İçeriğe geç

Yalan Hayatlar

Bölüm 5 · 12 dk okuma

Yalan Hayatlar

Bölüm 5

5

*

*

*

*

*

"Kutay abi ayıp oluyor bak misafirimiz var." Göz korkarak söylediğim şeyi umarım anlamıştır da bize ayak uydurur.

"Güzelim Çakma Romeolar, Julietler hayırdır noluyor?" Reha abim sakin kalmaya çalışa da Alparslan ve Barlas abim yeterince sinirlenmişlerdi.

"Babamın cezası vardı ya. İşte okuldan arkadaşım o da."

" Kim olduğunu bilseniz ne yaparsınız acaba?" Kutay abim eğleniyordu ama ben eğlenmiyordum. Sinirlice ona baktım ve sonra anladım. O adamdan boşu boşuna özür dilemişti ve bu onun intikamıydı. Güzel benimle aşık atmak her yiğidin harcı değildir.

Kutay abime sinsice bakıp ağlamaya başladım. "Benim arkadaşım olamaz mı ya? Ben insan değil miyim?" Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Sanırım annemin oyunculuğu bana da geçmiş. Kimse kıpırdamazken Alparslan abim gelip bana sarıldı. Özlemişim bana sarılmasını bunu fark ettim. Ben de kollarımı beline doladım ve daha da ağlamaya başladım. Bu sefer gerçekten ağlıyordum özlemden, sinirden. Benden ayrılıp gözlerimi sildi ve hadi git yüzünü yıka dedi. Kafamı sallayıp bu kattaki banyo ya gittim. Yüzümü yıkayıp kendime geldim. Sonra salon girişine gidip dinlemeye başladım.

"Hatırlamıyor işte seni. Ne zorluyorsun?" Barlas abim kinciydi. Kin tutardı unutmazdı. "Hatırlıyor" dedi Alparslan abim. "Gözlerinde gördüm. Hatırlıyor. Allah kahretsin o gittiğim günü." Sonlara doğru bağırınca irkildim. Reha abinle Ladin abim karışmak istemiyordu ama içlerinde söylemedikleri çok şey vardı bunları biliyorum. Aralarına girmemek için söylemeyeceklerdi de. Susup yüzleşmenin bitmesini bekleyeceklerdi.

"Evet" dedi Barlas abim. "Allah kahretsin gittiğin günü. Bok vardı değil mi? Terk edip gittin aileni! Aile dedim pardon. İnsan ailesini terk eder mi lan?" Sinirliydi ve haklıydı. Alparslan abim biliyordu haklı olduğunu o yüzden susuyordu.

" Pişmanım işte görmüyor musun?" Dedi. Barlas abimin siniri hala geçmemişti. Annem kavga ettikleri için mi, yüzleşmeleri için mi bilmem sadece dinliyordu.

" Pişman olman o 7 yılı geri getirmiyor. Pişman olman Aleda'nın, annemin göz yaşlarını geri getirmiyor. Ya da özlemlerini geçirmiyor." Barlas abim daha da bağırmaya başladı. Artık birinin müdahale etme zamanı geldi. Topuklarımla ses çıkartarak salona yaklaştım. Beni görünce sustular ama duyduğumu biliyorlardı. Alparslan abime bakmadan Barlas abime bakıp seslendim.

" Abi gitmiyor muyuz? Umarım boşuna hazırlanamışımdır." Dedim.

" Yok güzelim Sen arabayı hazırlamalarını söyle hemen geliyoruz." Gözü bendeydi ama hala sinirliydi. Yalnız konuşmaları gerekiyordu. Anneme kaş göz işareti yaptım, anlamıştı. Ben de Ladin ve Reha abime döndüm.

" Ladin abi, Reha abi gelsenize bi. Bir şey soracağım." Dedim onlara dönerek. Göz kırptığım zaman onlar da anladı ne yapmak istediğimi. Ladin abim yanına gelip kolunu omzuma attı ve çıkışa yönlendirdi.

" Gel güzelim konuşalım." Dedi. Reha abim de arkamızdan geliyordu. Dışarıya çıkınca abim korumaya arabaları hazırlamasını söyledi. Biz de Barlas abimi beklemeye başladık. Bir süre sonra sinirli ama sakin bir şekilde geldi. Öfkeliydi ama sakın kalmaya çalışıyordu. Bir kaç derin nefes sonrası tamamen sakinleşti ve bize döndü.

