“Üçümüzü de sen mi seçtin?”
Kuzey'in sesi sertti.
Selin cevap vermeden önce odadaki herkese baktı.
“Evet.”
“Bizi neden?”
“Çünkü üçünüzün aileleri bu sırrın farklı parçalarını taşıyordu.”
Eren öne çıktı.
“Benim ailem ne taşıyordu?”
Selin ona baktı.
“Senin ailen kayıtları.”
Sonra Kuzey'e döndü.
“Senin ailen insanları koruyordu.”
En son bana baktı.
“Senin ailen ise gerçeği saklıyordu.”
Kaşlarımı çattım.
“Peki ben neden?”
Selin'in yüzündeki ifade değişti.
“Çünkü Alp'in sana bıraktığı şey yalnızca bir isim değildi.”
Alp araya girdi.
“Selin, yeter.”
“Hayır. Artık onun bilmeye hakkı var.”
Selin çantasından küçük, eski bir anahtar çıkardı.
Anahtarı bana uzattı.
“Bu, yıllardır aradığınız son kapıyı açıyor.”
Kuzey hemen:
“Ne kapısı?”
“Eski okulun arkasındaki arşiv odası.”
Eren şaşırdı.
“Orası zaten boş.”
Selin başını salladı.
“Gördüğünüz oda boştu. Gerçek arşiv onun altında.”
Kuzey bana baktı.
“Bunu daha önce neden söylemedi?”
Selin:
“Çünkü o kapıyı açacak kişinin Nehir olması gerekiyordu.”
Anahtarı elime aldım.
“Bunca yıldır neden beni beklediniz?”
Selin'in cevabı beklemediğim kadar sakindi.
“Çünkü artık kendi kararlarını verebilecek yaştasın.”
Kuzey bana baktı.
“Bu kez karar senin.”
Onun sesi diğerlerinden farklıydı.
Beni yönlendirmiyordu.
Bana gerçekten seçim hakkı veriyordu.
“Gideceğim.”
Kuzey başını salladı.
“Ben de seninle geleceğim.”
Eren:
“Ben de.”
Mira ve Aras da peşimizden geldi.
Babam ile Alp geride kaldı.
Eski okula ulaştığımızda gece yarısını geçmişti.
Koridorlar sessizdi.
Selin'in verdiği anahtarı elimde sıkıca tutuyordum.
Arşiv odasına girdik.
Rafların arkasında küçük bir kapı bulduk.
Anahtarı kilide taktım.
Kapı açıldı.
İçeride yüzlerce dosya vardı.
Duvarın ortasında ise büyük bir pano bulunuyordu.
Panoda isimler ve tarihler birbirine bağlanmıştı.
En ortada üç isim vardı:
NEHİR
KUZEY
EREN
Kuzey panoya yaklaştı.
“Bu bir plan.”
Eren dosyalardan birini aldı.
“Yıllar önce başlamış.”
Ben kendi ismimin altındaki belgeyi gördüm.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Nehir gerçeği öğrendiğinde plan tamamlanacak.”
“Plan ne?”
Kimse cevap vermedi.
Tam o sırada Kuzey başka bir dosya buldu.
“Burada bizimle ilgili bir şey var.”
Dosyayı açtı.
İçinden eski bir mektup çıktı.
Mektup üçümüz için yazılmıştı.
Kuzey okumaya başladı:
“Bir gün bu mektubu bulduğunuzda, birbirinize güvenip güvenemeyeceğinizi sorgulayacaksınız.”
Eren devam etti:
“Ama unutmayın, sizi bir araya getiren şey geçmişiniz değil.”
Mektubun son kısmını ben okudum:
“Birbirinizi seçmeniz, planın sonunu değiştirecek.”
Kuzey bana baktı.
“Yani bizi birbirimizden ayırmaya çalışmışlar.”
“Evet.”
“Peki neden?”
Eren dosyanın son sayfasını çevirdi.
“Çünkü üçünüz birlikte olduğunuzda kontrol edilemiyorsunuz.”
Bir anda ışıklar söndü.
Karanlıkta Kuzey'in sesi duyuldu.
“Nehir?”
“Buradayım.”
“Yanımdan ayrılma.”
Elimi uzattım.
Kuzey elimi tuttu.
“Buradayım.”
Işıklar birkaç saniye sonra yeniden yandı.
Ama odadaki dosyalardan biri kaybolmuştu.
Eren:
“Birisi bizden önce buradaymış.”
Kuzey kapıya koştu.
Koridor boştu.
Yerde küçük bir kâğıt vardı.
Kuzey kâğıdı aldı.
Üzerinde bir adres yazıyordu.
“Bu ne?”
Adresin altında tek bir isim vardı.
MİRA.
Mira şaşkınlıkla kâğıda baktı.
“Bu benim evimin adresi.”
“Senin evin mi?”
“Evet.”
“Peki neden burada?”
Mira'nın yüzü değişti.
“Çünkü ben orada yalnız yaşamıyorum.”
Aras hemen:
“Ne demek istiyorsun?”
Mira cevap vermedi.
Kuzey kâğıdı katladı.
“Oraya gidiyoruz.”
Mira:
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü evimde biri var.”
“Kim?”
Mira'nın gözleri bana çevrildi.
“Yıllardır sakladığım biri.”
Kalbim hızlandı.
“Kim?”
Mira derin bir nefes aldı.
“Babanızın bütün bu planı neden başlattığını bilen tek kişi.”
Kuzey:
“Kim?”
Mira kapıya baktı.
“Annen.”
Hepimiz donup kaldık.
“Annem mi?”
Mira başını salladı.
“Evet.”
Tam o anda telefonum çaldı.
Annem arıyordu.
Titreyen ellerle telefonu açtım.
“Anne?”
Karşı taraftan yalnızca birkaç saniye sessizlik geldi.
Sonra annemin fısıltısını duydum:
“Nehir... sakın Mira'nın evine gelme.”
“Niye?”
“Çünkü artık seni koruyamam.”
Telefon kapandı.
Kuzey bana baktı.
“Ne dedi?”
Annemin son cümlesini tekrarladım.
Kuzey'in yüzü ciddileşti.
“Öyleyse kesinlikle oraya gidiyoruz.”