İçeriğe geç

Yalanlar Mirası (Kemikler Mirası İkinci Kitap)

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Yalanlar Mirası (Kemikler Mirası İkinci Kitap)

Bölüm 1

Tanıtım

🐉

🐉

Hellloooo en sevdiklerimm

Yalanlar Mirası'na hoşşş geldiniiiz!!

Heyecandan elim ayağım birbirine dolandı. Uzun süre ayrı kaldık ama artık başlıyoruz...

Dez ve Riley'nin hikayesi ateşşşş gibi geliyor. Birinci kitabı okurken arka planda ikisinin arasında bir şeyler döndüğünü hep hissetmiştik. Ama tabii ki bunu çözmeyi kendi kitaplarına bıraktım.

Onlar aynı rütbeyi, Mahşer Sürüsü'nün başkan yardımcılığını paylaşan, nefret, takıntı ve aşk arasında sıkışıp kalmış iki zorlu karakter. Bu yüzden Yalanlar Mirası bizi onlar sayesinde gerçekten zorlayacak. Çok karanlık tutkulara, çok karanlık sırlara, gittikçe daha derine indiğimiz bir savaşa, intikamdan başka bir şeyi gözü görmeyen bir kadının, o kadından başka hiçbir şeyi gözü görmeyen bir adamın hikayesini okuyacağız.

Riley kırık kalbini, çektiği acıları, gizemli ailesini ve geçmişini yalanlarla örtüp yüzüne bir buzlar kraliçesi maskesi çekiyor. Gerçi maske mi bilemem çünkü Riley cidden çok gaddar. Bu yüzden hepimiz tecrübelerimizden biliyoruz ki, bir kere düştüğünde çok fena kapılacak...

Dez ise herkese gösterdiği çapkın, karizmatik, serseri tavırlarının arkasında tehlikeli, kışkırtılmaması gereken ve acımasız bir ruhu gizliyor. Kilitlerini kıran ve içinde sakladıklarını dışa vurmak için onu delirten kadın için ne kadar ileri gidebileceğini hep birlikte göreceğiz...

O zaamaaan alıntımıza geçelim. İlk bölüm önümüzdeki hafta sonu gelecek.

Kaskları takalım lütfen.

Kitap şarkılarımız:

The Police - Roxanne

Fleetwod Mac - The Chain

Chris Grey - LET THE WORLD BURN

🐉

...Bedenim gittikçe canlanıyordu. Gerilimden sığ nefesler alsam da, çektiğim her nefes burada bulunmaktan ne kadar hoşlandığımı haykırıyordu. Bu yüzden, "Adım ne demiştin?" diye sorarken buldum kendimi.

Karanlık, tüketici ihtiyaç yüzeyde geziniyordu.

Müzik değiştiğinde gözlerini kapattı. Beni savuşturdu. "Hım. Bu şarkıyı severim."

"Roxanne," dedim, "Ben de severim. Adını söylüyordun?"

Bir an düşündü. "O halde Roxanne," dedi, "Adım Roxanne."

Burnumu kırıştırdım. "Tatlı ama hayır, adın Roxanne değil."

"Evet öyle, bu benim sahne adım." Şarkıyı mırıldanmaya başladığında aklımda biriken her soru silindi.

Vücudumda bir elektrik akımı dolaştı. Çarpılma, uyanış, sersemleme. Birkaç mırıldanma ve nakarata eşlik etmeyle beni afallatmıştı.

Kulübümün sahnesine bakışı zihnime düştü. Yadırgadığı şey boşluktu.

"Bir sevgili misin Roxanne?" diye sordum aniden.

Boynunu hafifçe yana yatırdığında gözlerinden kafa karışıklığından daha karmaşık ifadeler akıp gitti. "Hayır değilim."

"Bir eş misin peki? Evinde seni bekleyen bir adamın var mı?"

Yüzü taş kesti. Nerede damarına bastığımı bilmiyordum ama yapmıştım.

"Hayır," diye tısladı.

"Bir işin var mı? Arkanda bırakmaktan çekineceğin bir hayatın?"

Hesapçı bakışları, tıkır tıkır çalışan zihni gözlerimin önündeydi. Heyecanlıydım, avuçlarım terliyordu. Ağzımın kenarındaki tik seğiriyordu. Çoğu insan bunu belirmekte olan bir gülümseme sanırdı ama değildi. Kimse de gerçeğe yaklaşmamıştı.

"Kimse arkamdan ağlamaz, ben de gözyaşı silmeyi sevmem zaten."

Kadehimi kavrayıp ona doğru eğdim. Gecenin bu şekilde devam edeceğini tahmin edemezdim ama garip, ürpertici bir gerilim vardı içimde.

"Sahneye bakışını gördüm, sesinin White Rabbit'te nasıl yankılanacağını hayal edebiliyorum..." Sesini duyduğumda kendimden geçeceğimi biliyorum. "Ne dersin?"

Kaşlarını çattı. Bir sahneye bir de bana baktı. "Tam olarak ne önerdiğini anladığımdan emin değilim."

