İçeriğe geç

Yankı Yeni Tim

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Yankı Yeni Tim

Bölüm 2

2.BÖLÜM TANIŞMALAR VE ALIŞMALAR

Albayın bizi odadan kibarca kovmasıyla bahçedeki çardaklar dan birine geçmiştik.

Şafak Timi kendi arasında sohbet ederken bende telefonumun galerisinden eski fotoğraflara ve videolara bakıyordum . Ekiple henüz tanışmamıştım çünkü ekibin çaylağı olduğunu düşündüğüm çocuğun çayları getirmesini bekliyorduk.

Galiba çayları Rize den toplayıp getirecekti çünkü bir çay koymak bu kadar sürmez di. Yarın Şırnağa gideceğimiz düşüncesi bile içimde ki huzuru yerle bir ediyordu.Gerginliğim bu yüzdendi denebilir aslında.

Orda görmek istemediğim insanlar vardı. Ve onlarla karşılabilme ihtimali beni deli ediyordu.

Arkadaşlarım belki yanımda değillerdi ama Sercan komutanımın kızı Burçe'yi ve onların ailelerini görmek benim içimi bir nebze ferahlattığı için Ankara'dan ayrılmak istemiyorum.

Ben telefonumda ki resimlere bakmaya devam ederken karşıma bir video çıktı . Bunu ne zaman çektim hatırlayamadım hatta bunu ben mi çektim o bile şüpheliydi.

Telefonun sesini biraz açıp videoyu açtım.

Telefonda Alihan'ın "Komutanım yeter Allah rızası için! " diyen bağırışı yüzümde hafif bir tebessüme sebep oldu . Şimdi hatırladım bütün karargahta benim çok sert eğitimler yaptırdığıma dair söylentiler çıkarmışdı bu yüzden ona ve yandakçıları Ali ,Kayra ve Aslı ya güzel bir içtima cezası vermiştim.

Sercan komutanım kızı için bir haftalık izindeyken yardımcı komutan olarak onların içtimalarıyla ben ilgileniyordum.

Galiba onlar bu durumdan memnun değillerdi çünkü her gün Sercan komutanı arayıp biran önce gelmesi gerektiğini söyleyerek başlayan konuşmaları Sercan komutanın içten gelen küfürleriyle son buluyordu.

"Komutanım biz neden koşuyoruz sizi tüm karargahın diline düşüren Alihan komutanım " diyen Ali 'ye cidden acıyorum. Sonra benim sesim duyuldu ve kadraja girdim hafif sinirle "Komutanını ispiyonlayıp onu ifşa ettiğin için hepsinden 1 saat daha fazla koşucaksın Çalıklı anlaşıldı mı? " diyen sesimden keyif aldığım belliydi.

"Şimdi söylediklerimi yüksek sesle tekrar et asker " işte en sevdiğim kısım geliyordu.

"BİZ DAĞLARA ATARIZ PUSU"

(Çift tırnak yaptıklarım bundan sonra hep beraber söyledikleri şeyler için olucak.)

"" BİZ DAĞLARA ATARIZ PUSU""

"HARAM OLDU GECE UYKUSU "

"" HARAM OLDU GECE UYKUSU ""

"KOMANDO YA BİR DAMLA SU"

"" KOMANDO YA BİR DAMLA SU""

"VERMEZ MİSİN TUNCELİ KIZI"

"" VERMEZ MİSİN TUNCELİ KIZI""

Bunu söylememin ardından durumu anlayan Aslı koşarak içeri girmişti bizimkilere su getiricekti bu onun için daha iyiydi çünkü şimdi başka bir harekete geçirtecektim .

"asker her düdük sesimle 5 şınav "

kayıt burda bitiyordu .

Bana bakan dikkatli gözleri görmesem başka videolrada geçerdim ama hem tanışmayı daha fazla ertelemek istemiyordum hemde Karadeniz damarım adeta yaklaşan çayların kokusunu almıştı.

Arkamı dönüp baktığımda yanılmadığımı gördüm.

