Alarm ile tabiki de çok sevdiğim alarm ile şuan da kavga içindeydik beş dakika daha diyr basıyorum ne ara beş dakika olduğunu bilmeden tekrar çalıyor en sonunda yorganı sinirle kafamdann attım ve saate baktım.
Saat şuan 6.20 geçiyordu ve ben daha uyanmamıştım hemde bir saat sonra şirkette olmam gerekti. Hemen kalktım ve hazırlanmaya başladım.
Üzerime siyah bir sweatshirt altıma ise mavi bir pantolon giydim. Ayakkabı olarak ise beyaz spor ayakkabılarımı giydim. Siyah bir gözlük taktım ve saçımı topladım.

( Gizem'in tam olarak giydiği kıyafet. Hepsi dahil )
Hazırlandıktan sonra siyah bir çanta da taktım ve evden çıktım. Hava tüy ürpertici şekilde soğuktu o yüzden hızlı adımlarla arabama bindim. Arabanın klimasını açtım ve yoluma koyuldum.
Şirketin önüne geldiğimde tüm ekip içerideydi yani bir kaç kişi dışında hemen içeriye girdim ve herkesi selamlayarak masama geçtim. Hayır hayır başkan değilim sadece çok seviliyorum bence.
Işıl ve bir kaç kişi daha geldiğinde hemen işlere başladık. Bugün mesaim vardı yani tüm gün buradaydım yarın ise akşam geç eve gidip sabahına tekrar erkenden gelip son işleri yapacaktık plan hazırdı yani.
Alper Bey de geldiğinde işlere hız kattık. Ara ara kahve yaptık içtik...
Şuan saat kaçtı bilmiyorum ama aşırı derece yorgundum. Neyseki buna alışmış olduğumuzdan pek aldırış etmiyorduk.
Ara ara Yavuz'un sevgilimi özledim makalelerini ve Işıl'ı Alper Bey'in sinirlendirmesi dışında pek sorunumuz olmadı.
Şuan hepimiz yorgunduk ama Alper Bey hâlâ pür dikkat önündeki projeye bakıyordu. Diyorum bu adam Robot Robot.
Biz kendi aramızda çalışırken Alper Bey odasında dosyaları falandı filanı hallediyordu. Bu kaçıncı kahvemdi bilmiyorum ama hâla direniyordum tüm ekipe rağmen.
Bazı kişiler dosya altında uyuyakalmıştı. Işıl da hepimizin aksine yine ve yine yorulmamıştı aslında pür dikkat odaklanmıştı. Ben kahvelerle direniyordum. Ama her zaman ki Işıl yine kahvesiz de yapabiliyordu.
En sonunda sessizliği bozmak adına biraz seslice ki aslında çok ta bağırmadan çünkü her an Alper Bey duyabilir diye konuştum.
" Ay yeter " dedim. Böyle dememle uyuyanlar pür dikkat odaklananlar ve karşıdaki tahtaya bir şeyler yazan ve ayakta öylece dosya bakanlar dahil tüm ekip bana döndü. Bazı kişilerin sınırlı bazılarının uykulu gözlerine maruz kalsam da gülümsedim ve konuştum.
" Valla usandım. Kendinize gelin biraz enerjik yaşlandınız iyice be sizde " dedim. Hepsi bir anda
" Aynen " , " bencede " gibi sesler çıkardılar ayağa kalktım ve konuştum.
" O zaman tüm ekip kahvelerimizi alıyoruz ve enerjik bir şekilde çalışmaya tam gaz devam " dedim. Hepsi kendine gelmiş kahvelerini yapmaya gittiler o sırada telefonum çaldı. Arayan kişiye bakmadan önce saate baktığımda saat tam tamına 10.15 geçiyordu.
Arayan kişi ise Demir'di. Hemen cevapladım zaten tek kalmıştım yani Işıl dışında.
" Efendim " diyerek başladım.
" Araban apartmanın önünde yok mesaide misin yine " dedi.
" Ay keşke mesai olsada tam gün diyebilirim. Çok mu özledin şimdiden " dedim. Aklına gelmiş gibi.
" Haa... Doğru ben onu unuttum işten dolayı ayrica hiç özlemedim yani başıma bela açmayan biri olunca mükemmel oluyor " dedi. Kaşlarım havalandı.
" Demek öyle vay be iki dakikada yani bir günde sattın beni hain polis " dedim. Kendi dedigime gülesim gelsede ciddi durdum. Fakat o kahkaha attı baya hemde. En sonunda bitirince
" Öyle oldu biraz " dedi. Sinirlerimi zıplatmaya çalışıyorsa başardı. En sonunda nefes verdim ve konuştum.
" İyi o zaman sana belasız günler " dedkm ve pat... Suratına kapattım. O da beni sinirlendirmeseydi canım. Daha sonra memnuniyet ile yerime oturdum. Işıl hâlâ pür dikkat dosyaya bakıyordu. Bu kız kadar işkolik biri yoktur bence.
Elimi yüzüne doğru tuttum ve salladım. Birden bana baktı ve göz devirdi ardından konuştum.
" Dünyadan iş dünyasına Işıl Hanım selamlıyorum sizi " dedim. Telefonu sessize aldığım için titriyordu muhtemelen ya mesaj atıyordu ya da arıyordu. Gözleri ile telefonu işaret etti ve
" Hayırdır şimdiye bakardın sen noldu " dedi sorgularcasına. Bu sefer ben göz devirdim ve konuştum.
" Tripliyim ona " dedim. Kahkaha attı ve
" Oy oy oy tripte mi atarmış " dedi. Göz devirmek yerine ben de güldüm. Ardından ekip de geldi bir kişi haricinde. Tabikide Yavuz.
