İçeriğe geç

Yalan Hayatlar

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Yalan Hayatlar

Bölüm 3

3

*

*

*

*

*

Hızlı adımlarla yanına ulaştım ve otoparka yürüdük. Burası kolej ve birçok öğrencinin arabası var bu yüzden otopark normalden daha büyük, öğretmenlerle ortak yani. Otoparka gelince önce kendi arabama yürüdüm sonra Çakma Romeo'nun başka yine gittiğini gördüm. O da kendi arabasına gidiyordu.




" Nereye gideceğiz?"




" Bilmem buluruz bir yer."




" Ben kendi arabamla seni takip edeyim o zaman."




" Benim arabayla gideriz gel hadi."




Burda kalmasın diye demiştim aslında. Gece Yücesoy olmasam da, Gece Yücesoy arabasını bırakıp başka birinin arabasıyla gitmiş dedirtmem. Neden bilmem ama sosyete de, yani annemin çevresinde bu ayıp gibi bir şeydi. Ve malesef annem beni bir leydi gibi büyütmeye çalışmıştı. Evet çalışmıştı, çünkü ben annemin leydisi değil, babamın şövalyesi olmuştum. Tam bir savaşçı gibi yetiştirdi babam beni. Neden diye sormadım, bir sebebi olmak zorunda değil. Benim iyiliğimi istediğini biliyorum. Ve babamın şövalyesi olarak Barkın'ın arabasıyla gitmekte bir sakınca görmüyorum. Aslında içim içimi yiyor çaktırmayın.




Evet gerçek ben ne kadar bir şövalye olarak büyüsem de, burada Gece Yücesoy'um. Yani eskiden yapamadığım ne varsa yapabilirim. Yönünü değiştirip arabasının yanında bekleyen Barkın'ın yanına gittim ve kapıyı açar açmaz ön koltuğa oturup kemerimi taktım.Babama derse girmeyeceğimi haber veren bir mesaj attım. Derslerimin iyi olduğunu söylemiştim. Zaten babamın cezası okulla ilgili değil, benim davranışlarımla ilgili. Sorun edeceğini sanmam. Nereye gittiğimizi bilmiyorum. Merak ediyorum ama sormaya üşeniyorum. Şimdi diyeceksiniz ki tanımadığın adamın arabasında işin ne? Ya sana bir şey yaparsa? Yapamaz, korkmuyorum. Dedim ya savaşçı gibi büyüdüm diye. Babam beni her türlü kaçırılma, zorla tutulma, taciz gibi durumlar için eğitti. Nasıl kaçacağım, zaman kazanacağım biliyorum. Yanlış anlamayın babam kötü işlerle uğraştığından değil, aksine iyi işlerle uğraştığından kaçırılma durumum var. Babam kimsenin hakkını yediremez, namusuyla çalışır kazanır parasını. O kimsenin hakkını yemek isteyenlerin gözüne batıyor haliyle.




" Dilini kedi mi kaptı Juliet? Hiç konuşmadım arabaya bindiğinden beri." Dedi yandan bana bakarak.




" O kadar yorgunum ki konuşmaya üşeniyorum." Dedim kafami geriye yaslarken. Sonra gözlerimi kapatıp dinlenmeye başladım. Uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerdeydim. Bedenim uyuyor ama beynim her şeyin farkında. Her zaman öyle oldu. Ben herşeye hazır olmalıyım. Uykumda bile her şeyin farkında olmak zorundayım. Hani dedim ya babam mafya değil diye, doğru babam değil. Ama büyük abim için geçerli değil bu. Evet abim babamı dinlemedi ve mafya olmak istedi, oldu da. Nasıl bir hata yaptığını çok sonra anladı. Tehlikeli olduğu için 7 yıldır görüşmüyoruz. Telefonda bile. Sadece İspanya'nın haber sitelerine girip haberlerini alıyoruz. Her gün sabah, öğlen, akşam, Gece sürekli haberleri takip ediyoruz ve gündemde kalmaya çalışıyoruz. Onun da haberlerden bizi takip ettiğini biliyoruz, bizi özlüyor. Aklıma abim gelince hızla gözlerimi açtım. İçime ateş düşmüş gibi oldum. Bu ani irkilmem ile Barkın'ın gözleri bir anlığına bana döndü sonra tekrar yola odaklandı.




" Ne oldu? İyi misin?"




" Aklıma bir şey geldi, iyiyim."




Hızla arka cebimden telefonunu çıkartıp her zaman girdiğim haber sitesine girdim. Sitede kırmızı harflerle yazılan son dakika imgesine tıkladım. Site yüklenince soyadımı görene kadar indim. İşte! Buldum.