*******

Çaylak bize çayları dağıttığında en son kendiside çayını alıp biraz çekingen bir tavırla tek boş yer olan yüzbaşıyla benim arama oturdu.

Yüzbaşı sözü başlatarak herkesi bu gerginlikten kurtardı.

"Biz seni zaten yüzeysel de olsa tanıyoruz . İlk tanışmadanda içini dışını bilemeyiz bu zamanla olucak bir şey o yüzden şafak Timi alt rütbeden üst rütbeye doğru kendini tanıt. " dedi timine dönerek

Çayları getiren ilk ayağa kalkan oldu ve bu onun çaylak olduğuna dair olan tezimi doğruladı .

"Kıdemli başçavuş Görkem Karagün /Sinop " dedi ve yerine oturdu diğerleride tıpkı onun gibi kendilerini tanıtıp yerlerine oturdular .

Asteğmen Ateş Kızıl /Hatay

Teğmen Zekeriya Sevinç /Muğla

Teğmen Barış Şen konak/Ankara

Kıdemli üsteğmen Gökalp Can alan /Çanakkale

Daha sonrasında yüzbaşı ayağa kalktı ve kendini tanıttı.

"Bende Şafak timinin komutanı Yüzbaşı Yağız Mert Gökten Rizeliyim senin de kıdemli üsteğmen olucağın törende bende kıdemli yüzbaşı olucam Karadeniz damarımız tutmazsa iyi anlaşıcağımızı düşünüyorum üsteğmen Yücel. " deyip lafını bitir di.

Adeta sınırlarımızı bilelim dercesine rütbemi bastırarak söylemişti.

"Şüpheniz olmasın komutanım ben her şeyden önce vatanı için çalışan bir askerim şahsi duygularım ve kişisel meselelerimi vatan işine alet etmem " diyerek bir önceki timim için duygusal yaklaşmayacağımı anladığı dilden söyledim.

Tabi bu onun yüzünde görücez bakalım diyen bir meydan okuma yarattı . Daha demin söz verdim ama adamın yüzüne bile tane dirsek geçiresim geliyor , keyfimi kaçırıyordu.

*********

Bir saat kadar daha sohbet ettikten sonra Yüzbaşı yarınki yolculuk için dinlenmemizi söyleyip dağılırken ben odama geçip eşyalarımı bir kartona koydum timle çekinip çerçevelettiğim fotorafı kırılmayacak şekilde sarıp onuda yerleştirdim.

Bütün ödüllerimi, gerekli belgeleri , şahsi eşyalarımıda alıp odadan çıkmadan üstümü değiştirdim saçımı salarak odadan çıktım ve bir sonraki kişiye devredilmek üzere anahtarı albaya verdim

*******

Eve geldiğimde ilk defa sessizlik bana huzur vermedi aksine rahatsız hissettirdi.

Arabanın anahtarını askılığa asıp elimdeki çantayı yorgunca ilerlerken salondaki Le şeklindeki koltuğa fırlattım.

Yavaş adımlarala odama ilerledim ve kapıyı açtığımda beni pasaklı bir oda karşıladı sabahleyin bu odayı bu kadar dağıttığımı hatırlamıyorum ,ayrıca pijamam neden avize de ve terliklerim neden dolabın üstünde.

Farkındayım biraz pasaklı bir insanım zaten temizlikten de yemek yapmaktanda nefret ettiğim belli oluyordur.

Odayı elimden geldiğince toparlayıp kendime şort ve askılı üstten oluşan mavi bir pijama takımı çıkarıp banyoya ilerledim. Kemiklerim gevşeme ihtiyacıyla akan, kaynar olmayacak kadar sıcak olan suyun altına girdi.

Suyun altında saçlarımın iyice ıslanmasına izin verdikten sonra ilk önce şampuan sonra ise durulana bilen saç kremi sürdüm. Sonra vücudumu güzelce yıkadım .

Suyu kapatıp banyodan çıktım ve üzerime civciv sarısı bornozumu geçirdim, şirin gözükmemin yanı sıra içi yumuşacık olduğu için arkadaş tavsiyesiyle aldığım bu bornoz kesinlikle benim için yaratılmıştı

(Hayal edemeyenler için bunun gibi)

Banyodan çıkıp güzelce kurulandım ve iç çamaşırlarımdan sonra çıkarttığım pijama takımını giydim .

