Motor sesi tamamen kaybolduğunda…
geriye sadece sessizlik kaldı.
Ama bu normal bir sessizlik değildi.
İçine işleyen, ağır, rahatsız edici bir boşluktu.
---
Elif hâlâ oturuyordu.
Başını ellerinin arasına almıştı.
Düşünmüyordu bile.
Düşünemiyordu.
---
Deniz yanındaydı.
Ama dokunmadı.
Konuşmadı.
Sadece bekledi.
---
Dakikalar geçti.
---
Elif sonunda başını kaldırdı.
Gözleri kızarmıştı ama ağlamamıştı.
---
“Gitti,” dedi.
---
Deniz kısa bir cevap verdi:
“Evet.”
---
Elif boşluğa baktı.
---
“Bu sefer… farklıydı.”
---
Deniz onu izledi.
---
“Ne farklıydı?” diye sordu.
---
Elif yutkundu.
---
“Gerçekten gitti.”
---
Bu cümle ağırdı.
---
Deniz içinden bir şey söylemek istedi.
“İyi oldu” demek gibi.
Ama diyemedi.
---
Çünkü Elif’in yüzü…
öyle demiyordu.
---
Elif yavaşça ayağa kalktı.
---
“Ben biraz yürümek istiyorum.”
---
Deniz hemen kalktı.
“Ben de gelirim.”
---
Elif başını salladı.
---
“Hayır… yalnız.”
---
Bu netti.
---
Deniz birkaç saniye baktı.
Sonra geri çekildi.
---
“Tamam.”
---
Elif arkasını döndü.
Yürümeye başladı.
---
Bu sefer gerçekten yalnızdı.
---
Sokaklar kalabalıktı.
Ama o yine de yalnızdı.
---
Kafasının içinde tek bir şey dönüyordu:
Kaan’ın son bakışı.
---
“Ben yokum.”
---
Bu cümle yankılanıyordu.
---
Elif hızlı yürümeye başladı.
Sanki kaçıyordu.
Ama nereye?
Bilmiyordu.
---
Bir süre sonra okulun önüne geldiğini fark etti.
---
Kapı hâlâ açıktı.
---
İçeri girdi.
---
Koridorlar boştu.
Sessiz.
---
Bu sessizlik…
dışarıdakinden daha ağırdı.
---
Elif yavaşladı.
---
Adımları yankı yaptı.
---
Ve tam köşeyi dönerken—
durdu.
---
Dolapların olduğu yerde biri vardı.
---
Ece.
---
Elif’i görünce kaşlarını kaldırdı.
---
“Vay.”
---
Elif derin nefes aldı.
---
“Ne ‘vay’ı?”
---
Ece kollarını bağladı.
---
“Sen.”
“Kaan.”
“Deniz.”
---
Tek tek söyledi.
---
“Bayağı olay olmuş.”
---
Elif gözlerini kapattı.
---
“Lütfen şimdi değil.”
---
Ama Ece durmadı.
---
“Hayır, şimdi.”
---
Elif sinirlendi.
---
“Ece—”
---
“Hayır Elif!” diye çıkıştı Ece.
---
Bu sefer sesi sertti.
---
“Kaç gündür seni izliyorum. Bir oraya bir buraya. Ne yaptığını biliyor musun sen?”
---
Elif sustu.
---
Çünkü bilmiyordu.
---
Ece devam etti:
“Biri sana net. Diğeri değil. Ama sen…”
---
Durdu.
---
“…ikisini de bırakmıyorsun.”
---
Bu cümle direktti.
---
Elif fısıldadı:
“Ben kimseyi tutmuyorum.”
---
Ece güldü.
Ama bu gülüş sertti.
---
“Cidden mi?”
---
Elif cevap veremedi.
---
Ece yaklaştı.
---
“Az önce seni gördüm.”
---
Elif dondu.
---
“Ne gördün?”
---
Ece gözlerini kıstı.
---
“Kaan giderken… senin yüzünü.”
---
Sessizlik.
---
“Elif,” dedi Ece,
“sen onu düşündüğünden daha çok önemsiyorsun.”
---
Elif hemen reddetti:
“Hayır.”
---
Ama sesi…
emin değildi.
---
Ece geri çekildi.
---
“Tamam.”
---
Bu “tamam” normal değildi.
---
“Git o zaman.”
---
Elif kaşlarını çattı.
“Nereye?”
---
Ece omuz silkti.
---
“Deniz’e.”
---
Durdu.
---
“Ya da Kaan’a.”
---
Bir adım geri attı.
---
“Ama ortada durma.”
---
Sessizlik.
---
Elif’in kalbi tekrar hızlandı.
---
Ece son kez baktı.
---
“Çünkü biri kırılacak.”
---
Kısa bir duraklama.
---
“Ve o sen olmayacaksın.”
---
Bu cümle…
Elif’i vurdu.
---
Ece döndü.
Gitti.
---
Koridor yine boş kaldı.
---
Ama artık sessiz değildi.
---
Elif duvara yaslandı.
---
Nefes aldı.
---
Telefonu titredi.
---
Ekran.
---
Deniz
---
Mesaj:
“İyi misin?”
---
Elif baktı.
Uzun süre.
---
Cevap yazmadı.
---
Tam kapatacakken—
---
Yeni bir bildirim.
---
Bilinmeyen numara.
---
Mesaj:
“Onunla olman bir şeyi değiştirmiyor.”
---
Elif’in kalbi duracak gibi oldu.
---
Kaşlarını çattı.
---
“Kimsin?” yazdı.
---
Cevap hemen geldi:
---
“Beni tanıyorsun.”
---
Elif’in nefesi kesildi.
---
Bu his…
tanıdıktı.
---
“Kaan?”
---
Ekran birkaç saniye boş kaldı.
---
Sonra:
---
“Hayır.”
---
Elif dondu.
---
Mesaj devam etti:
---
“Ama onu senden daha iyi tanıyorum.”
---
Bu…
yeni bir şeydi.
---
Tehlikeli bir şey.
---
Elif’in eli titredi.
---
“Ne demek istiyorsun?”
---
Cevap:
---
“Seçim yapmadan önce… gerçeği öğrenmelisin.”
---
Kalp atışı.
---
Hızlandı.
---
“Hangi gerçek?”
---
Bu sefer cevap geç geldi.
---
Ama geldi.
---
“Kaan hakkında.”
---
Sessizlik.
---
Ama bu sefer…
fırtına öncesiydi.
---
Elif telefonu yavaşça indirdi.
---
Artık mesele sadece iki kişi değildi.
---
Daha büyüktü.
---
Ve o…
henüz hiçbir şey bilmiyordu.

