Gözlerimi açmaya çalıştım ama olmadı. 3. denememde başarmıştım yine hastane odasındaydım. Burda uyanmaktan nefret ediyordum. Her karanlık günümün sonunda buradadaydım. İyi de neden buradayım ki? Ba- Atlas bey kalp krizi geçirmişti ve yine bi takım sesler kendimi kaybedişim.Düşünmeyi bırakıp gözlerimi odanın etrafında gezdirdim. Odada Rüzgar denilen çocuk vardı ve uyuya kalmıştı sanırım. Tam olarak ne olduğunu bana antalması için kolunu dürttüm.Sıçrayarak uyandı.
"Ne oldu? " dedi uyku sersemi bi şekilde.
"Babam ay işte Atlas bey iyi mi? "
"He omu onu normal odaya aldılar abilerin falan orda. "
"Sen neden buradasın ve beni de oraya götürür müsün?"
"Beni sana göz kuşak olmam için yolladılar çünkü abinler sana göz kulak olamayacak kadar dalgınlardı. İkinci soruna cevabımda hayır götüremem Bartu abi izin vermedi. "
"Hay senin abi ne" diye mırıldandım.
"Bartu abiye söylerim bak. "
"Söylersen söyle. Ayrıca şu serum bitince beni oraya götür ben gayet iyiyim. "
Yav he he dergi bi elini salladı. Off bu çocuk bide bana ders anlatacaktı. Çaresiz bi şekilde oturmaya başladım. Yeterince sıkıldığımı fark edince gözüm telefonumu aradı. Belki Rüzgar biliyodur diye ona döndüm ama çoktan uyuklama ya başlamıştı. Uyumasını fırsat bilerek serumu çıkarttım ağzımdan küçük bi inilti çıktı. Uyandı mı diye baktığımda hala uyuyordu horlama ya başlamıştı hatta yavaş yavaş odanın kapısından çıktım ve danışmanı aramaya başladım. Tam buldum derken ayaklarım yerden kesildi beni kimin kaldırdığına baltığımda Rüzgar'ı gördüm.
"Bırak beni ne güzel gidiyodum işte" dedim öfkeyle.
"Senin gibi bi sıçanın yanında uyumamak lazımmış kaşla göz arası kaçtın ya. "
"Ben sıçan değilim! " bağımamla tüm hastane bize bakmıştı.
"Sadece fareler bu hızda kaçabilir. "
"Sadece tembel hayvanlar bu kadar kısa sürede uyuyabilir. "
"Sen bunları boşver annen sana yemek yedirmemi söyledi o yüzden kantine gidiyoruz. "
"Peki ne kadar da güzel ama beni artık indirir misin? "
"Tabi zaten kollarım ağrıdı sen ne tür bi filsin? "
Bunları söyledikten sonra beni yere indirdi. Yan yana yürümeye başladık. Bi anda durup
"Kantin ne tarafta ? " diye sordu
"Ben nerden bilebilirim? "
"Sana soru sorulmuyor"
"Sorma o zaman"
"Peki" dedi ve seker seke önden ilerlemeye başladı. Kafamı sağa çevirdiğimde kantini gördüm. Rüzgar'a haber verecektim ama gözden kaybolmuştu. Onu aramaya başlamıştım. Birden omzuma dokunulmasıyla yerimden sıçradım.
"Kantini buldun mu bakalım? "
"Buldumda seni bulamadığım için gitmedim. Şimdi de kaybettim. "
"Neyse ben biliyorum gel. " dedi va koşmaya başladı. Beni de peşinden sürükledi.
"Ne istediğini söyle alıyım ben sana. Sen de bu sarayda yer seç. "
"Bana tost olur. "
"Tamam ben kaçtım o zaman. "
Boş iki kişilik bi yere oturup beklemeye başladım. Önüme tepsi fırlatınlmadıyla yerinden siçradım tepsinin içinde kaşarlı tost vardı. Gözlerim Rüzgar'ı ardığında bana doğru gelmeye başladığını fark ettim.
"Afiyet olsun . " diyerek karşıma oturdu ve elindeki tost tam kocaman bi ıstırıl aldı.
"Teşekkürler ." deyip yemeye başladım.
Koca bir tost ekmeğini tek ıstırıkta bitirmişti. Ben ona şokla bakarken
"Ne var? " demişti ağzı dolu olduğu için sesi boğuk çıkmıştı. Başımı olumsuz anlamda sallayıp hızlıca tostu yedim.
"Hadi kalkalım"
"Şükür be bi bitiremedin"
"Asıl sen hızlı yiyiyorsun." deyip önden yürüme başladım. O arkamdan bana yetişmeye çalışırken ayağımın burkmasıyla yere düştüm. Ayağımı ovarken yanıma Rüzgar geldi.
"Kalkabilecek misin? "dedi nefes nefese
" Sanırım hayır "dedim konuşmakla inlemek arası. Ben nasıl yürüyeceğimi düşünürken. Yerden havalandım. Yeter ama ya
" Dejavu yaşatıyorsun bana indir sende rahatla bende rahatlıyım. "
"İndirirsem ben rahatlarım sen yere çakılırsın"
"Üff iyi be"
Odamın kapısının önüne geldiğimizde abilerim ve kardeşim buradaydı ve bize sinirle bakıyorlardı. Bizde bu bakışlara şokla karşılım verdik. Birden yere atılmamla kalçam çok fena acımıştı. Rüzgar'a baktığımda çoktan topuklamıştı abilerde peşinden koşuyordu.
(7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7) (7)
Nasıl olmuş?
Sizi seveyrum
Hadi babay




