Bir süre öylece durdular hafif hafif esen sonbahar rüzgarı Işıl'ı üşütmüştü biraz. Mert geriye çekilince Işıl'a mahcup bir şekilde baktı elini ensesine attı ve konuştu.
" Ben bir an-" diyecekken Işıl kızarmış gözleri ve burnu ile gülümsedi ve konuştu.
" Teşekkür ederim. Sanırım şuan da iyi gelen tek şey oldu " dedi. Mert ormanı andıran yeşilleri Işıl'ın gülümsemesine takıldı.
Ardından o da gülümsedi aralarında iki adım mesafe varken esen sonbahar rüzgarı Işıl'ın saçlarını savuruyordu. Işıl ve Mert bir süre bakıştılar daha sonrasında ise Mert konuştu.
" Ee o zaman eve bırakayım mı seni " dedi. Işıl düşündü ve kafasını onaylar anlamda salladı. Mert'te arabasıyla gelememişti.
O yüzden yürüyeceklerdi. Işıl ileride bir baba kız gördü parkta babası kızın saçlarını okşuyordu. Mert de Işıl'ın baktığı yere baktığında üzüldü.
Her zaman böyle baba sevgisi göremediği için bir yani buruk olacaktı. Işıl sessizce mırıldandı ama bunu Mert'in duyacağı bir fısıltı ile.
" Biliyor musun bende saçımla oynanmasını çok severim ama babam hiçbir zaman saçımı okşamadı. " Dedi.
Sonra ise kafasını iki yana salladı evet ağlamıştı üzülmüştü fakat yine her zaman ki gibi güçlü kalacaktı. O Işıl Duman'dı. Sonra Mert'e döndü.
" Şu yoldan gidicez " dedi sorgular sesle. Çünkü Mert rotanın tam tersine gidiyordu. Mert birden kolundan tuttu Işıl'ın ve konuştu.
" Hadi hadi gel benimle " dedi. Işıl kaşlarını çattı fakat onunla gitti. Bir oyuncakçının önüne geldiklerinde Işıl biraz önce düz olan kaşlarını yeniden çattı. Ardından tam konuşacakken Mert konuştu.
" Kuzenine oyuncak almayacak mıydın. E hadi gel alalım " dedi. Işıl şaşkınlıkla kafasını salladı. Cidden onu mu düşünmüştü ?
" E hadi gel o zaman " dedi ve peşinden sürükledi. İçeriye beraber girdiler. Koskoca bir oyuncakçının ortasında buldu kendini Işıl.
Daha sonra ana dalarak Mert ile birlikte oyuncak seçmeye başladılar. Ne alacağını bilmiyordu ama bakındıkca bakındılar.
En sonunda çok güzel bir bebek buldu Işıl. Gözleri masmaviydi. Adeta Leyla'nın gözlerini çağrıştırıyordu. Yanakları tombul al al bir bebekti.
Saçları ise yine kuzeninin yani Leyla'nın saçlarını andırıyordu. Bir köpeği vardı üstünde doktor önlüğü. Işıl zafer sırıtışı koydu yüzüne.
Çünkü daha küçükte olsa kuzeni yani Leyla veteriner olmak istiyordu ayrıca bu bebek ona çok benziyordu.
Hemen elindeki bebek ile Mert'in yanına gitti.
" Bak Mert buldu- " diyecekken Mert'in elindeki bebeğe şaşkınca baktı. Çünkü tam anlamı ile Işıl'dı kahve gözleri... simsiyah saçları...
Üzerine giydiği tam dizinin üzerindeki siyah elbisesi ile ciddi anlamda Işıl'dı. Eklemli bir bebekti ve çok güzeldi. Mert ise konuştu.
" Baksana Işıl sana benzemiyor mu " dedi. Işıl onaylar anlamda salladı kafasını.
" Benziyor " dedi. Sonra Mert Işıl'ın elindeki bebeğe baktı.
" Seçtin mi hediyeni " dedi.
" Hıhım. Leyla yani kuzenim veteriner olmak ister tam önlük bir şey bu " dedi Işıl heyecanla. Mert ise güldü ve kafasını onaylar anlamda salladı. Ardından
" Tamam ver ödeyeyim ben " dedi. Işıl kaşlarını çattı.
" Pardon da ben ödüyorum " dedi inatla.
" Ya inat etmesene be dağ keçisi ver şunu " dedi. Işıl hemen atladı.
" Dağ öküzü sen alırsan benim hediye almamın ne anlamı kalır " dedi. Mert bir süre düşündü haklıydı. Işıl ise hemen gidip ödeme yapmaya koyuldu.
Mert'in aklına bir şey gelmiş olacak ki ödemeyi hızlıca yapıp çıkan Işıl'ın ardından elindeki bebeği aldı ve hediye paketine koydurdu. Işıl'ın ardindna çıktığında Işıl hemen
" Noldu niye geç geldin " dedi.
" Hiç birine hediye aldım da " dedi. Işıl kaşlarını çattı.