Demiroğlu yine iş başında. Büyük uyuşturucu baronunu çökerten Demiroğlu ülkesine dönmek için uçağını havalandırdı. Aldığı 17 milyar dolarlık uçağı ile gündemden düşmeyen Demiroğlu havaalanındaki röportajında dönme vaktinin geldiğini söyleyerek diğer soruları yanıtsız bırakmıştı. Yaptığı oteller ve turizm katkısı ile ülke gündemine damga vuran Demiroğlu Ülkesine dönme kararı aldı.




" Tanıyor musun?"




" Kimi?"




" Demiroğlu'nu"




O zaman sesli okuduğumu anladım. Babam biliyor mu? Neden geliyor? Madem geliyor neden haber vermiyor?




" Barkın beni evime bıraksan ayıp olur mu? Seni de peşimden sürükledim ama."




" Yok olmaz da sen iyi misin? Rengin solmuş sanki?"




" Eve gidersem iyi olacağım. Sözüm olsun sonra telafi edelim."




" Tamam adresi ver."




Hadi bakalım şimdi ne diyeceksin Demiroğlu malikanesi. İyi ki başka soyadı kullanıyorsun. Düşün ve hızlı ol.




" Aslında okula bıraksan arabamla gitsem daha iyi olacak. Bir de onu aldırmakla uğraşmayayım."




" Sen bilirsin. O zaman istikamet okul otoparkı."




Yol boyunca hiç konuşmadık, kafam o kadar doluydu ki tek kelime edecek halim yoktu. 7 sene geçti, neden şimdi geliyor. Daha önce neredeydi, ya da neden seneye değil. Ne oldu da şimdi gelmeye karar verdi. Ne değişti? Tabi bunları ben bilemem,ama bilmek ister miyim onu da bilmiyorum. Dinler miyim? Konuşur muyum? Bunlar cevabını sonra öğreneceğim sorular. Okul otoparkına geldiğimizde yavaşça kemerimi açtım ve indim.




" Teşekkür ederim, sözüm olsun telafi edeceğiz." Başını sorun yok dercesine salladı. " İyi değilsin, dediğin gibi telafi ederiz. Hadi git dinlen biraz" bir şey söylemedim el sallayıp arabama gittim. Kapıyı açıp kendimi koltuğa attım.




Gözlerimi kapatıp derin nefesler almaya başladım. Sakinleşmem gerekiyordu. Yeterince sakin olduğuma kanaât getirerek arabayı çalıştırıp şirekete sürdüm. Babam orda olmalıydı ve şu an annemin yanına gitmek istemiyorum. Haberi aldığından beri mutluluktan dört köşe olmuştur. Anne o affeder, babam yine biraz süründürür ama o da affeder ama kardeşleri ve özellikle benden çekeceği var. Ve kolay kolay affedecekmişim gibi durmuyor. Şirket önüne gelince arabadan indim ve kapıdakilere baş selami verip içeriye girdim. Burda pek sevilmezdim ama patron kızıydım o yüzden saygı duyuyorlardı. Ne var 4-5 defa yangın alarmını çalıştırdıysam şirket babamın değil mi?




Asansöre gelince en üst katın dugemsine basıp hareket etmesini bekledim. Asansör durunca babamın odasına geldim ve içeriye girdim. Babam koltuğunda oturmuş, basını geriye yaslamış ve gözlerini kapatmıştı. Babamın kızıyım ben huyum suyum ona benzeyecek tabi.




" Baba, haberi okudun bakıyorum." Babam zaten kapı çalmadığım için benim geldiğini anlamıştı. " Okudum güzelim, okudum. Orda yaşamadığı ne varsa burada yaşar artık." Anlamazsa baktım " Anlamadım" önce kafasını kaldırdı ardından bana baktı ve sesli bir kahkaha attı.




" Orada trip yememiştir ve burada ağır trip yiyeceği belli" yavaşça karşısındaki koltuğa oturdum. "Ne zaman gelir?"




" Geldi, evde annenin yanında." Dedi. "Abimler gelecek mi?" Hayır dercesine kafa salladı. " Sanmam, onlar da çok kızgınlar." Keşke gelselerdi onları da özlemiştim. Haftada bir gün geliyorlar ve çok az kalıyorlar. Biz 7 kardeşiz. Benim dışımda bütün kardeşlerim ikiz. Annemin çift yumurtalık diye bir hastalığı var. Yani şimdi doğursa yine ikiz çocukları olur. Gerçi benim neden ikizim yok tartışılır. Böyle mükemmel bir varlığın benzeri olamaz diye ben tek yaratılmışım. Tamam fazla megolaman bir cümle oldu.




" Ben arasam gelirler mi? Özledim onları." Belki gelirler?

Bölüm sonu

3 yorum

  • Ayy çok güzel yazmışsınn♥️😍 Buarada Ay ve Güneş Savaşçıları adlı kitabıma rica etsem bir bakar mısın?