Geceydi.
Şehrin çatılarında yıldızlar bile görünmek istemiyordu.
Lara, uzun siyah mantosuyla karanlığın içine karışmıştı.
Karnındaki bebek sessizdi ama Lara’nın içindeki fırtına konuşuyordu:
“Bu kez kaçamazsın Zehar.
Ben her adımını izleyeceğim.”
Elinde Mert’in ölmeden önce yazdığı notlar vardı.
Bir USB bellek…
Bir ajanda…
Ve bir isim tekrar tekrar yazılmış:
Zehar
Mert’in ölümünden birkaç gün önce, hastane sisteminde Zehar’la ilgili bir dosyayı şifrelemişti.
Ve Lara sonunda o dosyayı çözmüştü.
Dosya adı: “ZEHAR_Personel_Kayıtları_Gizli”
İçinden çıkan belgeler, Zehar'ın bir sağlık kurumu maskesi altında yürüttüğü yasa dışı ilaç deneylerini gösteriyordu.
Gönüllüler değil… denekler vardı.
Kayıtsız tedaviler.
Kayıp hastalar.
Ve çoğu zaman... ölümle sonuçlanan deneyler.
Lara, soluğunu tuttu.
Her satırda nefesi daha da sıklaştı.
Zehar sadece bir kurum değil,
Bir ölüm ağıydı.
Ve bu ağı yöneten kişi…
Dr. Nejat Turalı
Yani Elif’in babası.
Sabah olunca Lara ilk iş hastaneye gitti.
Arşiv bölümünden güvenlik kayıtlarını istedi.
Gizlice Mert’in en son görüldüğü koridoru izledi.
Orada bir an durdu video.
“DUR!”
diye fısıldadı.
Mert’in arkasından yaklaşan biri vardı.
Üniformasız, ama tanıdık bir yüz…
Aras’ın eski danışmanı Kadir.
Lara’nın gözleri kısıldı.
“Bu sadece ihanet değil…
Bu cinayetle sonuçlanacak bir zincir.”
Akşam olduğunda, Lara karanlık bir apartmanın kapısında duruyordu.
Elindeki zarfa Zehar belgelerini koydu.
Üzerine yazdı:
📩 "GERÇEKLER ÖLMEDİ."
📩 “BİRİSİ İZLİYOR.”
📩 “ZEHAR’I DURDURUN.”
Zarfı gizlice yerel bir gazeteye bıraktı.
İsimsiz.
Ama patlayıcı etkide.
Bu, sadece başlangıçtı.
Ve Lara, karnındaki bebekle birlikte artık sadece bir hayatı değil, bir toplumu kurtaracaktı.