Işıl benden önce davranarak şaşkın şaşkın " Ne işiniz var sizin burada " diye sordu. Tam ağzımdan aldın lafı Işılım demek istesem de tuttum kendimi ve bende onlara şaşkın şaşkın bakmaya devam ettim.
Şaşırdığımız konu ise üçü tek bir araba da bakın tek arabada üçü birlikte gelmişti. Abim bana gülümseyerek baktı ardından ise
" Sizi almaya geldik abicim " dedi Işıl'a. Kaşlarım havalandı açıkçası beklemiyordum bunu ardandan ise Demir - canım sevgilim- olaya müdahale etti ve " Buradan sonra işimiz var da sizi almaya geldik " dedi. İnandık mı HAYIR tabikide bunları bana yediremezlerdi.
Zorlamak adına konuştum. " Biz Işıl'ın arabası ile de gelirdik niye zahmet verdiniz" dedim
.Bocaladılar ama belli etmediler ardından Mert konuştu. " Heh işte Işıl ve ben onunla siz de bu arabayla gidin " dedi. Neler oluyordu hiçbir fikrim yoktu ama bir şeyler çeviriyorlardı. Işıl ile bakıştık evet bu bizim göz ile iletişimimizdi iki kere göz kırptı bu bizim dilimizde ' Ne yapalım ? ' sorusuydu. ben de gözlerimi kıstım anladı hemen gülümsedi ' hay hay ' şeklinde başımı salladı. Hemen size konuşmaları anlatayım.
' Sence ' dedim gözlerimi kısarak o ise ' Bizde oynayalım ' dedi. Abim bir şeyler dedi çoğunu anlamadım ama anladığım şeylerden biri " Biz bittik yine o dil ile konuşuyorlar " demişti. Nefes verdim ve " Eee ne bekliyoruz burada gidelim " dedim neşeyle sonra dudak büzdüm ve sahte bir üzüntü ile " Hem ben çok yorgunum eve gidelim " dedim. Abim hemen atladı ve "Olmaz" dedi. kaşlarım anında çatıldı gözlerimi kıstım ve " Neden peki " dedim.
Abim elini ensesine attı ve " Şeyden o ya yemeğe gideceğiz sizi boşuna mı aldık " dedi. Işıl ile aynı anda " Biz yemek yedik " dedik.
Abim ise " Tatlı yeriz o zaman yeter ki bir şeyler yiyelim " dedi. Işıl ise " Biz yorgunuz eve gidelim işte ne inat ettiniz " dedi. Başımla onayladım onu. Abim ise " Olmaz dedik inat eden sizsiniz hem hadi gidelim " dedi ve anında koluma girdi daha sonra ise Işıl'ın koluna girdi. Işıl'ın arabasının önüne Işıl'ı daha sonra ise beni arabaya bindirdi.
Demir bindi arabaya. Abim ve Mert bir şeyler konuşuyorlardı. Demir ile dikiz aynasından bakıştık. İki dakika trip atacaktım şurada fakat yüzüne bakınca vazgeçmek istedim birde gülümsedi içimi eritiyor bu adam benim bakışlarımı çektim zorla. Yerimde kıpırdandım.
" Sen böyle trip atmaya çalışıyorsun ama atamıyorsun ya daha da aşık oluyorum sana "
" Susar mısın " dedim yüzüne bakmadan
" Neden " dedi gayet eğlenir vaziyeti ile
" Çünkü sana trip atmaya çalışıyorum gıcık herif sen böyle yaptıkça nasıl atabilirim " dedim. Kahkaha attı. O sırada abim geldi. Liseli ergenler gibiydim şuan derin bir nefes aldım, iki dakika sonra ise
" Evde ne var " dedim sorgular sesimle. Abim bir yandan cama bakarken bana bakış attı ve
" Ne olabilir evde abicim "
" Bende onu diyorum abi ne olabilir "
" Gizem yapmayacaktık ismini dedim ben " dedi abim konuyu değiştirmeye çalışarak. Göz devirdim ve
" Konuyu değiştirme abi " dedim net sesimle. Demir 'ben demiştim' bakışları atarken kollarımı birbirine bağladım.
