Artık konuşmaları günün doğal bir parçası haline gelmişti. Sabah uyanır uyanmaz birbirlerine yazmak, gün içinde yaşadıkları küçük şeyleri bile paylaşmak, gece uyumadan önce konuşmadan günü kapatmamak bunların hepsi fark etmeden alışkanlığa dönüşmüştü.
⭐⭐⭐
E: Bugün nedense biraz garip geçti, aslında kötü bir şey olmadı ama içimde tuhaf bir his vardı
F: Ne oldu diyeceğim ama sanki bir şey olmamış gibi anlatıyorsun
E: Evet tam olarak öyle, sadece gün içinde birkaç kez seni düşündüğümü fark ettim
F: Bu beklediğim bir cevap değildi
E: Ben de yazarken fark ettim zaten
F: Yani özledin mi diyorsun
E: Sanırım evet
F: Ben de aynıyım aslında, gün içinde durduk yere aklıma geliyorsun
E: Bu biraz hızlı olmadı mı sence
F: Oldu ama kötü bir hız değil bence
E: Bence de değil
F: Yarın görüşsek nasıl olur
E: Ben de tam onu yazacaktım aslında
F: Ciddi misin
E: Evet, çünkü sadece yazmak yetmiyor gibi geliyor artık
F: Aynı şeyi hissediyorum
E: O zaman yarın buluşalım
F: Olur, nereye gideceğimizi çok düşünmüyorum aslında, seninle olması yeterli
E: Biraz klişe ama kabul ediyorum
F: Klişe ama doğru
E: Saati yarın konuşuruz o zaman
F: Tamam
⭐⭐⭐
Ertesi gün buluştuklarında, artık ilk günkü o gariplikten eser yoktu. Ne konuşacaklarını bilememe hali gitmişti, onun yerine daha rahat ve akıcı bir iletişim gelmişti.
Yan yana yürürken aralarında doğal bir uyum vardı. Bazen konuşuyorlar, bazen de kısa süreli sessizlikler oluyordu ama bu sessizlikler artık rahatsız etmiyordu. Aksine, birlikte susabilmek bile aralarındaki yakınlığın bir göstergesi gibiydi.
Bir süre sonra bir parkta oturdular.
E hafifçe gülerek,
“İlk gün nasıldık hatırlıyor musun, neredeyse birbirimizin yüzüne bakamıyorduk,” dedi.
F da gülümsedi.
“Evet konuşmak bile zor geliyordu, her cümleyi düşünerek kuruyorduk.”
E başını salladı.
“Şimdi bak, hiç düşünmeden konuşuyoruz, hatta bazen susuyoruz ama o bile garip gelmiyor.”
F bir an E’ye bakarak,
“Çünkü alıştık birbirimize,” dedi.
Kısa bir sessizlik oldu ama bu sefer o sessizlik doluydu, boş değildi.
E, F’nin boynundaki kolyeye baktı.
“Onu hâlâ takıyor olman hoşuma gidiyor,” dedi.
F hafifçe gülümsedi.
“Çıkarmadım, nedense takılı kalması gerektiğini düşündüm.”
E de bileğini kaldırıp bilekliği gösterdi.
“Ben de aynısını yaptım.”
İkisi de aynı anda gülümsedi.
Belki küçük şeylerdi ama onlar için anlamı büyüktü.
Çünkü artık sadece konuşan iki insan değillerdi
Birbirlerinin hayatına yavaş yavaş yerleşmeye başlamışlardı.