İçeriğe geç

Yanlış

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Yanlış

Bölüm 2

Yanlışlar ve Kazalar

Klasik bir pazar kahvaltısı, babam başını maillere bakmaktan kaldırmaz, annem magazinde tanıdık haber var mı diye kontrol eder.

Ben mi?

Ben de işte gariban, köşede yemeğimi yer kalkar giderim.

Bugün de işte tam böyle bir gündü. Karnımı güzelce doyurdum ve yukarı çıktım. Üzerime beyaz tatlı bir elbise giydikten sonra arabamın anahtarlarını alıp evden çıktım. Çünkü bu lanetli pazar gününde her canı sıkılanın bana saldırmasını istemiyordum.

Yolda giderken gözüm radyoda çalan şarkıya ilişti.

İşte besmele çektiren o an!!!

Kalbini bana ver şarkı.

Dün telefon sapığının bana attığı şarkı.

Kendi kendime bir kahkaha patlattım. Kafamda kurma seviyem gözler yaşartıcıydı. Bunlar tabiki tesadüf olabilirdi. O an dünyada kim bilir kaç kişiye atılmıştı o şarkı.

Yani.

İlahi ben!

Radyoyu değiştirdim. Diğer radyolar ağlamasındı şimdi canım. Hepsini dinlemek gerek.

Ben radyoyu çevirirken arkada bir araç bana selektör yapmaya başlamıştı. Yol vererek sağa geçtim. O da sağa geçti.

Çok kritik.

Hâlâ selektör yapıyordu. Bu adam kafayı mı yemişti yahu. Sola geçmiştim ve adam sağda ilerlemeye devam etmişti.

ADAM BOŞ YOLA SELEKTÖR YAPIYORDU!

Kavşaktan dönerken üstüme doğru büyük bir araba gelmeye başladı. Sağa doğru kaçmak istedim. Frene bastım ama araba yavaşlamadı. Vücudum sarsılmaya başladı. Başım dönüyordu. En son karnımda derin bir acı hissettim. Burnumu yakan duman kokusu eşliğinde gözlerim kapanmaya başladı ve derin mi derin bir uyku bastırdı..

***

"Beni duyabiliyor musun?"

Hafifçe gözlerimi açtım.

"Evet." Kuruyan boğazım konuşmama izin vermiyordu.

"Çok güzel. Ağrıyan veya acıyan yerlerini bana söyleyebilir misin?"

Zar zor elimi kıpırdatıp karnımı gösterdim.

"Karnım, çok acıyor." Dedim. Gözlerimden istemsiz bir damla yaş düştü.

"Şştt, sakin ol. Panik olacağın hiçbir şey yok. Ben doktorum. Ambulans gelene kadar hiçbir şey olmasına izin vermem. Sakın korkma."

O kadar yumuşak bir ses tonuyla konuşuyordu ki kasılan bedenimin gevşediğini farketmiştim. Usulca başımı salladım.

"Şimdi uyumaman gerekiyor anlaştık mı?"
Tekrardan başımı salladım.

"İsmin ne bana söyleyebilir misin?"

"Ahu."

"Memnun oldum Ahu, kaç yaşındasın?"

"19" derken canım acımıştı.

Elinde gördüğüm kanı göstererek "Çok mu kanıyor?" Diye sordum. Cevabını bekleyemeden biraz doğrulup karnıma bakmak istedim ama tüm vücuduma çok keskin bir acı saplandı. Tiz bir çığlık koptu dudaklarımın arasından.

"Hayır hayır şimdi kalkamazsın. Korkma, şimdi gideceğiz hastaneye."

Bedenimi esir alan ağrı ve etrafımdaki gürültü gözlerimi kapatmama sebep oldu. Midem bulanıyordu. Hiç durmadan yaşlar akmaya başladı gözlerimden.

"Ahu" Dedi.
Gözlerimi açtım.

"Nasıl hissettiğini söyler misin bana?"

"Midem" dedim. Canım yanıyordu.
"Midem çok bulanıyor, başım dönüyor."

Etrafına bakındı.

"Nerede kaldı bu ambulans" diye bağırdı. Sonra bana döndü. Gözlerimin önüne gelen saçlarımı arkaya aldı.
"Sakın korkma tamam mı? Hiçbir şey olmayacak. Yanındayım."

Teşekkür imasında gözlerimi açıp kapadım.

Sonunda ambulans gelmişti. Ağrılı geçen yolun sonunda sonunda hastaneye vardık.

Müdahale etmek için hastanede bir odaya aldılar beni. Önüme perde çektiler. Hiçbir şey göremiyordum. Lokal anestezi verip karnıma bir şeyler yaptılar, genel bir muayeneden sonra odaya aldılar.