" Yine mi konuşuyor " dedi Işıl Ayşegül'e bakarak. Ayşegül kafasını salladı ve
" Evet öyle " dedi. Işıl göz devirdi ve konuştu.
" Bu aralar da herkeste bir aşk kokusu aman " dedi ima da bulunurcasına ben ise kollarımı birleştirdim ve konuştum.
" Sende dahil mi " dedim ama bunu sessiz söyledim kolumu cimciklemeye çalışınca hemen döner sandalye ile ileriye savruldum ve kaçtım. Kazanmış gibi kahkaha atmayı ihmal etmedim.
Ardından Yavuz da geldiğinde tam gaz devam ediyorduk.
Bir süre sonra Alper Bey çıkacağını söyledi. Evde çalışmak için. Ben de su içmek için kafeye girecekken bir kargo geldi.
" Gizem Korkmaz" dedi sorgularcasına bir anda kafamı kaldırdım ve adama bakıp
" Benim " dedim.
" Bu sizin " dedi. Artık alışmıştım o yüzden ' İyide ben bir şey sipariş etmedim ki ' demek yerine teşekkür edip paketi aldım.
İçine baktığımda değişik olarak browni değilde kazandibi vardı ve en önemlisi DEMİR BENİM KAZANDİBİ SEVDİĞİMİ NEREDEN BİLİYOR ?? Anında içindeki notu da okumaya başladım.
' Başımın belası olabilirsin ama bu seni satacağım anlamına gelmez baş belası :) ' yazıyordu notta gülümsedim ve sonra aklıma gelmiş gibi tribimi hatırlayıp telefonumu çıkardım. Attığı nesajlari görmezden gelerek ki sadece ismimin olduğu mesajlar vardı yazmaya başladım. Anında da çevrimiçi oldu.
Gülümsedim ve onu çıldırtmak adına yazıp sildim yazıp sildim göndermedim.
Gizem Yazıyor...
Gizem Çevrimiçi...
Gizem Yazıyor...
Gizem Çevrimiçi...
Demir Yazıyor...
Demir: Bir kazandibi için bu kadar ne yazıyorsun acaba ?
Demir: Çok güzel iltifatlar mı geldi aklına onu da mı ekleyeyim diyorsun diyorum destan yazıyorsun sanki
Güldüm ardından yerime geçtim yani kendi masama herkes odaklanmıştı paketimi ayağımın dibine koydum ve gayet rahatlıkla yazdım.
Siz: Kazandibi ?
Görüldü...
Kahkaha attım öylece oturuyordum kendi masamda herkes bana baktı ardından biraz da eğildim. Sonra yazmaya devam ettim.
Siz: Görüldü yemekten hoşlanmam yalnız.
Demir: Ben de bekletilmekten hoşlanmam yalnız
Bu sefer yine aynı şeyi yaptım daha da çıldırsın diye yine aynı şeyleri yaptım.
Gizem Yazıyor...
Gizem Çevrimiçi...
Gizem Yazıyor...
Gizem Çevrimiçi...
Demir Yazıyor...
Demir: Bilerek yapıyorsun dimi. Sırf çıldırayım diye acısını çıkarmaya çalışıyorsun başka açıklaması olamaz.
Gizem: Ne alakası var ben öyle bir şey yapmam ASLA
Demir: Kesin yapmazsın.
Gizem: Kazandibi sevdiğimi nereden öğrendin.
Demir: Ben her şeyi bilirim Gizem Hanım ;)
Gizem: Eğer ki bir kaç kazandibi ile beni Kandırabileceğini düşünüyorsan.
Demir: Düşünüyorsam ?
Gizem: Ne yazık ki doğru düşünüyorsun.
Demir: Valla mı
Gizem: Hıhım..
Demir: İyi o zaman barıştığımıza göre rahat rahat uyuyabilirim. Afiyet olsun :)
Gizem: Teşekkür ederim. İyi geceler
Demir: Ne demek. İyi geceler
Demir: Ha birde orada bir sürü var ekibe dağıtırsan falan
Gizem: Tamamdır. Teşekkür ederiz tekrardan
Demir' Ne demek iyi çalışmalar
Kalp atıp çıktım ve elimdeki poşeti açtım herkesin bana bakmadiyla elimdeki kazandibini dağıttım. Herkes alırken bir yandan da teşekkür ettiler. Yavuz ise
" Kızım nereden akıl ettim be helal sana " dedi. Göz devirdim. Ardından Işıl konuştu.
" Senin yapamadığını düşünmüş işte bir dürüm sipariş etmedin bize" dedi. Evet Işıl o kadar söylenmişti. Fakat sırf onu sinir etmek için sipariş etmemişti. Yoksa o kadar da cimri değildir.
" Hı hı aynen Işıl " dedi elini ' he he ' derecesine sallayarak. Işıl göz devirdi. Tüm ekipçe kazandibilerimizi yedikten sonra kaldığımız yerden pür dikkat odaklanmaya devam ettik.
~ 32. Bölüm Sonu ~
Selamlarr
Nasılsınızz
Evett uzun zaman sonra ben geldim...
Ama şimdi dershane falanı filanı derken sizi bölümsüz bırakmayayım dedim.
Kısa ama güzel bölüm bence tatlı olmuş dimi yani.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn 💖
Kendinize çok iyi bakınn 💗
Sizleri çok seviyorumm 💕
Gelecek bölümde görüşmek üzereee 🎀
Sağlıcakla kalınnnn
Hoşçakalınnn
♡