İçeriğe geç

Yanlış Mesaj Doğru Aşk

Bölüm 13 · 9 dk okuma

Yanlış Mesaj Doğru Aşk

Bölüm 13

13.Bölüm : Bir Şarkı , Bir Dans ve Bir İtiraf

Mira, Ege’nin elini tutmuş hâlde kampüsün yolunda yürüyordu.

Aslında bunu neden yaptığını kendisi de bilmiyordu.

Belki Ece’nin saçma sapan yorumlarından kaçmak için.

Belki Doruk’un sürekli onları birbirine yakıştırmasından.

Belki de…

Ege’nin elini bırakmak istemediği için.

Mira bu son ihtimali düşünmemeye karar verdi.

Hem zaten düşünse ne olacaktı?

Ege yanında yürüyordu.

Elini tutuyordu.

Ve Mira’nın kalbi de normalden biraz daha hızlı atıyordu.

Hepsi buydu.

Kesinlikle buydu.

Ece arkalarından seslendi.

“Ben bir şey söylemeyeceğim.”

Mira başını çevirmeden:

“Söyleme zaten.”

Ece:

“Ama çok zor.”

Doruk:

“Ben de zorlanıyorum.”

Mira:

“Siz ikiniz neden bizim arkamızdan geliyorsunuz?”

Doruk:

“Çünkü aynı kampüsteyiz.”

“Başka tarafa gidin.”

Ece:

“Bizim de dersimiz orada.”

Mira:

“Tesadüf.”

Ece:

“Kesinlikle.”

Ege gülmeye başladı.

Mira ona döndü.

“Sen niye gülüyorsun?”

“Hiç.”

“Sen de Ece’ye katılıyorsun.”

Ege:

“Ben hiçbir şey demedim.”

Mira gözlerini kıstı.

“Bugün herkes bana karşı.”

Ege elini hafifçe sıktı.

“Ben senin tarafındayım.”

Mira sustu.

Ece’nin ağzı hemen açıldı.

“Ben—”

Mira:

“ECE.”

Ece iki elini kaldırdı.

“Tamam!”

Doruk Ece’ye eğilip fısıldadı:

“Bu ikisinin yanında konuşmak tehlikeli.”

Ece:

“Ben de onu söylüyorum.”

Mira arkadan:

“DUYUYORUM!”

Doruk:

“İşte.”

Akşamüstü kampüsün her tarafında hareketlilik vardı.

Öğrenci kulüpleri tarafından düzenlenen gece etkinliği için bahçeye ışıklar asılmış, büyük bir dans alanı hazırlanmıştı.

Müzik uzaktan bile duyuluyordu.

Ece, Mira’nın koluna girdi.

“Bu akşam kaçış yok.”

Mira:

“Neyden?”

“Dans edeceğiz.”

Mira’nın yüzü düştü.

“Ben dans etmeyeceğim.”

“Dans edeceksin.”

“Hayır.”

“Evet.”

“Ece.”

“Mira.”

“Ben dans etmeyi bilmiyorum.”

Ece durdu.

“Yalan.”

“Gerçek.”

“Geçen sene—”

Mira hemen Ece’nin ağzını kapattı.

“Geçen seneyi konuşmuyoruz.”

Ece gözlerini kıstı.

“Tamam.”

Mira elini çekti.

“Ne giyiyorsun?”

Ece’nin yüzü anında aydınlandı.

“İşte şimdi doğru soruyu sordun.”

Bir saat sonra Mira aynanın karşısında duruyordu.

Üzerinde sade ama zarif bir elbise vardı.

Saçlarını da her zamankinden farklı şekilde toplamıştı.

Ece ise arkasında hazırlanırken sürekli konuşuyordu.

“Mira.”

“Hı?”

“Ege seni böyle görünce—”

Mira döndü.

“Devamını getirme.”

“Niye?”

“Çünkü utanırım.”

Ece’nin yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.

“Demek utanırsın.”

“Ece.”

“Tamam.”

Mira aynaya tekrar baktı.

“Çok mu farklı olmuşum?”

Ece:

“Biraz.”

Mira:

“Kötü mü?”

“Hayır. Tam tersine.”

Mira rahatladı.

Ece devam etti:

“Ege’nin konuşmayı unutacağı kadar.”

Mira hemen:

“ECE!”

Ece kahkahaya boğuldu.

