İçeriğe geç

Yalan Hayatlar

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Yalan Hayatlar

Bölüm 2

2

*

*

*

*

*

Arka sıraya doğru yürümeye başladım. İki tane boş sıra vardı. Biri Çakma Romeo'nun yanı, diğeri de orta Sırada önden ikinci sıraydı. Ve ben önlerden nefret ederdim. Çakma Romeo'nun yanına oturdum ve çantamı çıkartırken konuşmaya başladım.




" Bu kadar tesadüf fazla değil mi?"




" Ben de onu soracaktım. Söylesene sen bu sınıfa geleceksin diye mi Begüm'ün sınıfını değiştirdiler?"




" Hayır Kutay bey sınıflar arası başarı ortalama farkı için değiştirdi. O Sırada yanındaydım."




"Ben olduğum için gelmedin yani bu sınıfa?"




" Hayır onu nerden çıkardın?"




" Dediğin gibi Juliet, fazla tesadüf oldu."




" Gece ben, Gece Yücesoy. Ya sen?




" Barkın Kandemir."




Biz konuşurken Veli hoca sınıfa girmiş ve kendimi tanıtmamı söylemişti.




" Gece Yücesoy."




" Bu kadar mı?"




" Kendimi tanıtmamı söylediniz, hayat hikayemi anlatmamı değil."




" Peki derse geçelim o halde."




" Juliet, anlat bakalım neden okul değiştirdin dönem ortasında. Genelde dönem ortasında kayıt almazlar."




" İsmimi söylediğimi düşünüyorum Barkın, neden hala Juliet diyorsun?"




" Hoşuma gidiyor Juliet."




" Öyle olsun bakalım, Çakma Romeo."




Uzun süren 40 dakikanın sonunda zil çalmıştı. Sınıftaki çoğu kişinin nefretini kazandığımı bakışlarından anlamıştım. Haklılar arkadaşlarının sınıfı benim yüzümden değişti. Bunun farkındalar haliyle. Kantine gideceğim ama nerde acaba. Çakma Romeo ya döndüm, kafasını sıraya koymuş uyuyordu. Parmağınla omzuna dokundum. Kafasını hızlı bir şekilde bana çevirdi. Uykulu gözlerle bakıyordu.




" Çakma Romeo bana okulu gezdirmek ister mi? Yoksa ben kendim mi gezeyim?"




Elleriyle gözlerini kaşıdı ve tekrar bana döndü. Ayağa kalkıp hadi dercesine kafa salladı.




" Hadi bakalım Juliet okulu gezdirelim sana."




" Yaşasın."




Biz sınıftan çıkarken, sınıfını değiştirdiğimiz kız omzuma çarparak sınıfa girdi. Bu özgüven nerden geliyor bilmiyorum ama biraz fazla gelmiş. Azaltmak farz oldu. Çakma Romeo iyi olduğuna emin olmak ister gibi bana baktı ve iyi olduğuma emin olduğu zaman kıza döndü.




" Begüm! Bu ne kabalık. Kız okula yeni geldi, omuz atmakta ne oluyor?"




Begüm tam ağzını açmış bir şey diyecekken lafı ağzına tıktım.




" Barkın boşver. Sınıf değiştirmesinin sorumlusu olarak beni görüyor. Halbuki çaldığı sınav kağıtları yüzünden ceza aldı."




Begüm bana şok olmuş bir şekilde bakarken açıklamaya başladım.




" Müdür odasında beni gördüğün zaman Kutay bey senin sicil dosyana bakıyordu. Gözüm kaymış, sanırım kimseye söylememiştin."




" SEN!"




Dedi nefretle. Aynı nefretle bakıp Barkın'ı kolundan çekiştirerek sınıftan çıkardım. Bu çıkışımı o da beklemiyordu anlaşılan. Okulu gezerken sadece sessizdi. Bu sessizliğine alışık değildim. En sonunda kantine geldiğimizde ona oturmasını, bir şeyler alıp geleceğimi söyledim ve sıraya geçtim. Sıra bana gelince nasıl kahve içtiğini bilmediğim için iki tane şekersiz nescafe alıp yanına gittim.




" Pek sessizsin Çakma Romeo, hayırdır."




" Gizli dosyaydı."




" Anlamadım?"




" Sınav kağıdı çalması. Görmüş olamazsın. Uluorta bırakılacak bir dosya değil o dosya."




" Gizli dosya olduğunu nerden biliyorsun?"




" İlk ben sordum."




" Ben cevapladıktan sonra, sen de sorumun cevabını vereceksen söylerim."




