Çabalamak... Çabalamak neydi ve bir insan, sonunu bilmediği ama ümit ettiği geleceği için nasıl çabalardı?
Doğup büyüdüğüm andan beri bu sorunun cevabını arıyordum. Neden mi? Çünkü nereye varacağımı bilmediğim bir yolda, sadece hayallerimin peşinden koşuyordum. Fakat günün sonunda o sonucu alamamak, canımı her şeyden çok sıkıyordu.
Evet, deli gibi çabalıyordum. Her gün o sahada saatlerce ter döküyordum ama sonuç?
Yoktu.
İşte böyle zamanlarda aklıma hep o ünlü düşünürün sözü gelirdi: 'Çabalarının karşılığını alamamışsan, yanlış şeyler için ter döküyorsundur.'
Bu ünlü düşünür babamdı tabii... Ün kısmı biraz sakıncalıydı ama benim dünyamdaki yeri tartışmasızdı.
"Defnee, hadi geç kalıyoruz"
Duyduğum ses ile arkamı döndüm herkez çıkmaya başlamıştı. Ama benim gözüm hala potadaydı. Elimde kalan son basketbol topunu hızlıca potaya attım. Ve koşar adım çantamın yanına gittim .
Bu arada, ben Defne, Defne karayel. Her gün çaba gösteren ama sonuç almayan o kız. Ama inanıyorum ki, bir gün başaracağım ve sende bu süreçte yanımda olacaksın. Eğer bu satırları okuduysan son birkez düşün çünkü elimi tutup benle bu sürece girdiysen, yanımda olacaksın.
Herkezin toplandığı alana gitdiğimde koç ortadaydı . Herkesin geldiğini gördüģünde boğazını temizledi ve konuşmaya başladı : " Çakırlar , Beni dinleyin. Konuşmayı uzun tutmayacağım sadece beni can kulağı ile dinlemenizi istiyorum. aranızdan pek çok kişiye çok iyi teklifler geldi. Geleceğiniz için dönüm noktası diyeceğimiz teklifler. Yani dieyeceğim o ki; Sizin devriniz bitmek üzere. Artık yeni çakırların zamanı.
Bu zamanlarınızı iyi kullanın ve bolca antreman yapın. Söyleyeceklerim bu kadar. Dağılabilirsiniz"
Koçun söyledikleri şeyler beni azda olsa mutlu etmişti. Belkide o teklif gelen kişilerden biriside benimdir
Diye umut ettim. Bu habere çok ihtiyacım vardı heleki bu zorlu dönemimde.
Yavaş adımlarla tesisten çıktım, ve kendimi gözden geçirdim. Dışardan bir insanmış gibi kendimi elştirdim Belkide ben kendimi gözümde yükseltiyorumdur ve o kadar iyi oynamıyorumdur. Gözümü kapattım ve sertçe nefesimi verdim paranoyak birisi olmayı hiç sevmiyordum gerçekten aldığım haber iyi olsa bile kötüye çeviriyordum. Dahada moralimi bozmamak için çantamdan kulaklığımı çıkardım, müzik dinlemek hayatımda edindiģim en iyi aktivite olabilirdi.
Önüme gelen ilk şarkıyı açtım. Ve duyduğum şarkı moralimi yerine getirdi dinlediğim şarkı. Yalının Aşk ne demek şarkısıydı.
Ve beynim sustu onun yerine şarkı sözleri konuştu. Işte bu yüzden seviyordum müzik dinlemeyi . Sesizce şarkıya eşlik ettim.
"Aşk ne demek, aşktan yanmak ne demek?"
"Kenarından bile geçmiyorsun."
" öğretemedim, sana senden öğrendim"
"Savaşmak ne demek."
Az önce moralim bozuk demiştim değilmi? Unutun onu. Çok iyiyim. Ani duygu değişimim beni güldürmüştü.
Keyifle bana doğru yaklaşan otobüse baktım.
Otobüs durunca insanlar birbirini ittire ittire otobüse girmeye başladı. Galiba evren mutlu olduğumu görünce ;
"Tüh bu mutlu oldu hemen moralini bozayım " falan diyordur. Çünkü Insanların birbirini itmesinden nefret ediyordum hani düzgünce binseniz nolurdu. Zorda olsa bulduğum ilk yere oturdum.
Hızlı olmasam ayakta kalırdım ve sabahtan beri topun peşinden koşan ayaklarım dahada perişan olurdu. Yerime iyice kurulup başımı cama yasaldım yaklaşık 15 ve 20 dakika içerisinde evime varırdım.
Kulaklarımda yalının başka bir şarkısı çalarken, otobüs yola çıktı. Cama yasladığım kafam basketbol topu gibi sekince oflayarak başımı çektim . Dizilerde kafasını cama yaslayınca uyuya kalan kızlar yalanmış bir kez daha kanıtladım.
Telefonuma gelen bildirim ile telefonumu elime aldım, trendyoldan 3 al 1 öde bildirimiydi . Şarkımı değiştirip gözlerimi kapattım, şu an biraz daha romantik olabilirdi tabii önümde oturan kişi rahatsız edici bir şekilde sakız çiğneyen ve yüksek sesle video izleyen bir kız olmasaydı.