" Konuyu değiştirmiyorum Gizem " dedi abim. Kaşlarım havalandı.
" Peki ben annemi arayıp öğrenirim " dedim ve telefonumu çıkardım. O evde kimin olduğunu bilmeden bana huzur yoktu.
" Abicim bir durur mus-" dediği an telefonumu haporlöre aldım ve gülümsedim. İki saniye sonra telefon açıldı ve annemin nur dolu sesini duydum.
" Efendim kızım " dedi nefes nefese miydi ?
" Napıyorsun anne yorulmuş gibisin "
" Hiç napacağım kızım öyle oturuyorum sen napıyorsun "
" Eve geliyorum ben de "
" Eve mi abinle değil misin sen "
" Senin de mi haberin vardı ki ann-" diyecekken arkadan gelen ses ile duraksadım.
" Ya Nil Teyze bu maskara Gizemin mi " kaşlarım çatıldı. Telefon kapandı hemen. Bu sesi nereden duysam tanırdım hem de nerede. Merve miydi o ? benimle dalga geçen bir kere abime asıldığı için dövdüğüm Merve. Benim adımı her yerde maskara eden Merve..
Hatta yetmezmiş gibi Işıl ile bana hakaret etiğinde Lisedeyken dövdüğüm Merve. Ta kendisiydi. Ne demişti ? Maskara mı ? Gizem'in maskarası mı ? demişti. Ağzım açık kalmıştı.
" Lan kardeşime bir şey oluyor " diyen abim ile ona döndüm ve
" Merve miydi o "
" Yok sen yanlış duydun abicim ne Mervesi "
" Maskarımı mı almış birde "
" Yok almamıştır " boynumu iki yana kütlettim. Araba süren Demir'e dönüm ve
" Eve gidebilir miyiz " dedim oldukça sakin duran sesimle. Kaşları çatıldı ve abime döndü. Abim ile bakışırlarken
" Ne bakışıyorsunuz be aşık mısınız hadi ya " dedim yükselen sesimle. Ardından telefon tekrar çaldı hemen elime aldım ve arayan kişiye baktım Işıldı. Hemen açtım ve aynı anda konuştuk.
" MERVE GERİ GELMİŞ "
" MERVE GERİ GELMİŞ "
" Nasıl gelir ya yüzsüz " dedi Işıl.
" Adı üstünde yüzsüz çünkü birde elinde benim maskaram var Işıl " dedim sonlara doğru daha da yükselen sesimle. Maskaram benim her şeyimdi.
" Ne " nidası yükseldi Işıl'dan ardından bir kaç ses daha geldi.
" Sen eve sürüyor musun yoksa ben mi süreyim Mert " dedi. Aynı şekilde Demir'e döndüm.
" Şuan da bu araba eve gitmezse ben giderim " dedim. Kafasını salladı Demir. Ardından arabanın yönünü değiştirdi o sırada telefon da kapandı. Mertler de arkamızdan gelirken eve gidiyorduk anı yükselme ve homurdanmalarım oluyordu ama susuyordum.
" Ya nasıl saklarsın abi ya "
" O kız beni yaktı yaktı " dedim ama ' yaktı ' kelimesi gerçek anlamındaydıbcidden bir keresinde koluma çay dökmüştü. Hemen müdahale edip yanık kremi kullanmıştım da geçmişt ama asıl yaktı dememin sebebi o lanet Lise günlerimdi.
Şimdi de olay çıkarmayayım diye haber vermemişlerdi. Tek bacağım sallanırken eve gelmiş bulunduk hemen arabadan indim. Hızlı adımlar ile de apartmana girdim arkamdan Işıl geldi ve bana yetişti. Merdivene yöneldik direkt. Koşa koşa onu da çıktıktan sonra bizim evin önüne gelmiş bulunduk.
Kapıyı çaldım. Arkamızdan abim,Demir ve Mert'te gelmişti. İçeriden sesler yükseldi. En son ki karşılaşmamız hiç hoş olmamıştı Merveyle. Bana kendisinin güya ' sevgilisine ' yürümekle ilgili iftiralar atmıştı. Sonra da taşınmıştı. Lisede adım çıkmıştı. Hâlâ unutmadım çünkü ben o zamanlar zorbalanan taraftaydım, sevilmeyen taraftaydım. Çünkü o zaman benim değişim evrimim olmuştu.
