İçeriğe geç

Yalnız

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Yalnız

Bölüm 1

Bir ev ve bir ses

Gün batımı denen şeyi her zaman iyi taraf ile kötü tarafın çatışması olarak gördüm. Çıkan o sarı ile kırmızı renkelerin ise savaştan kalan izlerin desenine benzettim. Ardından çıkan kuş sesleri ise savaşı kaybetmiş insanların ağlayan sesi. şimdi düşündümde, belkide fazlasıyla negatif düşünen bir insanım. Bu düşüncelere dalarken telefonum çaldı, bu ses bana okulda öğretmenimin beni kaldırıp en lanet konudan soru sorup anında kurtarıcı zilimin çalması ile ayni tadı verdi. Telefonumu arayan kişiyi çok fazla bekletmemek için hızlı hareketlerle telefonu aldım, arayanın kankam denilebilecek kişinin yani Edna’nın aradığını gördüm, içime tatlı bir sevinç geldi. Telefonu açar açmaz bana

“aman tanrım şu an şaşkınlıktan bayılacağım”

tabiki dediğinden herhangi bir şey anlamadığım için

“ha?”

Diye bir ses çıkardım, Edna nedensiz bir şekilde sinirli bir ses tonu ile

“Yüce isa, ben böyle aptal bir arkadaş’ı hakedecek hangi kötülüğü yaptım. Yarın Kanatsız Kuş’un sezon finali ve böyle önemli bir günü nasıl aklından sile bilirsin?”

Alaycı bir şekilde şöyle bir cevap verdim

“tabikide unutmadım ama senin her Kanatsız Kuş’u izleyip diziyi kötüledikten sonra sezon finalini merak etmen bana girip gelmedi değil”

ikimizde ufak gülmeden sonra Edna hemen korumacı bir tavıra geçti

“diziyi sevmeseydim başından beri izlemezdim ama öyle değilmi?”

Hemen sonra beyaz kapımın ufak bir şekilde tıklandığını duydum. Telefonun hoparlörü nü elimle kapatıp sesimi kapımın dışındaki kişiye iletebilmek için sesimi yükselterek girebilirsin cevabını iletdim. Altın rengindeki kapı kulpu yavaşça aşağı doğru indi, kapıyı çalanın güneş gibi olan saçları ile kendini belli etti, ablam sanki yüzünü görmemi istemiyormuşçasına yüzünü benden saklıyordu. Sakin bir şekilde odama girdi. Arkasını döndü ve odanın kapısını kapattı. Olayaların yolunda olmadığını düşündüm ve Edna’ya

“Edna şu an bir işim çıktı sonra konuşuruz”

dedim ve telefonu kapattım. Ablam; odamdaki baya eski, tahta desenli ve ayakta zor duran çalışma masamı ilk önce bir az inceledi, sonra önünde takımı olan ama çalışma masasına göre daha iyi durumda olan sandalyemi hafif bir şekilde çekip üstüne oturdu. Çalışma masamın üstünde duran ve doğum günüm hediyem olan çiçekli kolyeye baktı. Bunları yaparken benden hâla yüzünü saklamak için uğraşıyordu, durumda bir terslik olduğunu düşümdüm ve ablamın yüzünü görebilmek için yatağımda pozisyonumu değiştirdim, ama nafile. Ablam birden

“Bu ev…”

dedi zor bir şekilde anlaşılan sesi ile. Bende tekrar etmesi için

“anlayamadım?” Dedim ablamın yüzünü görme çabalarımla. Ama birden daha sert bir şekilde

“bu ev normal değil!”

Dedi okyanus mavisi gözlerinden bana çevirerek, fakat o güzelim gözlerden minik bir yaş akmıştı. O an şaşkınlıktan sanki dilimi kesmişler gibi hissettim, ablamı ilk defa ağlarken görmüştüm. Kendime geldiğimde

“normal değil derken? Abla. Neyden bahsediyorsun”

dedim. Bu sefer elini sinirli bir şekilde sıkarak ve etrafa bakarak

“küçük bir oğlan çocuğu sesi geliyor, sen duymuyormusun?”

Dedi o an gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ablamı sakinleştirebilmek için ayağa kalktım, ablamın yanına gittim, gülümsedim ve ona sarılarak

“ablacım biliyorum bizim için endişelisin fakat seninde dinlenmeye ihtiyacın var, artık benimde kardeşlerime bakacak kadar büyüdüğümü bili… ”

cümlemi bitirmeme izin vermeden beni sertçe itti, ayağa kalktı ve sanki hayal kırıklığına uğramış gibi bir bakış attı. Hemen sonra odadan hızlı adımlarla çıkıp kapıyı sertçe örttü. Hayatımın şokunu yaşadım o an. Bir kaç dakika geçtikten sonra kendime gelebildim ve ayağa kalktım, yatağa uzandım ve bekledim. Hâla şoktaydım ablamın böyle bir şey yapacağı uzun yıllar düşünsen aklıma gelmezdi. O an kız kardeşimin çok yıprandığını ve bir tatile ihtiyâcı olduğunu anladım. Bunları düşünürken uykuya dalmıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.