*
*
*
*
*
*
*
Birkaç saat sonra uzandığım yataktan kalktım. Uyuma çabam boşuna gitmiş ve boş boş yatarak zaman kaybetmiştim. Oflayarak ayağa kalktım. Boy aynamdan kendime baktım ve gördüğüm şeyle aynaya yaklaştım.
Harika bir sivilcem eksikti! Makyaj masamın yanına gidip sivilce bantlarından birini alıp yapıştırdım. Odamdan çıkıp Alparslan abimin odasının önüne geldim. Kapıyı çaldım.
"Gel."
"Abiciğim."
"Gel meleğim. Ne oldu, bir sorun mu var?"
"Yok abim ne sorunu seni merak ettim. Baranlar gittiğinden beri biraz gerginsiniz hepiniz. Bana da anlatmadınız. Merak ediyorum sormak istiyorum ama sizin anlatmanızı bekliyorum."
"Anlayışlı meleğim benim." Gülümsedim. "Bugün benimle uyumak ister misin? Değişiklik olur." Kafamı salladım. Sanki uzun zamandır uyumamışız gibi.
"Olur abi, çok isterim. Ama önce Demir abimlere de bir bakayım onlar da sinirliydi." Kafasını salladı. Onun odasından çıkıp bahçeye indim.
Demir abimi tanıyordum. Sinirliyken asla kapalı alanda durmazdı, duvarlar üstüne üstüne geliyormuş öyle diyordu. Demir abimi görünce haklı olduğumu anladım. Çimenlerin üzerine oturmuş yıldızlara bakıyordu. Bahçe kapısında durup bir süre onu izledim.
Yavaşça yanına gidip oturdum. Kafamı kaldırıp yıldızlara bakmaya başladım. İkimizde konuşmuyor sadece oturmuş gökyüzüne bakıyorduk.
"Çok güzel değiller mi?" Sessizliği ilk bozan ben oldum. Kafasını eğip yandan bana baktı. "Evet çok güzeller." Bedenimi tamamen ona döndürdüm. "Hepiniz neye bu kadar sinirlendiniz bilmiyorum." Gözlerindeki sinir tekrar yerini aldı. "Ve siz anlatana kadar sormayacağım."
Kafasını çevirdi. "Demir, bu kadar sinirlenme nedeniniz Barangil değil mi?" Ona Demir demem dikkatini sonunda bana çekebilmişti. "Demir?"
"Evet Demir, sen her sinirlendiğinde, yıkıldığında, pes ettiğinde bu sebeplerden benden uzaklaştığında Demir olacaksın. Şu an sinirlisin ve bu yüzden benden uzaksın."
"Bana bak küçük hanım-"
"Baktım Demir söyle." Ayağa kalkıp birden beni kucağına aldı. Ufak bir çığlık atarak boynuna sarıldım. "Kimim ben?"
"Demir."
Havuza doğru adımladı. Hayır! Yeniden olmaz! Boynuna daha sıkı sarıldım.
"Kimim ben?"
"Demir."
"Güzelim son kez soruyorum, Kimim ben?" Aleda havuz mu yoksa bir kelime mi? Kaç kızım kaç affetmez bak bu.
"Demir abimsin." Beni yavaşça yere bıraktı. Yüzümü elleri arasına aldı ve konuşmaya başladı.
"Evet bizi Baranlar sinirlendirdi ama sen sakinleştirdin şimdi bu konuyu kapatıp içeriye girelim hava soğuk, hasta olmanı istemeyiz." Beni sırtımdan yavaşça iterek içeriye yönlendirdi. "Sakın hasta olma Aleda kendine dikkat et!" Peeki
"Tamam Demir abi, sen kendine ne kadar dikkat edersen ben de o kadar dikkat ederim." Hızla yanından uzaklaşıp Kutay abimin odasına gittim. Gitmeden önce sabır çektiğini duymuştum, çok ihtiyacı olacağı kesin.
Kutay abimin odasına kapıyı çalmadan pat diye daldım. Yattığı yataktan hızla doğrulup kapıya baktı. Beni görünce rahatlayıp kendini yatağa bıraktı. Kolunu yanına uzatınca gidip kolunun üzerine yattım.
"Kapı çalmayı bu yaşında öğrenmen gerekecek sanırım."
"Senin odana kapıyı çalarak girmem ki." Bana baktı.
"Nedenmiş o?"
"Çünkü sen benim sırdaşımsın." Güldü. Gamzesi çıktı.
"Yarın okula birlikte gidiyoruz."