Kapı açıldı hemde Merve tarafından yüzünü görünce sinirlerim yükseldi elinde bir maskara kirpiklerinin birine sürülmüş ama diğerine sürmemişti. Benim maskaramdı. Samimi olmayan bir gülümseme attı ve
" Aaa hoşgeldiniz biz de sizi bekliyorduk " dedi. Maskaram baktığımı farkedince
" Ha şey ya güzel mi onu deniyordum malum sen pek güzel şeyler kullanmazsın " dedi.
" O güzel şeyi varya- " diyecekken Işıl'ın sözünü kestim ve elindeki maskaramı aldım aynı sakinlikle kapağını kapattım kenara koydum.
" O güzel şeyi sana bir denettiririm bir daha deneyemezsin " dedim. Işıl'ın sözünü tamamlayarak. Ardından yüzünü buruşturdu.
" Sevgilime asıldığın günü hatırlıyor musun hani yüzüne vurduğum gerçekleri falan aynı o günkü gibisin hiç değişen bir şey yok o günden sonra kötü olmuş diyorlardı senin için ama iyi gibisin şimdi kimin sevgilisine asıl- " diyecekken Işıl benden önce davranıp tokadı suratına geçirdi.
" Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir " dedi ve saçına asıldı. Ben ise sadece durdum. Hayır Gizem o zamanlara gidemezsin büyüdün sen hayır şimdi değil gözlerini doldurma.
Her ne kadar şimdi baya soğukkanlı dursam da bir zamanlar öyle değildim korkağın tekiydim. Lisede adım çıktığımda herkesin bana tiksinir bakışları o çocuğun bana asılıp sonra okul müdürüne yalan yanlış şeyler anlatması. Işıl ile o çocuğu dövmemiz, abimin dövmesi gibi nicesi vardı.
O anda bir el dokundu bana Demir'di.
" İyi misin güzelim " dedi. Kafamı salladım hafifçe gülümsedim. Abimler Işıl'ı ayırmaya çalışıyordu. Kenara çekmişti Demir. Yüzüme eğildi nefesi yüzüme geldi.
" Gitmek ister misin " dedi. Gözlerimi kapattım başımı salladım sadece. Ardından kolumdan tutmaya devam etti. Asansörün önüne geldik bizim evde hâlâ bir kargaşa sesleri geliyordu.
O gün kabusum olan gündü ama şimdi değildi ben şimdi o kızı öldüresiye dövmem gerekti şimdi niye böyle yapmıştım. Evet sonradan geldiğinde dövmüştük ama o gün için herkesi yakardım beni yakan herkesi hem de..
Asansöre bindik. Derin nefes aldım. Hayır dedim tekrar kapattık biz o günleri dedim. Kolunu sıkı sıkı tuttum Demir'in Asansörden çıktık ve apartmandan da çıktık. Arabaya bindik tekrardan.
" Kar tanem " diye seslendi o bitilesi sesiyle. Kafamı ona çevirdim.
" Noldu " dedi. Anlatmaya başladım
" Lisedeyken annemlerin arkadaşı vardı. Kızları vardı Merve.. aynı okuldaydık tüm okul severdi onu bir gün bunun sevgilisi bana asılmaya kalktı. Reddettim onu hatta sertçe suratına da çaktım ama biri görmüş çekmiş, Merve'ye göstermiş. O günün bir hafta sonrasında konferansta bir sinema filmi vardı. " Dedim ve nefes verdim
"Yani öyle diyorlardı birden bizim fotoğraflarımız çıktı ama öyle bir şekil çıkmış ki sanki ben asılıyorum da o reddedermiş gibi. Tüm okulda adım çıktı iki ay boyunca. Hocalarda gördü tabi, annemler okula geldi. " Dedim. Demir'e baktım eli yumruktu.
" Ya iki ay sonrası "
" O zaman her şeye dur dedim çünkü O zorbalanan sevilmeyen Gizem büyüdü. Herkese kendimi saydırdım bir şekilde tabi Merve ortaya bombayı atıp gitmişti başka şehire o yıllarda annemler de hayal kırıklığı ile bakmıştı bana kaç gün babamla konuşmamıştık. En sonunda bir şekilde itiraf etti çocuk o günden sonra saydırdım kendimi " dedim.