" Kime " dedi. Sonra belki söylemek istemez diye pişman olmuştu. Mert pişman olduğunu anlayınca konuştu.
" Benim için önemli birine diyelim " dedi. Işıl omuz silkti ve önden yürümeye başladı. Ama içindeki o merak tohumlarına bir yandan anlam veremiyor bir yandan da engellemiyordu.
Sessiz geçen bir yirmi dakikalık yol mesafesi ardından. Işıl ile Mert birbirine veda ettiler. Işıl tam eve adımlayacakken Mert kolundan durdurdu.
" Dağ keçisi " dedi.
" Efendim " dedi sorgular bakışlar atarak.
" Gözlerini kapatsana " dedi Mert. Işıl ise kaşlarını havaya kaldırdı. Mert ise umut beklentisi ile bekliyordu. Işıl derin bri nefes aldı ve gözlerini boş olan eli ile kapattı.
Ardından Mert hemen elindeki poşeti Işıl'ın eline tutuşturdu. İçine not yazdırmıştı zaten. O yüzden hızlıca
" Görüşürüz Dağ Keçisi kendine iyi bak " diyerek mahalleden döndü ve uzaklaştı. O gittiği zaman Işıl da elini gözlerinden çekti ve elindeki poşete baktı.
Bu ' önemli birine 'aldığı hediye değil miydi ? Peki ya Işıl'da ne geziyordu kendi kendine düşündü bunları Işıl sonra hemen jeton düşünce ağzı açık kaldı hemen bir kaldırıma oturdu.
Kendi aldığı poşeti kenara koydu. Saçları hafif hafif rüzgarda dalgalanırken yüzüne gelen saçlarını eliyle kenara itti ve poşetin içinden hediye paketini çıkardı üzerindeki notu gördü.
' İkizini almamak ayıp olurdu. Senden bir ikincisi düşüncesi bile çok değişikken bunu sana almasam olmazdı. Dağ keçisi'
Yazıyordu notta gülümsedi Işıl bu önemli kişi o muydu onun için. Ben onun için önemli miyim diye düşündü. Değişik hissettirdi bu Işıl'a hayatında ilk defa biri yani en azından böyle biri ona böyle bir hediye alıyordu.
Ama Işıl çok mutlu olmuştu. Sanki bir kaç saat önce ağlayan kendisi değilmiş gibi gülümsüyordu.
Hayat buydu ya bir bakmışsın üzgünsün bir bakmışsın daha yeni üzgünken şuan baya mutlusun.
Bunun sebebi bazen bir eşya bazen ise bir insan olabiliyordu belkide..
Şuan ikiside Işıl'ı mutlu etmeye yetiyordu. Bu bir oyuncak bebek dahi olsa mutluydu ama kaynağı olan kişi Mert'ti... Mutlu mutlu eve girdi Işıl..
Gizemden;
Onca mağaza geçmiş çeşit çeşit şeyler almıştık annemle baya yorucu bir gün olmuştu. Aldıklarımızı arabaya yerleştirdikten sonra arabaya bindik.
Eve girdik ve eşyaları yerleştirdik. Mutfak alışverişi, kıyafet,kozmetik neye ihtiyaç varsa almıştık kısacası.
Üzerime kirazlı pijamalarımı giydim.
Hemen yorgun argın gidip kendimi koltuğa attım. Annemde geldiğinde gülümsedim ve
" Bugün iyi oldu annem ya arada yapalım " dedim. Güldü ve
" Yapalım kızım " dedi. Elime geçirdiğim bir tokayla gelişi güzel bir topuz yaptım ve anneme mutfakta yardım ettim.
Güzel bir yemek yaptıktan sonra da saat 20.00 olmuştu bile. Kapı çaldığında açmaya gittim babam ve abim gelmişti gülümsedim içten ve içeriye geçirdim.
Hepimiz sofraya oturduk ve güzel bir akşam yemeği yedik. Daha sonrasında abim banyoya annem mutfağı toparlamaya babam ise kendi odasına geçti bazı işleri olduğu için. Ben ise biraz boş boş oturup Selin,Işıl,Efe ve Emir ile pikniği planladık yarın yapacaktık.
Herkesin izin gününe eş zamanlı denk geliyordu neyseki. Biraz daha konuşup kapattık. Bir süre oturdum.
Aklıma Demir geldi eline pansuman yapsam iyi olurdu. Aslında onu görmek için de güzel fikirdi. Hemen telefonu elime aldım ve yazmaya başladım.
Siz: Demir
Siz:Demiiirrr
Siz:Demiiir
Siz:Demir bak
Siz:Demir bak
Demir çevrimiçi...
Demir Yaziyor...
Demir: Hayırdır Gizem Hanım rüyanızda mi gördünüz beni ?
Siz: Ayy nereden bildin seni gördüm. Eline pansuman yapıyordum falan.
Demir: Gizem gerek yok demiştim ama sana
Ya ama sen masum masum yazarsan ne yazarım ki bende sana yazmak istesem de durdurdum kendimi
Siz: Bende itiraz istemiyorum dedim ??