" Bu bir anlaşma mı?"




" Fark eder mi?"




" Tamam anlaştık, anlat bakalım."




" Dosyaları karıştırdım."




" Bu kadar mı?"




" Evet. Kutay bey telefon görüşmesine gittiği sırada arka rafta duran dosyaları karıştırdım orda gördüm."




Yalandı. Kutay abi evrak işlerini hallederken gözünün önünde para verilip gizlenmiş disiplin dosyalarını inceledim. Ama bunu bilmesine gerek yok bence.




" Sıra sende."




" Begüm, üvey kardeşim. Bu olayı bizzat ben kapatmıştım.




" Gerçekten mi? Sen pek hoşnut değilsin sanırım bu durumdan."




" Haliyle sonuçta babamın annemi aldatmış olması pek hoş karşılanır bir durum değil. 3 yıl öncesine kadar 2 kardeştik sonra bir sabah 3 kardeş olduk."




" Peki yukarıda yaptığım hareket seni rahatsız mı etti."




" Yani, olayı kapatmak biraz zor oldu. Ama işin içine para girince dosya kapandı tabi."




" Bu parayı müdüre mi verdiniz? Okulun sahipleri zengin sonuçta neden para alsınlar?"




" Evet, müdür böyle konularda işin üstünü kapatmak için para alır. Yani paran varsa cezan yoktur. "




" Anladım. Kusura bakma omuz atınca tutamadım kendimi."




" Hayır, durup dururken omuz attı. Yeterince haketti."




Pek durup dururken değil ama neyse. Sonuçta canım acıyabilirdi. Ben düşüncesiz bir insan değilim, ama önceliğin her zaman kendim oldum. Ve öyle olacak. Bu babamın bana öğrettiği ilk şey. Asla kötü biri olma, ama önceliğin hep kendin ol. Biri canını acıtamasın demişti. Öyle de oldu. Kimseye canımı acıtma imkanı vermedim. Bana zararı dokunan herkesle bağlantımı kestim. Zil çalana kadar sessizce kahvelerimizi içtik. Daha sonra yine konuşmadan sınıfa geldik. Dersin tekrar edebiyat olduğunu Veli hocanın sınıfa girmesiyle anladım. Beklemeden ders anlatmaya başlayınca kitaptan takip ettim. Çakma Romeo kafasını sıraya koyduğu gibi uyumaya başlamıştı. Dersin ortalarına doğru kapı açıldı ve Kutay abim girdi.




" Veli hocam kusura bakmayın, Gece biraz gelir misin?"




Son kısmı dişlerinin arasında söylemişti. Sanırım bir şey yapmıştım. Ne yaptığımı bilsem kendimi savunmam daha kolay olurdu. Neyse dur öğreniriz. Yavaşça sıradan kalktım, soru dolu gözleri es geçip sinirden alev alan gözlere yöneldim. Sınıftan çıktık ve müdür odasına kadar hiç konuşmadık, sinirinin geçmesini umuyordum.

Kapıyı açıp geçmem için yer verdi.




" Güzelim, bana az önce teneffüste olanların bir açıklamasını yapacak mısın? Kızın babası beni arıyor hani gizli kalacaktı diyor. Ama bil bakalım ne oluyor? Ben neyin gizli kalacağını bilmediğim için boş yere özür diliyorum. Ben! Kutay Karal özür diliyor."




" Okul müdürüne sorsana. Para alıp suçları gizleyen o. Kız hırsızsa ben ne yapayım."




" Ne parası, ne suç gizlemesi? Neyden bahsediyorsun sen?"




" Kızın hırsızlık suçunu para alıp gizlemiş okul müdürü. Sabah elimdeki dosya da yazıyordu. Dua etsin sadece sınav kağıdı çaldığını söyledim. Arkadaşlarının değerli eşyalarını çaldığını söylemedim. İnsaflı davrandığına şükredeceğine sana mı şikayet etmiş? Yazık kafasına."




" Bizim okul müdürü mü?"




" Yok abi bizim okul müdürü. Tabi sizin okul müdürü. Yani benim suçum yok."




" Suçun yok mu? Neden herkesin içinde suçunu açığa çıkartıyorsun?"




" Bana omuz attı çünkü, hem de durup dururken."




" Kesin birşey yapmışsındır. Durup dururken kimse omuz atmaz."




" Kızın sınıfını değiştirdin ya abi."




" Ne bileyim ben böyle büyük sorunu olduğunu. Adamın aldığı notlarda hırsız yazmıyordu. Ufak ailevi sorunlar yazıyordu."