Odanın kapısını açtıklarında içeride doktor çocuğu görmek beklediğim en son şeydi. Beni hastaneye bırakıp, gitmiştir diye düşünmüştüm.

"Kendini nasıl hissediyorsun?"

"İyiyim, tonla ağrı kesici verdiler zaten iyi olmamamın imkanı yok." Diyip güldüm. O da güldü.

"Sahi, neden beni bekledin? Gidebilirdin, zaten bana çok yardımcı oldun teşekkür ederim."

"İyi olduğundan emin olmak istedim. Zaten bu gece yanında kalacağım. Hatamı telafi etmem gerekiyor." dedi

"Ne hatası?" Diye sordum.

"Sana çarpan bendim, kavşakta olduğumuzdan seni göremedim. Frene bastım ama çok geç oldu tabii. Benim arabamın önü şoför kapısına çarptığı için, sen çok fazla darbe aldın. Tekrardan çok özür dilerim." Dedi.

"Ben ne diyeceğimi bilemiyorum."

"Bir şey demek zorunda değilsin. Sadece ben kendimi bu durumdan dolayı çok suçlu hissediyorum. Telafi etmeme izin ver lütfen."

"Tamam o zaman." Dedim ve gülümsedim.

Gülümsedi.

Bu sırada doktor geldi.
"Geçmiş olsun. Nasıl hissediyorsunuz Ahu hanım?"
"Daha iyiyim teşekkürler."
"Kaza esnasında karnınıza bir cam parçası saplanmış ve büyük bir darbe almışsınız. Neyse ki derine inip iç organlarınızı tahrip etmemiş. Ayrıca birkaç yerinizde daha küçük yaralar ve çürükler mevcut. Beyin sarsıntısı geçirme ihtimalinizi göz önünde bulundurarak bu gece sizi burada misafir edeceğiz. Hemşire hanım her saat başında gelip serumunuzu ve durumunuzu kontrol edecek. Aksi bir hâl söz konusu olursa çağırmaktan çekinmeyin. Tekrardan geçmiş olsun."

"Teşekkürler doktor bey."

"Refakatçiniz var mı?"

Doktor çocuk konuşmaya başladı.

"Benim hocam."

"Kız arkadaşın mı Ateş?"

"Yok hocam yolda kaza yaptıkta, o yüzden yanında kalmak istedim."

"Anladım, yapman gerekenleri sen de biliyorsun, hastama iyi bak."

"Tamam hocam, bakıyorum."

Demek adı Ateşti. Sevdim.

Merakıma yenik düşüp sordum.
"Sen burada doktor musun?"
"Yani sayılır, henüz okulum bitmedi. Okuyorum hâlâ"
"Anladım, kaçıncı senen?"
"5"
"Ee sen baya doktorsun o zaman."
"Baya doktorum ya." Dedi. Gülümsemişti.

Odada sessizlik olmuştu.

Sonra karnım guruldadı.

Ve rezil oldum.

"Acıktın mı?" Dedi.
"Biraz." Dedim
"Eee, ben sana yemek alayım o zaman." dedi kafası karışmışcasına.
"Oluur." Dedim.

Tam kapıya yönelmişti,
"Sen acıkmadın mı?" Diye sordum.
"Çok değil, ben sonra yerim." Demişti.
"Ama tek başına yemek yemek sıkıcı oluyor. Sende bir şeyler al yiyelim birlikte." dedim başımı sağa doğru eğerek.
"Tamam, peki." Diyip güldü. Sonra da gitti.

***

Doktor çocukla karşılıklı çorba içiyorduk. Neden çorba içtiğimizi sorgulamamıştım çünkü çorba çok güzeldi. Sahi, bu çorbanın içine ne koymuşlardı böyle. Harikaydı.

Aşçı böyle çorba yapmayı nerden öğrendi?

Çorbalarımızı bitirmiştik ama ben hâlâ açtım.
Bunu söylesem biraz komik duruma da düşebilirdim.

Ama açtım. Yemek istiyordum.

"Doydun mu?" dedim.

"Hayır, sen?" Dedi.

"Ay bende hiç doymadım, hatta on dakikadır bunu nasıl söylerim diye düşünüyorum. Valla hiç doymadım, çok açım hâlâ. Yemek istiyorum." Diye tek nefeste söylendim.

Küçük bir kahkaha attı. Bu hiç hoşuma gitmemişti. Nesi komikti bunun.

"Tamam ben sana alırım şimdi yemek." Dedi.

Teşekkür ederim diyip minnetle gözlerine baktım.

***

Bölüm sonu

1 yorum