Kampüse döndüklerinde Doruk ve Ege onları bekliyordu.

Doruk’un üzerinde gömlek vardı.

Ege de normalden daha özenli görünüyordu.

Mira onları görünce bir an durdu.

Ece, Mira’nın koluna hafifçe dokundu.

“Bakma.”

“Ben bakmıyorum.”

“Bakıyorsun.”

“Hayır.”

Ece:

“Şu an gözlerin Ege’nin üzerinde.”

Mira hemen başka tarafa baktı.

“Tesadüf.”

Ece:

“Tabii.”

Doruk onları görünce:

“Sonunda geldiniz.”

Ece:

“Ne demek sonunda?”

Doruk:

“Ben Ege’yle on dakikadır burada bekliyorum.”

Mira:

“Niye?”

Doruk:

“Çünkü Ege sürekli ‘Mira ne zaman gelecek?’ diye soruyordu.”

Ege’nin yüzü bir anda değişti.

“Ben öyle demedim.”

Doruk:

“Ded—”

Ege Doruk’a baktı.

Doruk sustu.

Mira’nın dudaklarının kenarı kıvrıldı.

“Ege?”

Ege:

“Ne?”

“Benim ne zaman geleceğimi mi soruyordun?”

“Hayır.”

Doruk:

“Sordu.”

Ege:

“Doruk.”

Doruk:

“Tamam.”

Mira gülmeye başladı.

Ege başını iki yana salladı.

“Çok komik.”

Mira:

“Biraz.”

Ege ona baktı.

Sonra birkaç saniye sustu.

Mira’nın yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

Ege:

“Çok güzel olmuşsun.”

Mira’nın gözleri büyüdü.

“Ne?”

Ege tekrar etti.

“Çok güzel olmuşsun.”

Mira’nın yüzü kızardı.

Ece hemen Doruk’un kolunu tuttu.

“Biz gidiyoruz.”

Doruk:

“Nereye?”

“İnsanları yalnız bırakmaya.”

Doruk:

“Ben kalabilir—”

Ece onu çekiştirdi.

“Gel!”

Doruk:

“Tamam!”

Mira arkalarından baktı.

“Bu ikisi gerçekten…”

Ege:

“Boş ver.”

Mira ona döndü.

Ege hâlâ ona bakıyordu.

Mira bu kez gözlerini kaçırdı.

“Sen de fena olmamışsın.”

Ege:

“Fena mı?”

“Yani…”

Ege:

“Çok mu?”

Mira:

“Sus.”

Ege gülümsedi.

Müzik hızlandı.

Dans alanı kalabalıklaşmaya başladı.

Ece, Doruk’u da sürükleyerek dans etmeye başladı.

Doruk ilk başta isteksizdi.

“Ben dans bilmiyorum.”

Ece:

“Ben de bilmiyorum.”

“Bu beni rahatlatmadı.”

“Dans et!”

Doruk ellerini kaldırdı.

“Tamam!”

İkisi o kadar komik hareketler yapmaya başladı ki Mira kahkahayı bastı.

Ege:

“Sen de dans et.”

Mira:

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Evet.”

Ege elini uzattı.

“Gel.”

Mira eline baktı.

“Hayır.”

“Niye?”

“Çünkü rezil olurum.”

“Ben de olacağım.”

“Sen zaten komiksin.”

“Teşekkür ederim.”

“İltifat değildi.”

“Artık öyle kabul ediyorum.”

Mira gülerek başını iki yana salladı.

Tam o sırada müzik değişti.

Daha yavaş, romantik bir şarkı başladı.

Mira bir an dondu.

Ege de ona baktı.

Ege:

“Dans?”

Mira:

“Ben—”

Ege elini uzattı.

Bu kez Mira hiç düşünmeden tuttu.

Ege onu dans alanına götürdü.

Mira:

“Ben gerçekten bilmiyorum.”

“Ben biliyorum.”

Mira şaşkınlıkla baktı.

“Sen dans biliyor musun?”

“Biraz.”

“Ne zamandan beri?”

“Çocukken.”

“Senin çocukluğunda ne olmuş?”

Ege:

“Uzun hikâye.”

Mira:

“Bir gün anlat.”

Ege:

“Bir gün.”

Ege elini Mira’nın eline aldı.

Mira diğer elini onun omzuna koydu.

Bir an ikisi de ne yapacağını bilemedi.

Ege:

“Rahatla.”