" E hadi gitmiyor muyuz?" Dedi hiç bir şey olmamış gibi. Kafani salladım ve başımla arabaları işaret ettim. " Gidiyoruz tabiki." Dedim ve Barlas abimin arabasına bindim. Önce yemek yemeye ardından da bara geçecektik. Bu gece Aleda DEMİROĞLU olarak magazinde büyük ilgi görecektim. Hatta eskisinden daha çok çünkü Alparslan DEMİROĞLU ülkeye giriş yaptı.

Lüx bir lokantanın önünde durunca abimin kapımı açmasını bekledim. Daha sonra koluna girdim ve Ladin abinle Reha abimi beklemeye başladık. Bu sırada magazinciler etrafımızı sarmıştı bile.

"Aleda Hanım abiniz gelmiş, bu gelişi neye borçluyuz?"

" Aleda Hanım abiniz temelli mi geldi?"

" Abinizin kız arkadaşını tanıştırmak için geldiğini söyleyenler var doğru mu acaba?"

Sorular daha da saçma sapan olmadan cevap vermeye karar verdim. Cevap dediğime bakmayın.

" Bunun bizim ailevi meslemiz olduğunu söylememe ya da sizi ilgilendirmediği hakkında uzun bir konuşma yapmama gerek var mı?" Dedim. Kimse bir süre konuşmadı. Daha sonra devam ettim. " Ben de öyle düşünmüştüm. Buraya abilerim ile yemeğe geldim ve keyfimin kaçmasını istemiyorum. Malum keyfim kaçınca abilerim, keyfimi kaçıranlara bizzat ilgileniyor. Size kolay gelsin." Reha abimlerin geldiğini görünce kolay gelsin deyip geçiştirmiştim. Kaç senedir uğraşıyorum bunlarla. Artık ne söyleyip söylememem gerektiğinin farkındayım haliyle.

Barkın abim elini belime koyup içeriye doğru yönlendirdi beni. Rezervasyon yaptırdığımız daha doğrusu başka birinin rezervasyon yaptırdığı bizim de para verip iptal ettirdiğimiz masaya yönlendirdi ve sandalyemi çekip oturmama yardımcı oldu. Barlas abim karşıma, Ladin abim yanıma ve Reha abim de onun karşısına oturdu.

" Ne yemek istersiniz?" Garsonun sorusuyla Barlas abim bize bakıp onay istedi. Tabi ki her zamanki yediklerimizi sipariş edecektik. Onay alınca siparişi verdi ve içecek tercihlerini bize bıraktı.

" Ben beyaz şarap alayım." Ladin abim konuşunca Reha abim ve Barlas abim de beyaz şarap istedi. Bana baktılar. Abilerim var diye içmemezlik yapmayacağım kusura bakmasınlar. " Ben de kırmızı şarap alayım." Dedim başımı Ladin abime çevirip. Barlas abim içmemi istemezdi Ladin abim de Barlas abime gülmekle meşgul olduğu için Reha abime bakmadan ona bakmıştım.

Reha abim ne kadar sakin olsa da çabuk sinirlenir. Tabi konu sevdikleri olunca. Yani sinirlenmedi ama gerildi. Bu da ona bakarsan benim de gerileceğim anlamına gelir.

" Senin ceza nasıl gidiyor küçük cadı?" Reha abimin sessizliği bozmasıyla ona baktım. " Abi, gitmiyor ya. Vallahi çıldıracağım okulda." Dedim somurtarak. Açıkçası daha hiç bir şey yaşamamıştım ilk günüydü cezanın ama olsun.

" Kız daha ilk gün değil mi? Ne oldu çıldıracağın?" Dedi Ladin abim tamam haklı ama olsun. Begüm olayını anlattım. " Hayır yani okul kuzenimin değil mi? Sanane!" Sinirle soludum.

" Sen de az değilsin. Bilerek sınıfın ceza dosyasını karıştırdın değil mi?" Barlas abim sinirli halimden keyif alıyordu. " Ben ne yapayım. Çalmasaymış. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. Bana çatmasaydı şimdi ortaya çıkmayacaktı. Ayrıca niye gülüyorsunuz ya kolum çıksaydı?" Dedim.

" Kolun çıksaydı gülmezdik. Ama sana bir şey olmadığı için ve olay komik olduğu için gülüyoruz. Ayrıca beyler sizi bilmem ama ben buna 2 hafta gülerim." Reha abim hala gülüyordu. Hayır yani tamam biraz komik olabilirdi ama dua etsinler saldırmadım.

