yürümeye başladık.

Giriş kapısındaki güvenlikçi durumu bildiği için hemen kapıyı açtı. Gideceğimiz ilk yer menajerdi.

Dediğim gibi buraya defalarca geldiģim için yön sorunu yaşamıyordum. Adımlarımız sesiz koridorda yankılanırken kalp atışlarım duyulur diye korktum çünkü kessinlikle kendisi kaburgalarım arasında asla rahat durmuyordu.

Kapının önü de geldiğimizde babam nefes almama izin vermeden kapıyı çaldı. Anında içerden " Gel" sesi geldi. Kapıyı açıp içeri girdiğimizde.

Sandalyesinde oturan hanımefendi ayağa kalkıp "bizde sizi bekliyorduk" dedi.

Üzgünüm ama şu andan itibaren beynim işlevini yitirdiği için alık bir şekilde gülümsemekten başka bir şey yapamayacaktım.

Sırasıyla benimle ve babamla tokalaştığında oturmamız için yan taraflarda kalan koltuklara oturduk.

Babam sol koltuğa otururken ben uğurlu olarak saydığım sağ tarafına oturdum . Saçma bir inanmıştı belki ama ben sağı seviyordum.

Menajer benimle babamın gergin suratına karşıyım acayip neşeli bir şekilde bakıyordu.

Birden bana bakıp konuşmaya başladı "Defne karayel. Seni uzun zamandır takımımıza istiyorduk ama bazı teknik ağızlara sonucu bu transferi süreci uzadı, şu an masamızda bulunduğun ve bizi tercih ettiğin için teşekürler. Burası artık senin yeni yuvan. Umarım daha iyi yerlere gelir ve bir sürü başka takımlara imza atarsın".

Sevecen bir gülümseme sergileyip; "asıl siz beni tercih ettiğniz için teşekürler. Iyi dilekleriniz ve görüşleriniz için size minetarım"

Ardından kapı açıldı, kapı görüş açımda olduğu için kapıya baktım.

Odaya uzun boylu, kahverengi saçlarına rağmen beyaz tenli bir adam girdi. Yüzü o kadar tanıdıktı ki sanki daha önce görmüştüm.
Elinde bir kaç dosya ile girince babamla bana hafif bir baş selamı verip orta koltuğa oturdu.

Hayat enerjisi tavan olan menajer "Defne işte koçunda geldi " söyledikleri koçum olan kişiye baktım ama onun bakışlarının direkt bende olması affalatmıştı.

Elindeki dosyayı bırakıp " Transfer aşamasının nasıl olduğnu biliyorsunuzdur size verdiğim dosyayı okuyun ve kabul ettiğine dair imzanızı atın lütfen"

Onu malaştığım için dinlememiştim ama bence doğru söylüyor tamam anlamında kafamı salladım.

Elime bir dosya verince. Kapağını açıp okumaya başladım. En son imzala yerine titreyen ellerim ile imza attım.

Menajer bir kaç konu hakkında daha konuştu sağlık raporum çıkınca bizi bir kaç saat bekleteceklerini söylediler.

Şu an koridorda önümdeki duvara sırıta sırıta bakıyordum ve elimde olan formaya.

Artık resmi bir şekilde FIRTINA SK oyuncusuydum. Formanın arkasındaki ismi ve soy ismi görünce ölecek gibi hissediyordum. tabii bu arada telefonumdaki mesajlar sürüyordu arkadaşlarımdan ve yakınlarımdan gelen bir sürü destekleyici mesajlar.

Kendimle guru duyuyordum, başkaları ile değil, kendim ile.

Bundan sonra hayatımda nasıl gelişmeler olacağını bilmiyordum, sadece daha beklemediğim şeyler olacağını hissediyordum. Ve bu

beni dahada heycanlandırıyordu.

Sayın sen hala yanımda olduğun için teşekürler. Yerine iyice oturduysan kemerlerini daha sıkı bağla.

Çünkü ben gaza basmaktan geri çekilmeyeceğim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.