“Rahatım.”

“Kalbin öyle demiyor.”

Mira hemen ona baktı.

“Sen kalbimi nereden biliyorsun?”

Ege:

“Yüzünden belli.”

Mira:

“Çok konuşuyorsun.”

Ege:

“Tamam.”

Müzik eşliğinde yavaşça hareket etmeye başladılar.

Mira ilk birkaç saniye oldukça gergindi.

Sonra Ege’nin ritmine ayak uydurdu.

Ege:

“Gördün mü?”

Mira:

“Ne?”

“Dans edebiliyorsun.”

“Sen tutuyorsun.”

“Bahane.”

Mira gülümsedi.

Tam o sırada Ege’nin ayağı Mira’nın ayağına bastı.

Mira:

“Ah!”

Ege:

“Özür dilerim!”

Mira:

“Sen dans bilmiyorsun!”

Ege:

“Az önce biliyordum.”

“Şimdi bilmiyorsun.”

Ege güldü.

Mira da gülmeye başladı.

Ve birkaç saniyeliğine müziğin, insanların ve ışıkların arasında sadece ikisi kaldı.

O sırada sahneden yükselen şarkının sözleri duyuldu:

“Bir adım sen, bir adım ben,
Kalabalıkta kaybolurken,
Gözlerin bana değdiğinde,
Dünya susar birdenbire.
Bir şarkı kalır geceden,
Bir gülüş kalır senden,
Adını koyamadığım şey,
Büyür içimde sessizce.”

Mira başını kaldırdı.

Ege de ona bakıyordu.

Mira:

“Bu şarkı…”

Ege:

“Güzel.”

Mira:

“Biraz fazla anlamlı.”

Ege:

“Belki.”

Mira:

“Ne demek belki?”

Ege cevap vermedi.

Sadece ona baktı.

Ve o sırada Mira, Ege’nin bakışlarında farklı bir şey olduğunu fark etti.

Tam o anda Mira’nın gözü kalabalığın diğer tarafına takıldı.

Gülümsemesi yavaşça kayboldu.

Ege:

“Ne oldu?”

Mira cevap vermedi.

Çünkü kalabalığın içinde tanıdığı biri vardı.

Eski sevgilisi.

Onu görmeyi hiç beklemiyordu.

Daha kötüsü…

Çocuk da Mira’yı görmüştü.

Ve Ege’nin elini tuttuğunu da.

Mira’nın eli istemsizce gerildi.

Ege bunu fark etti.

“İyi misin?”

Mira:

“İyiyim.”

Eski sevgilisi yanlarına doğru yürümeye başladı.

Mira’nın içi sıkıştı.

Çocuk birkaç adım ötede durdu.

“Mira.”

Mira:

“Merhaba.”

Bakışları Ege’ye kaydı.

“Seninle konuşabilir miyiz?”

Mira:

“Şimdi mi?”

“Evet.”

Ege sessizce geri çekildi.

“Ben kenarda beklerim.”

Mira hemen Ege’ye baktı.

“Hayır.”

Ege şaşırdı.

Mira da söylediği şeyi fark etti.

“Yani… sorun değil.”

Eski sevgilisi:

“İki dakika.”

Mira istemeyerek onunla birkaç adım uzaklaştı.

Ama Ege gözünün önündeydi.

Ve Mira’nın hiç hoşuna gitmeyen şey oldu.

Eski sevgilisi Ege hakkında soru sormaya başladı.

“Bu çocuk kim?”

Mira:

“Arkadaşım.”

“Yakın arkadaşın mı?”

Mira:

“Evet.”

“Sevgilin mi?”

Mira’nın kaşları çatıldı.

“Hayır.”

Çocuk:

“Dans ediyordunuz.”

“Etkinlik bu.”

“Elini tutuyordu.”

Mira:

“Ben de onun elini tutuyordum.”

Çocuk bir an sustu.

“Değişmişsin.”

Mira:

“İnsanlar değişir.”

“Sen eskiden böyle değildin.”

Mira’nın canı sıkıldı.

“Eski hâlimi konuşmak istemiyorum.”

Çocuk:

“Ben sadece—”

Mira’nın gözü yeniden Ege’ye kaydı.

Ege uzaktan onları izliyordu.

Ve o an Mira’nın içinde garip bir şey oldu.

Ege’nin eski sevgilisiyle konuştuğunu düşünmek bile hoşuna gitmiyordu.

