Sabahın ilk ışıkları yavaş yavaş odaya süzülürken, Ceren gözlerini hafifçe araladı. Kaan’ın sıcak nefesi yüzünde, kolları ise onu sıkıca sarıyordu. Uyku ve uyanıklık arasındaki o nazik sınırda, kalpleri sessizce birbirine dokunuyordu. Ceren, Kaan’ın kokusunu içine çekti, rahatlamış ve güvende hissetti kendini. Gözlerini tam açtığında, Kaan’ın uyku sersemi yüzüne baktığını gördü; bakışları yumuşak ve derindi. İki beden, kelimelere gerek kalmadan anlaşıyordu. Yavaşça Kaan’ın üzerine eğildi, dudağını onun dudaklarına değdirdi. Bu ilk dokunuş, zamana karşı geliyormuş gibi ağır ve anlamlıydı. Kaan dudaklarını hafifçe açtı, dudakları birbirine karıştı. Aralarındaki mesafe tamamen yok olmuştu. Eller, kolların etrafında gezinmeye başladı; Kaan’ın eli Ceren’in belinde gezinirken, Ceren’in parmakları Kaan’ın saçlarına dolandı. Her dokunuş, içten gelen bir tutkunun sessiz ifadesiydi. Gözlerini kapatarak daha derin bir yakınlaşmaya teslim oldular; kalpleri birlikte attı, nefesleri birbirine karıştı. Bu an, sadece ikisine ait, zamanın durduğu ve dünyanın unuttuğu bir an gibiydi. Sonra, yumuşak bir nefesle ayrıldılar, göz göze geldiler ve Ceren hafifçe gülümsedi. “İyi ki buradasın,” dedi, sesinde hem şefkat hem de arzuyla. Kaan da aynı sıcaklıkla karşılık verdi: “Ben de.” O sabah, sadece bir uyku uyanışı değildi; yeni bir başlangıcın, derin bir bağın ilk kıvılcımıydı. Sessizliğin içinde, birbirlerine sarılarak güne başladılar.
Bölüm 27
27. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.