" Abi." Çekingen ifadem dikkatlerini çekmişti. Devam ettim. " Şey... Alparslan abimi de mi çağırsaydık." Dedim gözlerimi kaçırarak. "Güzey, biliyorsun hala aramız limoni ama istersen çağırabilirsin. Benim aram bozuk diye sizin de aranızın bozuk olması gerekmiyor. Zaten bizi takip etmiştir dışarıdan izliyordur." Barlas abimin konuşmasının ardından Ladin abim ve Reha abime döndüm onay ister gibi. Onlar da onay verince Barlas abimden telefonunu istedim ve Alparslan abimi aradım.

" Efendim Barlas." Dedi açar açmaz. " Şey... Benim. Biz yemek yiyoruz da bize eşlik etmek ister misiniz diye sormak istedim?" Çekingen sesim dikkatini çekmişti. " Tabi neden olmasın. Neredesiniz?" Sanki bilmiyormuş gibi konuşmuştu. Gülmek istesem de kendimi tuttum.

" Ben size konum atarım. Burda görüşürüz." Dedim ve bir şey söylemesine izin vermeden telefonu kapattım. Konumu atıp abime verdim telefonu. " Teşekkür ederim." Dedim gülümseyerek. Ardından garsona servis açmasını söyledik.

Yaklaşık 10 dakika sonra Alpaslan abim gelmişti. " Beni kırmadığın için teşekkür ederim." Dedim gülümseyerek. O da gülümsedi be kafasını sallayıp saçımı karıştırdı. Bu hareketini bile özlemişim. Bir süre sonra yemekler geldi. Alparslan abimin ne yediğini bildiğimiz için onun siparişini de vermiştik.

" İçecek olarak ne alırsınız?" Alparslan abim öne masaya baktı sonra benim içeceğine bakıp kaslarını çattı ve cevap verdi. " Kırmızı şarap alayım." Bu hareketi beni güldürdü ama sonra kendimi toplarladım ve yemeye başladım. Sessiz geçen bir yemek sonrası tatlı söyledik. Daha sonra hesabı ödeyip kalktık.

" Biz bara gideceğiz. Gelmek istersen eğer sen de gel. Tabi işin yoksa." Dedim. Düşünmeden cevapladı beni. " Yok. Gelebilirim." Gideceğimiz yeri söyleyip arabalara dağıldık. Tabi ki Görkem abimin bara gidecektik. Yaklaşık 20 dakikalık yolculuktan sonra bara geldik. Kapıda sıra vardı ama önemsemeden güvenliğin yanına gittik. "Noluyor burada? Ne bu kuyruk?" Barlas abimin sorusuyla güvenlik başını eğip cevap verdi. "Efendim, içeride doğum günü partisi var. Özel olarak kapatıldı." Dedi. Abim bana baktı ne yapalım der gibi. "Yine de girelim abi. Eğlenmeye geldim ve eğleneceğim. Sorun değil." Dedim. Abim başını salladı ve güvenliğe döndü. "Duydun." Dedi. Abimler de gelince içeriye girdik. Görkem abim normalde izin vermezdi barın kapatılmasına. Kimin doğum günüydü acaba?

İç kapıda başka bir görevli vardı. "Davetli listesinde var mısınız?" Dedi bize bakmadan. Elinde tuttuğu sekrterlikte yazan davet listesini kontrol ediyordu. "Davetli listesinde olmamıza gerek yok. Bar zaten bizim." Dedim kadına bakarak. Kadın kafasını kaldırıp bize baktı. "Bu bar Görkem DEMIROĞLU'nun." Dedi küstah bir bakış atarak. Aynı küstah bakış ile karşılık verdim. "Görkem DEMİROĞLU benim abim. Şimdi izin verinde abimin barına girmek için kimden izin alacağıma ben karar vereyim." Dedim ve cevap vermesine fırsat tanımdan içeriye geçtim.

Abimler de arkamdan geldi. Erkek olsaydı uğraşmazdım abimler vardı. Kesinlikle cinsiyetçi değilim ama abimler yanımdayken neden muhattap olayım.

"Bizim loca ya geçelim." En güzel yer orası. Abim bana baki olumsuzca kafasını salladı. "Bizim loca da doğum günü sahibinin hediyeleri var." Nasıl ya. "Kimin ya bu doğum günü. Uğraştırıyor sabahtan beri." Dedim sinirle. Ladin abim tereddütle bana baktı. "Cevabı bilmek istediğine emin misin? Çünkü sevmeyeceksin." Abimin söylediğini onayladım ve söylemesini bekledim. "Sinem." Sinirle ellerimi yumruk yaptım.