"Neden?"
"Ne neden? Sence neden?" Haklıydı neyse.
"Sen neden geldin?" Dirseğimle karnına vurdum. "Uyuyamadım."
"Seni uyutmamı ister misin?" Kafamı hayır anlamında salladım. "Alparslan abime sözüm var." Uzun süre ikimiz de konuşmadık. Sonra olduğu yerde doğruldu.
"Aleda." Aleda mı? Benim adım bebeğim, güzelim, meleğim değil miydi?
"Okulda, sana en ufak bir rahatsızlık veren durumu ilk bana söylüyorsun. Bak Aleda biri kalem istese haberim olmalı tamam mı?" Bu kadar ciddi olma korkuyorum.
"Tamam abi söz veriyorum." Arkamda çapraz yaptığım parmaklarımı görmedi tabiki. "Neyse Alparslan abim beni bekliyor, ben gideyim artık." Ayağa kalkıp kapıya yürüdüm. Kapıyı açıp çıkacakken Kutay abimin söylediği ile elim kapı kolunda kaldı.
"Aleda senden saklamak istemiyorum. Büyük bir tehlike olmasa senden bunu istemezdim. Kendine çok dikkat etmelisin. Biz senin hep etrafında olacağız ama sen bize yardımcı olmazsan yapamayız."
Bir şey söylemeden odadan çıktım. Elimi hızla atan kalbimin üzerine koyup yavaşlaması için biraz bekledim. Biraz yavaşlayınca Alparslan abimin odasına gittim.
Yavaşça içeriye girip tek kelime etmeden yanına uzandım. Sertçe nefes verip bana döndü. "Söyledi değil mi?" Bir şey demedim. O da anladı zaten cevabı. "Güzelim, sakın korkma. Ben halledeceğim tamam mı? Söz veriyorum." Kafamı salladım.
"Size güveniyorum biliyorsun. Korkma dersen korkmam." Biraz durup devam ettim. "Yarın İlgi ve Ladin abimle konuşacağım."
Söylendi. "Aptallar." Haklıydı ne diyebilirdim ki?
)****(
Kahvaltı masasına son kez bakıp eksik bir şey var mı diye kontrol ettim. Eksik bir şey olmadığını anlayınca abimleri uyandırmak üzere yukarıya çıktım.
İlk Demir abimin odasına geldim çünkü dün gece hala düşünceliydi ve uyuyup uyumadığından emin olmak istiyordum. Eğer ilk Kutay abim ya da Alparslan abimin odasına gitseydim gürültüye uyandığını söyleyebilirdi.
Yavaşça kapısını açıp göz ucuyla içeriye baktım. Pencerenin kenarındaki berjerin üzerine oturmuş, dirseklerini dizlerine yaslamış ve yüzünü ellerinin arasına almış öylece duruyordu.
Uyumadığını biliyordum. Çok fazla düşünüyor. Herkesi, her şeyi düşünüyor. Kapıyı geçebileceğim kadar açıp içeriye girdim.
"Gel güzelim." Bakmadan anlamıştı. Güldüm. "Nereden bildin ben olduğumu?" Kafasını kaldırıp arkasına yaslandı. "Kokundan."
Yanına gittim önünde diz çöktüm. "Sen niye uyumadın?" Cevap vermedi. "Demir abi?"
"Efendim güzelim?" Gözlerine baktım. "Eğer beni böyle düşüneceksen düşünme!
Çünkü ben seni böyle görmek istemiyorum. Her seferinde aynı konuşma. Eğer böyle düşüneceksen bırak ben kendimi düşünürüm." Ayağa kalktım ve ona bakmadan kapıya gittim.
Kafamı yan çevirip göz ucuyla baktım. "Kahvaltı hazır. Toparlanmadan gelme." Odasından çıkıp kapıyı sertçe kapattım.
Uyumuyor, yemiyor, içki ve sigara dışında bir şey içmiyor. Fark etmese de beni en çok yaralayan onun bu hali. Alparslan ve Kutay abimi de uyandırıp aşağıya indim.
Abimler sonunda aşağıya inerken ben cektimi giyiyordum. Uykuları olduğu belliydi ama o kadar kahvaltı hazırladım yesinler ve tekrar uyusunlar.
"Bebeğim nereye?" Alparslan abimin sorusuyla çantamı alıp ona döndüm. "Okula o kadar uzun zamandır gitmedim ki siz bile öğrenci olduğumu unuttunuz."
