Buraya birkaç ay önce taşınmış olmama rağmen henüz yan komşumla tanışma fırsatını elde edememiştim. Kasaba halkı, komşumun bir sanatçı olduğunu çok kez dile getirmişti. Ancak sanatın hangi dalıyla uğraştığını bir türlü öğrenememiştim.
Bahçemde oturmuş, yan komşumun çitleriyle bakışırken anlık bir merakla yerimden fırladım. Bakımsızlıktan dolayı aralarında boşluk oluşan çitler, gözüme hiç ilişmemesi gereken bir görüntüyü sundu: Neredeyse içine bir arabanın rahatlıkla sığabileceği büyüklükte açılmış olan, kocaman bir çukur vardı.
Bu kadar büyük bir çukur ile ne yapacaktı?
Etrafıma baktım, komşum ortalıkta gözükmüyordu. Biraz yaklaşıp merakımı gidermekten zarar gelmezdi herhalde.
Sonuçta hiçbir şeye dokunmayacaktım, sadece bakıp geri dönecektim. Komşum görmeyecekti bile.
Şu ana kadar değil tanışmak yüz yüze bile gelmediğim komşumun bahçesine gizlice adımlamak beni yeterince germişti. Ellerimdeki kanın heyecandan çekildiğini hissediyordum. Çitin öbür tarafına geçer geçmez merakım bana çok aptalca geldi. Ne yapıyordum ben burada? Ya birisi beni görürse?
Yüzümde bozguna uğramış bir ifadeyle geri dönmeye karar vermişken yan komşum birden elinde bir kürekle evinin arka kapısında beliriverdi. İri yarı bir adamdı, o kadar yapılı görünüyordu ki sadece omzuna kadar ulaşabileceğimi düşündüm.
Saçları ve sakalları uzundu, sağ gözünün altında eskilerden kalmış bir yaranın soluk pembe izi duruyordu ve üzerine giydiği beyaz önlüğü kızıl bir renge bulanmıştı.
Kafasını kaldırıp beni gördüğünde korkumu gizleyememiştim. Yakalanmıştım işte. "Burada ne arıyorsunuz?" Birisinin özel alanına girerek büyük bir hata yaptığımın farkındaydım. "Ben..." Kekeledim. Aklımda ne diyeceğime dair hiçbir şey yoktu. "Buraya... Eh..." Aklıma bir şey gelmiyordu. Adam dik dik bana bakıyordu. "Sizi dinliyorum," diye soludu ısrarla. "Köpeğim Max kayboldu onu arıyordum."
Gerçekten mi? Köpek mi? Benim köpeklere alerjim vardı. Neyse ki komşum bunu bilmiyordu. "Onu aramaya çıktım ve burada olabileceğini düşündüm." Dizlerim titriyor ellerimin içi terliyordu. Gergince avuç içlerimi pantalonuma sürdüm.
"Kusura bakmayın bayan, fakat köpeğiniz burada değil..." Bana yaklaşırken elindeki küreği çevirdi. İstemsizce ondan kaçırdım. Bu hareketime güldü. "Fakat size izin verilmeden özel bir bölgeye giriş yaptınız!" Adımlarımı geri geri çıkışa yönlendirdim.
"Kusura bakmayın ben... Bilemedim..." Dudaklarında ki tebessüm tehlikeliydi. Yüzü tehlikeliydi. Şu an benim tehlikede olduğum belliydi. Bir anda elindeki kürek ile bana doğru koşmaya başladı...
Koşarak çıkışa ilerdim. Bahçe kapısı neden kapalıydı? İçeri girerken kapının kapalı olduğunu hatırlamıyordum. Kapıyı kapatacak güçte bir rüzgar yoktu bahçede. Keşke kapıya doğru değil içeri girdiğim aralık çitlere doğru koşsaydım ama şimdi düşünmenin sırası değil gibiydi.
Elimle kapıyı hızlıca ittirdim, kapı açılmadı. Panik olmuştum, hızlı hızlı kapıyı itmeye başladım. Açılmıyordu.