Kirlilerimi sepete atıp makinayı kısa programda çalıştırdım ve mutfağa geçip yemek için neler yapabileceğime baktım yemek yapmayı zaten sevmeyen biri olarak durum daha da zorlaştı. Telefonuma gelen mesajla yemek düşünmeye bırakıp telefonumu elime aldım

+053..... NUMARASI SİZİ "ASKERİZ, DELİYİZ, ÜLKEMİZİ SEVERİZ " adlı gruba ekledi .

+053...... Sizi grup yöneticisi yaptı.

Gruba girip mesaj yazmaya başladım .

Ben: Bu grup ne için ve bu nasıl grup adı lan . Ayrıca numaramı nerden buldunuz?

Anında 3 kişi çevrim içi oldu

+056.... : komutanım numaranızı albaydan aldık bu arada ben Ateş.

+053... : BirbrimşEe haber vırmek için genelde sevilde kullandımız bir gup komutanım. Bnn gkalp.

Bunu yazan kişi galiba Gökalp ti

Ben:Klavye ni düzelt Gökalp. Harfler işgence çekiyor.

+053.... : 😅pardon komutanım.

+053..... Kişisini Gökalp Canalan (azrail) olarak değiştirildi.

+056... Kişisi Ateş Kızıl olarak değiştirildi.

Ateşten ve Gökalp ten sonra herkes kendini tanıttı ve hepsini kaydettim.

Bu sırada telefonuma başka bir mesaj daha geldi abimden di

ABİM (SARI KAFA)

:Yemek hazırlama son gün beraber yemeğe çıkalım hatta istersen timi'ni de çağır iyice kaynaşmış olursunuz .

Ben: Olur aslında iyi fikir bir onlara sorayım.

deyip sohbetten çıktım.

ASKERİZ, DELİYİZ, ÜLKEMİZİ SEVERİZ

Ben: Abim hepinizi akşam yemeği için balıkçıya davet ediyor. Gelirseniz kaynaşmış oluruz abimde sevinir.

Bu mesajımdan hemen sonra başka bir mesaj geldi.

Yüzbaşı Yağız: Sen davet etmiyor musun üsteğmenim sadece abin mi gelmemizi istiyor.

Mesajı okuduktan sonra göz devir memek elde değildi.

Ben : Hayır komutanım bende davet ediyorum gelirseniz abimde bende mutlu oluruz.

Yüzbaşı Yağız: Sivil deyiz üsteğmenim bana komutanım demenize gerek yok Mert diyebilirsin.

Ben: Sizde bana rütbeyle sesleniyor sunuz komutanım o yüzden ben böyle iyiyim.

Yazıp gönderdim.

Ben :Herkes geliyor de mi?

Ateş Kızıl: Evet

Gökalp: Evt 👍

Zekeriya Sevinç : Evet komutanım geliyoruz .

Görkem (çaylak) : Evet geliriz komutanım.

Barış Şen konak: Gökalp arkadaşımız TDK ile arası düzelince geliriz komutanım.

Yüzbağı Yavuz: Bende gelirim ama bizim arabalarımız Şırnakta kaldı birinin bizi alması lazım.

Ben : Benim arabam biraz sıkışırsanız herkesi alır arkayı 6 kişi yapmalısınız.

Herkesten olumlu cevap alınca odama ilerleyip rahat bir şeyler aradım.

Üstümde gayet hoş duran kot koyu mavi mini bir elbise giyip ayağıma diz kapağıma gelen siyah çizmelerimi geçirdim ve siyah mini el çantamı da alıp hafif bir makyaj yaptım dalgalı olan saçlarımı düzleştirerek açık bıraktım.

Giydiğim elbise zaten uzun kollu olduğu için yanıma siyah deri ceketimi de alıp arabaya indim bizimkileri karargahtan alıcaktım.