Hepsinin yanaklarına birer öpücük bırakıp arabamın anahtarını aldım. "Ben kaçar."
Evden çıkıp arabaya bindim ve okula sürdüm. Tekrar merhaba KARAL koleji. Tekrar görüşmemize sevindim. Çantamı alıp arabadan indim ve kapıyı kilitleyip sınıfa çıktım.
En arka sıraya geçip oturdum ve çantamdan kitabımı çıkartıp okumaya başladım.
"Oo okulumuzun cool kızı da buradaymış. Öz güvene bakın." İyi de öz güven ne alaka, altı üstü kitap okuyorum.
Kafamı kaldırmadan baktım. "Ben okulun cool kızıyım, tamam bunda anlaştık. Peki sen nesisin? Bir tahminim var ama uygun ortam yok." Bir süre sadece baktı, sanırım anlamadı. Sonra sinirle üzerime yürüdü.
"Bak şu işe, jeton da köşeli!" Alaylı konuşmam onu daha da kızdırmıştı. "Bana bak kızım-" sözünü kestim. "Asıl sen bana bak! Önce bana sonra kendi konumuna bak. Sen benim üzerime yürüyebilecek, beni tehdit edebilecek konumda mısın sence? Seni adam yerine koyup cevap veriyorum, sınırını aşma, haddini bil!" Hepsi beni bulur zaten.
Sınıfa giren hoca ile geçip yerine oturdu. Yanımdaki sırada kimse olmayınca çantamı oraya koyup rahatça oturdum. Anlamıyorum abi, hem popüler olup hem yalnız kalmayı nasıl başarıyorum. Gerçekten büyük bir başarı.
İçimden ders dinlemek gelmediği için kulaklığımı takıp kitap okumaya devam ettim. Zaten ben bu konuları biliyorum tekrar dinlememe gerek yok.
Dersin ortalarına doğru sessize almayı unuttuğum telefon ile müziğim kesildi ve tüm sınıf bana döndü. Telefonu elime alıp arayan kişiye baktım.
"Aleda, telefonu kapatır mısın?" Hocanın sesi ile güldüm. "Hocam kusura bakmayın ama ben bu telefonu kapatırsam amel defterimi kapatmış olurum. O kadar da canıma susamadım."
Hoca anlamazca bana bakmaya başladı. "Babam arıyor, ben bu telefonu açmazsam her yeri ayağa kaldırır." Babamı hâlâ affetmesem de telefonlarını açmam gerekiyor. Bu herkes için böyle. Ne olursa olsun toplantıda olsan da trafikte olsan da.
Tam telefonu açacakken arama sonlandı. Buyrun cenaze namazına. Babamı geri aradığım zaman meşgule attı. Yutkunur korku dolu bakışlarımı telefondan çektim. Sesli bir küfür mırıldandım.
"Siktir!"
Hızla ayağa kalktım ve çantamı alıp sınıftan çıktım. Hoca kapıya kadar gelip seslense de sanırım fazla kafaya takmadığı için kapıyı kapatıp sınıfa geri girdi. Bir elimde telefon babamı arıyorken diğer taraftan hızlı bir şekilde Kutay abimin odasına çıkmaya çalışıyordum. İnanın bana hiç abartmıyorum kıyamet kopacak.
Kutay abimin odasına gelince kapıyı çalarak içeriye girdim. Kutay abim bana bakıp tekrar önüne döndü.
"Güzelim? Ders saati değil mi?"
"Babam aradı."
"E ne güzel. Ne dedi?"
"Hoca yüzünden açamadım." Kafasını hızla kaldırdı.
"Seni tanımak güzeldi meleğim." Gözlerimi devirdim.
"Sağ ol Kutay abi ya. Çok yardımcı oldun."
"Rica ederim güzelim. Benden son bir isteğin var mı?" Gözlerimi kısarak ona baktım. "Çok gıcıksın!" Oflayarak koltuklardan birine oturdum ve babamı tekrar aradım.
"Benim telefonum niye açılmıyor?"
"Dersteydim baba hocaya laf anlatmaya çalışırken kapandı." Sesinden ne kadar sinirli olduğunu anlayabiliyordum.
"Geliyorum."
"Hiç gerek yok bence sen işinden olma. Hem niye aramıştın sen?"
"Geliyorum dedim. İlgi abine ulaşamıyorum. Senin haberin var mı?" Oturduğum yerde dikleştim.
"Hayır benim haberim yok. Telefonları açmıyor mu?" Kutay abim ciddileşmiş halimi görünce yerinden kalkıp yanıma geldi. Babam bir şey söyleyemeden Kutay abim telefonu elimden çekti.