Ne saçmalıyorum ben?

Sonra eski sevgilisi:

“Onunla gerçekten bir şey mi var?”

Mira:

“Hayır.”

Çocuk:

“Kesin mi?”

Mira’nın kaşları çatıldı.

“Bu seni neden ilgilendiriyor?”

Çocuk cevap vermedi.

Mira ise artık konuşmak istemiyordu.

“Ben arkadaşlarımın yanına döneceğim.”

Tam arkasını döndüğü sırada eski sevgilisi koluna hafifçe dokundu.

Mira durdu.

“Bir dakika.”

Mira’nın yüzü değişti.

Ve Ege bunu uzaktan gördü.

Hemen yanlarına geldi.

“Eğer konuşmak istemiyorsa bırak.”

Eski sevgilisi Ege’ye baktı.

“Sen kim oluyorsun?”

Ege’nin sesi sakindi.

“Arkadaşı.”

Mira Ege’ye baktı.

Bu kelimeyi duyunca nedense içi burkuldu.

Arkadaşı.

Ege devam etti:

“Ve biraz önce gitmek istediğini söyledi.”

Eski sevgilisi Mira’ya baktı.

“Senin adına mı konuşuyor?”

Mira:

“Hayır.”

Sonra Ege’ye döndü.

“Ama haklı.”

Ege’nin yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Eski sevgilisi birkaç saniye daha Mira’ya baktı.

“Sonra konuşuruz.”

Mira:

“Sanmıyorum.”

Çocuk sonunda uzaklaştı.

Mira derin bir nefes aldı.

Ege:

“İyi misin?”

“İyiyim.”

“Sinirlendin.”

“Hayır.”

“Sinirlendin.”

Mira:

“Ege.”

“Efendim?”

Mira ona baktı.

Sonra bir anda:

“Sen neden bu kadar sakinsin?”

Ege şaşırdı.

“Ne?”

“Az önce eski sevgilim benimle konuşuyor.”

“Evet.”

“Ve sen sadece uzaktan izliyorsun.”

Ege:

“Ne yapmamı istiyorsun?”

Mira sustu.

Gerçekten ne istediğini bilmiyordu.

Ama Ege’nin bu kadar sakin olması canını sıkıyordu.

“Hiç.”

Ege:

“Mira.”

“Ne?”

Ege ona birkaç saniye baktı.

Sonra:

“Sen kıskandın mı?”

Mira’nın gözleri büyüdü.

“Ne?”

“Benim eski sevgilimle konuşmamı istemezdin, değil mi?”

Mira:

“Ben…”

Cümlesi yarım kaldı.

Ege yaklaşmadı.

Sadece bekledi.

Mira sonunda gözlerini kaçırdı.

“Belki.”

Ege’nin yüzündeki ifade değişti.

“Belki mi?”

Mira:

“Tamam! Evet!”

Ege:

“Neyi?”

Mira ona baktı.

“Senin onunla konuşmanı istemezdim.”

Ege’nin kalbi hızlandı.

Mira devam etti:

“Çünkü…”

“Çünkü?”

Mira sinirle saçlarını geriye attı.

“Çünkü kıskandım işte!”

Ege birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Mira hemen:

“Dalga geçme.”

“Geçmiyorum.”

“Yüzün öyle söylüyor.”

Ege:

“Hayır.”

Mira:

“Ege…”

Ege’nin bakışları yumuşadı.

“Ben de kıskandım.”

Mira şaşırdı.

“Sen mi?”

“Evet.”

“Niye?”

Ege’nin cevabı bu kez çok netti.

“Çünkü onun senin hayatında bir zamanlar benim olmadığım bir yeri olmuş.”

Mira sustu.

Ege devam etti.

“Ve bundan hoşlanmadım.”

Mira’nın gözleri dolmadı, dramatik bir şey olmadı.

Sadece kalbi daha hızlı atmaya başladı.

Ege:

“Ben bunu uzun zamandır söylemek istiyorum.”

Mira:

“Neyi?”

Ege derin bir nefes aldı.

“Senin yanındayken sürekli seni izlemek istememi…”

Mira sustu.

“Başına bir şey geldiğinde ilk koşan kişi olmak istememi…”

Mira’nın dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.

Ege:

“Sen başka biriyle konuştuğunda neden sinirlendiğimi anlamaya çalışmamı…”

Bir adım yaklaştı.