" A ne öğrendim. Bizim sınıftan birinin gayrimeşru kardeşiymiş. Babasının başka kadından kızı."




" Aa öyle miymiş? Kızın banane bundan! Dedikodu yapacak başka kimse kalmadı bana mı geldin?"




" Ne bu stres ya. Ne dedim şimdi? Ailevi sorun dedin anlattım sorununu."




" Kimin gayrimeşru kardeşiymiş onu da söyle bari."




" Banane kızım dedikodu yapacak başka biri mi kalmadı."




Diyerek onu taklit ettim sinirle bana bakınca gülmeyi kestim.




" Çakma Romeo'nun, neydi adı? Barkın, heh Barkın.'




" Soyadı yok mu bu Barkın'ın?"




" Kandemir."




" Çakma Romeo mu dedin sen? Daha bu gün başladın okula ne bu samimiyet?"




" Ee ben derse gideyim. Sonuçta edebiyat önemli bir ders. Öyle değil mi? Görüşürüz en sevdiğim kuzenim."




Kapıdan çıkarken arkamdan bağırdı.




" Bunu evde konuşacağız yırttım sanma."




Koridorda tuvalete diye dersten çıkan kızlar vardı ve Kutay'ın bağırması ile bana baktılar. Kim bilir ne düşündüler hakkımda. Aman be ne düşünürlerse düşünsünler sonuçta burada kalıcı olma gibi bir planım yok. Kafamı sıraya koyup gözlerimi kapattım. Pek arkadaşım yoktu hatta hiç yoktu ihtiyaç duymadım. Lise gereksiz samimiyet ve sahte arkadaşlar demekti. Boş yere vaktimi harcamak yerine kendimi derslere verdim. Üniversite de gezip eğlenebilirdim arkadaşlarımla değil mi?




Dersleri sevmesem de gayet iyiydi notlarım. Ben ders dinlemeyi sevmiyorum, çalışması eğlenceli. Merdivenlerden inmeye başladım, yavaş ama seri adımlarla sınıfa gelmem çok sürmemişti. Kapıyı çaldım ve gel sesini duyunca içeriye girip yavaşça yerime oturdum. Herkes neden çağrıldığımı merak ediyor ama dersteyiz diye soramıyordu. Sanırım Çakma Romeo bunu pek umursamıyordu.




" Neden çağırmış?"




" Kayıt sırasında bir sorun çıkmış. Önceki okul kaydımı silmemiş henüz. O yüzden."




Doğruyu söyleyemezdim bir kere saklamıştım artık devam etmek zorundaydım. Pek inanmış gibi değildi ve sanırım bu işin peşini bırakmayacaktı. Bir şeyler sakladığımı bu kadar belli ediyor müyüm acaba? Tamam yalan söyleyemem, bir şekilde belli ederim ama sadece beni tanıyanlar anlar sanıyordum. Sanırım yalan konusunda kendimi geliştirmem gerekiyor.




" Bir kayıt meselesi için fazla sinirli bir şekilde çağırmadı sence de?"




Heh şimdi ne söyleyeceksin? Çocuk düşünüyor sen düşünmeden söyle anca. Hayır atıyorsun bari mantıklı at. Daha fazla bekletmemek için aklıma gelen ilk cevabı söyledim.




" Okulda işi uzadı. Hiç yoktan iş çıktı bence ona sinirliydi. Ben olsam ben de sinirlenirdim."




" Öyle olsun bakalım Juliet."




Biraz daha ufak tefek konuşmalardan sonra zil çaldı. Zaten dersi dinlemiyordum. Hepsi bildiğim konular.




" Söyle bakalım Çakma Romeo bundan sonraki ders ne?"




" Fizik"




" Teşekkürler, ben almayayım."




Dedim ve eşyalarımı çantama koyup ayağa kalktım. Hırkanı belime bağlayıp kapıya doğru ilerledim. Bu kafayla fizik çekemezdim. Aklıma gelen fikirle durdum. Arkamı dönüp Çakma Romeo'ya baktım.




" Gelmiyor musun?"




" Fizik dersi dinlemek ya da Juliet ile vakit geçirmek. Cevap belli zaten."




Elinde tuttuğu ceketi yeni fark ediyordum. Ben dururken önüme geçti ve çıkışa ilerledi. Benim yürümediğimi farkedince bana döndü.




" Hadi Juliet, gelmiyor musun yoksa?"




"Geliyorum." Tabii ki gidiyorum!

Bölüm sonu

3 yorum