Elimi tuttu. " Gizem "
" Efendim " dedim dolu gözlerim ile. Ne okuldakilerdi bana inanan ne de annem ve babamdı. O zamanlar bana inanan tek kişi Abim ve Işıl'dı. Bir insanın annesi ve babası ona hayal kırıklığı ile bakınca içinde bir boşluk oluşuyor. Her ne kadar büyüsende o boşluk kapanmıyordu.
Aklıma geldi o anlar tekrar zorla kapattığım anlar. O gün eve gelince annem ve babamın sessizliği ardından annemin hayal kırıklığı ile
" Biz seni böyle mi yetiştirdik kızım " demesi. Ağlayarak ' ben yapmadım' diye sayıklamalarım. Babamın yüzüme dahi bakmaması. Akşam abim eve gelince olayı öğrenince ne olursa olsun yanımda durup annemler ile kavgaya girmesi. Göz yaşlarım aktı izinsizce tutmadım.
Bir şey demedi ya da anladı sarıldı sadece işte o boşluk bir tek Demir ile kapanıyordu. Sadece onunla hemde. Ben yıllardır bu boşluğu kapatmaya çalıştım ama olmadı o kalbimdeki boşluğu dolduran ve dolduracak tek kişi Demir'di.
" Teşekkür ederim " diye fısıldadım sakince.
~ GEÇMİŞLERDE ACI ~
Eve gelmişlerdi. En son o fotoğraflar gördükten sonra okula çağırılmışlardı Nil Hanım ve Halil Bey. Hepsinin yüzü bir karıştı. Gizem sessizce ağlıyordu. Küçüktü,saftı ve masumdu ama kimseye kendini inandıramamıştı. Defalarca 'yapmadım' desede inanmamışlardı. Aksine " Eğer böyle bir şey tekrarlanırsa okuldan atmak zorunda kalırız " demişlerdi. Annesi ve babası şaşırmışlardı. Kızgındılar kendilerine.. onlar kızını böyle mi yetiştirmişti. Hayır tabikii ama yine de inanmamışlardı. Normalde bir duyum olsaydı ' benim kızım yapmaz ' derlerdi ve inanmazlardı. Peki ya şimdi ellerin de fotoğraf vardı. Nil Hanım kızına hayal kırıklığı ile bakarken Halil Bey yüzüne bile bakmıyordu. Onun kızı böyle yapmazdı ama yapmıştı. Tabii kimse olayın perde arkasını bilmiyordu. Gizem kızarmış gözleriyle anne ve babasına baktı yüzlerinde bir umut aradı ama yoktu.. hem de hiç yoktu aksine bu umutlu arayışları babasının sözü ile son bulmuştu.
" Eğer böyle bir şey tekrarlanırsa seni okuldan ben alırım" demiş ve odadan çıkmıştı. Gizem'in kafası o gün son defa yere eğildi evet son defa. Annesi ona bakmaya devam etti ve ardından konuştu.
" Biz seni böyle mi yetiştirdik ha kızım ?" dedi. Gizem son kalan umut kırıntısı ile annesine kaldırdı bakışlarını hemen kafasını iki yana salladı.
" Yemin ederim anne ben bir şey yapmadım yemin ederim yapmadım " dedi. Annesi daha da sinirlenirken kaşları çatıldı ve
" O fotoğraflar ne o zaman " dedi. İşte onu Gizem de bilmiyordu çaresizce düştü omuzları.
" Bilmiyorum " dedi fısıldarcasına, yutkunmaya çalıştı yutkunamadı. Boğazında bir yumru vardı gitmek bilmeyen bir yumru... Annesi kafasını iki yana salladı ve çıktı odadan Gizem tek kalmıştı. Sessiz ağlayışları artık şiddetlenmiş ve hıçkırıklara dönüşmüştü. Ona inanan kim vardı ki ? Bir Işıl vardı. Gitmeden önce ' ben yanındayım ' diye teselli etmeye çalışmıştı ama nafile. Abisi geldi aklına. Peki ya o ? O inanır mıydı ? ' Abi ben yapmadım ' dese inanır mıydı abisi ona ? bir kaç dakika sonra ayağa kalkmış ve odasına gitmişti. kapının kenarına çökmüş ağlamaya devam etmişti. Ama sessizdi ağlamaları. Her ne kadar dışına vurmasa da içinden çığlıklar atıyordu.