“Ve bugün seni o elbiseyle gördüğümde neden birkaç saniye konuşamadığımı…”

Mira:

“Ege…”

Ege gözlerini ondan ayırmadı.

“Ben sana aşık oldum, Mira.”

Mira’nın bütün düşünceleri bir anda sustu.

Ege:

“Ve bunu söylemekten korkuyordum.”

Mira uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Ege’nin yüzündeki gülümseme kaybolmaya başladı.

“Bir şey söylemeyecek misin?”

Mira:

“Ben…”

Bir an durdu.

Sonra Ege’nin eline baktı.

Az önce dans ederken tuttuğu eline.

Mira yavaşça onun elini tuttu.

Ege sustu.

Mira:

“Ben de senden hoşlanıyorum.”

Ege’nin gözleri hafifçe büyüdü.

Mira hemen ekledi:

“Ama sakın bunu kullanıp beni sinirlendirme.”

Ege gülümsedi.

“Garanti veremem.”

Mira:

“Ege!”

Ege güldü.

Mira da istemeden güldü.

Sonra Ege:

“Dansımıza dönelim mi?”

Mira:

“Az önce ayağıma bastın.”

“Bu sefer basmam.”

“Kesin mi?”

“Kesin.”

Mira elini uzattı.

“Tamam.”

Ege elini tuttu.

İkisi yeniden dans alanına döndü.

Uzakta Ece onları görünce Doruk’un koluna sarıldı.

“BAŞARDIK!”

Doruk:

“Sen hiçbir şey yapmadın.”

“Ben olmasam bunlar hâlâ birbirlerine ‘arkadaşım’ diyecekti.”

Doruk:

“Ben de çok katkı sağladım.”

Ece:

“Sen ne yaptın?”

Doruk düşündü.

“Onları izledim.”

Ece:

“Harika.”

Mira ve Ege yeniden dans etmeye başladı.

Bu kez Mira daha rahattı.

Ege:

“Şimdi daha iyi misin?”

Mira:

“Biraz.”

“Eski sevgilin yüzünden mi?”

Mira başını kaldırdı.

“Hayır.”

“Benim yüzümden?”

Mira:

“Belki.”

Ege:

“Yine mi belki?”

Mira gülümsedi.

“Sen de fazla soru soruyorsun.”

Ege:

“Çünkü artık cevabını biliyorum.”

Mira:

“Neyi?”

Ege:

“Benimle dans etmek istediğini.”

Mira:

“Öyle mi?”

Ege:

“Evet.”

Mira başını onun omzuna hafifçe yasladı.

“Belki.”

Ege:

“Mira.”

Mira güldü.

“Tamam. Evet.”

Müzik devam ederken ikisi yavaşça dans etti.

Bu kez Mira’nın ayağı takılmadı.

Ege’nin ayağı da onun ayağına basmadı.

Her şey normaldi.

Ta ki Doruk uzaktan bağırana kadar:

“ECE! BUNLAR BİZİM YANIMIZDA BİLE ROMANTİKLEŞTİ!”

Mira başını kaldırdı.

“Bir dakika…”

Ege:

“Ne?”

Mira:

“Ben Doruk’u öldüreceğim.”

Ege:

“Ben yardım ederim.”

Mira:

“Tamam.”

Ece:

“DUYDUM!”

Doruk:

“Ben kaçıyorum!”

Doruk koşmaya başladı.

Ece peşinden gitti.

Mira da birkaç adım onların peşinden gitmek istedi.

Ama Ege elini tuttu.

Mira durdu.

Ege:

“Onları sonra yakalarsın.”

Mira:

“Niye?”

Ege:

“Çünkü şarkı bitmedi.”

Mira ona baktı.

Sonra gülümsedi.

“Tamam.”

Ve o gece kampüsün ışıkları altında, arkadaşlarının kahkahaları arasında, Mira ilk kez sakarlığının olmadığı bir anda Ege’ye biraz daha yaklaştı.

Çünkü artık aralarında gizli bir şey yoktu.

Ege hislerini söylemişti.

Mira da kendi kalbinin sesini sonunda kabul etmişti.

Ve o geceki dans…

İkisinin hikâyesindeki ilk gerçek dans değildi belki.

Ama ilk kez ikisi de aynı şeyi hissederek dans ediyordu.

Aşkın başladığını bilerek.

Bölüm sonu

3 yorum