İçeriğe geç

YANKI KODU

Bölüm 4 · 2 dk okuma

YANKI KODU

Bölüm 4

Dosya 09

Kampüsün arka tarafından yükselen çığlık, Atlas'ın kulaklarında yankılandı.

Hiç düşünmeden koşmaya başladı. Yağmur yeniden hızlanmıştı. Ayakkabıları ıslak zeminde kayıyor, nefesi giderek düzensizleşiyordu.

Telefon hâlâ avucundaydı. Ekranı kapanmıyordu. Kırmızı bir nokta sürekli yanıp sönüyordu. Altında tek bir yazı vardı.

HEDEF HAREKET EDİYOR

"Deniz..."

Atlas bütün gücüyle koşmaya devam etti. Arka bahçeye ulaştığında ortalık bomboştu. Çığlığın geldiği yerde kimse yoktu. Yalnızca yere düşmüş bir sırt çantası duruyordu.

Atlas yavaşça eğildi. Çanta Deniz'indı. İçinden telefonu, cüzdanı ve kulaklığı çıktı. Ama Deniz ortada yoktu.

"Deniz!"

Sesini defalarca yükseltti. Cevap gelmedi. Tam arkasını dönecekken telefon yeniden titredi. Bu kez ekranda küçük bir harita açılmıştı. Kırmızı bir nokta sürekli hareket ediyordu. Haritanın altında tek cümle vardı.

TAKİP ET.

Atlas birkaç saniye düşündü.

"Bunu yapmamalıyım."

Telefon tekrar titredi.

Vakit azalıyor.

Derin bir nefes aldı. Haritadaki noktayı takip etmeye başladı. Harita onu kampüsün dışına çıkardı. Eski tren raylarının bulunduğu terk edilmiş bölgeye kadar yürüdü. Burası yıllardır kullanılmıyordu. Paslanmış raylar yabani otların arasında kaybolmuştu.

Haritadaki kırmızı nokta tam önündeki küçük binada durdu. Binanın kapısı açıktı. İçeriden loş sarı bir ışık geliyordu.

Atlas yavaşça içeri girdi. Burası eski bir güvenlik kulübesiydi. Duvarlarda yıllar önce asılmış uyarı levhaları duruyordu. Masanın üzerinde ise tozlanmış bir bilgisayar vardı. Kendi kendine çalışıyordu.

Monitörde yalnızca siyah ekran ve beyaz yazılar vardı.

DOSYA 09

Atlas fareye dokundu. Şifre istedi. Tam vazgeçecekken telefon kendi kendine masanın üzerine düştü. Ekranı parladı. Bilgisayar kilidi aniden açıldı.

Atlas şaşkınlıkla geri çekildi. Monitörde yüzlerce klasör belirdi. Hepsinin üzerinde isimler yazıyordu. Elif Yılmaz... Deniz Arslan... Ve... Atlas Demir.

Atlas titreyen eliyle kendi dosyasını açtı. İçindeki ilk belge yalnızca tek sayfaydı. En üstte büyük harflerle şu yazıyordu:

DENEK NUMARASI: 09

Altında çocukluk fotoğrafı vardı. Sekiz yaşındaydı. Fotoğrafın altında ise şu not bulunuyordu.

Denek hafızasını tamamen kaybetti. Proje başarıyla sonuçlandı.

Atlas'ın dizlerinin bağı çözüldü.

"Denek..."

"Ben mi?"

Tam o sırada bilgisayar ekranı karardı. Arkasından hoparlörden eski bir kayıt oynatılmaya başladı. Cızırtılar arasında yaşlı bir adamın sesi duyuluyordu.

"Denek 09 kaçtı."

Başka biri cevap verdi.

"Bulun."

İlk ses tekrar konuştu.

"Telefon onu er ya da geç geri getirecek."

Atlas'ın boğazı düğümlendi. Telefon yeniden titredi. Bu kez ilk kez bir isim yazıyordu.

GÖRÜŞME BAŞLADI

Arayan kişi: BABA

Atlas'ın elleri buz kesti. Babası onu üç gündür aramamıştı. Hem... Telefonunda kayıtlı bile değildi.

Titreyen parmağıyla aramayı açtı. Karşı taraftan gelen ses babasına aitti. Ama söylediği ilk cümle Atlas'ın bütün dünyasını altüst etti.

"Atlas... Eğer bu telefonu açtıysan, beni sakın arama. Çünkü ben on dört yıl önce öldüm."

Telefon aniden kapandı. Sessizlik. Atlas donup kaldı.

O sırada arkasındaki kapı yavaşça gıcırdayarak kapandı. Odanın içindeki ışıklar tek tek sönmeye başladı. Karanlığın içinden ağır adımlar yaklaşıyordu.

Atlas yavaşça arkasını döndü. Kapüşonlu adam yalnız değildi. Bu kez... Arkasında kendisine birebir benzeyen başka biri duruyordu.

Ve o kişi gülümseyerek tek bir cümle söyledi:

"Ben gerçek Atlas'ım."

Bölüm sonu

1 yorum