Komşum bana gittikçe yaklaşıyordu, küreğiyle neredeyse burun buruna gelmiştim ki aniden durdu. Korku dolu gözlerle baktım, o sevimsiz tebessümü yüzünden hala gitmemişti.
Korkudan bacaklarım tir tir titriyordu, yere çömelip sırtımı bahçe kapısına yasladım. Küreğini hemen yanıma, toprağa dik bir şekilde sapladı. Ellerini önce çırptı. Ardından önlüğüne sildi. Derin bir nefes aldı, çirkin gülüşü yok oldu.
İşaret parmağı ile o derin çukuru gösterdi: "Bu çukur ne için burada biliyor musun?" Kafamı hayır dercesine salladım ve "Bunu öğrenmeyi çok isterdim fakat biliyor musunuz? Köpeğim beni çok özlemiştir, gitsem iyi olur." dedim.
Yine o çirkin gülümsemesini takınarak konuşmaya başladı. "Demek gitmek istiyorsun, öyle mi?" Gülüşü soldu, "Hiçbir yere gidemezsin. Burda seni bekleyen dört duvar var."
"Ben, ben... Lütfen bir şey yapma bana, benim suçum yok." dedim titrek sesimle.
Bana doğru ilerledi, yüzünü yüzümün hizasına getirerek konuşmaya başladı. "İstersen masum ol küçük hanım, ben ayağıma kadar gelen bu şansı görmezden gelecek kadar aptal değilim."
Ne yapacağımı bilemez halde tekrar konuştum. "Neden ben?" Aslında kendime soruyordum. Bu aciz sorum karşısında yüzünde bir gülümsemeyle oluştu.
"Neden veya niçin, sen kendi ellerinle ecelin olacak katili çağırdın."
O esnada boşluktan yararlanarak kolunun altından geçtim ve aralık çitlere doğru koşmaya başladım. Hızla ilerlerken arkama bakmak için kafamı çevirdim, ayağıma takılan taşla yere düştüm.
Sonra adam peşimden gelip beni tuttu. Yaptıkları beni gitgide daha çok korkutuyordu. Bahçesine girmem hataydı evet ama suçlu değildim. Çukura da bakamamıştım zaten, görmediğim için beni salabilirdi.
Adamın yüzündeki sosyopat gülüş daha da büyürken "En başından hata ettin küçük hanım. O çukuru kasabadaki kimse neden incelemiyor, düşünmedin mi? Ah... Ne kadar da aptalsın."
Bir anda kasabada duyduğum birkaç söylenti aklıma geldi. Bahsettikleri şeyin bu olduğunu nereden bilebilirdim.
Korkudan titreyen sesimle "B-ben sadece köpeğimi arıyordum. Başka hiç bir şey yapmadım." Adam kahkaha atarak "Bu senin azrailin olmamam için bir sebep mi?"
Ne diyeceğimi bilemiyordum. Beni kolumdan daha sıkı tutarak evine doğru çekiştirmeye başladı. "Yardım edin" diye bağırmaya başladım ama nafileydi, sokakta kimse yoktu.
Beni sürükleyerek çukurun önüne getirdi ve bakmamı söyledi ama ben korkuyordum... Koluma parmaklarını geçirerek sert bir şekilde emrini tekrarladığında bakmak zorunda kaldım.
Çukurun içinde bozulmuş cesetler yatıyordu. Midem ağzıma geldi, korkuyla geriye sendeledim. Tepkimden memnun görünüyordu.
Evinin kapısına doğru ilerlediğimzde gücüne karşı koymam imkansızdı, direnemiyordum. O eve girmek istemiyordum! Yine de bir faydası olmadı.
Çırpınarak kurtulmaya çalışırken çoktan holdeki bir kapağı açarak bodruma inen merdivenlere ulaşmıştık bile.