Abim bizden önce gidicekti ona sonradan geleceğimize dair bir uyarı mesajı atmıştım. Gidiceğimiz balıkçı kızılayda olduğu için biraz trafik olucaktı.

**********

Bizimkileri almak için 25 dakikadır kapının önünde bekliyordum, sinirlenmemek elde değildi. Sürekli birazdan gelicez diyerek resmen beni oyalıyorlardı .

Arabanın camına birinin tıktıklamasıyla geldiklerini anladım ve kilidi açtım Yüzbaşı öne otururken timin geri kalanı arkaya sığmaya çalışıyordu.

"komutanım ittirmeyin pestilim çıktı burda " diyen Görkem e acıdım çocuk çaylak diye bu timin cefasını o çekiyordu.

"Sende biraz daha kay Görkem sığmıyoruz buraya " diyen Barış abiyle emniyet kemeri mi açıp arkaya döndüm.

"Zaten geç kaldunuz kot kafaliler biraz daha sesunuz çiksun ben sizu içtima larda nasıl sıkiştirayrum göreceksiniz. Kusura bakma Barış abi ama sende dahilsin "

Benden sonra hiç kimse ses çıkartmayınca önüme döndüm dönerken bana dudağının kenarına kıvrılmış şekilde bakan adamla tövbe çekim kemerini tekrar taktım.

Radyoyu açıp biraz gezindim ve bizim oraların bir şarkısına gelince sesi yükselttim.

Yaylanın çimenune oh nenni koçari Keçi vurur çanini haydi haydi koçari

*******

Varana kadar kızılayın trafiğine sesli bir şekilde ettiğim yaratıcı küfürler galiba time benim hakkımda ufak tefek fikirler veriyordu.

Mesela sinirlenince şivemin kayması yada arabayla attığım makaslar gibi.

"Geldik neyi bekliyorsunuz insenize" dediğim an bunu söylememi bekliyormuş gibi kendini aşşağı atan bir adet Görkemi görmezden gelerek herkes inince arabayı kitledim. Önden yolu gösterdim ve önde ben olmak üzere sırayla balık yapan lokantadan içeriye girdik.

Rezerve yazan masada oturan sarı kafayla yönümü değiştirip yürümeye devam ettim.

"Biz geldik abi " diyerek abimin yanağına arkasından bir buse kon durdum. Tabi abim durur mu direk üstümdekileri tarayarak kaşlarını çattı.

" Hoş geldiniz de abicim bu elbise sanki biraz kısa çarpar bak Ankara ayazı "diyerek montunu belime bağlamaya çalıştı kıskanç herif.

Montunu belimden çözüp oturduğu sandalyeye astım ve onun yanına oturdum abimin karşısına Yüzbaşı benim karşıma Gökalp yanıma Görkem ve Barış abi oturdu.Gökalp ın yanına ise Ateş ile Zekeriya oturunca herkes yerleşti.Sık müşterisi olduğum bu mekan her geldiğimde farklı görünüyordu.

Yanımıza buranın sahibi Resul abi geldi beni görünce kocaman gülümsedi.

"Ooo komutan kızım hoş geldin nasılsın? "İyiyim Resul abi sen nasılsın" diyerek aynı tebessümü ona da sundum.

"Bende iyiyim, e yüzler değişmiş bizim çocuklar yok mu ? "

Resul abinin hiç istemeden yarama bastığı tuzu kim temizleye bilirdi bilmiyorum nereye gitsem onlardan bir hatıra görüyordum az mı tam üç senedir onlarla omuz omuza sırt sırtaydık şimdi ise ben soğukta ve karanlıkta kalmıştım.

Yada karanlık olmuştum , onlar için intikamları için karanlık olmuştum ama intikamlarını hala alamamıştım.

Bu yüzden öldürmeden ölmicektim emanetlere ihanet etmicektim

Ben Tomris Yücel karanlık olucaktım.

*********

Evet bir bölüm daha bitti.

bölüm sizce nasıldı olaylar birden açılamaz yavaş yavaş ilerlicek Şırnağa gittiklerinde her şey orda başlıcak.

keyifli okumalar 😇

Oy vermeyi unutmayın . 💙♠️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.