Alparslan abim de tanıyordu ama yaptıklarını bilmiyordu. Abimlerin yaptıklarını da bilmiyordu. "Görkem abimi arasana bi." Dedim ben aramak istemiyordum. Telefonu elime verince sessiz bir yere geçtim. Abimler de peşimden geldi. Suçlarını biliyorlar tabi.

"Ne var lan!" Reha abim arayınca sinirle açtı ama ben şimdi göstereceğim ona siniri. "Abi, senin bara geldik biliyor musun?" Dedim dişlerimin arasında. "Bil bakalım kimin doğum günü kutlanıyor." Diye devam ettim cevap vermesini beklemeden. "Güzey, ben..." sözünü kestim. " Sen bu kızla görüşüyor musun hâlâ? Hah... Benimki de soru barı kapatmışsın doğum gününde. Bana yaptıklarını bile bile o kızla hâlâ görüşüyor olman. Gerçekten mi? Olan onca şeyden sonra akıllanmadın mı?" Dedim. Sinirimi yansıtıyordum. Ağlamak üzereydim. Alparslan abim hala neden bu kadar sinirlendiğimi anlamaya çalışıyordu. Bir insan ikizine neden bu kadar sinirlenir. Abilerinin görüşmesini istemeyecek kadar.

"O senin kardeşin. Kendine gel!" Abim de sinirlenmişti. "O benim kardeşim değil! Sen benden özür dilerken sana ne söyledim, hepinize ne söyledim ben? Eğer hayatınızda o olacaksa ben olmam demedim mi? Babam da görüşüyor mu, ya annem o? Bana onun yüzünden söylediğin şeyleri unuttun mu? Bana ne ima ettiğinizi falan."

Sinirden ağlıyordum artık. "Güzey..." yine sözünü kestim. "Bana Güzey deme. Bana sadece ailem Güzey der. Benim sana sunduğum tercih hakkını tam 1 sene sonra kullandın. Artık onun Görkemli abisi ol. Ben seninle görüşmek istemiyorum artık." Dedim titreyen sesimle. Gerçekten onunla görüşüyordu. Bana yaptıklarını bile bile, onun yüzünden bana söylediklerine rağmen. "Güzey, bak bir dinle." Dedi daha sakin bir sesle. O sakinleşmişti, benim de sinirim geçmiş yerini kırgınlık almıştı. "Hayır, seni dinlemeyeceğim. Tıpkı o bana iftira attığı zaman sizin beni dinlemediğiniz gibi. Bana onu sildim dedin. Ama sen onu değil şu an beni sildin." Elimle göz yaşlarımı silip devam ettim. "Eve geleceğin zaman Ladin abimle haber gönder Kutay abime gideceğim. Seninle görüşmek istemiyorum" dedim ve telefonu kapattım. Telefonu Reha abime uzatıp kendimi iyice toparladım. Ladin abim Alparslan abimi uzaklaştırırken Reha abim beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Güzey, sakın ol güzelim. Bak Alparslan abim öğrenmesin." Dedi. Duraksadım ve ona döndüm. "Sen" Göz yaşlarımı tekrar silip devam artırdım cümlemi. "Sen de görüşüyordun dimi. Sen de yalan söyledin. Hani pişmandın ona inandığın için. Yalan söyledin dimi?" Barlas abim tutp kendine çekti ve sıkıca sarıldı bana. Kollarımı ona doladım. Bir süre ağladıktan sonra kafami kaldırdım. "Sen de görüşüyor muydun?" Cevap vermedi ama ben cevabımı aldım. Kollarımı çekip onu uzaklaştırdım. Çantamı alıp bardan çıktım ve bir taksi çevirip abim adresini verdim.

Sinem. Benim sonra bulduğum ikizim demeye utandığım insan. Kendi yaptığı şeyleri benim üzerime atıp beni aileme kötüledi. Tabi bunu onu bulduğumuz 2 ayda yaptı. Yalancının mumu yatsıya kadar yandı ve onunla konuşurken itiraf ettirdiğim ses kaydı ile yalanlarını, iftiralarını ortaya çıkardım. Biz konuşurken birden kendini tırmalamaya, tokatlamaya ve saçını çekiştirmeye başladı. Aynı zamanda bağırıyor ve evi başına toplamaya çalışıyordu. Ama benim zekâmı hafife aldı. Aklıma o gün gelince güldüm.

