Ceren, yorgunluk ve hafif ağrılar içinde hafifçe gülümseyerek, “Ben duşa giricem, biraz rahatlamam lazım,” dedi. Sesi yumuşak, ama içinde kendine ait küçük bir sığınak arayışı vardı. Kaan, ona baktı. Gözlerinde hem endişe hem de sıcak bir davet vardı. “Bence ben de gelmeliyim,” dedi, alaycı bir tonla. “Beraber daha iyi olur.” Ceren, önce şaşırdı. Kaan’ın beklenmedik samimiyeti onu hafifçe utandırdı ama gözlerini kaçırmadı, karşılık verdi: “Olur o zaman. Beraber rahatlarız.” İkisi yavaşça banyoya doğru yürüdü. Kaan, suyun sıcaklığıyla birlikte gerginliklerinin eriyip gitmesini umut ediyordu. Banyoya girince, Kaan Ceren’in elini tuttu, nazikçe onu kendine çekti. Su, vücutlarını okşuyor, buhar etraflarını sarıyordu. Ceren’in gözleri Kaan’ın gözlerine kilitlendi; o an kelimelere gerek yoktu. Suyun sesi ve tenlerinin temasından başka hiçbir şey önemli değildi. Kaan, yavaşça Ceren’i küvetin içine çekti. Ceren, sıcak suyun içinde hafifçe gerindi, ama gözlerindeki güven ifadesi derindi. Kaan da yanına oturup ellerini onun omzuna koydu. İkisi, suyun içinde birbirlerine yaslanıp sessizliği paylaştılar. Su damlaları yüzlerinden aşağı kayarken, aralarındaki mesafeler eridi. Kaan, nazikçe Ceren’in saçlarını elleriyle okşadı; Ceren, başını hafifçe yana eğdi, gözlerini kapattı. Bu an, sadece fiziksel bir yakınlık değil, aynı zamanda ruhların birbirine dokunduğu anlardan biriydi. Zaman, suyun ılık akışı gibi yavaşladı. Sonra Kaan, Ceren’in yüzüne hafifçe dokundu, gözlerinin içine baktı ve “Buradayım,” dedi. Ceren, bu sözün gücünü yüreğinde hissetti. Saatler geçse de dünya dışarıda kalmıştı. Sadece onlar ve bu an vardı. Hem bedenleri hem de kalpleri ısınmıştı.
Bölüm 28
28. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.