Aden, yemeklerini bitirip kanepeye oturduğunda midesinde garip bir huzursuzluk hissetmeye başladı. Hızla yükselen bir mide bulantısı, tüm bedenini sarmıştı. Birkaç saniye sonra, başı dönmeye başladı, gözleri kararmaya yaklaşıyordu. İçini zorla toparladı, ama dayanamayacak gibi hissediyordu."Sanırım... biraz tuvalete gitmem gerek," dedi, sesi zayıf ve çekik bir şekilde.Altay hemen fark etti. "Aden, dikkat et!" diye seslendi ama Aden hızlıca tuvalete yöneldi. Altay, ona gözleriyle takip etti, kaygılı bir şekilde. Aden'in adımlarının hızı, ne kadar rahatsız olduğunu hemen gösteriyordu.Bir süre sonra, Aden tuvaletten hızla salona geri döndü. Yüzü solgundu, adımları titrekti. Altay hemen ayağa kalktı ve onu desteklemek için uzandı. "Aden, iyi misin?" diye sordu. Ama o, bir an bile yanıt vermedi.Birden Aden’in vücudu titremeye başladı ve bir adım daha atmaya çalışırken yere düşüp bayıldı. Altay, korkuyla gözlerini ona dikip hızla yanına koştu. Başını, kollarıyla tutarak kaldırdı. "Aden, bak, gözlerini aç," diye fısıldadı. Gözlerinde panik vardı, ama Aden’in gözleri hala kapalıydı.“Aden, gün ışığım, bak bana!” diye çağırarak, ona daha yakın olmaya çalıştı. "Aden... lütfen uyan... bir şey söyle, gözlerini aç!"Ama Aden, hâlâ hiçbir tepki vermedi. Altay, endişeyle gözlerini kısıp derin bir nefes aldı, kararlı bir şekilde onu kucakladı. “Hayır, buna izin veremem,” dedi içinden. "Seni bırakmam."Aden’i sırtına nazikçe alarak, hızla dışarı çıkıp arabaya yöneldi. Bütün vücudu titreyen Aden’i bir an önce hastaneye götürmek için gözlerini yolda sabitledi. Her saniye, bir hayalet gibi kalbinin hızla atması ve düşündüğü her şey onu daha da endişelendiriyordu.Hastaneye vardıklarında, Aden hala uyanmamıştı. Altay onu hızlıca hastaneye taşıdı ve acil servise götürdü. Doktorlar hemen müdahaleye başladılar, ancak Altay sadece Aden'in ellerine tutunarak, "Lütfen, her şey yolunda olsun. Lütfen..." diye mırıldandı.Beklemek, her saniye onu daha da yıkıyordu. Birkaç dakika sonra, doktorlardan biri nihayet odadan çıkarak Altay'a doğru yürüdü. “Endişelenmeyin, durumu stabil. Şu anda uyuyor, ama yakın bir zamanda uyanması gerek,” dedi. Altay, derin bir nefes aldı ama gözlerinden süzülen endişe silinmemişti.Aden’i iyileşene kadar başından bir an olsun ayrılmayacağını biliyordu. Onun uyanmasını beklerken, bu sessiz geceyi, bu anı, bu korkuyu ve her şeyi daha derinden hissetti. Birlikte daha güçlü olacaklardı.
Bölüm 44
44. Bölüm
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
45. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.