Akşam oldu. Annesi yemek yapamadı başına ağrı girmişti, zaten migreni vardı. Uzanıyordu içeride. Babası ise çalışma odasında öylece oturmuştu. Evde moraller bozuktu. Burak geldi. Kaç saattir okulda çalışıyordu kimse haber vermemişti. Kapı kapama sesi geldi Gizem'in kulağına korktu. Hem de hiç olmadığı kadar abisi de mi öyle bakacaktı.
Evdeki sessizliği fark etti Burak. Boynuna atlayan bir kardeşi onu kapıda karşılayan annesi yoktu. Kaşları çatıldı. Salona girdi fakat girmesiyle kaşları daha da çatıldı. Koltukta uzanan annesinin yanına gitti.
" Anne iyi misin ? " dedi. Annesi kızarık gözlerini Burak'a çevirdi.
" Biz kardeşini okula gönderiyoruz sanıyoruz ama kendisinin aklı başka şeylerdeymiş meğer " dedi.
" Ne demek bu anne " dedi Burak. Annesi yanındaki telefonu aldı ve fotoğrafı gösterdi. Burak şaşırdı. Fotoğrafta kardeşi bir çoçuğa bir şeyler diyor çocuk ona bakıyordu gülümseyerek çocuğun bir eli Gizem'in elindeydi. O kadar yanlış anlaşılmaya müsait bir resimdi ki.. Burak inanamadı.
" Ne bu anne " dedi.
" Kardeşinin aklının nerelerde olduğu ne olacak" dedi sinirle. Burak kaşlarını çattı.
" Sordunuz mu Gizem'e " dedi. Annesi sinirle yerinden doğruldu.
" Neyini soralım ha ? Her şey anlaşılmıyor mu ? " dedi. Burak cevap vermedi ve hızlıca kalktı annesinin yanından hızlı adımlar ile Gizem'in odasına yöneldi. Onun kardeşi böyle bir şey yapmazdı. Odaya girdi. Gizem'in halini gördü bitmiş.. hızlıca yanına gitti.
" Gizem abicim noldu sana " dedi.
" Sende fotoğrafı gördün inanmayacaksın bana dimi ? " dedi Gizem. Burak elini saçına götürdü ve okşadı.
" Hayır sen benim kardeşimsim niye inanmayayım ? " dedi ve ekledi.
" Bana ne olduğunu anlatmak ister misin ? " dedi. Gizem gözyaşları içinde anlatmaya başladı. Burak sinirlendi.
" Tamam ağlama konuşa-" diyecekken babası girdi içeriye. Yine kızının yüzüne bakmadan konuştu.
" Burak çık odadan Gizem burada tek kalacak " dedi. Burak kaşlarını çattı.
" Ne demek burada tek kalacak. Siz bu kızı dinlediniz mi ki konuşuyorsunuz ?"
" Konuşmaya gerek yok " dedi babası ani yükselen sesi ile.
" Var bir fotoğrafa dayanarak hüküm veremezsiniz " dedi. Annesi sesleri duydu ve odaya geldi. Gizem yerde duvarın dibine çökmüştü.
" Ne oluyor burada " dedi annesi.
" Ben dinledim olay öyle olmamış siz de-" diyecekken babası sert ve net şekilde böldü.
" Dinleyecek bir şey yok tekrarı olursa okuldan alacağım "
" Nasıl yok bir fotoğrafa bakarak kızının hayatını mı karartacaksın cidden baba " dedi Burak. Sesler artık bağırmaya dönmüştü.
" Onu yapmadan önce düşünecekti ben sizi bu yüzden mi okutuyorum "
" Gören de kaçtı sanacak yapmadım diyor kız baba neyini anlamıyorsunuz "
" Ben inanmak ister miyim ha ama öyle yüzüme fotoğraf atılıp ' kızınız tekrarlarsa okuldan atmak zorunda kalırız ' dediler ne deseydim sen söyle "
" Benim kızım yapmaz deseydin mesela baba çok mu zordu "
" Eğer gerçekten yapmasaydı derdim " dedi babası ve ekledi.