Demir: Öyle dedin
Siz: Dedim tabi hadi in aşağıya geliyorum ben
Demir: Benim işime gelir Gizem Hanım iniyorum.
Mesajı okumam ile yutkundum seslice sonra ise kalp koyarak çıktım hemen üzerime bir hırka geçirdim. Hava biraz soğuktu.
Anneme haber verip ilk yardım çantasını alıp asansöre ilerledim bindim ve sıfırıncı kata bastım. Dışarıya çıktığımda hafif bir esinti vardı hafif bir irkildim soğukluktan dolayı.
Etrafa göz gezdirdim az ilerideki bankta oturan Demir gözüme çarptı. Yanına ilerlemeye başladım beni görünce ayağa kalktı. Gülümsedim ve gittim dibine bende oturdum.
" Hoşgeldin " dedi.
" Hoşbuldum " dedim bende. Daha sonra elini tuttum ve kendime çektim. Demir'e yandan bir bakış attım ve konuştum.
" Sen elini mi zorladın " dedim kaşlarımı kaldırarak. Çünkü sargıda kan izleri vardı. Demir bana üstten üstten bakarken konuştu
" Yo ne alakası var o zorlanmış " dedi. Göz devirdim ve sargısını açmaya başladım. Tam o sırada konuştu.
" Tatlı olmak zorunda mısın " diye sord birden. Duyduğum şey ile elim durdu gözlerim gözlerine tırmandı. Yanaklarıma soğuk rüzgarda bile kan toplandığını hissettim.
" Ha " diyee bir cevap verdim soru sorarcasına. Yanaklarım al al olduğuna emindim. Demir güldü ve gözleriyle pijamalarımı işaret edip.
" Diyorum ki hep tatlı olmak zorunda mısın. " Dedi. Üstüme baktım ve bakışlarımı kaçırdım. Tekrar konuştu.
" Utan diye değil cevap almak için sormuştum ama olsun " dedi. Gülümseyen yüzüne baktım.
İçimden sessizce konuştum sitem edercesine sende bu kadar karizmatik olmak zorunda mısın be adam.
" Bilmem öyle miyim " dedim fısıldarcasına. Kafasını salladı.
" Hemde çok " dedi. Yanaklarım daha da ısınırken. Bir an acaba düşüncesi içimde uyandı ama imkansız diye sildim attım hemen.
Utanarak gözlerimi kaçırdım ve başka yere baktım sonra da hemen önüme iyice eğildim. Güldüğünü işittim. Sargıyı açmaya devam ettim.
İlk yardım çantasını da açtığımda eli biraz daha iyiyiydi. Sessizce sargısını yapmaya başladım yeniden üzerimde bakışlar hissediyordum.
Saçlarım arkaya doğru hafif savrulurken umursamayıp sargıya pür dikkat devam ediyordum. Sargı bitince kafamı kaldırıp Demir'e baktım. Bana baktığını gördüm. Bir süre öyle bekledik. Elim elinde gözüm gözünde...
Ardından çekildim. Hafif gelen rüzgar bu sefer biraz şiddetli esmişti. Tüylerim diken diken olurken Demir hemen üzerindeki ceketi çıkardı.
Anlamsızca bakarken kaşlarımı çattım. Ardından omuzlarıma hırkamın üzerinden koydu. Sonra konuştum.
" Demir sen üşürsün var benim üstümde hırkam " dedim. Aşık olunca insan biraz sanırım mallaşıyordu. Sonuçta Demir polisti bunun eğitimini almıştı.
Ama onu düşünmeden edemiyordum.
Kaşlarını kaldırdı ve ciddi misin der derecesine baktı.
" Gizem yürü hadi yürü " dedi. Tam konuşacakken tekrar konuştu.
" Bir şey olmaz bana çıkmışsın incecik pijamayla üşüyorsun. Hem benim için çıktın zaten hadi daha fazla üşümeden gidelim " dedi.
" Ama-" diyecekken tekrar konuştu.
" Aması yok sen üşüme yeter " dedi. Bir süre baktım ona daha fazla itiraz etmeme gerek yoktu bence. Ardından tam ayağa kalkmışken arkamdan gelen ses ile şoka uğradım.
~ 26. Bölüm Sonu ~
Selamlarrr
Nasılsınızz
Eveet bölümü erken bitirdim hemen atayım dedim.
Ayrıca bölüm hakkında kesitler paylaşıyorum bazen onlara da isterseniz profilimden ulaşabilirsinizz
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerr ??
Sizce sesi gelen kişi kimdii ??
Geleeck bölümde neler olacak sizcee
Bölüm adı ve konu çok uyumlu oldu bence
' Yaralarını Ben Sarayım '
Birde lütfen yorum yapar mısınız düşünceleriniz benim için çok önemli de ✨
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn 💖
Sizleri çok seviyorumm 💕
Sağlıcakla kalınnnn
Hoşçakalınnn
♡