İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 30 · 2 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 30

30. Bölüm

ERTESİ SABAH

Sabah güneşi perdelerin arasından süzülürken, Ceren gözlerini hafifçe araladı. Kaan hâlâ yanındaydı. Bir kolu onun beline dolanmış, nefesi ensesinde huzurla süzülüyordu. Ceren, kıpırdamamaya çalışarak yatakta hafifçe döndü. Kaan’ın yüzüyle karşı karşıya gelince ister istemez gülümsedi. Sonra yavaşça burnuyla Kaan’ın yanağına dokundu. Kaan mırıldandı: > “Uyuyorum ben hâlâ… Ne yapıyorsun?” Ceren kıkırdadı. > “Burnum kaşındı, senin suratın da yoluma çıktı…” Kaan bir gözünü hafifçe aralayarak baktı. > “Öyle mi… Madem öyle…” Bir anda Ceren’i belinden yakalayıp üstüne çekti. Ceren gülerek karşı koydu. > “Dur! Sabah sabah boğulmak istemiyorum!” > “Boğmak değil, yakalamak bu,” dedi Kaan alaycı bir ifadeyle. Sonra gözlerini kısıp ekledi: “Sence kim daha güçlü?” Ceren kollarını çapraz yapıp ciddiymiş gibi başını salladı. > “Tabii ki ben.” Kaan kaşlarını kaldırdı. “Ha öyle mi?” dedikten sonra onu gıdıklamaya başladı. Ceren kahkahalarla kıvrılıp kaçmaya çalıştı. > “Kaaan! Hayır! Dur— dur tamam sen güçlüsün! Sen kazandın!” Kaan gülerek durdu, ardından onu yavaşça kollarına aldı. > “Sabah kahkahası candır,” dedi fısıltıyla. “Sen güldüğünde her şey daha kolay geliyor.” Ceren başını onun göğsüne yasladı, kalp atışını dinleyerek mırıldandı: > “Sen de çok konuştuğunda tatlı oluyorsun. Ama sadece o zaman.” Kaan dudak büktü. > “Yani hem tatlıyım hem de susayım diyorsun.” > “Tam olarak.” İkisi de kahkahaya boğuldu. O sabah, dünya biraz daha sessiz ama içleri biraz daha sıcaktı. Kaan, Ceren’in saçlarını nazikçe geriye itti. Onun gözlerinin içine baktı uzun uzun. Sessizlik bir anlığına ikisini de sardı, ama bu sessizlik huzursuz değil, tam aksine, kalpleri birbirine bağlayan bir huzur taşıyordu. > “Biliyor musun,” dedi Kaan yumuşak bir sesle, “sen hayatımda olduğun için bazı şeyler daha az korkutucu geliyor.” Ceren gözlerini kıstı, şüpheci bir tebessümle: > “Ben bir cesaret tılsımı mıyım yani?” > “Sen…” Kaan bir an düşündü. “Sen tam olarak ne olduğunu bilmiyorsun, değil mi?” > “Hayır,” dedi Ceren fısıltıyla. “Ama sen anlatınca merak ediyorum.” Kaan başını eğdi, alnını onun alnına yasladı. Sıcak nefesleri birbirine karıştı Kaan ve Ceren, duşun sıcak buharı arasında birbirlerine bakarken aralarındaki sessizlik yumuşak bir gerilime dönüşmüştü. Kaan, nazikçe Ceren’in yüzüne eğildi, gözlerindeki derinliği hissedebiliyordu. Yavaşça dudaklarını Ceren’in dudaklarına dokundurdu. İlk temas hafifti, sanki zaman durmuş gibiydi. Ceren önce şaşırdı, sonra gözlerini kapatıp o anın sıcaklığına teslim oldu. Kaan, öpücüğünü yumuşak ama kararlı bir şekilde derinleştirdi. İkisi de çevrelerindeki buhar ve sessizlikte yalnızca birbirlerini hissediyordu. Öpüşme, aralarındaki güveni ve uzun zamandır sakladıkları duyguları nazikçe açığa çıkarıyordu. Bir süre sonra hafifçe ayrıldılar, göz göze geldiler. Ceren’in dudaklarında hafif bir gülümseme, gözlerinde ise sevgi ve rahatlama vardı. Kaan da içten bir tebessümle onu sararak, “Seninle her an böyle olmalı,” dedi. O an, ikisi için hem yeni bir başlangıç hem de derin bir bağın işareti olmuştu. Sessizce, birlikte ısınan duşun altında, kalpleri birbirine biraz daha yakınlaşmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.