Zaman Her Şeyi Değiştirir
İki gün önce babam ile birlikte DNA testi vermeye gittik. Bugün ise bu ailenin çocuğu olmadığımı öğrendim. DNA testi uyumsuz çıktı. Şimdi arabada benim doğduğum hastaneye gidiyoruz.
Gerçek çok zordu;
Ablam ve abim vardı ama yalanmış.
Annem ve babam vardı ama yalanmış.
Yaptıklarını kötü şeyleri gerçek ailem diye sustum ama gerçek ailem değillermiş.
En zor kısmı da gerşek ailemi hiç görmemem ve beni nasıl karşılayacaklarıydı.
Çünkü benim psikolojik duyamama ve konuşmama rahatsızlığını duyunca ne yapacaklardı. Ben bu rahatsızlıkla tanıştıktan sonra el işaretiyle kendimi ifade ediyordum. Dudak okumak için kurslara gittim. Duymasam da dudak okuyordum.
Göz yaşlarımı içime haps ettim akşam nasıl olsa rahatça ağlayacağım kimse görmeden.
Hastaneye varmamız ile indik derin nefes aldım bavulumu sürüklüyordum annemler önümden ilerliyordu. Birlikte baş hekimin odasına girdik. Baş hekim diğer aileye gerçeği açıklamaya çalışıyordu onlar da inanmıyordu. Yüz ifadelerine gülerdim ama ciddi olmam gerekiyordu.
Yazardan;
Baş hekim diğer aileyi görünce durdu konuşmasına devam etti;
-Buyrun şöyle oturun dedi.
-Neyse işte hemşireler sen biri çocukların yerlerine yanlış koymuş ama merak etmeyin kovduk.
Durunun annesi(Ceylan) derin nefes aldı;
-On yedi yıldır fark etmediniz mi?
-Hastanenin müdürü böyle şeylerle ilgili değildi sonra müdür değişti ve siz aradınız bu yüzden o yılın kamera kayıtlarına bakıp sizleri çağırdık.
-Peki teşekkür ederiz dedi. Biz kızımızı alalım mı? Dedi Ceylan.
-Kızım gitmek istiyorsan gidebilirsin yolun açık olsun dedi karşıdaki anne.
-Evet anne görüşürüz dedi sarıldı sonra da babasına sarıldı.
Duru;
Ablam beni dürttü bu karşı aileye gitmem için bir şey söyledikleri anlamına geliyordu. Ablam beni kendine çevirdi dudaklarını okudum
- Annem gerçek kardeşimi aldı diğer ailede seni istiyor git onlarla tanış.
-Tamam dedim el işaretiyle.
Karşıdaki aileye baktım. Annem yani gerçek annem bana bakıyordu dudağını okudum.
-Kızım gel seninle tanışalım dedi. Bende yanlarına gittim
-Ben yani annen Dilara dedi bu yanımdaki baban Okan bu da kardeşin Efe, abin Göktuğ bu da abin Hamza başka abilerin de var onlar yut dışından geldiği için geç gelecekler.
Babama baktığım sırada konuştu dudaklarını okudum;
-Burda güzel bir kafe var oraya gidelim. Sen ne dersin kızım?
Ben mi? Ne diyeceğim kafa sallasam bu mantıklı ama kafa salla salla nereye kadar? Kafa kalmayacak bende…
Kafamı salladım annem hemen ayağa kalktı.
-Hadi gidelim Hamza kardeşinden bavulu al, kızım itiraz etme tamam mı? Spora gidiyor abin bir zahmet taşısın.
Güldüm bavulumu abime uzattım. Babam bena omzunu attı. Ona baktım;
-Babanım ben bakma öyle! Yüzümü elimle kapattım.
Bu sırada kesin güldü babam ama duymadım. Duymam için aileme alışmam konuşmam için onlara güvemmem gerekir çünkü öyle oluyor psikoloğumla rakatça konuşuyordum çünkü güvenmiştim o kadına, o da bana güzel hissettirdi.