Korkum ccesaree ihtiyacım olduğu şu anda beni öldürecek kadar acımasızlaşıyordu. Sonsuza kadar uzanıyor gibi gözüken merdivenleri aştığımızda garaj kapısına benzeyen bir kapıya ulaştık.
Kapıyı şifresini girerek açtı, duvarlara dizili olan raflar deney tüpleri, yeşil sıvılar, üretilen virüsler, ilaçlar ile doluydu. Odanın köşesinde ahşaptan bir masa ile sandalye vardı. İçerisi cehennem gibi sıcaktı.
Bir anda yere itildiğimde kolumdaki yara sızladı, ses çıkarmamak için kendimi sıktım.
Karanlık ve dehşetle dolu bu yer, her saniye içimi kemiriyordu. Yerdeki kırık cam parçaları ve paslanmış metal kokusu, hafif ceset kokusuna karışmıştı. Nefes almaya çalıştım, derin ve sessiz, ama içimdeki korku kalp atışlarımı hızlandırıyordu.
Adam, ahşap masanın yanına ilerledi. Göz ucuyla, üzerinde çeşitli ilaçlar ve deney malzemeleri olan masayı inceledi. Masanın üzerinde garip, parıldayan bir cihaz dikkatimi çekti. Bir dosyayı açtı ve içinden birkaç sayfa çıkarıp incelemeye başladı.
“Korkma,” dedi, sesi boğuk ve derindi. “Burası, gerçekleri öğrenmen için bir başlangıç olacak.”
Ne demek istediğini anlamaya çalışırken, gözlerimi masadaki tüplere ve yeşil sıvılara çevirdim. Burası bir laboratuvar mıydı? Burada ne tür deneyler yapılıyordu? Bu sorular kafamda dönerken bana döndü ve soğuk bir gülümsemeyle ekledi:
“Senin gibi pek çok kişi buraya getirildi, ama çoğu burada uzun süre kalamadı. Sana bir şans vereceğim; hayatta kalma şansı.”
Adam, masanın üzerindeki cihazı eline aldı ve bana doğru yaklaştı. Cihazın ucunda ince bir iğne vardı ve onun ne amaçla kullanıldığını hayal etmek bile istemiyordum.
“Bu iğne, senin geleceğini belirleyecek,” dedi. “Bu sıvı, seni farklı bir varlığa dönüştürebilir ya da seni öldürebilir. Karar senin, cesaretin varsa hayatta kalırsın.”
Korkuyla karışık bir cesaret dalgası içimi kapladı. Buradan kaçmanın bir yolunu bulmalıydım, ama önce onun güvenini kazanmalıydım. Derin bir nefes alıp ona baktım.
“Peki,” dedim, sesim titreyerek. “Deneyeceğim. Ama önce bana neden burada olduğumu açıklamalısın.”
Adam, hafifçe gülerek başını salladı. “İyi bir başlangıç. Senin gibi meraklı zihinler her zaman ilginç olur. Bu virüs, insanlığı değiştirecek. Seninle başlayacak.”
Emeği geçenler: @seyma_sengul @cizmelikaktusss @edizcagrian8kasim @gandalf @irem_yzr23 @bbosvergitsinn @mwrvmery-lilyum @elestiriyorum
Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak amacıyla kurulan discord sunucumuzda yazarlarımız, hikayeyi devam ettir etkinliği ile bu kurgunun temellerini attılar. Kitabı beğendiyseniz yazarları kendi hesaplarını takip ederek de destekleyebilirsiniz...
Sunucumuz yazarlara kitaplarını tanıtma, oy, yorum, eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebilecekleri bir ortam sunuyor. Yazarlara, kitap yazarken yardım istedikleri konularda el uzatacak olan kişiler bulabilecekleri, oyunlar ve etkinliklerle zaman geçirebilecekleri, saygılı ve huzurlu bir ortam vadediyoruz!
Eğer siz de ismini duyurmak isteyen keşfedilmemiş bir yazarsanız, topluluğumuza katılarak destek alabilirsiniz.
Aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...