" Bu yaşında ne işi var ki birde bunu tüm okula yayıyor " dedi. Burak daha da sinirlendi. Gizem zorlukla ayağa kalktı. Burak tam bir şey diyecekken koluna dokunan parmaklarla durdu.
" Abi tamam lütfen " dedi kısılmış sesiyle. Derin bir nefes verdi.
" Pişman olup bu kızdan özür dileyeceksiniz dua edin ki her şey ortaya çıktığında bu kız sizi affedebilsin " dedi ve kardeşini alıp odadan çıktı odasına götürdü o gece beraber uyudular.
~ BİR AY SONRA ~
Burak o günden sonra kardeşine söz ettirmedi. Babası kızının yüzüne bakmadı Gizem yemekten kesildi. Okuldakiler ayrıyeten zorbaladılar Gizem'i okulda Işıl evde abisi korudu onu bu bir ay boyunca. Burak o çocuğu dövdü hem de bir çok yerini morartana kadar. En sonunda çocuk dayanamadı ve müdüre gidip her şeyi anlattı. O fotoğrafın aslında öyle olmadığını, sevgilisinin Merve olduğunu ve bir çok şeyi.
O gün tekrar çağırdılar Halil Bey'i ve Nil Hanım'ı ilk başta sinirlenip yine aynı şeyi yaptığını düşündüler . Bu sefer Burak bile gitti. Her şey anlatıldı özürler dilendi ve tekrar eve gelindi. Yine herkesin yüzü bir karıştı fakat bir fark vardı. Gizem... O bir ay boyunca oturup sadece dersine çalıştı okulun en çalışkanı oldu. Kimseyle konuşmadı. Hayata küstü. Yemek yiyor, uyuyor, ders çalışıyor ve sadece abisi ile Işıl ile konuşuyordu.
Gizem şimdi tepkisizce anne ve babasına bakıyordu. Annesi tam konuşacakken
" Ben o konuşmadan dersimi aldım anne " dedi buz gibi sesiyle ve odasına gitti. Oturdu derin derin nefesler aldı. Bilgisayarına baktı bomboş kapalı bilgisayardan kendi simasını gördü. Kaşları çatıldı. Şu bir ayda ne kadar değiştiğini fark etti. Umursamadı. Yatağına baktı o gün ağlarken çöktüğü duvar kenarına baktı. Tepkisizdi. Her şey anlatıldığında da tepkisizdi. Gerçi inkar edip ağladığında n'olmuştu hiçbir şey eline ne geçmişti hiçbir şey. Kendisi seçmemişti bunu zorlamışlardı.
Ama yine de o anne ve babasına dayanamazdı iki gün sonra sarıldı onlara annesi göz yaşlarına boğuldu ama o ağlamadı çünkü öğrenmişti. Her neye canı acısa da kimsenin önünde ağlamayacaktı. Söz vermişti. Babasının boynu büküktü ama o bükmedi çünkü o gün kendisine bir söz vermişti. O güden sonra ise çoğu şeyi dalgaya vurur gülüp geçerdi çünkü bunu ona hayat öğretmişti. Düşünce kalkmasını, her ne olursa olsun gülmesini hayat en iyi şekilde öğretmişti. Her ne kadar unuttum dese bile o günü asla unutmamıştı ve Gizem o günleri kalbinin en derinliklerine kapatmıştı.
~38. Bölüm Sonu~
Selamlarr
Nasılsınızz
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerr ??
Upuzunn bir bölüm ile geldim itiraf edin beklemiyordunuz ve Gizem'e üzüldünüz de
Bu bölüme kadar en sevdiğiniz karakter kimm ??
Gizem ya üzümlü kekim :)
Eğer yorum çok olursa belki ikinci bölüm çok fazla gecikmeyebilirr
Sizleri çok seviyorumm 💖
Kendinize çokk iyi bakınn 💗
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn 💕
Sağlıcakla kalınn
Hoşçakalınn
💝