"Bir sevgili, eş ya da arkadaş değilsen benim kanaryam olacaksın." Dizim çıplak bacağına değiyordu şimdi. "Benim kanaryam olacaksın," diye bir yemin edercesine fısıldadım tekrar.

Reddedeceğine emindim. Kahrolası bir hayır duyacağıma kesinlikle tüm paramı yatırırdım.

Kadehini kapıp yüksek tabureden indiğinde kaşlarımı çattım. Teklifimi suratıma çarpıp giderse... Eh, bu hem benim için bir ilk olurdu hem de bir meydan okumadan başka bir halta yaramazdı.

Ancak kulüpten çıkmak yerine barın etrafından dolaştı. Sahnenin önündeki masaların aralarından süzüldü. Ben de aklı olan her adamın yapacağı gibi bu etkileyici kadını izledim.

O topuklularla yürüme eylemi onun için en basiti olmalıydı. Onlarla koşabilir, tırmanabilir ve kahrolası ince bir ipin üzerinde dengede durabilirdi. Kontrollüydü ve çok ama çok keskin bir zarafeti vardı. Narin değildi, Tanrım kesinlikle bu kadına narin diyemezdim. O öldürücü bir şeydi.

İnce elbisesinin eteği her adımıyla bacaklarına dolanıyor, kıvrımlı kalçasına sürtünüyordu. Pürüzsüz teninde süzülen ipek gibi görünüyordu kumaş.

Sahnenin yüksek platformunun önünde durdu. Çenesi dik bir şekilde ışıklara, insanlara, kulübüme ve en sonunda bana baktı. Müşterilerim de gürültülü müziğin ve alkollü hararetin arasında sahnenin önünde beni beklediğini fark etmişti. Gözler bir benim bir de onun üzerinde dolaşıyordu.

Kendimi bardan itip ona yaklaşmamak imkansızdı. Kovalamacayı sevmezdim, otoriter tavırlar tepemi attırırdı ama bu hiçbiri değildi.

Yanına geçtiğimde sırtımı sahnenin yükseltisine yasladım. Benim bedenim kulübün kalanına dönükken bakışlarım sadece ondaydı. O ise sahneye dönüktü ve dört bir tarafı itinayla inceliyordu.

"Kulübünde sahne almamı istiyorsun," dedi düz bir sesle sonra da sırıttı ama bu vahşi bir gülücüktü, samimi değildi. "Pardon, senin kanaryan olmamı istiyorsun."

Başımla onayladım.

"White Rabbit için şakımamı istiyorsun."

"Hayır," dedim, "Onu benim için yapacaksın, White Rabbit sadece bir araç olacak."

Keskin bakışları çizmelerimde, pantolonumda, gömleğimde, kollarımda ve göğsümde görünen dövmelerimin üzerinde dolaştı. "Kalacak bir yere ihtiyacım var. Cömert bir maaş çeki bekliyorum. Ve resmi evrak olmayacak, hiçbir yere imza atmayacağım."

İtiraz edebilirdim, kafamın içinde dolaşan onlarca sorudan en azından birini sorabilirdim ama yapmadım.

"Tamam," dedim.

"Ayrıca, motosiklet kulübü saçmalıklarına bulaşmak istemiyorum. White Rabbit dışında, sen beni tanımayacaksın ben de seni."

Dudaklarıma zalim bir gülümseme yerleşti. İçimden gelen cevaplar yerine yine sadece, "Tamam," demekle yetindim.

Roxanne kadehini benimkiyle tokuşturdu. Saatlerdir ilk defa gülümsüyordu. Gözleri parlıyordu. Teni mümkünmüş gibi dalga dalga canlanıyordu.

"Pekâlâ. Senin kanaryan olacağım patroncuk," dedikten sonra şarabından uzun, yakıcı bir yudum aldı.

İçgüdülerim bana pençelerini geçirse de, sanki zafer elde eden ben değilmişim karşımdaki esmer kadınmış gibi hissetsem de geleceğin neler getireceği beklentisiyle sadece alkolün boğazımı ısıtmasına izin verdim.

Veeee alıntı sonu canaaavaarrrııı!!

Evettt resmen başladık. İlk düşüncelerinizi alayım aşklarım, bizi neler bekliyor sizce?

Alıntı geçmiş zaten biliyorsunuz, Riley'nin Rebel'ı bulmak için sürünün arasına karıştığı, Blake'in isteğiyle Ottalane'e gittiği ilk gün.

Ama tanıtım yazısında da bir şeyler var...

ANLAŞMALI EVLİLİK DİYORUM.

RILEY İÇİN ÇILDIRAN BİR DEZ DİYORUM VE İNANIN ONUN ÇILDIRMASI PEK HAYIRLI DEĞİL....

AYRICA KÖPEKBALIĞIMIZ RILEY'NİN HEPİMİZİ ŞAŞIRTACAK BİR GEÇMİŞİ VE İNTİKAM SEBEBİ VAR. EN ÖNEMLİSİ DE, BU SEBEPLE DEZ ARASINDA KALIRSA NE OLACAK...

Ehehehe kötülük tohumlarını da bıraktım kaçıyorum jasndhakjsd

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.