Yüksek sesle oflayıp. Tekrar gözümü kapatım ve şarkının sesini fulledim. Bu sefer ben ve sadece şarkı vardı. Derin bir nefes alıp şarkıyı içimden tekrar ettim.
" Adı lazım değil baş harfi ben."
" Birdenbire hayatının, tümü oldun."
"Gecelerine gün gibi doğdun."
" Gidersen bir gün, biri kırılır çok"
Ne zaman vardığını anlayamasamda son durağa gelmiştim. Çantamı tekrar taktım ve otobüsten inmek için ayağa kalktım insanlar birbirini ittirmeye tekrardan başlayınca kendimi can havliyle dışarı attım.
Güneş daha yeni batmaya başlamıştı ufuk çizgisinde oluşan turuncu hava yazın geldiğinin en büyük habercisiydi.
Yavaşça yürümeye başladım. Nedenini bilmesemde içimde tatlı bir his belirdi. Oturduğum binanın önüne gelince zile bastım. Tabikide anında açılmadı, ısrarlar 2-3 defa basınca nihayet açıldı.
Şişen ayaklarımla eziyet olsada merdivenleri çıktım. Kapıya geldiğimde annem bekliyordu. Kocaman gülüyordu. Bende güldüm.
Ayakablarımı çıkartınca Annem hızla sarılıp; " Hoş geldin, kuzum" dedi. Bende gülüp " Hoşbuldum" dedim
Eve girdiğimde en sevdiğim yemeğin kokusunu aldım. Salona gittim hızla sofra hazırdı. Babam mutfaktan elinde bardaklarla çıkınca "kızım hoş geldin, hemen elini yüzünü yıka gel hadi" diyip sofraya geçti.
Hemem banyoya gittim. Islerimi giderince aynadan kendime baktım. saçım dağılsada güzel gözüküyordum.
Elimi annemin dediği gibi 3 defa sabunladım ev çıktım. Salona geldiğimde anmem ile babam bana gülümseyerek bakmaya devam ediyordu. Komiğime gittiği için kıkırdadım ve yerime oturdum.
Babam ellerini birbirine sürtüp " Hadi afiyet olsun " diyince yemeğimi yemeye başladım. Ama yanımda olan boş sandalyeyi görünce "anne derin nerde" diye sordum.
Annem gözleri yemekteyken " Arkadaşında kalıcak kızım" tamam anlamında kafamı salladım. O kadar acıkmıştım ki hızlıca yemeğimi yedim. Babam ve annem birbirine kaçamak bakışlar atarken onlara şüpheyle bakıp " noluyor yaa geldiğimden beri bir garipsiniz"
Babam annem bakıp "kusura bakma karıcım ben söyleyeceğim" diyil hızla bana baktı
" Defne kızım yıllarca geleceğin için çabaladın. Zamanı geldiğinde hep beraber güldük ağladık ama artık ağlamak yok sadece gülmek var. Emeklerinin karşılığını aldın kızım. Bu gün koçun benimle konuştu. Sizede bahsetmiştir belki kızım canım benim başardın, teklif alan oyuncular arasında sende varsın. defne"
Soluğum kesildi, yanlış mı duymuştum ben. Yani bendemi teklif almıştım titrek bir nefes verdim ve kocaman gülümsedim yapa bileceğim tek şey buydu ya da ben heycandan birazda olsa malaşmıştım aklım başımdan gitmişti heycanla babama " hangi takım baba hangisi"
Gülerek "söyleyeceğim ama sakın heycandan bayılma tamamı " biraz duraksadı ve " Fırtına SPOR KULÜBÜ seni istiyor defne." Dedi .
Hayır, hayır gerçekten. Bu bir rüya olmalıydı Fırtına çok iyi bir takımdı öyelki ligi 2. Olarak bitirmişti.
Kalbim hızla atıyordu. Ne diyeceğimi bilememiştim ya da beynim tam olarak işlevini bitirmişti.
Annem ile babam bana sevinçle sarılırken derin nefesler almaktan başka bir şey yapamıyordum.
Sabah sana bahsetmiştim ya sonuç alamıyorum diye.
Aldım, zor oldu ama başardım.
Hayat böyleydi işte yağmurla başlatırdı seni güne her zerrende karabulutlar olurdu.
Sonra bir haber alırdın yağmur dururdu karabulutlar usluca giderken güneş doğardı bu sefer her zerrene.
Şimdi fırtınaya doğru yürüme vakti . Elimi hala tutuyorsun değilmi çünkü asıl hikaye şimdi başlıyor.
...
Selammm, bu benim yeni kurgum. Eğer yaz için cıvıl cıvıl bir kitap okumak istiyorsanız okuya bilirsiniz. Bu giriş bölümüm 1 bölüm bitmek üzere bence bir şans verebilirsiniz birinci bölüm daha uzun bu arada şimdilik baysysyys umarım begenirsinizz💃💃💃💃