Kafe hastanenin hemen yanında olduğu için hemen vardık. Bir masaya oturduk ve garson geldi;
-Ne içerdiniz? Sıçtım çünkü söyleyemezdim ne yapıcam uffff
Herkes söylediğini anladım garson bana bakıyordu ben neyapcağımı şaşırdım o sırada menüyü alıp bir kahve gösterdim başını salladı gitti Göktuğ abim
-Neden konuşmuyorsun ki? Dedi bunu ona bakarken söyledi gözümden bir yaş düştü. Annem yanımda oturuyordu yüzüne baktım.
-Darlamayın kızımı neyse kahveleri içip gidelim dedi. Kahveler geldi içerken abim hayla konuşuyordu;
-Sanki görende dilsiz zanneder. Ben kahvemi yodumladım o sırada masadaki çatallar oynadı. Babana baktım;
-Oğlum yeter eve gidince açıklar kız!
-Tamam baba.
-Hadi eve gidelim kızım.
Arabalara doğru yürüdük eve doğru babam sürdü arkada ben ve efe vardı arkadaki arabada abilerim vardı. Eve vardığınızda baktım. Çok güzel villa tarzındaydı. İçeriye girdik bir hizmetli açtı kapıyı. Eşyalarımızı aldı gülümseyerek bana
-Hoş geldiniz efendim dedi gülümsedim. Annem elimi tuttu ve salona girdik çünkü çok büyük bir yerdi.
-Kızım canımın parçası söyle neden konuşmuyordsun. Derin bir nefes aldım telefonumu çıkardım ve yazdığım metni okuması için verdim. Bunu gerçek ailem olduğunu öğrendiğim gün yazdım annem okumaya başladı.
-Sevgili ailem merhaba ben Duru on yedi yaşındayım, bir kreşte stajyerim, şimdi bunu sen değil de annem okuyor diyebilirsiniz çünkü ben psikolojik duyamama ve konuşmama rahatsızlığım var bu yüzden sizinle konuşamıyorum. Şimdiye kadar bizi nasıl anladınız derseniz ben dudak okuyabiliyorum. Bana inanmıyorsanız psikoloğumun numarası arayıp sorarsınız … Benimle iletişime geçmek isterseniz el işaretleriyle kendimi ifade ederim bunu öğrenmek istemiyorsanız hizmetliniz varsa onlardan birine öğrenmesi için ek maarş verebilirsiniz. Ben size seçemek sundum siz ne yapmak isterseniz ona uyarım teşekkürler. Bu arada rahatsızlığım yüzünden çalışmıyorum.
Annem bana baktı ağlıyarak okumuştu telefonumu verdi ve bir anda bana sarıldı hala ağlıyordu. Biraz böyle durduktan sonra bana döndü.
-Kızım özür dilerim bilmiyodum. Hem el alfabesini biliyorum ben çocuk gelişiminde öğrendim. Abilerine, babana, kardeşine ve hizmetlilere öğretirim
-Özür dilemene gerek yok bilmiyordunuz, el alfabesi için sağol çok düşüncelisiniz.
Annem ağlamaya devam etti abim ona sordu.
-Ne dedi anne?
-Bana dedi ikimizin arasında kalsın el alfabesini hepinize bir ayda öğretirim ben, artık hepinize şart.
Annem bana döndü
-Odana gidip yatabilirsin kızım eşyalarını yerleştiremediğimiz için misafir odası da kalıcaksın özür dilerim
-Önemli değil, hep özür dileme izle gerek yok.
-Telefonunu alabilirmiyim?
-Neden?
-Mesajlaşmak için
-Anladım alabilirsiniz. Telefonumu verdim,
-Annem diye kaydettim istersen değiştirirsin tamam mı? Diğerlerinde kaydettim abilerin kardeşin ve baban.
-Beni aramayın duymuyorum zaten dedim göz yaşım aktı.
-Tamam kızım aramayız Efe ablana odasını göster.
Üç kat çıktık efe odamın kapısını gösterdi
-İyi geceler abla.
Yatağıma yattım ve ağladım uzun süre hemde ama bu eski ailem için son ağlayışım olucaktı onlar için hiçbir şey değmez...