#flashback#

"Sinem, o çocukla benim değil de senin yattığını ikimiz de biliyoruz. Bana maval okuma!" Dedim sinirle. Sinirime karşılık sinsice güldü. "Evet Bunu sadece ikimiz biliyoruz ama. Ve hep de ikimiz bileceğiz. Umarım farkındasındır amacıma ulaşıyorum. Abilerini elinden alıyorum." Dedi. Bu sefer ben gülümsedim.

"Görkem, Reha, Barlas ve Ladin sana inandıkları için çok pişman olacaklar. Ama unutma yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Sana asla kanmayacak tek bir kişi var Alparslan. İlgi abim bile inansa Alparslan abim sana inanmaz." Dedim gülümserken.

"Alparslan abim senin olsun annen ve baban bile bana inandı. Sana sürtük damgası yapıştırdılar..

" dedi tekrar kahkaha atarak. Ciddileştim ve sinirle yüzüne baktım. "Sen kendi sürtüklüğünü örtmek için benim üzerime attın evet bunu sadece ben biliyorum, şimdilik." Dedim. Sazan gibi oltaya gelip beklediğim cevabı verdi.

"Ben sana iftira attığımı itiraf etmediğim sürece bunu kanıtlayamazsın. Evet onunla ben yattım ve bunu ölene kadar sadece ikimiz bileceğiz. Sana attığım hiç bir iftira gün yüzüne çıkmayacak. Mesela babamın projesine döktüğün kahve ya da babamın anneme evlilik teklif ederken aldığı elbiseyi kesmen. Senin yapmadığını anlamayacak kadar gözlerini boyadım. Bu evden gitmen yakındır." Söyledikleri ile kahkaha attım. Bu kadar rahat konuşmasının sebebi telefonları dışarıda bıraktığımızı sanmasıydı. Ama benim elimdeki telefondan haberi yoktu. Kaydı hemen aile grubuna gönderdim ve ona döndüm.

"Senin itirafın işime yarayacak ama?" Dedim telefonu gösterirken. Bir an durdu gözlerini korku bürüdü. Ve kendine saldırmaya başladı. Uzak bir köşede onu izliyordum. Kendine tokat atmasıyla güldüm. Kendini tırmalamaya devam ederken çığlık attı. Abimlerin içeriye dolmasıyla kendine zarar vermesi durdu ve ağlamaya başladı. Abimler bana döndü. Görkem abim öne çıktı ve bağırmaya başladı.

"Sen artık çok oldun Güzey. O senin kayıp kardeşin nasıl yaparsın bunu!" Bağırması ile sıçradım. Bir süre sinirle bana bakan gözlerine baktım ve konuşmaya başladım.

"Körsünüz, gerçekten hem beni tanımıyorsunuz hem de körsünüz. Ladin abi Sinemin tırnaklarına baksana deri ve kan kalıntılarını göreceksin ya da parmakları arasındaki saçları. Ya siz iyi misiniz? Sol yanağında tokat. Sol! Benin sol yanağına tokat atabilmek için sağlak olmam gerekiyor. Ben solağım. Ama siz o kadar kör oldunuz ki bana karşı bunu bile akıl edemiyorsunuz. Gruba attığım sesi dinleyin ve biraz düşünün." Kapıya adımladım ve kapıdan çıkmadan durdum. "Benimle iletişim kurmayın bir daha, eğer bu kızla iletişiminizi kesmeden benimle iletişim kurarsanız Alparslan abim gibi giderim ve benim nasıl olduğumu haberlerden bile öğrenemezsiniz." Kapıyı çarpıp çıktım.

#falshbackSon#

Eve gelince ücreti ödeyip indim. Korumaların kapıyı açmasını bekledim ve içeriye girdim. Anahtarımla evin kapısını açıp direkt salona geçtim. Annemler film izliyorlardı kadarını bana çevirdiler ve filmi durdurdular.

"Size tek bir soru soracağım ve tek bir cevap hakkınız olacak. Siz de Sinem denen o kızla görüşüyor musunuz?" Dedim sinirimi bastırmaya çalışarak. Sessizce birbirlerine baktılar. "Kızım..." elimi kaldırarak sözünü kestim. "Size o gün söyledim değil mi? Alparslan abimin haberi olmasın diye beni iyice tembihlemiştiniz. Sırf abim kardeş katili olmasın diye sustum. Ama şimdi, görüyorum ki siz abimin kardeş katili olmasını değil, kızınızın ölmesini istemediğiniz için öyle söylediniz. Bana yaptıklarını bildiğiniz halde. O gün söylemiştim benim nasıl olduğumu haberlerden bile öğrenemezsiniz demiştim. Madem bunu göze aldınız istediğiniz gibi olsun."

Bölüm sonu

8 yorum