"Enişte bir sorun mu var?" Babamı biraz dinledikten sonra kafasını bana çevirdi. "Tamam enişte sen merak etme Aleda benim yanımda. Sen beni habersiz bırakma ama."
"Hayır abim yanımda değil şirkete gitti." Telefonu kapatıp bana geri verdi.
"Bugün benimlesin küçük şeytan."
"Bir sorun var değil mi?" Kafasıyla beni onayladı. "Anlat bakalım dinliyorum." İtiraz etmeden söze girdi.
"İlgi ve Görkem dün gece kavga etmişler. İlgi kapıyı çarpıp evden çıkmış. Kimse nerde olduğunu bilmiyor, telefonunu da açmıyormuş." Kavga mı etmişler? İlgi ve Görkem abim mi?
"İyi de neden kavga etmişler?" Sıkıntıyla bana baktı. "İnan hiç bir fikrim yok güzelim."
"Alparslan abimi merhaba arasak belki o biliyordur?" Kafasını salladı. "Baban bizden önce herkesi artmıştır. Bir sorun olmasa bize söylemezdi. Eve gidelim herkes oradaymış."
"Tamam gidelim hadi." Bunu dememle birlikte hızla odasından çıktı. Ve arkasından elimde çantamla ben.
)********(
"Ya bi sakin olun. Urahan abimden bahsediyoruz. Eminim merak edilecek bir şey yoktur." Yaklaşık 3 saattir evde haber bekliyorduk ve bu dediğime ben de inanmıyordum. Urahan yani İlgi abim bize haber vermeden bir yere kaybolmazdı.
Kutay abimin arada bana kaçamak bakışlar attığını görsem de şu ana kadar pek umursamamıştım ama şu an biraz gözüme battı.
"Kutay abi bir saniye benimle gelir misin?" İtiraz etmeden peşimden geldi. Bahçede salondan uzak bir köşeye geçince ona döndüm.
"Neler oluyor? Artık anlatacak mısın!?"
"Bir şey olduğu yok hadi içeriye geçelim." Geri gidecekken kolundan tuttum. "Kutay bir şeyler döndüğünün farkındayım bence bunu benimle paylaşmak istersin. Ki şu an alabileceğin en mantıklı karar bu olur."
"Abim beni öldürecek. İlgi Görkem ile fena kapışmış. Ama çekip gitmemiş." Eliyle yüzünü sıvazladı. "Biri götürmüş. Kim olduğunu bilmiyoruz."
"Kahretsin! Bu yüzden bu kadar endişeliler! BANA SÖYLEME GEREĞİ BİLE DUYMADILAR!"
Arkamı döndüğüm gibi salona geri döndüm.
"Ben kimim?" Anlamazca bana baktılar. Bu sefer bağırdım. "BEN KİMİM!?" Babam ayağa kalktı. "Aleda bağırma. Sorun ne?"
Histerik bir kahkaha attım. "SORUN NE ÖYLE Mİ? BEN BU AİLEDEN DEGİL MİYİM YA?"
Demir abim sakince yanıma yaklaşıp koluma dokundu. Hızla kolumu çektim. "DOKUNMA."
"O BENİM ABİM FARKINDA MISINIZ? BENDEN BUNU NEREYE KADAR SAKLAYACAKTINIZ?" Yüzlerine baktım. "NİYE HER ŞEY BENDEN GİZLENİYOR! TAMAM KARIŞTIRMIYOR OLABİLİRİM AMA BU SIRF SİZE GÜVENDİĞİMDEN! APTAL GİBİ HER SEFERİNDE AYNI HATAYA DÜŞÜYORUM."
"Güzelim sakince konuşalım istersen?"
"KONUŞMAYALIM. BENDEN BİR ŞEYLER SAKLAMAYA DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE KONUŞMAYALIM BARLAS ABİ. NE HALİNİZ VARSA GÖRÜN." Arkamı dönüp hızla salondan çıktım. Vestiyerden ceketimi çantamı ve arabanın anahtarını alıp evden çıktım.
*
*
*
*
Evet geç de olsa yeni bölümle geldim. Önce sizden soruları alalım.
Urahan(İlgi)
Demir
Kutay
Alparslan
Aleda
Görkem
Reha'nın sesi çıkmadı bu bölüm ne peşinde acaba?
Barkın ı kimin yolladığını neden saklıyorlar?
Sizce Aleda tepkisinden haklı mı?
